"Silah fetheder, asker işgal eder!" : 1916 Verdun Muharebesi

NATO Bilim ve Teknoloji Organizasyonu Direktörü Alan Shaffer, Milli Savunma Üniversitesi tarafından hazırlanan “Savaşın Değişen Yüzü: Hibrit Savaş” konulu kitapta yer alan “Geleceğin Savaşları ve Hibrit Savaş Bağlamında Gelişen Teknolojiler” başlıklı makalesinde; “İnsanlar bana teknolojik geleceği tahmin etmemi istediklerinde her zaman geriliyorum. 1950’lerde IBM’i kuran Thomas Watson gibi meşhur şahıslara bakıyorum. Kendisi; “Sadece beş adet bilgisayara ihtiyaç duyan bir dünya pazarı var” demiş ve yanılmıştı. 1990’ların başında, Microsoft'un kurucusu Bill Gates de şunu söylemişti; “640 KB’lık hafıza herkese yeter”, o da yanıldı. Dolayısıyla geleceği tahmin etmek çok zordur. 1980’lerin başında genç bir subay olduğum dönemden şunu hatırlıyorum; muharebe sahasının bir sonraki adımı lazer olacaktı; ancak halen operasyonel olarak kullanılan bir lazer sistemine sahip değiliz. O yüzden teknolojinin gelecekteki kullanımını tahmin etmek oldukça zor,” ifadesinde belirtiği gibi öngörülerimizin çoğu tam anlamı ile gerçekleşemeyebiliyor.” (Shaffer,2018:73).

Askeri alanda birinci devrim olarak barutun kullanılması, ikinci devrim olarak nükleer silahların mevcudiyeti ve kullanılması gösterilirken üçüncü devrim, teknolojik gelişimin bir sonucu olarak otonom sistemlerin başlattığı ortak bir düşünce olarak karşımıza çıkmaktadır.

Teknolojinin gelecekte kullanımı üzerinde çalışmalar devam ederken, yerini tamamen yapay zekâ ve robotların alacağı söylenen asker, bütün heybeti ile karşımızda durmaktadır. Teknolojinin gelişimine paralel olarak askere asla ihtiyaç duyulmayacak bir senaryo geliştirme düşünülse bile uygulamaya nasıl geçirileceği soru işaretleri ile dolu. Savaşın tamamen insani bir mesele olduğu ve sonuçta etkilenecek olanın insan olacağı düşüncesi, askerin muharebe sahasında uyku yoksunluğu ile mücadelesini desteklemeyi, bilişsel performansını iyileştirmeyi, gücünü arttırmayı ve kas yorgunluğunu azaltmayı, sonuçta iyi bir muharip olarak kendisine verilen görevi en iyi şekilde yerine getirmesini sağlamayı hedefleyen çalışmaların artmasına neden olmaktadır. İyi eğitilmiş ve donatılmış bir asker halen muharebe alanının en etkili silahı olarak, aynı zamanda gelişen teknolojik silah sistemlerini etkili kullanma konusunda da en zayıf halka olarak durumunu korumaktadır. ( Lin vd. 2013)

Kullanılan silah sistemlerinin artan hızı, sayıları ve etkinliği ile giderek ufalan boyutları, modern savaş alanının çok hızlı ve karmaşık bir ortama dönüştürmekte; insanın yönetebileceğinden çok daha büyük bilgi yükünü beraberinde getirmektedir. Uzaktan kontrol edilen sistemleri kullanan operatörlerin ne kadar büyük bir bilişsel yük altında kaldıkları ve bu yük nedeniyle önemli hatalar yaptıkları ABD Silahlı Kuvvetleri yetkilileri tarafından ifade edilmektedir. Aşırı Bilgi Yüklemesi (information overload) olarak tanımlanan bu husus, insansız hava araçları operatörlerinin bir yandan aracı uçurup aracın kamerasından gelen görüntüleri takip ederken diğer yandan da gerek sahadaki askerler gerekse istihbarat analistleri ile aynı anda gerçekleştirilen onlarca radyo ve tekst mesajı iletişimine dâhil olmasından kaynaklanmaktadır. (Kurtdarcan ve Mumcu,2014:36-37)

