Kategoriler: Dergi,
Alt Kategoriler: Bilim - Teknoloji, Ekim,

Dünyada eksen kaymasının yaşandığı bugünlerde zamanın ruhu gözetilerek mümkün gelecekler üzerinden tasarımlar yapılıyor. Sahip olduğunuz bilgi ve teknoloji; küreselleşen dünyada alacağınız rolü belirleyen unsurlardan. Sensörler, yapay zekâ, genişletilmiş gerçeklik, robot ve nesnelerin internet teknolojileri ile insan faktörünün minimum olacağı sentez çağına doğru sürükleniyoruz. Dünya tarihte eşi benzeri görülmemiş bir teknolojik dönüşümün içinde, daha akıllı hale getiriliyor. Yapay zekâ ve gerçeklik teknolojilerinin ivme kazanması ile dijital dönüşüm olgunlaşma sürecine girdi. Ancak söz edilen teknolojilerin insanlığa vereceği zarar göz ardı ediliyor.

Yapay zekâ; insanlarda, hayvanlarda ve makinelerde zeki davranışın ne olduğunu inceleyen ve insan yapımı aygıtların nasıl bu tip davranışları sergileyebileceğini bulmaya çalışan bir bilim dalıdır. Akıllı yazılımlar ile kendi kendine öğrenen makineler işleri veya davranışları verimli bir şekilde yapmaktadır. Bu süreç "makine öğrenme" olarak adlandırılır. Yapay zekânın belkemiği olan işleme gücü ile akıllı yazılımların topladıkları veriler analiz edilir, değerlendirilir ve işlenir. Bu sürece "veri madenciliği" denir. Amacımız doğrultusunda gelecek ile ilgili tahmin yapmak için anlamlı veriye büyük veriden (bilgi yığını) ulaşırız. Bu özellikler yapay zekâyı cazip hale getirir.
Dünya ekonomisine baktığımızda yapay zekânın vazgeçilmez olacağı bir sürece hızla yaklaşıyoruz. Yapay zekâ alanında çok hızlı ilerlemeler kaydedilmesine rağmen yapay zekâ ile yapılabilecekler sınırlıdır. Başka bir ifadeyle; yapay zekâ bir insanın yerini tutamaz. Yapay zekâ daha çok destekleyici nitelikte olmalı, iyi yönde kullanılmalıdır. Yapay zekâ, muazzam miktarda veriyi içeren analizleri ve sınıflamaları hızlı bir şekilde yaparak hastalık teşhisi ve yönetiminde devrim yapabilecek büyük bir potansiyele sahiptir. Yapay zekâ göz hastalıklarını ve zatürre hastalığını teşhis edebiliyor. Kanser teşhislerinde yanılma payını azaltmak için yapay zekâ kullanılıyor ve başarılı sonuçlar alınıyor. Görüntü analizi, biyoenformatik, metin işleme, tıbbi teşhis, telekomünikasyon, finans gibi sektörlerde makine öğrenmesi başarıyla kullanılıyor. Bu örnekleri çoğaltmak mümkün. Ancak yapay zekânın entegre edildiği makinelerde güvensiz iletişim, kimlik doğrulama sorunları, kriptografik algoritmaların zayıf kalması, bellek bozulması gibi sorunlarla karşılaşabilir veya siber saldırılara maruz kalınabilir. Yapay zekâ kontrolden çıkarsa doğurabileceği ürkütücü sonuçları tahmin bile etmek istemezsiniz. Eski Google CEO’su Eric Schmidt diyor ki: “Ben tüm uçuş kararlarının bir yapay zekâ tarafından alındığı herhangi bir uçakta uçmak istemem. Teknoloji henüz yeterince güvenilir değil. Pek çok hatayı içinde barındırıyor.”
Mümkün gelecekler üzerinden tasarlanan teknolojilerin mihenk taşı olan yapay zekâ ve insanlığın kesiştiği yer "robot teknolojisi"dir. Yapay zekâ ve robot teknolojisi matematikçileri, fizikçileri, mühendisleri ve fütüristleri büyüleyen konular arasındadır. İnsanlar gibi davranan, düşünen, öğrenebilen robotlar cezbedici bir fikir gibi görünüyor. Yapay zekâ çalışmalarında bilim insanlarının karşılaştığı iki büyük sorun bulunmaktadır; örüntü ve sağduyu tanımlama. Robotlar ayrıntıları insan gözünden daha iyi görürler, ancak nesneleri tespit edemezler. Örneğin bir robot bir ofise girdiğinde bir masayı tanımlamak için muazzam bir hesap yapar. Gördüğü nesneleri düz çizgi ve eğri yığını olarak görür ve pikselleştirir. Gördüğü görüntüyü belleğindeki binlerce belki milyonlarca görüntü ile eşleştirdikten sonra tanımlama yapar. Sağduyu açısından baktığımızda robotlar fiziksel ve biyolojik olayları anlayamazlar. Robotların bilinci yoktur. Örneğin öfke duygusunu bir robot anlayamaz. Öfke duygusu kişiden kişiye farklılık gösterir, dereceleri vardır. Robotun öfke duygusunu tanımlayabilmesi için öfke duygusunun matematiksel bir mantığa dönüştürülmesi gerekir. Bunun gibi duyguları tanımlayabilmek için milyonlarca satır belki daha fazla kod yazmak gerekir.
Robotlarda kamera ve mikrofon sistemlerine siber casusluk ve teknik izleme yapmak için sızılabilir. Ayrıca robotların internet ağı bağlantısına, bulut bilişim sistemlerine, uzaktan kumanda uygulamalarına ve işletim sistemlerine siber saldırılar düzenlenebilir. Robot yazılım programlarına kötücül yazılımlar enjekte edilebilir. Siber saldırı sonucu robotların arızalanması sağlanabilir, siber suikastçılar tarafından uzaktan maniple edilip bir katile dönüştürülebilir, ölümcül sonuçlar ve fiziksel tahribatlar meydana gelebilir. Bunun örnekleri maalesef görülmeye başlandı. 2015 yılında Alabama/Cusseta’da bulunan Ajin USA şirketinde bir endüstri robotu bir kadın işçiyi öldürdü. Silikon Vadisi Stanford Alışveriş Merkezi’nde güvenlikten sorumlu bir robot yürümeye yeni başlayan bir çocuğa zarar vermek istedi. 

