Modern havacılığın başlama tarihi konusunda farklı yorumlar varsa da Balonun gelişmesi ve uçuş maksatlı kullanılması modern havacılığın başlatılmasına milat olarak kabul edilmesi mümkündür. Bu tarih ise Montgolfier Kardeşlerin 05 Haziran 1783 tarihinde Paris yakınlarında yapmış oldukları başarılı uçuş çalışması ile başlamaktadır. Bu tarihten iki yıl sonra İstanbul-Bursa arasında 120 km. mesafeli bir balon uçuşunu İranlı bir baloncu ile iki Osmanlı Bostancı sınıfına mensup askerin yapmış olması düşündürücüdür. Bu faaliyet dönemin şartlarında yüksek bir ilgiye mazhar olurken Rus Çariçe II.Katherina havacılık çalışmasını yasaklamışken Osmanlı Sultanı I. Abdülhamit Han'ın ibret olması bakımından mezkur balonu Ayasofya üzerinde sergiletmek suretiyle görenlere ilham vermesini ferman buyurması da üzerinde durulması gereken bir gelişmedir. Diğer taraftan dış temsilciliklerde bulunan Osmanlı Paşasının bu yıllarda balon ile uçuş yapmasını da burada belirtmek gerekir. Balonlar bir Gazeteci Villette'nin balonların askeri maksatlı kullanılabileceği öngörüsü 1794 

yılında gerçekleşmiş ve Fransız Balon Bölüğü Avusturya birliklerini keşif maksatlı başarılı görevler yapmıştır.

Uçaklar, balonlardan 120 yıl sonra ilk başarılı uçuşunu yapmış ve kısa zamanda balonların tahtını derinden sarsmıştır. 17 Aralık 1903 tarihinde Amerikalı Wright Kardeşlerin başarılı uçuşu ve Fransa'nın ihtira hakkını satın alarak başlattığı öncülük kısa zamanda insanlığın tarihini etkisi altına alacak büyük bir dönüşümü başlatmıştır. Şüphesiz Osmanlı İmparatorluğu bu yıllarda iç ve dış sorunlarla mücadele etmekle birlikte bu yeni gelişmeye oldukça duyarlı davranmıştır.

1. Osmanlı Döneminde İmparatorluk Hava Kuvvetleri

Türk Hava Kuvvetleri dünya askeri havacılığının ilklerinden olarak 01 Haziran 1911 tarihinde Havacılık ya da Tayyare Komisyonunun kurulması ile faaliyete geçtiği kabul edilir. Türk Askeri Havacılığı harp şartlarında gelişen ve teknolojik olarak yurt dışına genelde bağımlı kalan bir teşkilat olmuştur. Oysa iri ve diri bir askeri havacılığın sacayağını; uygun yönetim, eğitimli personel gücü ile milli imkan ve kabiliyetlerle teçhiz edilmiş modern sistemler oluşturmaktadır. Türk havacılığı son maddede genel olarak problem yaşamıştır. Bununla birlikte Trablusgarp Savaşı'na dahil edilmesi için bütün çabalar gösterilmiştir. Bazı olumsuzluklar buna mani olmuştur. Balkan Savaşlarında Türk subayları ve pilotları pilot ve rasıt olarak ilk defa harekat şartlarında görev almışlardır. Savaş sonrası havacılığı ıslahat programı maksadına ulaşamadan Birinci Dünya Savaşı çıkmış ve Enver Paşa'nın iradesi ile İmparatorluk şartların namüsait olduğu bir zamanda savaşın tarafı olmuştur. 51 ay süren savaşta Türk havacılar her cephede büyük bir fedakarlık göstererek kendilerine verilen görevleri gerçekleştirmişlerdir.

Savaş sonunda Almanların çekilmesi ile kağıt üzerinde büyük bir teşkilat ve müstakil tümen seviyesinde yapılan Osmanlı havacılığı yeterli personeli olmaması ve teknik gerekçelerle büyük bir çöküş yaşamıştır.