Oklahoma Üniversitesi’nde Elektrik ve Bilgisayar Mühendisliği bölümünde görevli Profesör Subhash Kakda, robot askerlerin gelecek yıllarda yaygınlaşacağını düşünmektedir. Gelecekte savaş jetlerinin kullanımında ‘insan pilotların’ aşırı veri yüklemesi sebebiyle yetersiz kalabileceğini belirten Kakda, robotların ise bir bilgiyi milisaniyeler içinde idrak edip karar verme aşamasına insan zihninden çok daha etkin ve hızlı bir şekilde geçebileceğini, pilotun tetiği çekmesine kadar geçen sürede ona iletilen verinin değişmiş olabileceğini, insan zihninin veri akışına, bir robot kadar hızlı ayak uyduramadığını ifade etmektedir. (https://thinktech.stm.com.tr/detay.aspx?id=121)

“Hizmete alınan savunma sistemlerinde en zayıf halkanın insan olduğu algısı giderek yerleşiyor.” (Peter Singer-Kurtdarcan ve Mumcu, 2014:29)

Muharebe sahasının yüksek temposu ve baskısı altında başa çıkılması gereken bu ağır yük, kullanımı giderek artan yarı otonom ve uzaktan kumandalı sistemlerin işletilmesi esnasında bunların verimliliğini oldukça düşüren bir unsur teşkil edecektir. Diğer taraftan bu sistemlerin kullanım alanları ve sayıları arttıkça insan gücüne duyulan ihtiyacında artacağı belirtilmektedir. Birçok insansız sistemlerin her biri bir ila üç operatöre ihtiyaç duymakta, bundan daha fazlası da sistem desteği sağlamak üzere hazır bulunmakta, ayrıca karar döngüsü içinde insan yer almaktadır. Bu tam anlamı ile paradoksal bir durum yaratmakta, insan gücü azalacak yerde artmaktadır. Tam otonom sistemlere geçiş halinde neler olabileceği silahlı çatışma hukuku ve etik ilkeler boyutunda da tartışılmaya devam edilmektedir. (Kurtdarcan ve Mumcu,2014:37-40)

“Makinelerin makinelere angaje olması, insanlara angaje olmanın ise insanlara bırakılması.” (John Canning Kurtdarcan ve Mumcu,2014:63)

Tam otonom sistemlerin silahlı çatışma hukukunda yer alan “Ayrım Gözetme İlkesi” doğrultusunda muharipleri sivillerden ve savaş dışı kalmış olanlardan, aynı şekilde askeri hedefler ile sivillere ait malları ayırt edemeyeceği belirtilmektedir. Esasında tam otonom sistem bile asla tam anlamı ile insansız değildir. Sistem dizaynı ya da operatör belirli parametrelere göre hareket etmesi için sistemi programlayacak ve sistemin operatörü muharebe alanının belirli bir noktasında bu aracın kullanımına karar verecektir. Bir savaş suçu işlenmesi durumunda kimin sorumlu olacağı da ayrı bir tartışma konusu olmaktadır. (Kurtdarcan ve Mumcu,2014:61-63)

“Otonom askeri dronlar: artık bilim kurgu olmaktan çıktılar.” (Dyandal. vd.2017)

 

Otonom dronlar insanların yaptığı gibi mantık yürütme yeteneğine sahip değillerdir. İnsan bilincine de sahip değillerdir. Henüz dronlar (veya herhangi bir otonom sistem) yasalar çerçevesinde insanın yerini alamamaktadır. Bu bahsedilen şartlar, karar verme sürecine “bir insanın dâhil olduğunu” varsayar gibi görünmektedir. Saldırı kararının bir noktasında neye saldırılacağına ve hedefin ne kadar önemli olduğuna bir insanın karar vermesi gerekmektedir. Burada temel soru, bu karar sürecinin ne kadar geniş olduğudur. (Dyandal. vd.2017)

