Kategoriler: Dergi,
Alt Kategoriler: Ağustos,

Giriş

Avrupa’nın şımarık çocuğu Yunanistan, “Etniki Eterya” ilkelerinin hâkim olduğu dış politikasını “Türk Tehdidi” eksenine oturtmuş, her dönemde Türkiye’nin istismar edilebilecek hassasiyetlerini “Megali İdea”sını gerçekleştirmek için bir fırsat olarak değerlendirmiştir.

Yunanistan kendi tehdit unsurları çerçevesinde gördüğü bölgesel en büyük güç olan Türkiye’ye karşı “güçten düşürme” politikası uygulamaktadır. Bunu yapabileceği en uygun zemin ise Türkiye aleyhine faaliyet gösteren terör örgütlerine, siyasi, ekonomik, lojistik,  askeri ve istihbarat olarak yardımdan geçmektedir.

Yunanistan’ın ASALA, PKK, IŞİD(DEAŞ), FETÖ ve aşırı sol terör örgütlerine verdiği destek de bu kapsamda değerlendirilebilir. 

PKK terör örgütünün Yunanistan’da açıktan açığa örgütlenmeye başlaması ve Yunan askeri ve siyasi makamlarının örgütün faaliyetlerini kolaylaştırıcı hatta yönlendirici bir politika izlemesiyle, bu durum, Yunanistan ile Türkiye arasındaki ilişkilerde doğrudan bir sorun olarak karşımıza çıkmıştır.

Yunanistan’ın ve Yunanlı politikacıların PKK terör örgütüne vermiş oldukları siyasi destek giderek uluslararası kamuoyu önünde açıktan yürütülmüştür. Yunanlı politikacılar ve askerler PKK terör örgütünün Suriye, Irak ve Lübnan’daki kamplarını ziyaret ederek desteklerini ifade etmişlerdir. Yunanistan, PKK’yı bir terör örgütü olarak kabul etmediğini ve bu örgütün yürütmüş olduğu silahlı mücadeleyi de insan hakları ve demokrasi bakımından değerlendirmekte olduğunu ifade etmiştir.

Yunanistan, PKK’lı teröristlerine kucak açmış, eğitim ve lojistik destek sağlamıştır. Türkiye’nin elde etmiş olduğu bulgulara dayanarak Yunanistan’a yapmış olduğu uyarılara karşın bu desteğin sürdürülmek istenmesi ve uluslararası kamuoyunda meşrulaştırma çabalarına girişilmesi, Türkiye’nin ulusal güvenliği ve toprak bütünlüğü, çıkarları açısından Yunanistan’ı açık bir tehdit kaynağı olarak kabul etmesine yol açmıştır.

Yunanistan ve PKK Terör Örgütü İlişkileri

Yunanistan 1980’lerden itibaren Ermeni ASALA terör örgütüne destek vermiştir. Bu örgüt, değişik ülkelerde birçok konsolosumuzu şehit etmiştir. Yunanistan’daki mülteci kampları, 1984 yılından itibaren Türkiye’den kaçan PKK'lı teröristlerin yuvası haline gelmiştir.

1988 yılında Abdullah Öcalan Lübnan’dayken Yunan Ulusal İstihbarat Teşkilatı (Ethniki Ypiresia Pliroforion – EYP) elemanları ile görüşmüştür. Bu ilk görüşmede alınan kararlar Yunanistan devletinin PKK terör örgütüne yardım edeceği ve bu yardımların hemen başlayacağı yönünde olmuştur.

1993 yılında kurulan ve PKK’nın propagandasını yapan MED TV’nin kuruluşu için gerekli para, dönemin Milliyetçi Yunan iş adamları arasında bağış toplanarak sağlanmıştır. Toplanan parayla İngiltere’den lisans alınıp, Fransa’nın desteği ile uydu temin edilmiş ve kanal propaganda yayınlarına başlamıştır.