 

2. Mütareke Dönemi Türk Havacılığı

Mütareke döneminde Türk havacılar atıl durumda kalmışlar ve birçok haksızlıklara maruz kalmanın yanında bir gelişme sağlanamadığı gibi mevcut imkan ve kabiliyetlerin önemli bir kısmı İtilaf güçlerinin tazyiki ile ortadan kaldırılmıştır. Vatanperver Türk Havacılar peyderpey veya birlikte Anadolu'ya geçerek Mustafa Kemal Paşa'nın emrine girmişlerdir. Keza İstanbul'da bulunan 268 teknik elemanın da Anadolu'ya gönderilmeleri havacılığın yeniden toparlanmasına önemli katkı sağlamıştır.

Havacıların Anadolu'ya geçtikleri bir zamanda ve henüz Osmanlı Hava Kuvvetlerinin lağvedildiği 25 Haziran 1920 tarihinden 12 gün evvel 14 Haziran 1920 tarihinde Milli Müdafaa Vekaletinin 328 sayılı emri ile hava teşkilatı karargah ve birlikler olarak yapılandırılmıştır. Orduların emrinde hava birlikleri teşkil edilirken, merkezi olarak yönetimi, lojistik desteği ve harekatı planlayacak yapı oluşturulmuştur. Bu bakımdan Osmanlı dönemi ve Ankara'da şekillenen yeni yönetim arasında havacılık bakımından bir devamlılık bulunmaktadır.

 

Milli Mücadele yıllarında Yunanların 100 civarında olan uçağına karşı Türk Havacılar birkaç uçakla mücadele etmişler ve oldukça başarılı sonuçlar almışlardır. İnönü Muharebeleri, Eskişehir-Kütahya Muharebesi, Sakarya Meydan muharebesinde ve nihayet Başkomutanlık Meydan Muharebesinde Türk Komuta Kademesinin gören gözü, duyan kulağı ve konuşan dili olmuşlardır. Savaş sonunda elde edilen ganimetlerle modern bir hava gücünün temelleri atılmıştır. Milli mücadele dönemi teçhizat, sistem ve personel bakımından oldukça kısıtlı imkanlarla verilen oldukça büyük bir mücadelenin tarihi olmuştur.

3. Cumhuriyet Dönemi Türk Askeri Havacılığı ve Müstakil Kuvvet Olması

Cumhuriyet'in kurucu kadrosu savaşın şartlarında olgunlaşmış ve komutanlık yetkilerini kullanan subaylar olduğundan bir harekatta hava gücünün etkisine yakinen şahit olmuşlardır. Bu nedenle güçlü bir hava kuvveti inşa etmekte oldukça ilgili ve bilinçli davranılmıştır.

Hava unsurları Karargah ile birlikte 22 Eylül 1922 tarihinde İzmir'e intikal etmişler, 1925 yılında Eskişehir Türk havacılığının merkezi haline getirilmiştir. Bu yıl Hava Kuvvetleri Müfettişliği sona ererken MSB bünyesinde Hava Müsteşarlığı teşkil edilmiştir. Aynı yıl hava bölükleri hava taburuna dönüşürken 1932 yılında Genelkurmay bünyesinde Hava Müşavirliği teşkil edilmiş, hava taburları da hava alaylarına yükselmiştir. 1939 yılına geldiğinde sistemlerin gelişmesi, sayısal artış ve hava subaylarının rütbelerinin yükselmesi ile hava tugaylarına geçilmiştir. 1940 yılında ilk hava generalleri yüksek onaydan geçmişlerdir

 