Ölüm-kalım kararını verme görevinin insan olmayan ajanlara bırakılması otonom silahlara karşı çıkanların endişelerinden biridir. Burada temel endişe konusu, bir makinanın bir insanı öldürme “kararı” vermesine izin vermekle insan yaşamının değerinin göz ardı edilmesidir. Bu açıdan bakıldığında, insan yaşamı bir makinanın asla sona erdirme kararı veremeyeceği kadar kıymetlidir – bir başka deyişle, otonom dronların geliştirilmesi ve kullanılması özü itibariyle etik değildir. (Dyandal. vd.2017)

Diğer taraftan otonom dron kullanmanın sadece etik açıdan kabul edilebilir olmakla kalmayıp askerler tarafından tercih edilebileceği dahi iddia edilebilir. Otonom dronlar askerlerden daha fazla algısal bilgiyi işleyebilir ve dolayısıyla daha bilinçli kararlar verebilirler. Ve makinaların aldığı kararlar korku veya öfke gibi duygulardan arınmış olduğu için, askerler tarafından işlenebilecek türden savaş suçları riski de azalmış olur. (Dyandal. vd.2017)

 

 

AKILLI ORDULARIN BEL KEMİĞİ YAPAY ZEKÂ MI OLACAKTIR?

İnsanın kırılganlığı çarpıcı ve kaçınılmazdır. Diğer hayvanların aksine, vahşi bir dünyada hayatta kalabilmek için büyük dişler, pençeler, kanatlar, zehirler, postlar ya da diğer faydalı özelliklerle donanmış değiliz. Alet yapımı, zekâsı ve becerikliliği olmasaydı ilk türlerimizin hayatta kalması şaşırtıcı olurdu. Ancak şimdiye kadar bulduğumuz ve kullandığımız araçlar tehlikelerden sınırlı korunma sağlamaktadır. Örneğin, bazı tahminler ABD hükümetinin, ABD ordusunu dünyanın en iyi donanıma dönüştürmek için aylık da dâhil olmak üzere her bir askerine yaklaşık 1 milyon dolar yatırım yapmıştır. Bununla birlikte, bu asker halen büyük ölçüde, 1 dolarlık bir mermi tarafından verilebilecek ölümcül bir yaraya karşı savunmasız bulunmaktadır. ( Lin vd. 2013).

Otonom sistemlere geçiş yolunda çalışmalar hızla devam ederken bir çelişki gibi görünse de askere yapılan yatırımda artarak devam ediyor. Hemen gelişmiş her ülkenin geleceğin askerine yönelik bir projesi mevcut. Askerin muharebe sahasında etkinliğini ve verimini arttırmaya yönelik çalışmalar günümüze gelen kadar birçok ülke tarafından sürdürülmüş ve sürdürülmeye devam edilmektedir.
 

Kural tanımadan savaşa ilişkin her türlü araştırma ve geliştirmeyi yaptıran Hitler’in “süper asker serumu” oluşturma amacıyla yürüttürdüğü D-IX adlı çalışma bu tür çalışmalardan sadece biridir. D-IX, 1944’te askeri kullanım için geliştirilen kokain bazlı bir ilaç karışımıdır. Doktorlar, ilaç verilen ekipman yüklü askerler üzerinde yapılan deneylerde askerlerin yorgunluktan yığılana kadar aralıksız 88,5 kilometre yürüyebildiğini gözlemlemişlerdir. Bu mesafe yük taşımayan bir insanın ortalama yürüyüş hızı ile 18 saat sürmektedir. İlaçla, insanın dayanıklılık sınırları artırılmak istenmiştir ve söz konusu ilacın bütün orduya dağıtılması planlansa da bu plan uygulanamadan savaş sona ermiştir. (http://www.acikbilim.com/2013/09/dosyalar/kaptan-amerika-ve-super-askerler-uzerine.html,)

 