1990’ların ortasında Yunanistan, terör örgütüne yardım konusunda performansını daha da artırmış hatta gizleme gereğini duymamıştır. Bunu da PKK teröristlerinin yetişmesi, gelişmesi ve tatbik eğitimlerini tamamlaması için açtığı kamplarla yapmıştır. Bu kamplar, Lavrion, Nikolas, Dimitri Elen, Xanthi, Kinesa ve Dileysi kamplarıdır.

PKK’lı teröristlerin eğitimi için açılan kampların en bilineni ve büyüğü Atina’nın güneyindeki Lavrion Kampıdır. Lavrion kampı, Yunanistan'ın en eski mülteci kampıdır. Soğuk Savaş döneminde Sovyetler Birliği'nden kaçan mültecilerin barındırılması için açılan kamp, 1984 senesinden beri Türkiye'den kaçan PKK'ların yuvası haline gelmiştir.

Lavrion kampının belki de en dikkat çekici özelliği PKK’lı teröristleri barındırması ve büyük oranda kamp sakinleri tarafından oluşturulan yedi kişilik bir komite tarafından yönetilmesidir.

Lavrion kampının sadece PKK üyelerinin askeri eğitim aldıkları yer olmasının dışında en büyük özelliği; 20 yaş altı PKK teröristlerinin ideolojik, siyasi ve tarih eğitimlerini aldıkları yer olmasıdır. Teröristler, ortalama 2 yıl süren bu eğitime kadar çok fazla askeri eğitim almamaktadır. Bu aşamanın tamamlanmasından sonra el yapımı bomba, kundaklama, Militan düzeni savaş stratejileri, 7’li – 9’lu – 11’li bölgesel baskınlar, doğal şartlarda hayatta kalma, istihbarata karşı koyma gibi daha düzenli eğitimlere geçilmektedir. Lavrion kampı aynı zamanda PKK teröristlerinin Avrupa’ya açıldıkları resmi kapıdır. Bu anlamda da önemi çok büyüktür.

Yunanistan’daki diğer en büyük kamp; Makedonya sınırında Kilkis bölgesindeki Nikolas Kampı’dır. Bu kamp sadece PKK’lı teröristleri değil bir çok aşırı sol örgüt militanına da askeri eğitim vermektedir. Kamp yöneticileri Suriye uyruklu PKK teröristleridir. Dimitri Elen, Xanthi, Kinesa, Dileysi gibi birçok kampta Yunanistan, PKK’lı teröristlere destekte bulunmuştur.

Türkiye’nin 1998 yılında örgüt liderlerinden Şemdin Sakık’ın Irak’ta ve Abdullah Öcalan’ın da Kenya’da saklandığı Yunan Büyükelçiliği’nde, Türk istihbarat timlerinin yürüttükleri birer operasyon sonucunda ele geçirilmesi, örgütün uluslararası bağlantılarının ortaya çıkmasını sağlamıştır.

Öcalan’ın basına yansıyan ifadelerinde ve yargılaması sırasında yapmış olduğu açıklamalarda Suriye’den ayrılmasının ardından sığınmak için ülke arayışlarında Yunanistan’daki örgüt elemanlarından ve Yunan istihbarat örgütü ve siyasilerinden nasıl yardım gördüklerini açıkça sergilenmiştir.

PKK terör örgütü lideri Abdullah Öcalan’ın yargılanması sırasında vermiş olduğu ifadelerden de Yunanistan’ın PKK ile ilişkileri açıkça görülmüştür; “1994 senesinde Yunanistan’da PKK kampları açıldı. Lavrion Kampı’nda PKK’lı gençlere daha çok ideolojik eğitim veriliyordu. Ayrıca Yunanistan’da küçük gruplarımızın yerleşmesi için evler de vardır. Tahmin ediyorum kiradır. Lavrion Kampı’ndan başka bir de bomba eğitimi veren Dimitri Elen kampımız vardır. Bomba eğitimini, kamp eğitimini ve küçük grupları barındırmak hususunda organizede bizim dost tabir ettiğimiz Yunan Gizli Servisi’nin yardımı olmaktadır. Yunanistan’dan para yardımı da almaktayız. Bu para yardımını daha ziyade sivil kurumlardan almaktayız. Kiliselerden almaktayız, sendikalardan almaktayız. Bir de bize ait dergiler etrafında aldığımız bağışlar vardır. Bu bağışlar mesela 100 liralık derginin 1000 liraya satılması gibi alınmaktadır.”

