Saygıdeğer okurlarımız, Yeni bir savunma, strateji, istihbarat ve güvenlik dergisiyle karşınızdayız.

Hepinize merhaba…

Her ne kadar sizleri “Global Savunma” adlı yeni bir dergi ismiyle selamlıyor olsak da aslında uzun yıllar editörlüğünü yaptığımız farklı dergilerdeki tanışıklığımızla, kaldığımız yerden, büyük bir enerji ve değişimle yeniden birlikte olduğumuzu baştan hatırlatalım. Gerek yayıncılık alanında gerekse savunma sanayisine ilişkin teknik, taktik, stratejik hususlar ile milli güvenliğe ilişkin konularda ciddi birikime sahip olduğumuz, takipçilerimiz tarafından iyi bilinir. Yılların oluşturduğu tecrübeye dayanan bu birikimi, “Global Savunma” ile devam ettirme heyecanıyla, kararlılığıyla yola çıkmış bulunuyoruz.

Birinci Dünya Savaşı’ndan 21 yıl sonra başlayan İkinci Dünya Savaşı da tıpkı ilki gibi insanlığı kana, gözyaşına boğmakta gecikmedi. Birbirini takip eden iki dünya savaşının insanlık üzerinde açtığı derin yaraların bir daha tekerrür etmemesi için savaş sonunda başlatılan iyi niyetli girişimler (Milletler Cemiyeti, BM, Savaş Suçları Mahkemesi) maalesef kalıcı bir dünya barışı sağlayamadığı gibi bundan sonra da sağlayamayacağına yönelik kanaatleri güçlendirdi. İki dünya savaşının ardından bir üçüncüsü yaşanmamış olsa da özellikle İkinci Dünya Savaşı sonunda çift kutuplu bir dünya ortaya çıktı; bu dünyanın getirdiği dayatmalar ve ayrışmalar (Çift kutuplu dünya) yaşandı. Bu ayrışmalar özellikle Doğu Dünyası üzerinden neredeyse kesintisiz devam etti ve hala ediyor.

Dünya bir yandan insanhak ve hukukundan hayvan haklarına, refah seviyesinin yükseltilmesinden ekolojik problemlere kadar bir dizi beşeri probleme çare ararken, diğer yandan çok daha teknolojik, çok daha güçlü silahlar üreterek, “daha yıkıcı” bir şekilde kullanma yarışını terk etmedi. 15’inci yüzyıldan itibaren dünya egemenliğini ele geçiren Batı, bu egemenliği kaybetmeme ve varlığını etkin biçimde sürdürme adına bu yarışa tüm gücüyle asılıyor. Değişmeyen ve değişmeyecek olan; dünyada ebedi barışın bir ütopya olarak kalacağı ve insanlığın, ölümüne mücadeleyi sürdüreceği gerçeğidir. Günümüzde Balkanlar, Kuzey Afrika, Orta Doğu, Kafkaslar ve Doğu Asya’ya kadar uzanan coğrafyada yıllardır devam eden çatışmalar, savaşlar dikkate alındığında bu gerçek, daha da belirginleşiyor.

Emperyalizmin tekrar Birinci Dünya Savaşı öncesindeki stratejisine dönmesi, dünyayı yine kan, ateş ve gözyaşına boğdu. Bu stratejinin yeniden uygulamaya konması, Batı’nın hedeflerinin tam ortasında yer alan Türkiye’yi de ciddi biçimde tehdit etmeye başladı. Bir beka sorunuyla karşı karşıya bulunan Türkiye’nin çok güçlü bir savunma ve güvenlik politikası geliştirmesi ve daha caydırıcı olması bir zorunluluk. Yakın dönemde Kuzey Afrika’dan başlayıp Orta Doğu’ya sıçrayan çatışmalar genişliyor. Suriye’deki iç savaş dalga dalga yayılarak tüm bölgeyi tehdit ediyor.

Amerika Birleşik Devletleri, Rusya ve Avrupa Birliği başta olmak üzere, pek çok güç bölgede ve bölgeler ötesi denklemde yer almak istiyor. Özellikle Batı, Doğu Akdeniz’de “Türkiye’nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin çıkarlarını görmezden gelerek” hidrokarbon yataklarına göz dikmiş durumda.