Günümüzde bu tür projelere en çok bütçe ayıran ülke şüphesiz Amerika Birleşik Devletleri’dir. Ülkede ileri askeri projeleri yürüten kurum (DARPA) ABD Savunma Bakanlığı İleri Araştırma Projeleri Ajansı’dır. Bu kurum birçok üniversite ve diğer kuruluşlarla çalışmalarını daha çok insan-makine arayüzlerine odaklamış durumdadır. Dış iskeletler, yapay zekâlı savaş aletleri, özel zırhlar, robotlar, gelişmiş silahlar; ancak bir yandan da askerlerin fiziksel ve zihinsel performanslarını artırmak için biyolojik çalışmalara da destek sağlamaktadır. Bazı proje örnekleri aşağıda yer almaktadır. (http://www.acikbilim.com/2013/09/dosyalar/kaptan-amerika-ve-super-askerler-uzerine.html,)

 

 

  • Uzun süreli dalış performansları için örnek alınan denizaslanı sistemi. Bu projede kritik olmayan organlara daha az kan pompalanmasıyla temiz kanın kritik organlarda tutulması böylece depolanan oksijenden daha uzun süre yararlanılması ve kanın daha verimli kullanılması planlanmaktadır.
  •  
  • Zihinsel kontrol için kullanılan beyin implantları ve ilaçlar. Askerlerin endişe ve korku duymadan öldürmesi ve koşulsuz itaat etmesi projenin amaçları arasında. Beyin implantları beyne yerleştirilen ve belirli uyarılara karşı belirli kimyasalları salgılayarak ya da belirli kimyasal uyarılarda elektriksel aktiviteyi düzenleyerek beyin kontrolü sağlayabilen sistemlerdir.

 

  • Kertenkele ve benzeri canlılardan insana aktarılması hedeflenen rejenerasyon yeteneği. Gelişen genetik teknolojileri sayesinde bilim insanlarına göz kırpan rejenerasyon kısaca; bu yeteneğe sahip canlıların yaşantılarında doku ve hücrelerinin yenilenmesi ya da verilen kayıpların tekrar yerine konmasıdır. Savaşta askerlerin ya da diğer sebeplerle uzuvlarını kaybeden insanların uzuvlarına yeniden kavuşması bu projenin varmak istediği uç noktadır.
  • Z-Man, insanların kertenkeleler, örümcekler ve diğer hayvanlar gibi duvarlara tırmanmalarını sağlayabilen yapışkan bir kumaş olan Geckskin'i geliştiren bir başka projedir(  Lin vd. 2013).

 

  • Askerlerin sağlık durumunu saptamada kan testinin yerini alacak teknoloji arayışında bir diğer gelişme de 2014 yılında, yine 711th Human Performance Wing tarafından duyurulmuştu. Kanın içindeki bazı maddelerin terde de bulunduğunun keşfiyle ABD ordusu için “cilt biyosensörleri” geliştirilmiştir. Yüksek teknolojili bu sensörler cilde yapıştırılan basit bir bandajdan farksız görünse de nabız, solunum ve hidrasyon tespiti yapabilmektedir.

(https://thinktech.stm.com.tr/detay.aspx?id=121)

 

GELECEĞİN ASKERİ TEÇHİZATI KAPSAMINDA YÜRÜTÜLEN BAZI PROJELER

 

  • Ratnik, “geleceğin askeri teçhizatı” olarak da adlandırılan Rus yapımı yeni nesil piyade teçhizat sistemidir. Ratnik, savaş alanındaki her bir askerin niteliğini navigasyon alanındaki son bilimsel gelişmeler, gece görüş sistemleri, askerin psikofizyolojik durumunu izleme, zırh ve kumaş üretiminde kullanılan ileri malzemeler sayesinde artırmayı öngören genel projenin bir parçasıdır. 2015 yılında ilk örnekleri Rus Silahlı Kuvvetlerine teslim edilmiştir. (https://tr.sputniknews.com/infografik/201504171015041278/)

 

RATNİK

 

