Yapay zeka bir gün insanın düşünme kapasitesini aşacak mı, insanlığa üstün hale gelecek ve tüm dünyamızı ele mi geçirecek? Yapay zekanın hızlı ilerleyişi ve her geçen gün hayatlarımıza daha da entegre hale gelişi, filmlere ve dizilere de sürekli konu olan standart makine korkumuzla birleştiğinde; yapay zeka temelli insansız teknolojilerin yeteneklerinin bir gün kontrolsüz bir şekilde büyümeye başlayacağına ve sonunda dünyayı ele geçirmeye yeteceğine dair endişelerin ortaya çıkmasını kaçınılmaz hale getiriyor. Üstelik bu durumda hedeflerine ulaşmalarına biz insanlığın engel olduğuna karar verirlerse ve bu yüzden de insanlığı yok etmeye başlarlarsa ne olacak? Böyle bir şey gerçekten mümkün mü, yapay zeka gerçekten de geleceğimiz için bir tehlike mi?

 

Bugün yapay zeka teknolojisi, önemsiz gördüğümüz en ufak şeylerden, tarihi etkileyecek devasa konulara dek değişen görevleri gerçekleştirmek için kullanılıyor. Bunları negatif olarak tartışanlar olsa da; yapay zeka, insan yaşamının çeşitli alanlarında gerçekten harika etkilere ve destek gücüne sahip. Ancak yapay zeka uygulamaları arttıkça, giderek daha fazla insan, farklı görevlerdeki insan becerilerinin ve deneyimlerinin öneminin silinip silinmeyeceğini merak etmeye başlıyor. Her şeyin olumlu ve olumsuz etkileri olduğu gibi, yapay zeka otomasyonunun etkileri de çok çok iyiden, çok kötüye kadar değişebilir. Bu etkilerin toplumdaki uzun vadeli etkisi hakkında herhangi bir varsayımda bulunmadan önce ise, bunların yakından gözlemlenmesi ve analiz edilmesi gerekir.

 

Madalyonun pozitif tarafıyla başlayalım: Yapay zeka, günlük hayattaki sıradan görevleri hızlandırmaktan, çok vakit alan ve çok da yetkinlik gerektirmeyen işleri üstlenmekten, büyük endüstrilerin, şirketlerin ve eğitim kurumlarının iç işleyişini geliştirmeye kadar pek çok alanda pozitif etkiye sahip. Yapay zekanın analitik ve tahmine dayalı gücünün birçok sektör için değerli olduğu artık net bir gerçek. Hava durumundan, ekonomik dalgalanmalara, yapay zeka teknolojisinin tahmin gücünün doğruluğu birçok sektörün ve bireyin destekçisi. Yalnızca veri toplama, depolama, analiz ve buna dayalı tahminler yapmakla kalmıyor; uzay araştırmalarından, deniz araştırmalarına, sivil savunma gelişmelerine dek pek çok tehlikeli görev için de aktif olarak kullanılıyor. Deprem örneğin: insanların ve araçların giremeyeceği, ulaşamayacağı alanlara yapay zeka teknolojisiyle donatılmış dronelar sadece birkaç dakika içerisinde varabiliyor ve bölgeden bilgi aktarımına başlayabiliyor.

Bir başka olumlu etkiyi, tıp endüstrisinde görebiliyoruz. Özellikle teşhis ve teşhis sonrası takip süreçlerindeki yetkinliği ile yapay zeka işleri oldukça kolaylaştırıyor ve hızlandırıyor. Giyilebilir akıllı teknolojilerle birlikte, ihtiyaç durumundaki hastaları tespit edebilmesi ve onlara kolayca ulaşılabilmesini ve tüm süreç boyunca kişinin tüm sağlık değerlerini ölçüp depolamayı mümkün kılabilmesiyle de, yapay zeka bu sektörün vazgeçilmez bir yardımcısı haline geliyor. Tüm bunların yanı sıra, yapay zekayla birlikte dünya çapında tıbbi tedavi maliyeti de büyük ölçüde düşüyor.

