Giriş

Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla Soğuk Savaş sona ermiş, NATO’ya karşı kurulan Varşova Paktı feshedilmiş ve Orta Asya ve Kafkasya’da çok sayıda devlet bağımsız olmuştur. İki kutuplu sistemin getirdiği katı politik tahakkümün son bulması bölgede güç boşluğunu ortaya çıkarmıştır. Bağımsızlıklarını kazanan bölge devletleri dini ve etnik sorunlarla, ekonomik zorluklarla, gelir dağılımındaki adaletsizliklerle, milli kimliklerin ve çevre kirlenmesinin ortaya çıkardığı sorunlarla, siyasi baskılarla, hızlı nüfus artışıyla, kırsal alandan kentlere gerçekleşen yoğun göç dalgalarıyla, nepotizmle, rüşvet ve yolsuzlukla ve doğal kaynaklar üzerinde zuhur eden çatışmalarla mücadele etmek zorunda kalmıştır.

Bölgede ortaya çıkan değişimler hem bölgesel aktörlerin hem de küresel aktörlerin politikalarını dönüştürmektedir. Nitekim 2008 Bükreş Zirvesi’yle NATO, Doğu Avrupa’ya doğru genişleme politikası gütmüş; bölgede etkinliğini arttırmak isteyen Türkiye, Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü’nün kurulmasına önayak olmuş; Rusya, Bağımsız Devletler Topluluğu aracılığıyla bölge devletleriyle ilişkilerini geliştirme gayreti içerisine girmiş ve Rusya-Çin Halk Cumhuriyeti (ÇHC) yakınlaşması söz konusu olmuştur. Bölgede belirginleşen bölgesel bütünleşme çabaları daha çok bölgedeki güvenlik problemlerine karşı önlem alma ve küresel enerji politikalarında belirleyici güç olma isteğinden kaynaklanmaktadır. Bu bağlamda ortaya çıkan örgütlerden biri de Şangay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ).

I. Şangay İşbirliği Örgütü’nün Kuruluşu, Gelişimi ve Kurumsal Yapısı

ŞİÖ, Kazakistan, ÇHC, Kırgızistan, Rusya, Tacikistan ve 2001 yılında Özbekistan’ın katılımıyla 15 Haziran 2001’de kurulan hükümetler arası (inter-governmental) uluslararası bir örgüttür. Örgüt, Haziran 2017 yılında Hindistan ve Pakistan’ın katılımıyla üye sayısını 8’e çıkarmıştır. Daimi üyelerinin yanı sıra Afganistan, Belarus, İran ve Moğolistan’dan oluşan dört gözlemci üye ve Türkiye, Azerbaycan, Kamboçya, Nepal Ermenistan ve Sri Lanka’dan oluşan altı diyalog ortağından oluşmaktadır. Batı hegemonyasına karşı ortaya çıkan ŞİÖ, “Doğunun NATO’su” ve “Batı tarzı örgütlenme gibi isimlerle tanımlanmış ve kendine münhasır karakteristik özellikleri içerisinde barındırmıştır. Nitekim ŞİÖ’nün iki üyesi (Rusya ve ÇHC) BM Güvenlik Konseyi’nin daimi üyesidir. Örgüt, 4 nükleer güce sahip devleti (ÇHC, Rusya, Hindistan ve Pakistan) bünyesinde barındırmakta ve dünya nüfusunun % 40’ını kapsamaktadır. Üye ülkeler ile gözlemci ülkelerin toplam sınırı 37 milyon kilometre karedir. Rusya ve ÇHC, dünyanın en büyük üç silahlı gücü içeresinde yer almaktadır.

Öte yandan, bölgede en büyük silah ticaret hacmine sahip ve enerji ihracatçısı konumunda olan Rusya ile Özbekistan, İran ve Kazakistan enerji tedarikçisi konumundayken, Hindistan ve ÇHC ise bunları ihraç eden ülke konumundadır.