  • Geleceğin Askeri Vizyonu (FSV) projesi kapsamında, 2025'te İngiliz askerinin kıyafeti tasarlanmıştır. Daha iyi hayatta kalınabilirlik ve etrafa karşı farkındalık artırmak amacı ile sensorlerle donatılmış zırh, kişisel kontrollü bilgisayar ve network üzerinden bilgi paylaşımı yapabilmesi, yalnızca kafayı koruyan bir plastik kalıptan öte  bilgi işlem merkezi olarak hizmet verecek olan  kask (kask "Baş altı sistemi" olarak tanımlanıyor ve entegre güç kaynağı ile üzerindeki hafif sensörlerden gelen verileri sadece giyen askere bildirmekle kalmıyor aynı ekip üyeleriyle de paylaşabiliyor), kulakların üzerinde askerin duyumunu engellemeyen, iletişimi artıran ve etrafa olan farkındalığı geliştiren kulaklıklar, üzerinde yerleşik kamerası ve bir camında verileri naklen gösterecek ekranı bulunan akıllı gözlükler, biyometrik verileri gösteren ve kaydeden bir akıllı saat olacaktır. (https://www.elektrikport.com/makale-detay/gelecegin-askeri-vizyonu-(fsv)-2025te-ingiliz-ordusu/16821#ad-image-0)

FSV'nin kapsamında yalnızca korumayı artırmak değil, özelleştirilebilir parçalı zırh ile esnek omuz pedleri kullanarak yaralı askerlere taşınırken verilen zararı minimuma indirgeyip bedenlerini daha düzgün bir şekilde alandan uzaklaştırmakta yer almaktadır. Ayrıca zırh kendi entegre güç kaynağına ve veri bağlantılarına sahip olacak acil bir durumda iplerini açarak askerin daha hızlı hareket etmesini sağlayacaktır. FSV'nin silah konsepti ise ergonomik, özelleştirilebilir ve hedef bilgilerini birimdeki diğer askerlerle paylaşabilmektedir. (https://www.elektrikport.com/makale-detay/gelecegin-askeri-vizyonu-(fsv)-2025te-ingiliz-ordusu/16821#ad-image-0)

 

  • Bilim-kurgu filmlerinde sıkça işlenen elektro-mekanik iskelet robotlar başta savunma sanayi olmak üzere gittikçe daha da fazla şekilde hayatımızda yer bulmaktadır. Bu çalışmaların en önemlilerinden olan Lockheed Martin firmasının lisanslı ürünü olan ve Ekso Bionics tarafından geliştirilmiş HULC (Human Universal Load Carier) adındaki giyilebilir robottur.
    Hulc, zorlu savaş ve her türlü arazi koşullarında askerlerin silah ve donanım kullanımını, sürünme, gizlenme ve taarruz başta olmak üzere birçok manevrayı yaparken taşıdıkları yüklerden dolayı gördükleri zayiatı en az seviye indirmeyi amaçlamaktadır. Kullanıcısının taşıdığı 90 kg'a kadar yükü güvenle kullanıcının diz ve belinde zorlanma olmadan taşımasına yardımcı olmaktadır. (https://www.elektrikport.com/makale-detay/gelecegin-askeri-vizyonu-(fsv)-2025te-ingiliz-ordusu/16821#ad-image-0)

 

 

 

HULC

 

Kullanıcıyla senkronize bir şekilde çalışmayı sağlayan birçok sensörden gelen veriler, mikro bilgisayarda işlenmekte ve buradan gelen komutlara göre esnek hidrolik hareket sistemini çalıştırmaktadır. Bu eşleme sonucu kullanıcıda adeta kendi kuvvetiyle hareket ediyormuş gibi bir izlenim uyandırmaktadır. Hulc aynı giysiler gibi farklı beden ölçülerine sahiptir. Farklı kişilerce rahatlıkla kullanılabilmesi için tasarlanmıştır. Ayrıca Hulc'un katlanarak taşınabilmesi ve çok kısa sürede giyinebilmesi özelliklerinden dolayı, ürünü her seviyeden asker kolayca kullanabilir. (https://www.elektrikport.com/makale-detay/gelecegin-askeri-vizyonu-(fsv)-2025te-ingiliz-ordusu/16821#ad-image-0)