Bu olayda çocuk ciddi bir yara almadan kurtuldu. 2007 yılında bir “robot top” 9 askeri öldürdü ve 14 kişinin yaralanmasına sebep oldu. ABD’nin Michigan eyaletinde araba parçası üreten bir firmada teknisyen olarak çalışan Wanda Holbrok’un başı, firmada çalışan bir robot tarafından römork parçası fırlatılarak ezildi. Bu örnekleri çoğaltmak mümkün. IOActive firmasında siber güvenlik uzmanı olan Cesar Cerrudo’nun ifadesi bir distopyaya sürüklendiğimizi ifade ediyor: “Hatalı çalışan robotlar insan ölümünden hafif yaralanmalara kadar çevresine zarar verebileceğini görmeye başladık ve durum gittikçe kötüleşecek.”
Yakın gelecekte robotlar ve yapay zekânın yaşamımızın bir parçası olacağı kesin ve yapay zekâ teknolojisinin gelişimi bizi endişelendiriyor. Robot milletlerinden bahsedeceğimiz aşikâr. Kasım 2017 tarihinde “Yapay zekâ ile hareket eden katil robotların yasaklanması” çağrısı Birleşmiş Milletlerin organize ettiği bir konferansta konuşuldu. Bu konferansta “öldürücü robot” teknolojisinden bahsedildi. Bu da insanın aklına "acaba robotlar birer katile dönüştürülebilir mi, robotlar insanlara karşı ayaklanır mı?" sorularını akla getiriyor. Gelecekte robot terörizminden bahsedeceğiz. Belki vekâlet savaşlarının piyonu robotlar olacak, kim bilir.
 