1940'lı yıllar Türk Hava Kuvvetleri bakımından müstesna yıllardır. 1943 yılında Hava Tümenleri teşkil edilirken 1944 yılı başında Türk Silahlı Kuvvetlerinin ilk müstakil kuvveti olarak Hava Kuvvetleri komutanlığı teşkil edilmiş ve Tümgeneral Zeki DOĞAN ilk Hava Kuvvetleri Komutanı olarak atanmıştır. 1947 yılında kolordu seviyesinden ordu seviyesine yükselmiştir. 1950 yılına kadar Türk Hava Kuvvetleri Hava Harp Akademileri dışında bütün hava birlik ve kurumları bünyesine alarak bir ordunun sahip olduğu her türlü imkan ve kabiliyete haiz bir güce dönüşmüştür. Şüphesiz savaş şartlarında oluşan yeni teşkilatın içini modern sistemlerle ve eğitimli personel ile güçlendirmek ve dünya standartlarında bir ordu kurabilmek için yapılması gereken işler oldukça fazlaydı. Türkiye'nin içinde bulunduğu koşullar ve dünyadaki siyasi, ideolojik, ekonomik ve teknolojik gelişmeler Türk Hava Kuvvetlerinin gelişmesinde çok önemli merhalelerin olduğunu ve bunların titizlikle yürütülmesini kaçınılmaz hale getiriyordu.

4. Türk Hava Ordusunun Kurumsallaşma Süreci

Kurumsallaşma kavram olarak; "Bir kurumun, bir kuruluşun veya bir işletmenin kişilere bağımlı olmadan faaliyetlerini sürdürebilmesi ve geliştirebilmesini sağlayan bir yapıya kavuşturulabilmesi işlemine denir." olarak tanımlanmıştır. Amacı ise; "Kurumsallaşmanın temel amacı; kurum, kuruluş ve işletmelerin, patron, lider yönetici ve önemli personele bağımlı olmadan faaliyetlerini sağlıklı bir şekilde yürütebilmeleri ve geliştirebilmeleridir." diye tanımlanmıştır. Kurumsallaşma için yapılması gerekenler başlığı altında yedi esas tespit edilmiştir.

    1. "İş ve görev tanımları açık seçik yapılmalıdır,

    2. İşletme içi kurallar ve yönergeler belirlenmelidir,

    3. İşletmedeki (Personel, mali işler, üretim, pazarlama v.b. gibi) birimlerin iş akışları tesbit edilmelidir,

    4. Kurumun kendisine has temel ilkeleri ortaya konmalıdır,

    5. Yetki ve sorumluluklar özenle tespit edilmeli ve verilmelidir,

    6. Yetki ve sorumluluklar, o yetkiyi veya sorumluluğu taşıyabilecek kişilere verilmelidir.

    7. Nihai kararlar istişare ile alınmalıdır." şeklinde tanımlanmıştır.

Modern dünyada, çağıyla yarışabilen bir askeri kuvvet inşa edebilmek için sevk ve idare mekanizmasından uygulanan geleneksel usullerin yeniden değerlendirilmesi ve buna göre bir yapılanma gerçekleştirilmesi gerekiyordu.

Türk Hava Kuvvetleri 1951 yılından itibaren görünür şekilde farklı ve müttefik ülke hava güçlerine benzer bir yapılanma içine girmiştir. Bu kapsamda en önemli değişim 31 Mart 1951 tarihli kol, filo, uçuş grubu, üs ve kuvvet yapılanmasının teşkilatlanmada esas alınması olmuştur. İkinci Dünya Savaşı sonrası SSCB'nin tazyiki sonrası Türkiye, Batı ülkeleri ile işbirliğini bekası için daha risksiz görmüştür. Geliştirilen ikili ilişkiler askeri alanda da etkisini kısa zamanda göstermiş ve Türk Hava Kuvvetleri başta meydanlar, pistler ve bilumum altyapı olmak üzere yenilenmeye başlanmış, envanterdeki silah sistemleri kısa zamanda tamamen modernize edilmiştir. 9'uncu Ana Jet Üs Komutanlığından başlamak üzere jet uçaklarına geçilmesi için çalışma başlatılmış ve sekiz Türk pilotu bu kapsamda eğitim için yurt dışına gönderilmiştir. Ne var ki bu faaliyet esnasında uzun zamandır büyük yatırımlar ile inşa edilen ve kabiliyet kazanılan Türk Hava Harp Sanayiisi bir takım sorunları olsa da geliştirilmek yerine kaderine terk edilmiştir.