 

 

 

                                                                        

Güçlü bir lityum polimer bataryaya sahip olan Hulc, tamamen şarj olduktan sonra 72 saatten daha fazla sürelik bir dilimde şarj olmadan dayanabilmektedir. Lockheed Martin, daha uzun pil ömrü için yakıt pillerinin üzerinde de çalışmaktadır. Hulc’ta benzerleri gibi, enerjiyi daha verimli kullanmak için  sensörler ve mikro bilgisayar ayrı, hidrolik motorların oluşturduğu hareket sistemi ayrı olmak üzere iki farklı güç kaynağından elektrik akımı alır. Hulc kullanıcının üzerinden çıkarılmadan şarj edilebilmektedir .(https://www.elektrikport.com/haber-roportaj/askeri-iskelet-robot-hulc-(human-universal-load-carier)/16670#ad-image-0)

 

  • Ülkemizde de bu konuda çalışmalar etkin bir şekilde sürdürülmektedir. ASELSAN’ın geliştirdiği “CENKER: TAKIM VE TEK-ER KOMUTA KONTROL SİSTEMİ” bu çalışmalardan sadece biridir. Bu sistem muharebe alanında Tek erin, komuta kontrol, Beka, koordinasyon, veri paylaşımı, durumsal farkındalık, bütünsel harp etkinliği gibi yeteneklerini artıran bir sistem olarak tasarlanmıştır. (https://www.muhendisbeyinler.net/giyilebilir-teknoloji-cenker/)

 

 CENKER

 

CENKER sistemi 2 kg ağırlığında ve göze, kulağa, kola takılan ürünlerden oluşuyor. İçerisindeki yazılım sayesinde askerin sağlık durumu ve mühimmat takibi en hızlı şekilde yapılabilmektedir. Sistem kapsamında, askerlerin üzerinde giyilebilir bilgisayar, akıllı muharebe sahası gözlüğü, akıllı saat, nabız ölçer, komuta bilgisayarı, dayanıklı batarya seti, hassas konuşmaya açık dış ortam sesinden arındırılan gırtlak mikrofonu, canlı görüntü aktarım kamerası, yazılım tabanlı telsiz ve silaha monte komuta birimi bulunmaktadır. Ayrıca içerisinde yer bulma, takip etme, haberleşme gibi sistemleri tek elde toplayan teknoloji askerler arası iletişimi kesintisiz kılmaktadır. (https://www.muhendisbeyinler.net/giyilebilir-teknoloji-cenker/)

 

 

CENKER sistemindeki akılı gözlükler sayesinde tim komutanı ve karargâh, farklı konumdaki tüm askerlerinin bulunduğu bölgeyi kendi gözlüğünden ve bilgisayarından izleyebilmektedir. Bluetooth bağlantısı sayesinde akıllı saat, timdeki askerlerin mühimmat durumu konusunda da bilgi vermektedir. Akıllı saat ile acil mesajlar ve düşman temas durumu da aktarılabilmekte, çatışma esnasında yaralanan askerin durumu nabız ölçerden gelen verilere göre hafif ya da ağır yaralı olarak değerlendirilebilmektedir.

(https://donanimhaber.com/images/images/haber/91456/src/Aselsandan-askeri-giyilebilir-teknoloji-cozumu-CENKER91456_0.jpg)

 

 

CENKER

ASELSAN’ın geliştirdiği diğer bir sistem ise Askeri Yürüyüş Asistanıdır.  Kısa adı ASYA olan bu sistem CENKER ile entegre kullanıma uygun ve tüm operasyonel ihtiyaçları karşılayabilecek şekilde tasarlanmış bir dış iskelet sistemidir. Özel Kuvvetler, Piyade ve Jandarmanın ihtiyaçları doğrultusunda geliştirilen ASELSAN’ın özgün ürünü ASYA kullanıcılarına eforlu aktivitelerde (yürüme, koşma, tırmanma ve sıçrama gibi) destek olarak personelin daha iyi performans göstermesini sağlamaktadır.