GERÇEKLİK TEKNOLOJİLERİ


Gerçeklik teknolojileri; teknolojik tekilliğe (technological singularity) doğru yol almamızı sağlayan teknolojilerdir. Fiziksel dünyayı, sanal ortam ve sanal nesneler ile uyarlanmış bir ortama dönüştürür ve gerçek ötesini deneyimleyebilirsiniz. Gerçeklik teknolojileri; sanal gerçeklik, artırılmış gerçeklik, karma gerçeklik ve genişletilmiş gerçeklik teknolojileridir.


Sanal gerçeklik (virtual reality - VR) teknolojisi fiziksel dünya ile bağınızı keser, sizi sanal bir ortama taşır. Taşındığınız sanal ortamda sadece sanal nesneler mevcuttur. Sanal dünyada gerçekçi sesler ve görüntüler üretilir. Böylece duyularınızı kandırabilir ve üç boyutlu bir deneyim yaşayabilirsiniz. Bu teknoloji için sanal gerçeklik gözlükleri kullanılır. Sanal gerçeklik teknolojisi daha çok oyun, eğlence ve eğitim sektöründe kullanılmaktadır.
Artırılmış gerçeklik (augmented reality - AR); bilgisayar tarafından üretilen ses, görüntü, grafik gibi sanal nesnelerin gerçek dünyadaki objeler üzerine eklenmesidir. Artırılmış gerçeklik teknolojisi; fiziksel dünyayı sanal verilerle zenginleştirerek bize yeni bir yaşam ortamı sunmaya odaklanır ve gerçek dünyayı merkez olarak alır. Akıllı telefon gibi akıllı cihazların gelişmesine paralel olarak ivme kazanan artırılmış gerçeklikte hologram teknolojisi kullanılır. Akıllı saat, akıllı telefon ve akıllı lens gibi teknolojilerin üretilme sebeplerinden biri artırılmış gerçekliktir. Turizm, sanat, sağlık, alışveriş, askeri vs. alanlarında kullanılıyor. Geliştirilen uygulamalar ile alışveriş yaparken seçtiğiniz kıyafetleri üstünüze giymeden dijital ortamda deneyebilir, arabanızı kalabalık bir otoparkta kolayca bulabilir, alacağınız bir mobilyayı alanınızda nasıl görüneceği ve sığacağını görebilir ve hatta doktorunuz MR görüntülerini hologram ekran vasıtası ile üç boyutlu olarak size simüle edebilir… Bu deneyimleri artırılmış gerçeklik gözlükleri veya ekranlar, tabletler ve akıllı telefonlar aracılığıyla deneyimleyebilirsiniz.
Karma gerçeklik (mixed reality - MR) teknolojisi; sanal ve gerçek dünya arasında bir köprü kurarak gerçek ortamda sanal nesneler ile etkileşime girmenizi sağlar.Başka bir ifadeyle; gerçek ortama sanal ortamı ve sanal nesneleri taşır. Böylece gerçek dünya ile bağınız kopmaz ve sanal nesneleri fiziksel ortamda yönlendirebilirsiniz. Karma gerçeklik teknolojisi deneyimini yaşamak için hololens kullanılır. Örneğin; İstanbul’a tatile gidiyorsunuz. Aracınızı kullanırken yoldaki levhaları takip etmenize ihtiyacınız yok. Çünkü hololens sizi gitmeniz gereken yöne yol üzerinde göreceğiniz sanal işaretler ile yönlendirir.
Genişletilmiş gerçeklik (extended reality - XR) teknolojisi; artırılmış gerçeklik, sanal gerçeklik, karma gerçeklik teknolojilerini bir şemsiye altında toplar. Gerçek ve sanal dünya ile birlikte insan ve makineler arasında etkileşim sağlar. Genişletilmiş gerçeklik teknolojisi ile bilgisayarın oluşturduğu her türlü görsel, işitsel veya dokunma duyusuna dayalı veriyi deneyimleyebilirsiniz. Örneğin; firmanızda üreteceğiniz yeni ürün prototipinin üç boyutlu sanal modelini ofisinizin ortasında görebilir, sanal model üzerinde modele dokunarak tasarımda değişiklikler yapabilir, fiziksel olarak ofisinizde bulunmayan iş arkadaşlarınız üç boyutlu holografik görüntüleri ile toplantıya gerçek zamanlı olarak katılabilir ve kararlarınızı birlikte alabilirsiniz.
Gerçeklik teknolojileri ile ilaç kullanmadan nörolojik bozuklukları tedavi edebilmek için çalışmalar yürütülüyor ancak ne kadar güvenli olduğu tartışılır. Uzun süre kullanım sonucu insan sağlığına zarar verebilir. Sanal gerçeklik teknolojisi kullanımı sonucu boyun ve omuz rahatsızlığı, kas ve iskelet sistemleri bozuklukları oluşabilmektedir ([1] bakınız). Ayrıca baş ağrısı, göz yorgunluğu, baş dönmesi ve mide bulantısı gibi yan etkileri olabilir. Leeds Üniversitesi'ndeki bilim adamları 8 ile 12 yaş arasında olan 20 çocuk üzerinde bir araştırma yaptı. Çocukların 20 dakika sanal gerçeklik teknolojisi kullanması sonucu görme yetisinde ciddi bir bozulma yaşanmadığı, ancak kısa süreliğine bazı çocuklarda mesafe fark etme yeteneklerinin bozulduğu ve bazı çocuklarda denge bozukluğu görüldü ([2] bakınız).