Kurumsallaşma sürecinde havacılık eğitimine özel bir önem verilmiş, personelin iyi bir insan olarak ailede aldığı terbiyenin orduda iyi bir asker ve nihayetinde 

iyi bir havacı olarak yetişmesi için hava okulları yeniden yapılandırılmıştır. Hava Teknik Okulları, Hava Harp Okulu yapılandırılırken personelin meslek hayatı boyunca kesintisiz bir eğitimden geçirilmesi ve çağın gelişmelerinin takibinde sorun yaşanılmaması için 1956 yılında Hava Eğitim Komutanlığı teşkil edilmiştir. Bu süreçte hava kuvveti komutanlıkları doğu ve batı bölgelerini korumak ve savunmak için yapılandırılmıştır. Hava Savunma Komutanlığı ise bir kaç kez kurulmasına rağmen farklı gerekçelerle söndürülmüştür. Bir harekatta harekat kadar lojistik teşkilatın önemine ve yeterliliğine inanan karar vericiler bir çok farklı yapılanma sonucunda 1989 yılında Hava Lojistik Komutanlığını teşkil etmişlerdir.

1950'li yılların şartlarına göre doğu-batı olarak Türkiye hava sahasının iki bölgeye ayrılması yönteminden yeni gelişmeler sonucu vazgeçilerek 2014 yılında tek hava sahası olarak Türkiye'nin semalarının korunması ve savunulması kapsamında Muharip Hava Kuvvetleri Komutanlığı teşkil edilmiştir.

 

5. Türk Hava Ordusunun Stratejik Güç Olma Çabaları

Zamanla uçaklar yakıt kullanımının artması sorununa rağmen karşı gövde, elektronik ve motor gücü bakımından geliştirilmiştir. Özellikle silah yükünde verimliliği artırma, yüksek hız, irtifa ve uzun mesafe gidebilme öne çıkmıştır. Bu uçakların en önemli kısıtları olarak ise havada kalabilme sürelerinin yani yakıt destekleme süresinin sınırlı olması öne çıkmıştır. Hava muharebelerinde karşılaştıkları uçaklara göre kısa sürede yüksek irtifa alarak süratle muhasım uçağın üzerinde duruma hakim olma önemli bir üstünlüktü. Müttefik güçler ise hava gücünün etkisine tanıklık ettikten sonra hava gücünü daha etkin kullanabilmek için savaştıkları ülkenin stratejik noktalarını imha etmeyi esas aldılar. Ağır bombardıman uçakları ile belirlenen hedeflerin üzerine büyük miktarda ve etkili bomba bırakılması için çaba gösterilmiştir. Stratejik taarruz ve buna bağlı Stratejik Harekat icra eden hava gücü bu ihtiyaçtan doğmuş ve İkinci Dünya Savaşı'nda ilk uygulamalarını vermiştir.

Stratejik Hava Kuvvetinin harekata katılacak uçakların özellikleri bakımından en bariz özellikleri;

a) Uçağın hacimce büyük olması,

b) Yüksek miktarda bomba yükü olması,

c) Yakıt depolarının fazlalığı ve uzun mesafelere gidebilme imkanı olması,

d) Uçak mürettebat sayısının artması,

e) Uçağın teknolojik olarak gelişmiş olmasıdır.