 (https://sendelisin.com/askeri-yuruyus-asistani-asya/)

 

Askeri Yürüyüş Asistanı (ASYA)

 

Araştırmacılar ve uzmanlar, bir kişi ağızlarını hareket ettirmeden konuşma imkânı sağlayan sistemleri de geliştirmeye başladılar. Ve hatta silah arkaşlarının düşüncelerini okumayı. Bir savaş ortamında askerleri düşünün, çok güçlü gürültüler ile çevrelenmiş durumdalar. Konsantre olmaları, odaklanmaları ve sözlü iletişim kurmaları onlar için çok zor. Telepati iletişim sayesinde ister kendi aralarında olsun, ister komuta merkezine doğru olsun çok iyi iletişim kuracaklar. Böyle bir sistem nasıl mümkün olabilir? Beynin üzerine yerleştirilmiş ve beyini çevreleyen elektrotlar üzerinden bir asker bir eylemi düşünmeye başladığında, uzaktan beynin aktif düşüncesel bölgeleri gerçek zamanlı olarak gözlemleniyor. Beynin bazı düşüncesel fonksiyonları kendilerine has bir elektriksel kimlik, bir konum ve bir frekansa sahip olduğu görülmektedir. Göz, el, işitsel aktivitiler dâhil dış değişimler ile etkileşim halinde olan yaradılıştan var olan biyolojik algılayıcılardaki değişimlerden hedefin davranış değişikliği konumsal olarak beynin ilgili bölgesinde fark edilebilmektedir. Böylece çok uzaklardan hem hareket öngörülebiliyor, hem de hareketin niyeti bilinebiliyor. Hatta hayal edilen kelimeler bile kodlanarak fark edilecektir. Hiçbir ses çıkarmadan düşündüğünüz kelimenin bilgisayar tarafından belirlenmesi mümkün. Kafatası elektrotlar ile dolu biyonik askerleri düşünün. (http://ckk.com.tr/EM/Geleceğin%20Askerleri.pdf,)

Robot teknolojileri hızla gelişmeye devam ediyor. Hemen her ülkenin gündeminde var. Robot teknolojilerinin başlangıçta savunma harcamalarının artmasına yol açtığı/açacağı kesin. Ancak, daha sonra taassaruf edilebileceği öngörülüyor. En önemlisi aylık maaş ödenmiyor. Yorgunluk ve hastalık nedir bilmezler. Yeme, içme, giyinme maliyetleri yok. Emekli olmaları ve dolayısı ile emekli maaşı ödenmesi gibi sorunları yok. Pentagon bugün bile 650 milyar doları aşan emekli maaşlarını ödemekte güçlük çekmektedir. Bir Amerikan askerinin eğitimi, donanımı, maaşı ve emekli maaşı orduya yılda dört milyon dolara, savaş robotu “swords” ise bunun onda birinden daha aza mal olmaktadır. Robota karşı olanlar, Terminatör filmindeki gibi robotların denetimden çıkmasından endişe etmektedirler. (https://www.dw.com/tr/geleceğin-askeri-swords/a-2525318 )

 “AYAĞIN BASMADAN ASLA”

Geleceğin muharebe sahası şekillendirildiğinde görünen, otonom sistemler, robotlar ve akıllı sistemlerle birlikte askerlerin de kullanılacağı yönündedir. Harekâtın özelliğine göre başlangıçta belki robotları ve otonom sistemleri kullanacağız. Ancak asker, her zaman için sahada var olacaktır. Ele geçirdiğiniz hedefi nasıl kontrol edeceksiniz? Düzeni nasıl sağlayacaksınız? Robotlar arası bir savaş nasıl yönetilecektir? Bunun gibi sorular halen belirsizliğini korumaktadır. Piyade sınıfı’nın önemini vurgulamak için söylenen bir söz vardır: Ayağın basmadan asla!“ Bu sözün alternatifi tam anlamı ile görünmüyor şimdilik.