 

Bunların dışında akıllı evlerden, arabalardan, sınıflara, her birimizin en basitinden artık kolunda olan giyilebilir teknolojilere; yapay zekadan faydalandığımız daha bir çok alan ve sektör var. Yapay zeka temelli akıllı teknolojiler farkında bile olmamamıza rağmen trafikte, ortak alanlarda, ulaşım araçlarında bize yardımcı oluyor. Belki elimizin altındayken bu pozitif yönleri çok da önemsemiyoruz ama yokluğunda, eksikliğini hissedeceğimiz pozitif etkilere sahip yapay zeka.

Pozitiflerin olduğu yerde, negatiflerin de olması elbette kaçınılamaz. Yapay zekanın işleri kolaylaştırması ve gündelik sorumlulukları hafifletmesi; kişilerin, bugün daha fazla boş zamana sahip oldukları ve bu boşluğu doldurmak için yeni deneyimler aradıkları anlamına geliyor. Bu elbette pozitif anlamda değerlendirilebilir ve değerlendirilmelidir de. Ancak bu yeni deneyim arayışı, bazı insanlar için diğerlerinden daha kolayken ve olumlanabilirken, bazıları için bu sosyal ve psikolojik anlamda bir baskı olarak kendini gösteriyor. Yapay zeka, en nihayetinden insandan öğrenen bir yapı ve insan mükemmel değil; ırkçı, cinsiyetçi, baskıcı söylemlerimizin yapay zekayı eğitmek için kullanılan veri setlerine girmesi bu sebeple kaçınılmaz. Bunun örneklerini ne yazık ki sosyal medyada bir baskı aracı olarak ve daha da kritik bir nokta olan tıp alanında ve işe alım süreçlerinde gördük.

 

Tüm bunlara bakarak, iki temelde negatif etkiyi tartışmak mümkün: yapay zekanın negatif etkileri olacak şekilde, yıkıcı şekilde programlanması durumu veya doğru ve pozitif etkili şekilde programlanması ama bu pozitif sonuca ve etkiye ulaşabilmek için negatif yöntemler geliştirmesi durumu. Öldürmeye programlanan otonom silahlar ilk duruma örnek olabilir. İkinci duruma ise filmlere konu olan bir senaryoyu örnek verebiliriz: doğayı korumak için insan yaşamını kısıtlayan bir yapay zeka.

 

Madalyonun iki yüzünü de değerlendirerek, şu sonuçlara varmak mümkün olacaktır: İlk olarak; insanlar, yapay zekayı yarattı ve insan zekasını, yapay zeka sistemleri aracılığıyla çoğaltmak için daha büyük girişimlerde bulunmaya devam ediyor, ancak bizi alt edebilecek kadar akıllı bir sistem yaratabilmemiz için daha çok yolumuz var. İkinci olarak; yapay zeka, bazı işlerde ve endüstrilerde insanların yerini alacak, bu kaçınılmaz bir gerçek. Bu duruma kesin bir cevap bulmak, elimizde sadece tahminler ve gözlemler varken çok da kolay değil ancak yapay zekanın pek çok işi üzerine alması ve sürdürebilmesi daha önce de endüstride örneklerini gördüğümüz üzere bir istihdam sorunu yaratmayacak, aksine yeni iş ve yetkinlik alanları açılacak. Nitekim, yapay zekanın işlerimizi kolaylaştırması ve hatta yapabiliyor olması, egemenliğinin ilk adımı değil. Tüm bağlılığımıza – ve hatta bağımlılığımıza rağmen- bilgisayarların veya akıllı telefonların hala kölesi değiliz. Tüm bunların yanı sıra, yapay zekanın bizim zihnimizi alt edebilecek hale gelebilmesi için geçecek sürede, bizim de ona karşı yetkinliğimiz ve sınırlama kapasitemiz de gelişmiş olacak. Bilmediğimizden, öngöremediğimizden, sınırlayamadığımızdan korkmamız doğal, bu yüzden öğrenmeli, gelişim sürecini yönetebilmeli ve şekillendirebilecek yetkinlikte olabilmeliyiz. Geleceği, değişimi, gelişimi izlemek yerine, onu planlayan ve yöneten konumunda olursak, yapay zeka dahil içerdiği tüm değişkenleri isteğimize uygun şekilde planlamak ve üretmek mümkün olacak.

 

 

 

 

 

YAPAY ZEKÂ İNSANLIĞI ELE GEÇİRECEK Mİ?