2002’de St. Petersburg kentinde toplanan üye devletler Örgütün tüzüğünü imzalamışlardır. Bu tüzüğe göre örgütün temel amaçları; i) üye devletlerarasında karşılıklı güven, dostluk ve komşuluğu güçlendirmek; ii) uluslararası barış ve istikrarın korunmasında multidisipliner iş birliğini gerçekleştirmek; iii) bölgenin dinamik, akılcı ve demokratik gelişimini sağlamak; iv) terörizm, bölücülük, aşırılık, uyuşturucu kaçakçılığına karşı mücadele etmeyi, birçok muhtelif alanda - siyaset, ticaret, ekonomi, savunma vs.- iş birliğini teşvik etmek; v) üye ülkelerin ulusal mevzuatlarını uluslararası hukuk normlarına uygun hale getirmek, insan haklarını ve temel özgürlüklerini geliştirmek olarak sıralanmıştır. 2003’te gerçekleştirilen Moskova Zirvesi’nde imzalanan Moskova Deklarasyonu’nda uluslararası sorunların Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından çözülmesinin gerekliliği vurgulanmış, BM güvenlik politikalarının değişmesinin elzem olduğu öne sürülmüş ve 2004’e kadar Taşkent’te Anti-Terör Merkezi’nin açılması kararlaştırılmıştır. 2004 Taşkent Zirvesi’nde Anti-Terör Merkezi açılmış ve Moğolistan gözlemci statüsünde ŞİÖ’ye katılmıştır.

2005 Astana Zirvesi’nde Hindistan, Pakistan ve İran gözlemci üye statüsünde örgüte dâhil olmuştur. 2006 Şangay Zirvesi’nde İran gözlemci üye statüsünde olmasına rağmen zirveye “liderler düzeyinde” iştirak etmiş, 2007 Bişkek Zirvesi’nde küreselleşmeyle birlikte ortaya çıkan ve yaygınlaşan terörün ve çatışmaların BM öncülüğünde barışçıl bir boyuta taşınabileceği noktasında fikir birliği sağlanmıştır. 2008 Duşanbe Zirvesi’nde Güney Osetya sorununun barışçıl çözümü ve insan haklarının yaygınlaştırılması gibi konular ele alınmış, 2009 Yekaterinburg Zirvesi’nde Belarus ve Sri Lanka diyalog ortağı olarak kabul edilmiş ve 2010’da Taşkent Zirvesi gerçekleştirilmiştir. 2011 St. Petersburg’daki zirvede Afganistan gözlemci üye statüsünde örgüte üye olurken 2012 Pekin Zirvesi’nde Türkiye ise diyalog ortaklığına dâhil edilmiştir. 2014 Duşanbe, 2015 Ufa ve 2016 Taşkent Zirvelerinde terör, aşırılık ve ayrılıkçılık ile mücadelenin önemi vurgulanmıştır. 2017 Astana Zirvesi’yle Hindistan ve Pakistan gözlemci statüsünden daimi üye statüsüne geçmiştir.

ŞİÖ’nün kurumsal yapısının en önemli organı olan Devlet Başkanları Konseyi (The Heads of State Council) her yıl bir defa toplanır, burada kararlar alınır ve tüm talimatlar buradan verilir. Her yıl düzenli olarak bir kez toplanmakta olan Hükümet Başkanları Konseyi (The Heads of Government Council), ekonomik ve diğer önemli alanlarda iş birliği sağlama, strateji geliştirme ve yıllık bütçe hazırlama gibi konuların ele alındığı ikinci derecede önemli bir alt mekanizmadır. Örgütün iki daimi organı vardır. Bunlar Pekin merkezli ŞİÖ Sekretaryası ve Taşkent’te bulunan Bölgesel Anti-Terörizm Merkezi’dir. ŞİÖ Genel Sekreteri ve Bölgesel Anti-Terörizm Merkezi İcra Komitesi Başkanı, devlet başkanları tarafından üç yıllığına seçilmektedir. Halihazırda ŞİÖ Sekreterliğini Vladimir Norov yürütmektedir. Ayrıca Örgütün kurumsal yapısı içerisinde Temsilcilikler Konseyi, Dışişleri Bakanları Konseyi ve Örgütün etkileşimi ve koordinasyonundan sorumlu Ulusal Koordinatörler Konseyi yer almaktadır.