Bir tanımda Stratejik Hava Harekatı, "En yüksek seviyede planlanan ve buradan verilecek direktif ve emirlere uygun olarak sevk ve idare edilen stratejik uçak, güdümlü füze ve her türlü destek faaliyetleriyle (Düşman Kalpgâhı, düşman derinlikleri, hayati öneme haiz bölgelerde) cereyan eden hava harekatı."dır. Stratejik Hava Harekatının amacı ise, "Düşman milletinin harp etme gücünü tahrip etmek ve onun harbe devam azim ve iradesini kırmaktır." olarak şeklinde belirtilmiştir. Stratejik hava kuvvetinin seferde ve hazardaki durumu ile ilgili olarak ise şöyledir. Barış şartlarında,"Harbi önlemek ve mütecavizi durdurmaktır. Bu özelliği dolayısıyla da "durdurucu kuvvet" adını alır." Harp şartlarındaki görevi,"düşmanı mağlup etmektir. Yani düşman milletinin hayati unsurlarına, sanayine ve topyekun sosyal bünyesine devamlı tahripkar taarruzlar icra ederek o milletin harp etme azim ve iradesini kırmaktır. Bu özelliği dolayısıyla da "tahrip edici" kabiliyetini kazanır."

Türk Hava Kuvvetleri tarihinin her döneminde stratejik harekat yapmaya yönelik gayret ve çalışmalar içinde olmuştur. Atatürk döneminde alınan Martin-139 uçağının temini bu maksada yöneliktir.

İkinci Dünya Savaşı ve sonrası gelişmeler ve Kore Savaşı'nda yapılan işbirliği ile Türkiye'nin BM'nin kararlarına sahip çıkması, Batı Ülkeler ile ilişkilerin güçlenmesi zamanın önemli gelişmeleriydi. 1952'de NATO üyeliği sonrasında Türk Hava Kuvvetleri; altyapı hizmetleri, personel eğitim sistemi, teçhizat ve silah sistemi olarak büyük bir değişim içine girmiştir. Ancak kolektif güvenliğin ebedi ve ortakların bir diğeri için bütün imkan ve kabiliyetleri ile yanında olacağı vurgusu gerçekte böyle olmamıştır. Dönemin gelişmelerinden füze krizi, U-2 Uçağı olayı ve Kıbrıs Sorunu sebebiyle yaşananlar milli bir ordunun her zaman kaçınılmaz gerekliliğini göstermiştir. Nitekim Kıbrıs Barış Harekatı sonrasında Türkiye'ye karşı politik saiklerle uygulanan ambargo bu düşüncenin haklılığının uygulaması olmuştur.

Berlin Duvarının yıkılması ve SSCB'nin dağılması dünyada önemli bir değişimi beraberinde getirirken, Varşova Paktı'nın dağılması NATO'nun da ömrünün tamamlandığı şeklinde yorumlara neden olmuştur. Ancak bölgesel krizler, terör olayları, insani dramlar ve barışın sağlanması için askeri bir gücün gerekliliği gerçeği NATO'nun bu konsepte göre yeniden kendini konumlandırması ile neticelenmiştir. Bu dönemde ortaya çıkan bir diğer gerçek ise ülkelerin milli çıkarları konusunda ortaklıklardan alacakları desteğin daha sınırlı hale gelmesi olmuştur.

Türkiye, kültürel hinterlandı itibariyle birkaç imparatorluk bakiyesi olması sebebiyle yeni dönemde kendi imkan ve kabiliyetleri ile daha güçlü bir hava unsuruna ihtiyaç duymaya başlamıştır. 11. Hava Kuvvetleri Komutanı Hava Orgeneral Muhsin BATUR'un “Kendi Uçağını Kendin Yap.” parolası ile ülke çapında başlatmış olduğu mücadele kısa süre içinde milletin vicdanında gerekli yankıyı bulmuştur. Bu kapsamda geniş bir alanda harekat nevilerini icra edecek bir yapılanmaya ihtiyaç duymuştur. Bugün elde edilen kazanımların nüvesini oluşturan bu girişim Türk Hava Harp Sanayii bakımından anlamlı ve değerlidir.