Şemdin Sakık, yakalanmasının ardından ifadeleri sırasında: “…Biz PKK’ya yardım edenler olarak, Yunanistan’ı biliriz. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ayrıntıdır. Yunanistan’dan 80 füze gelmişti...Yunanistan’dan parlamenterler de geldi. Yunanistan’dan bir de general geldi. Görüntüleri, İran ve Yunanistan TV’lerinden verildi”.

2000’lerin başından itibaren Yunanistan yardım konusunda daha cömert davranmaya başlamıştır. Yunanistan’da Attica Bank’ta resmi bir bağış hesabı açılmış, yerel yönetimler tarafından, bağış hesabının reklamları billboardlarda günlerce hiçbir ücret alınmadan yapılmıştır. Çok ciddi meblağlara ulaşan bu bağışlar, Suriye üzerinden Irak’ın kuzeyine ulaştırılmıştır. Ayrıca Ege’deki birçok ada PKK’nın lojistik ve ikmal tesisi olarak kullanılmaktadır. Terör örgütünün adalardan Kıbrıs Rum Kesimine ve oradan da Suriye ve Irak’a ulaşan ikmal kanalı bulunmaktadır.

Yunanistan tarafından terör örgütü PKK’ya sağlanan siyasi, ekonomik, lojistik, askeri ve istihbarat yardımları artarak devam etmektedir.

 

PKK Terör Örgütü ve Türkiye’deki Orman Yangınları İlişkisi

PKK, Türkiye’de güvenlik güçlerine yönelik ilk eylemini 1984’te gerçekleştirmiş olmasına rağmen orman sabotajlarını bir strateji olarak özellikle 1990’lardan itibaren benimsemeye başlamıştır. Orman sabotajlarının yaşandığı ilk dönemlerde Yunanistan’daki kamplarda hem ideolojik olarak hem de patlayıcı gibi teknik konularda eğitim gören teröristler Türkiye’de özellikle turistik bölgelerde orman yangınları çıkarmıştır.

1994’ten itibaren Türkiye’nin özellikle turistik bölgelerinde PKK’nın yangın çıkardığı medyada kendisine genişçe yer bulmuştur. Orman sabotajları yapmak üzere suçüstü yakalanan birçok PKK’lı terörist tutuklulukları esnasında “Yunanistan’da bombalar ve patlayıcılar üzerine eğitim gördüklerini ve bu eğitimin bir parçası olarak da orman sabotajları gerçekleştirdiklerini” itiraf etmişlerdir. Yalnızca 1995’in ilk yarısında 950 hektar ormanlık alan, PKK tarafından yakılmıştır.

PKK çoğunlukla Ege ve Akdeniz’de orman sabotajlarına devam etmiştir. Terör örgütü 1997’de bir gecede Antalya’da 650 hektar ormanlık alanı ve 200 hektar bahçeyi yakmış, eş zamanlı olarak Manavgat ve Belek’te de sabotaj girişiminde bulunmuştur.

Terör örgütü bu yöntemi 2000’lerde de kullanmaya devam etmiştir. Örnek vermek gerekirse, Ağustos 2006’da beş gün içerisinde Bodrum, Kaş, Nazilli, Kuşadası, Selçuk ve Adana’da çıkan orman yangınlarıyla toplam 4 milyon ağaç yok olmuş, 2 bin hektarlık ormanlık alan zarar görmüş, 2 insan ölmüştür. Bu orman yangınları yine PKK tarafından üstlenilmiştir.

2019’un Temmuz başında İstanbul-Kartal’da, Muğla-Dalaman ve Milas’ta gerçekleşen orman yangınları, PKK’ya bağlı “Halkların Birleşik İntikam Milisleri” (HBİM) tarafından açıkça üstlenilmiştir.