Söz edilen teknolojiler sağladığı imkânlarla insanı cezbediyor ancak dezavantajlarını göz önünde bulundurmamız gerekir. Yapay zekâ ve gerçeklik teknolojilerinin sınırları çizilmeli.Çünkü geliştirilen teknolojiler ile insanoğlu esir alınmak, robotlaştırılmak isteniyor.Robotlaşan insan iradesini teslim eder. Yakın gelecekte 5G’nin hayata geçmesi, genişletilmiş gerçeklik teknolojisi, çip ve yapay zekânın insana entegre edilmesi ile “tasarım insan” kavramından söz edeceğiz. Teknolojik tekillik teknolojileri ile insanoğlunun siborglara dönüştürülmesi planlanıyor. William Gibson’ın bir sözünü hatırlatmak istiyorum; “Teknolojinin ahlaken nötr olması, insanlar onu uygulayıncaya kadardır”. Muhtemel gelecekler üzerinden tasarımlar yapanlar geleceğimizi zamanın ruhunu gözeterek şekillendiriyorlar. İnsanlık adına temenni ederim ki geri dönüşü olmayan bir yola girmeyiz ve geleceğimiz geçmişimizi aratır bir hâl almaz.


Kaynaklar: 


[1]Sai Akhil Penumudi, Veera Aneesh Kuppam, Jeong Ho Kim, Jaejin Hwang, “The effects of target location on musculoskeletal load, task performance, and subjective discomfort during virtual reality interactions”, Applied Ergonomics, 2020; 84: 103010 DOI: 10.1016/j.apergo.2019.103010
[2] Robin McKie, “Virtual reality headsets could put children’s health at risk”, The Guardian, 2017
[3] Mayank Mehta, “Space, Time & Imagination : How Virtual Reality Changes the Brain”, 2019, https://www.youtube.com/watch?v=o4Ey8JzTDBo
[4] Blay Whitby, “Yapay Zeka”, İletişim Yayınevi, 2005
[5] Cesar Cerrudo, Lucas Apa, “Hacking Robots Before Skynet”, IOActive, White paper, 2017


YAPAY ZEKÂ VE GERÇEKLİK TEKNOLOJİLERİ