Uzun menzilli ulaştırma uçaklarının temini, Hava Yakıt İkmali (HYİ) için tanker uçaklarının temini, Hava İleri Karakol (HİK) Uçağı kapsamında Boeing 737 AEW&C MESA uçaklarının temini ve uygun olarak modifiye edilmesi bu kapsamdadır. Türk Hava Kuvvetleri son yıllarda stratejik güç olabilme adına önemli gelişmeler kat ettiyse de sonucun yeterli olduğunu söylemek özellikle teknolojik bakımdan bağımlılık sebebiyle yeterli olmayacaktır. Ancak olası bir harekatta stratejik bir harekat yapma iradesi olduğu görülmektedir. "Bölgesinde Lider, Kıtasında Etkin" sloganı bu amaca yönelik önemli bir hedefi işaret etmektedir.

 

Sonuç

Türk Askeri Havacılığı oldukça erken bir zamanda ve savaşların külleri arasında kurulmuş, ilk seferlerini gerçekleştirmiş ve yükselişini sürdürerek Türk Silahlı Kuvvetlerinin ilk müstakil kuvvetine dönüşmüştür. Şüphesiz bu hızlı gelişme askeri havacılığın bünyesinde olurken bu yapıyı destekleyecek endüstriyel havacılık her zaman kısa kalmıştır.

Türk askeri havacılığı Cumhuriyet ile birlikte barışçıl maksatlı önemli projeler gerçekleştirmiştir. Şüphe yok ki, Büyük Savaşın Büyük Komutanlarının ufkun ötesini gören yaklaşımlarının bu gelişmeye katkısı da büyük olmuştur. İkinci Dünya Savaşı sonrasında dünyadaki çok yönlü kamplaşma sonrasında Türkiye, kendi geleceği bakımından Batı dünyası ile işbirliğine önem verirken, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğü üzerinde güven vermeyen ülkelere ve ittifaklara karşı mesafeli olmuştur.

Türk Hava Kuvvetleri Soğuk Savaş döneminde NATO ittifakının önemli bir parçası olmuştur. Ne var ki, Türkiye'nin haklı ve milli çıkarlarında müttefiklerin yaklaşımı ümit kırıcıdır. Kıbrıs Barış Harekatı sonrasında uygulanan ambargo ve sonrasındaki gelişmelerin zararlı olduğu kadar katkıları da olmuştur. Bu dönemde yeniden milli kabiliyetleri geliştirme dönemi başlamıştır. Ne var ki, muasır medeniyeti temsil gücünü nefsinde taşımayan bir ülkenin gelişmiş ülkeler ile işbirliğini sürdürmesi barışın devamı için kaçınılmazdır. Türk Hava Kuvvetleri, yaşanan bu kırılmalardan sonra hemen her alanda millileşmek ve olası bir zaman diliminde küresel ölçekte harekata hazır olabilmek için önemli projeler geliştirmiştir. Kurumsal yapısını ve hafızasını geliştirmek konusunda daima öncü kuvvet olmuştur.

 

KAYNAKÇA

ACAR, Suphi (Hv.Plt.Kur.Kd.Bnb./E.Hv.Plt.Tümg.), "Hava Gücü ve Stratejik Hava Harekatı", Hava Kuvvetleri Dergisi, Sayı:302, Yıl:66, Hv.Basımevi Md.lüğü, Ankara, 1989.

GNKUR.ATASE, Cumhuriyetin 60. Yılında Türk Silahlı Kuvvetleri,Genkur Basımevi,Ankara.

http://www.ticariyer.com/kurumsal/kurumsallasma-nedir.html (Erişim Traihi: 27.04.2019).

https://www.havayolu101.com/2008/12/26/balon-denemeleri/(ET:10.08.2020).

KAYMAKLI, Hulusi, Havacılık Tarihinde Türkler 2, Kültür Ofset Ltd. Şt., Ankara, 1997.

KEYÜSK, Mazlum, Türk Havacılık Tarihi (1912-1914) Birinci Kitap,Eskişehir,1950.

KURAL, Fethi, Kuruluş Yıllarında Türk Askerî Belgeleri 1909-1913, Ankara, 1974.

KURT, Deniz- PEHLİVAN, Yavuz - KORKMAZ, Erdal, Türk Hava Kuvvetleri Birlik Yerleşke ve Komutanlık Tarihçeleri, Hv.Bsm.ve Neş.Md.lüğü, Ankara, 2018.

YALÇIN, Osman, Türk Hava Kuvvetleri Teşkilatlanma Tarihi (Cumhuriyet Dönemi), Gazi Ünv.Sos.Bil.Enst., Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, 2004,Ankara.

---------------------, " Havacılık, Hava Gücünün Doğuşu Ve Birinci Dünya Savaşına Etkisi", Ankara Üniversitesi Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi, Sayı: 59, Güz 2016.

---------------------, Türk Hava Harp Sanayii Tarihi, Gazi Ünv.Sos.Bil.Enst, Basılmış Doktora Tezi,2008,Ankara.

---------------------, "Şehit Hava Binbaşı Fazıl Bey'in Hayatı ve Çalışmaları", Hacettepe Türkiyat Araştırmaları Dergisi, S.:21,Ankara,2014.

---------------------,"Vecihi HÜRKUŞ'un Hayatı ve Çalışmaları," Askerî Tarih Araştırmaları Dergisi,Sayı 15, Ankara, Şubat 2010.

---------------------, Türk Hava Gücü Kuruluş, İlk Seferleri ve Yükselişi (1911-1950), Türkiye İşbankası Kültür Yayınları, İstanbul,2017.

Yeşilköy Hava Müze Komutanlığı Arşivi.


 

1 Osman YALÇIN, "Şehit Hava Binbaşı Fazıl Bey'in Hayatı ve Çalışmaları", Hacettepe Türkiyat Araştırmaları Dergisi, S.:21,Ankara,2014,s.266,267; YALÇIN,THHST-Dr.T.,s.60-64;Osman YALÇIN,"Vecihi HÜRKUŞ'un Hayatı ve Çalışmaları," Askerî Tarih Araştırmaları Dergisi,Sayı 15, Ankara, Şubat 2010, s.104-106.

2 YALÇIN,Hv.K.Teş.Tarihi-YLT,s.128; YALÇIN,THHST-Dr.T.,s.62.

3 Hulusi KAYMAKLI, Havacılık Tarihinde Türkler 2, Kültür Ofset Ltd. Şt., Ankara, 1997,s.40-42;YALÇIN,THHST-Dr.T.,s.127.

4 Osman YALÇIN, Türk Hava Gücü Kuruluş, İlk Seferleri ve Yükselişi (1911-1950), Türkiye İşbankası Kültür Yayınları, İstanbul,2017,s.430-432.

5 Deniz KURT- Yavuz PEHLİVAN- Erdal KORKMAZ, Türk Hava Kuvvetleri Birlik Yerleşke ve Komutanlık Tarihçeleri, Hv.Bsm.ve Neş.Md.lüğü, Ankara, 2018, s.9.

6 YALÇIN,Hv.K.Teş.Tarihi-YLT,s.202.

8 GNKUR.ATASE, Cumhuriyetin 60. Yılında Türk Silahlı Kuvvetleri, s.41; YALÇIN,THHST-DR.TEZ,s.249.

9 Suphi ACAR (Hv.Plt.Kur.Kd.Bnb./E.Hv.Plt.Tümg.), "Hava Gücü ve Stratejik Hava Harekatı", Hava Kuvvetleri Dergisi, Sayı:302, Yıl:66, Hv.Basımevi Md.lüğü, Ankara, 1989, s.38-41.

10 YALÇIN,THHST-DR.TEZ,s.226,239,242,246.

11 YALÇIN, Türk Hava Gücü..., s.450.

 

 

TÜRK HAVA ORDUSU KURUMSALLAŞMA VE STRATEJİK GÜCE DÖNÜŞME MÜCADELESİ (1911-2014)