Orman Genel Müdürlüğü'nden alınan verilere göre, Türkiye’de 2019'da çıkan orman yangınlarında 11.000 hektar alan zarar görmüş, 2020'de ise 3.413 orman yangınında, 20.938 hektarlık alan yanmıştır.

PKK elebaşı terörist Murat Karayılan da 2020’de "Ormanları yakın" talimatı vermiştir. 2020 yılında Hatay’da çıkan ve büyük hasara yol açan yangınları PKK’lı “Ateşin Çocukları İnisiyatifi” üstlenmiştir.

28 Temmuz-08 Ağustos 2021 tarihleri arasında özellikle turizm bölgelerinde 240 orman çıkarılmış, 235’i kontrol altına alabilmiştir. Bu yangınlardan sadece Manavgat ilçesinde çıkan yangında ilk belirlemelere göre 60.000 hektar alan kül olmuş, bir milyar Türk lirası zarar oluşmuş, 33.000 hayvan telef olmuş, 7 insan ölmüştür. Manavgat'taki bu son yangın, Türkiye'deki en büyük yangın felaketi olarak kayıtlara geçmiştir.

Batılı medya kuruluşları, PKK’nın orman sabotajlarını görmezden gelmiş, terör örgütünden hiç bahsetmeden hükümetin orman yangınlarında yeterli önlem almadığından bahseden haberler yapmayı tercih etmiştir. PKK terör örgütü de kendi yayın organlarında askerlerin doğu ve güneydoğuda ormanları yaktığı şeklinde asılsız haberler yapmıştır.

Böylelikle PKK gerçekleştirmiş olduğu orman sabotajlarıyla yalnızca ormanlardaki bitki ve hayvanları içeren doğal habitatı yok etmemiş aynı zamanda ormanlık bölge yakınlarında çalışan ve yaşayan sivillerin hayatlarına da kastetmiştir.

Terör örgütünün bu orman sabotajlarıyla mesaj verilmeye çalışılan hedef kitle turistler ve siyasi irade olmuştur. Neticede “Türkiye’nin turistler için güvenli olmadığı” söylemi bu tarz çevre terörizmi yöntemleri benimsenerek desteklenmek istenmektedir.

Sonuç

Yunanistan, Megali İdea’sı çerçevesinde, Türkiye’yi zayıf düşürmek maksadıyla Türkiye aleyhindeki terörist oluşumları desteklemektedir. Bu bağlamda, özellikle 1980’li yıllardan itibaren de PKK terör örgütüne, ekonomik, lojistik, askeri ve istihbarat yardımları yapmaktadır.

90’lı yıllarda Yunanistan’daki kamplarda eğitim görerek Türkiye’de turistik bölgelerde yangın çıkaran ve 2000’lerde bu eylemlerine devam eden PKK’lı teröristler Ormanlara sabotaj uygulamak için günümüzde yine turistik bölgeleri tercih etmektedir. 1990’lar ve 2000’lerde olduğu gibi PKK son dönemde yapmış olduğu orman sabotajlarının bazılarını da üstlenmiştir.

Türkiye’nin kapsamlı terörle mücadele operasyonları neticesinde günümüzde şehirlerde ya da kırsal alanda etkinliğini ciddi oranda yitiren PKK’nın, tabanına hala aktif olduğunu göstermek ve örgüt propagandası yapabilmek için daha az maliyetli olan orman yangınları yöntemine başvurduğu görülmektedir. Terör örgütünün özellikle turistik bölgelerde yaz aylarında yangın çıkararak turizme darbe vurmaya, bölgesel ve ulusal ekonomiyi olumsuz etkilemeye çalıştığı dikkat çekmektedir.

Terör örgütünün bu orman sabotajlarıyla mesaj verilmeye çalışılan hedef kitle turistler ve siyasi irade olmuştur. Neticede “Türkiye’nin turistler için güvenli olmadığı” söylemi bu tarz çevre terörizmi yöntemleri benimsenerek desteklenmek istenmektedir.