 

II. Üye Devletlerin Beklentileri ve Şangay İşbirliği Örgütü

Uluslararası ilişkiler disiplininde, uluslararası sistemin ve bölgesel alt sistemlerin temelini “çatışma ve iş birliği” oluşturmaktadır. Uluslararası sistem ise temel öğeleri belirli sınırlarla birbirinden ayrılan ve aralarında düzenli ve bağımlı ilişkiler bulunan devletlerin oluşturduğu bir yapıdır. Devletler ise tabiatı gereği rasyonel aktörlerdir. Bu bağlamda örgüte üye devletlerin –ŞİÖ- çıkar algılamaları ve tutumları iş birliğinin devamlılığının sağlanmasında öncü şartlar arasında yer almaktadır.

Orta Asya’da ve Kafkaslarda ABD’nin ve NATO’nun etkilerini/müdahalelerini minimize etme eğiliminde olan Rusya için ABD stratejik bir tehdittir. Çünkü Rusya tarafından eski Sovyetler Birliği’nin diğer cumhuriyetleri arasındaki yeni bir ilişki biçimi olan “yakın çevre doktrini” ile nüfuz alanını koruma çabası içerisindedir. Bunun en tabii yansıması ise ŞİÖ’dür. Rusya’nın bu girişimi tek kutuplu dünya düzenine karşı çok kutuplu bir dünya oluşturma gayreti olarak ortaya çıkmaktadır. ABD’den duyulan endişeyi ise ÇHC ile dengeleme arzusunda olan Rusya, kaybettiği prestiji ŞİÖ vesilesiyle yeniden kazanma amacındadır. Ayrıca Rusya ŞİÖ ile birlikte i) Doğu ve Batı arasında denge rolü oynamayı;

ii) Orta Asya ülkeleriyle stratejik ortak olmayı; iii) ekonomik, siyasal ve sosyal anlamda güvenli bir alan oluşturmayı; iv) bölge ülkeleriyle ticaretini canlandırmayı;

v) insan hakları ihlallerine dönük Batı’nın ve ABD’nin eleştirilerine engel olmayı –özellikle Çeçenistan sorununda-,

vi) NATO’nun genişleme politikalarına set oluşturmayı;

vii) köktendinci yaklaşımları, bölücülük eylemlerini ve uluslararası terörizmi ŞİÖ’yle güvenlik şemsiyesi altına almayı amaç edinmiştir.

ÇHC, dış politikasında revizyonist eylemlerden ziyade hedeflediği güce ulaşana kadar statükonun korunmasını ve sorunları uzlaşı ve iş birliği çerçevesinde çözmeyi benimsemiştir. Bu tarz politik yaklaşımla ÇHC, siyasal, ekonomik ve askeri güç kapasitesini daha da artırabilme amacındadır. ŞİÖ bağlamında bu politikalara önem veren ÇHC,

i) Orta Asya devletleriyle dostane ilişkiler kurarak barışı, statükoyu korumaya çalışırken çeşitli alanlarda (ticaret, ekonomi, taşımacılık ve enerji gibi) işbirliğini geliştirmeyi;

 ii) sınır anlaşmazlıklarını en makul şartlarda çözmeyi; iii) Türkistan ve Tayvan’daki ayrılıkçı yapıları ve aşırılık yanlısı grupları dizginlemeyi; iv) Orta Asya’yı stratejik bir üs olarak kullanmayı politik öncelikleri arasına almıştır.  Ayrıca ÇHC, v) ABD’nin tek kutuplu dayatmalarına karşı Rusya ile stratejik işbirliği çerçevesinde çok kutuplu bir dünya yaratmayı; vi) ÇHC’nin batı sınırlarında NATO’ya karşı bir set oluşturmayı;

vii) ekonomik kalkınmayı gerçekleştirmek için güvenli ortam yaratmayı ve enerji arz kaynaklarını kendi enerji ihtiyaçları etrafında şekillendirmeyi; viii) Rusya ile birlikte siyasi blok oluşturmayı ve kendi kontrolü altında Orta Asya’yı değiştirmeyi amaç edinmiştir.

Orta Asya devletleri ŞİÖ ile birlikte, ÇHC ve Rusya’nın bölgedeki olumsuz etkilerini nötralize ederek bağımsızlıklarını devam ettirmeyi, uluslararası bir organizasyonda yer alarak prestijlerini arttırmayı, bölgesel işbirliği ve istikrarın devamlılığını sağlamayı, üye ülkeler arasında ticareti geliştirmeyi (özellikle ÇHC), güvenlik ortamına duyulan ihtiyacı gidermeyi, ekonomik sorunları ortadan kaldırarak reformların devamlılığını sağlamayı ve üç büyük şeytan olarak telakki edilen terörizmden, aşırıcılıktan ve ayrılıkçı eylemlerden kurtulmayı amaç edinmiştir.