İşte böylesine kritik bir dönemde güçlü bir savunma ve güvenlik stratejisi oluşturmak isteyen Türkiye, müttefiklerinden beklediği desteği bulamayınca yönünü Rusya’ya çevirdi ve savunmasını Rus üretimi S-400’lerle güçlendirme kararı aldı. Bunun üzerine ABD, Türkiye’yi JSF F-35 programından çıkardığını açıkladı ve F-35’leri Türkiye’ye göndermeyeceğini bildirdi. Bu durum, bölgedeki gerilimi uluslararası bir krize doğru tırmandırıyor.

Global Savunma dergisi, işte böylesine kritik bir dönemde yayın hayatına başlıyor. Elinizdeki ilk sayıdan başlayarak, Türkiye’yi savunma ve güvenlik bağlamında doğrudan veya dolaylı olarak ilgilendiren her türlü konuyu, büyük bir sorumlulukla sayfalarımıza taşıyacağız. Amacımız, uzman kadromuzla okurlarımızı bilinçlendirmek ve elimizden geldiğince devletimizin savunma ve güvenlik çabalarına katkı sağlamak. Bu misyondan hareketle dergimizde konunun uzmanı yeni akademik kadromuzla, savunma ve güvenlik konularına katkı vereceğiz.

Ayrıca Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 19 Mayıs’ta Samsun’a çıkmasıyla başlayan ve

Kurtuluş Savaşı’nın zaferle sonuçlandığı 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 97’inci yılında okuyucuyla buluşmanın gururunu yaşıyoruz.

Bu sayımızda nelere yer vereceğiz?

Ülkemizi son bir yıldır meşgul eden ve birinci dereceden ilgilendiren S-400 füzelerinin uzun vadeli strateji açısından ne ifade ettiğini, savunma sanayi uzmanı Hakan Kılıç değerlendirdi. Buna bağlı olarak Doğu Akdeniz’deki askeri dengeleri Aydın Çetiner ile ve yine bu bölgede gelişen ve değişen tehdit unsurlarını irdeledik.

Ayrıca eski İstanbul Milletvekili Metin Külünk de Global Savunma için Doğu Akdeniz ve S-400'leri kaleme aldı. Makalemizi ilgiyle okuyacağınızı ümit ediyorum.

Global Savunma Yayın Danışmanı ve Bilgesam Araştırma Koordinatörü Sibel Karabel'in “Cezayir'in Kuşak ve Yol'daki Yeri” başlıklı makalesinde yer verdiği görüşlerini, Limanları ve hidrokarbon rezervleri ile Afrika’da bölgesel ve küresel önem taşıyan Cezayir’in “Kuşak ve Yol İnisiyatifi”ndeki yeri ve konumunu meraklıların ilgisine sunuyoruz.

Sosyal medya günümüzde “açık istihbarat” kaynağı ve aynı zamanda bir “psikolojik harekat” ortamı. Sürekli takip edilmesi ve karşı argüman üretilmesi önemli. Levent Eraslan ve Erol Başaran, “21’inci Yüzyılın Muharebe Sahası: Sosyal Medya” başlıklı makaleleriyle önümüzde yeni ufuklar açtı. T.C. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. İsmail Demir de “Savunma sanayimiz daha yerli ve milli projelerle istikrarlı şekilde büyümeye devam ediyor” başlıklı makalesiyle Türk Savunma Sanayisi’nin gelişimi ve projelere ilişkin ayrıntılı bilgilere yer veriyor.

Askeri harekatların günümüzde büyük değişim ve dönüşüm geçirdiği dikkate alındığında, asimetrik tehdit bu değişimin karakteristik vasıflarından biri. Asimetrik Tehdit Nedir? Süleyman Özmen yazdı.

İlk sayıda, Dr. İsmail Safi’nin kaleminden, “Stratejik Boyuttan, Toplumsal Boyuta TürkRus İlişkileri” başlıklı, önemli analizler içeren makaleye de yer verdik.

Şule Kılıçarslan, dünya savaş tarihinin önemli simalarından Hun İmparatoru Attila’nın savaş, güç ve liderlik sırlarını ifşa edecek. Ve ilginizi çekeceğinden şüphe etmediğimiz birbirinden ilginç anılar, paylaşımlar…

Haydi başlayalım… Beğenerek okumanız ve birlikte büyüyerek gelişmemiz dileğiyle…

 

YENİ DERGİMİZ GLOBAL SAVUNMA YAYINDA