Uluslararası medya, PKK’nın bizzat üstlendiği orman sabotajlarını görmezden gelmekte, Türkiye’deki orman yangınlarına yönelik haberlerde terör örgütünden hiç bahsetmemekte, yalnızca yangının söndürülmesi için hükümetin yeterince önlem almadığına yönelik eleştiriler yöneltmektedir. Bu durum, özellikle Batılı medya kuruluşlarının Türkiye’de terör örgütünün eylemlerine kayıtsız kaldığını ve Türkiye’ye karşı ideolojik ve ön yargılı tutumunu açıkça ortaya koymaktadır.

            Türkiye, orman yangınlarına ve sabotajlarına karşı hassas durumda bulunmaktadır. Bu nedenle, öncelikle orman yangınlarına zamanında müdahale için uçak, helikopter ve yangın ekipmanlarındaki eksiklikler vakit geçirmeden giderilmeli, yangına acil müdahale bölgeleri oluşturulmalıdır. Yangın riskinin fazla olduğu alanlarda ormanlar sabit gözetleme noktaları, gezici ve sabit gözeticiler, hava araçları ile sürekli olarak gözetlenmelidir. Çıkan yangınların büyümeden söndürülmesi için orman alanlarının gerekli yerlerine acil müdahale ekipleri yerleştirilmelidir. Ormanlarda yangın emniyet yolları ve şeritleri yapılmalıdır. Bunlara ilave olarak, orman koruculuğu sistemi geliştirilmeli, orman giriş-çıkışları elektronik sistemlerle, İnsansız Hava Araçlarıyla(İHA), kontrol altına alınmalıdır.

 

Kaynakça:

Aksu, Fuat, “1998 Abdullah Öcalan ve PKK Bunalımı”, 17 Aralık 2017, http://www.turkishgreek.org/ikili-iliskiler/uyusmazliklar/diger-uyusmazliklar.

“Atina’ya Savaş Uyarısı,” Milliyet, 23 Şubat 1999.

“Bakan Pakdemirli: 240 orman yangınından 235’i kontrol altına alındı”, 08 Ağustos 2021, https://www.yenisafak.com/gundem/bakan-pakdemirli-240-orman-yanginindan-235i-kontrol-altina-alindi-3676535.

Berberoğlu, Enis, “PKK’nın Paraları Atina Bankalarında”, Hürriyet, 30 Mayıs 1999.

Civaoğlu, Güneri, “PKK’ya 80 Füze”, Milliyet, 11 Mart 1999.

Coşkun, Ender, Gürek, Harun, “Ormanlarımızı Yakan Yunanlı”, Milliyet, 31 Temmuz 1995.

Gnkur ATASE Başkanlığı, Türk Yunan İlişkileri ve Megalo İdea, Gnkur Basımevi, Ankara 1985.

Güngörmez, Oğuz, Alkanat, Aslıhan, “Çevre Terörizmi ve Türkiye’de Orman Yangınları”, SETA/Analiz, Ekim 2019, S.296, s.13-15.

Oğuz, Serhat, “4 Milyon Ağaç Gitti”, Milliyet, 24 Ağustos 2006.

“Orman yangınlarını PKK’ya bağlı ‘Ateşin Çocukları’ üstlendi”, 01 Ağustos 2021, https://www.yenisafak.com/gundem/orman-yanginlarini-pkkya-bagli-atesin-cocuklari-ustlendi-3675400.

Soysal, İsmail, “Atina’nın Tutumuna Seyirci Kalınamaz”, Cumhuriyet, 5 Temmuz 1995.

“Türkiye’ye Düşmanca Davranıldı”, Cumhuriyet, 13 Mart 1999.

Yıldız, Serkan, Yunanistan – PKK ve Menemen, 25 Aralık 2018, http://www.sodip.org/yunanistan-pkk-ve-menemen/.

 


YUNANİSTAN- PKK TERÖR ÖRGÜTÜ İLİŞKİLERİ VE TÜRKİYE’DEKİ ORMAN YANGINLARI