2017 Astan Zirvesi’yle Hindistan ve Pakistan’ın ŞİÖ’ye üyeliği, iki ülke arasında var olan sınır ihtilaflarının diyalog yoluyla çözülebilmesine ve bölgesel barışın sağlanmasına olanak tanıması açısından önem taşımaktadır. Öte yandan, Hindistan ve Pakistan’ın ŞİÖ’ye üyeliği, Rusya tarafından ÇHC’yi dengeleme aracı olarak görülmüştür. Hindistan ve Pakistan’ın örgüte üye olmaktaki temel beklentileri terör konusunda askeri iş birliği yapmak ve TAPI (Türkmenistan-Afganistan-Pakistan-Hindistan) boru hattının güvenliğini sağlamak olarak ortaya çıkmaktadır.

III. ABD’nin Şangay İşbirliği Örgütüne Bakışı ve Rusya-Çin Halk Cumhuriyeti ile İlişkileri

Şangay sürecinin ilk yıllarında ABD tarafından önemsenmeyen ŞİÖ, bazı analistler tarafından Rusya ve ÇHC’nin beyhude çabaları olarak yorumlanmıştı. Ancak Orta Asya devletlerinin ve diğer devletlerin ŞİÖ’ye katılma talebi, ABD’nin yakından ilişki kurduğu Moğolistan’ın 2004’te ŞİÖ’ye gözlemci statüsünde üyeliğe kabul edilmesi, Türkiye ve Güney Kore’nin ŞİÖ’de yer alma isteği, 2005’te İran, Hindistan ve Pakistan’ın da gözlemci üye statüsünde ŞİÖ’ye dâhil olması ABD’nin ve Batı’nın ŞİÖ’ye bakış açısını tamamen değiştirmiştir.

Genel çerçevede Batının ŞİÖ’ye olan kararsız tutumu bölgede ABD’nin etkisinin hissedilir derecede artmasına neden olmuştur. Özellikle 11 Eylül sonrası ABD ve Rusya arasındaki ilişkiler daha çok uluslararası terörizm ve Afganistan’daki savaş üzerine yoğunlaşmıştır. ABD bölgedeki politikalarını uygulayabilmek için iki nedenden dolayı Rusya’nın desteğine ihtiyaç duymuştur: i) Rusya’nın bölgedeki askeri etkinliği ve ii) Sovyetler Birliği döneminde Afganistan ile olan savaşta edindiği tecrübe bu desteğin en önemli bileşenlerindendir. Öte yandan Rusya ise Orta Asya’daki etkisini korumak ve Çeçenistan sorununun ortaya çıkardığı bulanıklığı gidermek için ABD ile işbirliği kurulmasına sıcak bakmıştır.Terörle mücadele kapsamında ABD, Özbekistan’ın Hanabat kentinde askeri üs kurmuş, ancak ABD’nin Andican olaylarına gizliden destek vermesi Özbekistan ile ilişkilerin zedelenmesine neden olmuştur. ABD’den uzaklaşan Özbekistan, Rusya ile yakınlaşmış, ABD’ye tahsis edilen Hanabat üssünü kapatmış, ayrıca Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (Collective Security Treaty Organization)’ne taraf olmuş ve Avrasya Ekonomik Topluluğu (Eurasian Economic Community)’nda etkin bir rol üstlenmiştir. ABD ile ÇHC arasındaki ilişkiler stratejik ortaklık noktasında gelişmiş, iki ülke arasındaki ziyaretler ekonomi, ticaret ve enerji alanında işbirliğinin sağlanmasına öncülük etmiştir. Kuzey Kore’nin nükleer silahlara sahip olduğunu ilan etmesi üzerine ÇHC, ABD ile yakın ilişkiler kurmuştur. Yakınlaşma beraberinde -ABD’in inisiyatifiyle ÇHC, Dünya Ticaret Örgütü (The World Trade Organization)’ne üye olmuştur- iş birliğini getirmiş olsa da iki devlet arasındaki güvensizlik ŞİÖ şemsiyesi altında kendisini göstermiştir.