 

 

 

 

Kaynakça:
 

Donanımhaber,(2017),ASELSAN’dan Askeri Giyilebilir Teknoloji Çözümü,CENKER,25 ARALIK 2018 tarihindehttps://donanimhaber.com/images/images/haber/91456/src/Aselsandan-askeri-giyilebilir-teknoloji-cozumu-CENKER91456_0.jpg adresinden alındı.

 
Dynandal,G.L.,Bernsten,T.A ve Johansen,S.R.(2017), Otonom askeri dronlar: artık bilim kurgu olmaktan çıktılar.,26 Aralık 2018 tarihinde NATO Dergisi: https://www.nato.int/docu/review/2017/also-in-2017/autonomous-military-drones-no-longer-science-fiction/TR/index.htm adresinden alındı.

 

Elektrikport,(2015),Geleceğin Askeri Vizyonu (FSV) 2025’te İngiliz Ordusu,25 Aralık 2018 tarihinde https://www.elektrikport.com/makale-detay/gelecegin-askeri-vizyonu-(fsv)-2025te ingiliz-ordusu/16821#ad-image-0 adresinden alınmıştır.

 

Irmak,A. (2108),Askeri Yürüyüş Asistanı(ASYA),26 Aralık 2018 tarihinde, https://sendelisin.com/askeri-yuruyus-asistani-asya/ adresinden alındı.

 

 

 

Karamak,E.(2017),Giyilebilir Teknoloji Cenker, 25 Aralık 2018 tarihinde https://www.muhendisbeyinler.net/giyilebilir-teknoloji-cenker/ adresinden alındı.

 

Karakuş ,C.(2018),Geleceğin Dijital Askerleri, 26 Aralık 2018 tarihinde, http://ckk.com.tr/EM/Geleceğin%20Askerleri.pdf,. Adresinden alındı.

 

Kurtdarcan.B.,Mumcu.Ö.,(2014),Geleceğin Savaşları ve Silahları.”Yeni Silah Teknolojilerinin Silahlı Çatışmalar Hukuku Işığında İncelenmesi. İstanbul: um:ag Vakfı

Lin,P.,Mehlman,J.M.,Abney.K.(2013),Enhanced Warfighters: Risk, Ethics, and Policy, The Greenwall Foundation.California:Polytechnic State University.

Shaffer. A.(2018).Geleceğin Savaşları ve Hibrit Savaş Bağlamında Gelişen Teknolojiler. Yücel Özel ve Ertan İnaltekin(Ed.).Melih Arda Yazıcı (Çev.). içinde, Savaşın Değişen Modeli: Hibrit Savaş (s.73-76). İstanbul: Milli Savunma Üniversitesi.

STM ThinkTech Merkezi.(2018),Geleceğin Askeri-1,25 Aralık 2018 tarihinde STM Teknolojik Düşünce Merkezi.: https://thinktech.stm.com.tr/detay.aspx?id=121  adresinden alındı.

 

Sputnik,(2015),Geleceğin Askeri Teçhizatı:Ratnik,26 Aralık 2018 tarihinde https://tr.sputniknews.com/infografik/201504171015041278/ adresinden alındı.

 

Schwarte,G.(2005), Geleceğin Askeri “Swords”, 27 Aralık2018 tarihinde https://www.dw.com/tr/geleceğin-askeri-swords/a-2525318 adresinden alındı.

 

 

Zor,S.(2013),Kaptan Amerika ve Süper Askerler Üzerine,23 Aralık 2018 tarihinde http://www.acikbilim.com/2013/09/dosyalar/kaptan-amerika-ve-super-askerler-uzerine.html, adresinden alındı.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

TEKNOLOJİ-İNSAN İKİLEMİ HAREKÂT SAHASINDA ASKERİN GELECEĞİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER