Kategoriler: Dergi,
Alt Kategoriler: Kasım,

MİLLİ SAVUNMA BAKANI HULUSİ AKAR’DAN “GLOBAL SAVUNMA”YA ÖZEL AÇIKLAMALAR

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, yayın hayatına Türk ulusu için büyük anlam taşıyan günde 30 Ağustos Zafer Bayramı’nda başlayan ve ilk sayısını çıkaran Global Savunma Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Murselin Tan’ın sorularını yanıtladı, değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye’nin kendi savunma sanayisini geliştirmesinin Türkiye ve dünyaya uzun vadede etkileri neler olacaktır?

Hedefimiz milli savunma sanayisini ve uluslararası alanda rekabet edebilir niteliğini sürekli geliştirmektir. Savunma ve güvenlik alanında bilgi üreten konumuna gelerek; milli teknolojileri geliştirme ve millî savunma sanayiinin Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) ihtiyaçları doğrultusunda gelişmesi önem arz etmektedir.

Savunma sanayimizin gelişimine yönelik çalışmaların, milli güç unsurlarımızdan askeri gücümüze doğrudan etkisi yanında ekonomik, siyasi, bilimsel ve teknolojik gücümüze de katkıları yadsınamaz bir gerçektir. İhracatımızın artması, yeni istihdam alanları oluşması, teknolojik bilgi ve altyapının gelişmesi, TSK’nin etkinliğine, caydırıcılığına ve saygınlığına katkıda bulunarak, ülkemizin küresel ve bölgesel konumuna ve gücüne destek sağlaması, bazı etkiler olarak örneklenebilir.

Diğer yandan, kendi gemisini, helikopterini, tankını, uçağını yapan ülkemizin uluslararası alanda giderek artan rekabette yer alabilmesi, söz sahibi olabilmesi için sürekli gelişim şarttır. Ülkemizin bu pazarda yer alması uluslararası savunma sanayii alanında rekabeti çeşitlendirerek kalitenin artmasına destek olacaktır. MİLGEM Projesi ile kendi harp gemisini dizayn ve inşa eden Türkiye, artık bu gemileri ihraç eden ülke konumuna da gelmiştir. Bilindiği üzere Pakistan ile bu kapsamda Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en yüksek mali değerdeki projesi imzalanmıştır. Aynı ülkeye ATAK Helikopter satışına yönelik bir sözleşme de mevcuttur. Bu alandaki gelişme ve başarılarımız, bir yandan ülkemizin uluslararası ilişkilerinde etkinliğini artırırken, diğer yandan dünya barışına da hizmet edecektir.

Türkiye, yaptığı hamlelerle, dünyanın en büyük on silah ihracatçısı hedefine hızla yaklaşıyor. Bu durum başka ülkeler nezdinde bir rahatsızlık doğuruyor mu?

Çağın gerekleriyle uyumlu, millî niteliğini ve tarihsel değerlerini muhafaza eden, kendisini sürekli yenileyen ve dünya güvenlik ortamının değişimine ayak uyduran, Türkiye’nin siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel bakımdan dünyanın ilk 10 ülkesi arasına girme hedefiyle mütenasip, 21. yüzyılın etkin, caydırıcı ve saygın silahlı kuvveti haline gelme vizyonumuz doğrultusunda gece gündüz çalışıyoruz. Bu anlamda ifade etmek isterim ki TSK’nin az önce bahsettiğim vizyonu, savunma sanayimizin de itici gücüdür.

Övünçle ve güvenle belirtmek gerekir ki gelişimini artan bir ivmeyle sürdüren Türk Savunma Sanayisi, Türkiye’nin savunma ihtiyaçlarını yüzde 70’e varan yerlilik ve millilik oranı ile karşılayabilecek kapasiteye ulaşmış, dışa bağımlılığımızı büyük oranda azaltmış, ülkemiz ithal eden ülke konumundan, giderek ihraç eden bir ülke konumuna gelmiştir.

Ülkemizin bu alanda hızla yükselmesinin dünyada dikkat çektiği bilinen bir gerçektir. Bu manada, bir rakip olarak görülmesi de son derece doğaldır. Bize düşen bu rekabette geri kalmadan, tercih edilen ülke konumunda olmak için aklın ve bilimin rehberliğinde TSK’nin etkin, caydırıcı ve saygın vizyonu doğrultusunda var gücümüzle çalışmaya devam etmek, ARGE’ye olan ilgiyi artırmak ve savunma sanayisi sektörünü daha da genişletmektir.

Türkiye’nin NATO standartlarının ötesinde, silah ve savunma çeşitliliğini farklı ülkelerle iş birliği yaparak geliştirmesi doğru bir hamle mi?

Günümüzde uluslararası güvenlik çerçevesinde ülkelerin ve toplumların politik, askeri, ekonomik ve sosyal yönden hızlı dönüşümler yaşadığı görülmektedir. Etkilerini doğrudan ve dolaylı olarak hissettiğimiz başta terörizm olmak üzere, iç istikrarsızlıklar, donmuş çatışmalar, kitle imha silahlarının yayılması, deniz haydutluğu, siber riskler, dezenformasyon, hibrit harekat ve vekalet savaşları gibi çok yönlü riskler ve asimetrik tehditler karşısında yeni güvenlik, diplomatik ve askeri anlayışların geliştirilmesi gerekmektedir.

Her halükarda, TSK’nin ana sistem ihtiyaçlarının millî menfaatlerimiz doğrultusunda herhangi bir yabancı ülke kısıtlamasına tabi olmaksızın karşılanması, güvenliğe yönelik kendi tedbirlerini alması milli bir hak ve karardır. Bu konudaki duruşumuz, müteaddit defa açıklandığı üzere son derece kesin ve nettir.

Savunma sanayisinde faaliyetlerde bulunan şirketler, tanıtım anlamında yeterli desteği bulabiliyor mu? Bu konudaki eksikler ve sektörün beklentileri neler?

Dış askeri ilişkilere yönelik faaliyetlerimizin planlama ve icrası savunma sanayisi ürünlerinin pazar payının genişletilmesini, savunma sanayisine yönelik iş birliği ve iş birliğine yönelik imkanların araştırılmasını ve ortak üretim imkânlarının geliştirilmesini destekleyecek şekilde yürütülmektedir.

Örnek vermek gerekirse, ülkemize ziyarette bulunan hemen hemen bütün askeri heyetler Savunma Sanayii Başkanlığı ve savunma sanayisi şirketleriyle de temas etmektedirler. Bunun yanı sıra, askeri diyalog toplantılarımızın gündem ve konuları arasında da savunma sanayisi hususları yer almaktadır

Yayın hayatına yeni başlayan Global Savunma dergisinden beklentileriniz nelerdir?

Savunma konularına yer veren ulusal yayınların ve bu alanda ilginin artmasını memnuniyetle karşılıyorum. Ülkemizin milli menfaatleri çerçevesinde küresel ve bölgesel gelişmeleri takip eden bu bağlamda nitelikli haber, değerlendirme ve analizlere yer veren yayınlardan istifade edebilmeyi ümit ediyoruz.


TSK’NIN VIZYONU, SAVUNMA SANAYIMIZIN GÜCÜDÜR