ŞİÖ’nün başat aktörleri olan Rusya ve ÇHC’nin ABD ile yaşadığı sorunlardan ilki; NATO’nun Doğu Avrupa’ya doğru genişleme siyasetidir. Çünkü NATO’nun genişleme siyaseti Rusya’nın 1993’te eski Sovyet coğrafyasında ekonomi ve güvenlik bakımından yaşamsal çıkar alanı olarak ilan ettiği “yakın çevre doktrinine” aykırı düşmektedir. İkincisi; Rusya (Çeçenistan) ve ÇHC’nin (Urimçi, Tibet ve Sincan) insan hakları ihlalleri nedeniyle Batı ve ABD tarafından sert eleştirilere maruz kalması ikili ilişkilerin zedelenmesine neden olan faktörlerdendir. Üçüncüsü; Soğuk Savaş sonrası ABD’nin tek taraflı yaptırım kararları alması –Kuzey Kore, Yugoslavya ve Irak- ÇHC ve Rusya’nın tepkisine neden olmuştur. Dördüncüsü; ABD’nin Rusya ve ÇHC ile ekonomik ve askeri konuların yanı sıra nükleer rekabette olması ilişkilerin seyrini değiştirmiştir.

Nitekim ABD Kongresi’nin yayınladığı raporda özellikle ÇHC’nin ekonomik ve askeri alanda büyümesi, Amerikan ulusal çıkarları için bir tehdit unsuru olarak algılanmıştır. Beşincisi; Rusya ve ÇHC’nin rejimlerine duyulan güvensizlik -baskıcı rejimler, sivil toplum örgütlerinin kapatılması, medya üzerindeki baskı, sindirilen siyasi muhalifler, casusluk olayları- tarafların ihtiyatlı politika yürütmelerine neden olmuştur. Altıncısı; ABD’nin ilan ettiği haydut devletler (rogue state) ve Tayvan sorunudur. Yedincisi ise ABD ile ÇHC ve Rusya arasında ortaya çıkan bir diğer sorun ise gümrük tarifeleri ve kotalar etrafında yaşanan ticaret savaşlarıdır.

IV. Şangay İşbirliği Örgütü Bir NATO Olabilir mi?

ŞİÖ kuruluşu, kurumsallaşması ve genişleme süreci itibariyle bölgesel uluslararası bir örgüt olarak ortaya çıkmıştır. Rusya ve ÇHC’nin lokomotifliğinde ortaya çıkan ŞİÖ, ABD’nin tek kutuplu dünya dayatmalarına ve üye devletler arasındaki sınır çatışmalarına çözüm bulma noktasında temel ilkeler ve hedefler belirlemiştir. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ABD öncülüğünde NATO kurulmuştur. NATO’nun kuruluş amaçları Sovyetler Birliği’nin revizyonist politikalarına set oluşturmak, ABD liderliğinde hegemon güç olmak, kendi çıkarlarını/gücünü arttırmak ve topyekûn savaşların tekrardan ortaya çıkmasına engel olmaktır. Soğuk Savaş sonrası da varlığını sürdüren bir savunma örgütü olan NATO, kuruluşundan bu yana geçen süreç içerisinde güvenlik, askeri ve teknik alanların dışında değişen durumlara karşı kendini yenileyebilme özelliğine sahiptir. Batı tarzı örgütlenme olan NATO’nun doğudaki alternatifi olduğu söylenen ŞİÖ hakkında çok sayıda tartışma bulunmaktadır. Yapılan tartışmalar ise iki örgütün karşılaştırmalı analizi elzem hale getirmektedir:

NATO, Soğuk Savaş döneminde ve sonrasında ABD öncülüğünde kendine faaliyet alanı oluştururken ŞİÖ, ÇHC ve Rusya lokomotifliğinde kendisine alan açmaktadır. Bu durum ŞİÖ bağlamında Rusya ve ÇHC arasında liderlik, yetki ve yetki kullanımı sorununu ortaya çıkarmaktadır. Liderlik ve lider olma rekabeti ile yetki ve yetki kullanımı ŞİÖ’nün diğer üyeleri arasında –ÇHC ve Rusya haricinde- mücadeleye neden olmasa da iki devlet arasında çıkarlarını koruma/maksimize etme girişimleri örgütün kurumsallaşmasına ve gelişimine engel olmaktadır. Öte yandan ABD’nin domine ettiği NATO’da liderlik mücadelesi söz konusu değildir, nispeten ortak çıkarlara dayalı bir yapı söz konusudur.

Güvenlik merkezli bir organizma olarak ortaya çıkan ŞİÖ, zamanla ekonomik ve siyasi alanlarda iş birliğini öngören bir yapıya bürünmüştür. Bu alanlardaki iş birliğinin temeli güvenlik inşası üzerinedir. ŞİÖ, Orta Asya’daki önemli örgütlenmelerle işbirliği yapmasına rağmen, NATO’nun sahip olduğu birçok özellikten yoksundur. Bunlar arasında kalıcı operasyon karargâhı, hızlı reaksiyon kabiliyeti ve siyasi müzakere yapısında bulunan kurumsal etkililiği yer almaktadır. Ancak ŞİÖ, bu tarz manevra kabiliyetinden yoksundur.

İki örgüt arasında ortaya çıkan bir diğer farklılık risk algısı üzerinedir. NATO dış güvenlik risklerini öncelemektedir. ŞİÖ ise dış güvenlik risklerini gidermekten ziyade kendi hâkimiyetleri altındaki toprakları korumayı ve bölgesel güvenlik algısı üzerine Örgütün gelişimini desteklemektedir.

Üye devletlerin kendi aralarındaki tehdit algıları iki örgüt arasında değişkenlik göstermektedir. Nitekim NATO bünyesinde yer alan üye devletler –nispeten- birbirlerinden tehdit algılamazken, ŞİÖ üyeleri arasında bir tehdit algılaması söz konusudur. Bu durum ŞİÖ üyeleri arasında güven sorununu ortaya çıkarmaktadır. Misal olarak, 1962 yılında ÇHC ve Hindistan arasında gerçekleşen sınır çatışması kısa bir süre sonra son bulmuş olsa da dondurulmuş sorunların tekrardan ortaya çıkma olasılığı iki devlet arasında güvensizliğin temel nedenlerinden biridir. Dondurulmuş sorunların bir diğer ayağını ise Hindistan ve Pakistan arasında Şubat 2019’da ortaya çıkan çatışma ortamı oluşturmaktadır

Örgüt için ayırılan savunma bütçeleri iki örgüt arasındaki farkı keskinleştiren bir diğer neden olarak ortaya çıkmaktadır. NATO’nun 2017 yılındaki savunma bütçesi yaklaşık 957 milyar dolar iken ŞİÖ’nün savunma bütçesi NATO ile kıyas edilemeyecek kadar kısıtlıdır.

Örgüte üye devletlerin ortak politik tavır sergileme durumu iki örgüt arasında farklılık göstermektedir. Nitekim NATO kendi bünyesinde politik ve stratejik uyum içerisinde hareket edebilirken, ŞİÖ bünyesinde Rusya ve ÇHC arasında farklılaşan görüşler söz konusudur. Örneğin, Rusya ŞİÖ’ye güvenlik ve iş birliği bağlamında misyon biçerken, ÇHC ise örgütün askeri, siyasi ve ekonomik açıdan çok yönlü bir mekanizmaya dönüşmesini arzulamaktadır. Öte yandan ÇHC, ŞİÖ’nün NATO benzeri bir bölgesel güvenlik örgütüne dönüştürülmesi yönünde irade beyan ederken, Rusya bölge güvenliği için Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (Collective Security Treaty Organization)’nün yeterli olacağını iddia etmektedir.

Son olarak; iki örgüt arasında zuhur eden farklılıkların bir başka boyutu ise kullanılan silahların ve savunma sistemlerinin uyumluluğu meselesidir. NATO’da kullanılan silahlar ve savunma sistemleri üye devletler arasında uyumlu iken, ŞİÖ böyle bir uyumdan mahrumdur. Çünkü ŞİÖ’ye üye devletler arasındaki güven problemleri ortak bir politika oluşturmalarını ve uyumlaştırılmış silah ve savunma sistemi edinmelerini engellemektedir.

Sonuç

Batı tarzı örgütlenme” ve “Doğunun NATO”su tarzında adlandırılmalara muhatap kalan ŞİÖ, kendi bünyesinde barındırdığı karakteristik yapı (nüfus, toprak parçası, nükleer güç) ABD ve Batının dikkatini çekmesine neden olmuştur. ABD’nin tek kutuplu dünya dayatmalarına karşı Rusya ve ÇHC öncülüğünde ortaya çıkan ŞİÖ, her ne kadar kurumsallaşma düzeyine ulaşmış olabilse de üye devletler arasındaki rekabet, güven sorunu, yetki ve yetkinin kullanımına ilişkin anlaşmazlık, dondurulmuş sınır sorunları ve ortak politika üretmedeki yoksunluklar NATO benzeri bir oluşum olma girişimlerini akim bırakmaktadır. Bu aşamada böyle bir beklenti içerisinde olma düşüncesi ütopik görünmektedir.

Hem NATO’nun hem de ŞİÖ’nün genişleme siyaseti ele alındığında NATO’nun ŞİÖ’den daha hızlı genişlediğini gözlemlemek mümkündür. NATO hâlihazırda Karadağ ile yirmi dokuzuncu üyeye ulaşırken, ŞİÖ ilk genişlemesini Haziran 2017’de Pakistan ve Hindistan ile yaparak, üye sayısını 8’e çıkartmıştır. Bütün handikaplarına rağmen ŞİÖ’nün NATO karşısında üstün olduğu yönler de vardır. Öncelikle NATO’nun varlığını devam ettirebilmesi için bir tehdit unsurunun söz konusu olması gerekmektedir. Soğuk Savaş döneminde en büyük tehdit Varşova Paktı iken, günümüzde güvenlik algısı farklı konseptlere kaymış olsa da ŞİÖ’nün mevcudiyeti NATO’nun bir anlamda varlık sebebi olarak ortaya çıkmaktadır. Bunun aksine ŞİÖ, Rusya ve ÇHC tarafından dış tehdit algısı üzerinden değil, kendi aralarında var olan sorunları -özellikle sınır anlaşmazlıkları, fundamentalizm, terörizm ve ayrılıkçılık gibi- çözmek için tasarlanmıştır. Öte yandan ŞİÖ’nün ayırt edici bir diğer özelliğiyse kapsayıcı mahiyette olmasıdır. Yani günümüzde reel dünyanın gerçekliğini yansıtan farklı değerlere, dinlere ve medeniyetlere haiz çok kültürlü bir uluslararası bölgesel örgüttür. ŞİÖ için katma değer üretecek bütün bu özelliklere rağmen, ŞİÖ’nün NATO benzeri bir kurumsallaşma düzeyine ulaşıp ulaşmayacağını zaman gösterecektir.

 

 

Referanslar

i Yardımcıoğlu, M. ve Koçarslan, H., “Çok Kutuplu Dünyaya Doğru: Şangay İşbirliği Örgütü”, KSÜ İİBF Dergisi, 2(2), 2012, 163-174.

ii Hoffman, Stephanie C., “Debating Strategy in NATO: Obstacles to Defining a Meaningful New Strategic Concept”, IFRI, (1), 2008, 1-15.

iii Kubicek, Paul, “The Commonwealth of Independent States: an example of failed regionalism?”, Review of International Studies, (35), 2009, 237-256.

iv Li, Chenghong, “Limited Defensive Strategic Partnership: Sino–Russian rapprochement and the driving forces”, Journal of Contemporary China, 16(52), 2007, 477-497.

v Maduz, Linda, “Flexibility by Design: The Shanghai Cooperation Organisation and the Future of Eurasian Cooperation”, Center for Security Studies (CSS), ETH Zurich, 2018.

vi Weitz, Richard, “The Shanghai Cooperation Organization: The Primakov Vision and Central Asian Realities”, Fletcher Forum of World Affairs, 31(1), 2007, 103-118.

vii Pushkina, Darya and Zincavage, Helen, “The Shanghai Cooperation Organization’s Peace-Keeping or Peace-Building İmpact?: Between Unilateral Legacies and Multifunctional Innavations”, 4. Congress of the Asia and Pacific Network: 14-16 September, Paris, 2011, s. 3

viii Haas, Marcel de, “The Shanghai Cooperation Organisation and the OSCE: Two of a kind?”, Helsinki Monitor: Security and Human Rights, (3), 2007, s. 259

ix The Shanghai Cooperation Organisation, http://eng.sectsco.org/about_sco/(12.12.2018)

x Büyükbaş, Hakkı, “SCO: Sanghay İşbirliği Örgütü”, (Ed. Şaban H. Çalış ve diğerleri, Uluslararası Örgütler ve Türkiye, Çizgi Kitabevi, Konya, 2006, s. 555

xi Arı, Tayyar, Uluslararası İlişkiler Teorileri: Çatışma, Hegemonya, İşbirliği, Marmara Kitap Merkezi Yayıncılık, Bursa, 2008, s. 493

xii Mokhtari, Esmaeel, “Goals and Challenges of Shanghai Cooperation Organization (SCO)”, J. Basic. Appl. Sci. Res., 2(9), 2012, s. 9001

xiii Stobdan, Phunchok, “Shanghai Cooperation Organization: Challenges to China’s Leadership”, Strategic Analysis, 32(4), 2008, s. 528

xiv Özdaşlı, Esma, “Çin ve Rusya Perspektifinden Şangay İşbirliği Örgütü”, MAKÜ SBE Dergisi, 4(6), 2012, s. 111

xv Bakshi, Jyotsna, “Shanghai Co‐operation Organisation (SCO) before and after September 11”, Strategic Analysis, 26(2), 2002, s. 270

xvi Laumulin, Murat, “The Shanghai Cooperation Organization as "Geopolitical Bluff?" A View from Astana”, Institut Français des Relations Internationales(IFRI), Paris, 2006, ss. 10-11

xvii Carroll, William E., “China in the Shanghai Cooperation Organization: Hegemony, Multi-Polar Balance, or Cooperation in Central Asia”, International Journal of Humanities and Social Science, 1(19), 2011, ss. 2-3

xviii Cohen, Ariel, “The Dragon Looks West: China and the Shanghai Cooperation Organization”, The Heritage Foundation, (961), 2006, ss. 3-4

xix Maksutov, Ruslan, “The Shanghai Cooperation Organization: A Central Asian Perspective”, SIPRI Project Paper, 2006, ss. 16-24

xx Rowden, Rick, The rise and rise of the Shanghai Cooperation Organisation, Global Political Economy Brief No. 11, 2018, ss. 7-8

xxi Vasudeva, P. K., “Can the Shanghai Cooperation Organisation bring India and Pakistan closer?”, Indian Defence Review, 33(3), 2018, ss. 2-3

xxii Çolakoğlu, Selçuk, “Şangay İşbirliği Örgütü’nün Geleceği ve Çin”, Uluslararası İlişkiler Dergisi, 1(1), 2004, ss. 182-183

xxiii Kasım, Kamer, Soğuk Savaş Sonrası Kafkasya, USAK Yayınları, Ankara, 2009, s. 140

xxiv Çolakoğlu, a.g.m., s. 188

xxv Gözen, Ramazan, “NATO: ABD Patentli Savunma Örgütü”, (Ed. Şaban H. Çalış ve diğerleri, Uluslararası Örgütler ve Türkiye, Çizgi Kitabevi, Konya, 2006, ss. 175-176

xxvi Stobdan, a.g.m., ss. 536-537

xxvii Haas, Marcel De, “The Shanghai Cooperation Organization’s Momentum Towards A Mature Security Alliance”, The Routledge Handbook of Asian Security Studies, 36(1), 2008, ss. 28-29

xxviii Haas, a.g.m., s. 30

xxix Norling, Nicklas and Swanström, Niklas, “The Shanghai Cooperation Organization, Trade, and the Roles of Iran, India and Pakistan”, Central Asian Survey, 26(3), 2007, s. 436

xxx NATO, Defence Expenditure of NATO Countries (2010-2017), 2018, https://www.nato.int/nato_static_fl2014/assets/pdf/pdf_2018_03/20180315_180315-pr2018-16-en.pdf (12.12.2018)

xxxi Özdaşlı, a.g.m., ss. 119-120

 

 

TEK KUTUPLU DÜNYA DAYATMALARINA KARŞI ŞANGAY İŞBİRLİĞİ ÖRGÜTÜ VE GELECEĞİ