Tayvan yönetimi, Çin'in Ada'yı baskı yoluyla kendisine bağlayarak yeni bir Hong Kong haline getirmeye çalıştığını öne sürdü.

 

Tayvan'daki yönetimin Dışişleri'nden sorumlu üyesi Joseph Wu, Ada'yı ziyaret eden ABD Sağlık Bakanı Alex Azar ile görüşmesinde yaptığı açıklamada, "Çin, kendi siyasi koşullarını Tayvan'a kabul ettirmek için sürekli baskı yapıyor. Bu koşullar Tayvan'ı yeni bir Hong Kong haline getirmeyi amaçlıyor." dedi.

Tayvan halkının Hong Konglular gibi siyasi özgürlüklerinin ellerinden alınmasından endişe ettiğini vurgulayan Wu, "Tayvanlılar, bu baskı ve şantajları gayet iyi bilirler. İster diplomatik olsun ister askeri isterse de salgınla ilgili, bu baskılar hayatımızı giderek zorlaştırıyor." ifadesini kullandı.

ABD'li Bakan Azar, yaptığı 3 günlük ziyarette, dün de Tayvan'daki yönetimin lideri Tsai Ing-wen ile bir araya gelmişti.

Ziyaret, ABD ile Çin arasında 1979 yılında diplomatik ilişkilerin kurulması ve Washington'ın tek Çin ilkesini kabul ederek Pekin'deki yönetimi tüm Çin halkının resmi temsilcisi olarak tanımasından bu yana Ada'ya yaptığı en üst düzey ziyaret niteliğini taşıyor.

Tayvan, kısa süre önce, Çin'in müdahalesiyle, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınına karşı alınması gereken önlemleri tartışmak üzere 18 Mayıs'ta İsviçre'nin Cenevre kentinde düzenlenen Dünya Sağlık Asamblesi toplantısından dışlanmıştı.

- Çin-Tayvan anlaşmazlığı

Çin'de 2. Dünya Savaşı'nın ardından yaşanan iç savaşta Mao Zedung liderliğindeki Çin Komünist Partisinin (ÇKP) 1949'da iktidarı ele geçirmesi ve Çin Halk Cumhuriyeti'nin kuruluşunu ilan etmesi üzerine, Çan Kayşek liderliğindeki Çin Milliyetçi Partisi (Komintag) üyeleri Tayvan'a yerleşip, 1912'de kurulan "Çin Cumhuriyeti" iktidarının Ada'da devam ettiğini ileri sürerek bağımsızlık ilan etmişti.

Bu girişim Çin tarafından kabul edilmese de Tayvan temsilcileri 1971 yılına kadar Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulunda Çin'i temsil etmişti. 1950'ler ve 1960'larda çok sayıda ülkenin diplomatik ilişki tercihini Çin Cumhuriyeti'nden Çin Halk Cumhuriyeti'ne çevirmesi, ardından 1971'de yapılan BM Genel Kurulunda yapılan oylamada Pekin hükümetinin Çin'in tek meşru temsilcisi kabul edilmesiyle Tayvan'ın uluslararası örgütlerdeki konumu belirsiz hale gelmişti.

Pekin yönetimi, "Tek Çin" ilkesini benimseyerek Çin'i uluslararası toplumda sadece kendilerinin temsil ettiğini savunuyor ve Tayvan'ın BM'de ve diğer uluslararası kuruluşlarda temsiline karşı çıkıyor.

- Hong Kong'un statüsü

Hong Kong, 1898'de imzalanan "kira sözleşmesi" ile uzun yıllar İngiltere hakimiyetinde kaldıktan sonra 1997'de Çin'e devredilmişti.

İmzalanan ortak deklarasyon çerçevesinde Hong Kong'a 2047'ye kadar basın, ifade, toplanma, inanç ve serbest akademik çalışma gibi özgürlükleri ile bağımsız idari ve hukuki yapısını koruma hakkı tanınmıştı.

Hong Kong, Çin'e bağlı olmasına rağmen kendine ait para birimi, dil, hukuk sistemi ve kimlik kullanıyor. Özerk yapılı bölgenin sadece savunma ve dış politika gibi konularda Pekin'e bağlı olduğu bu yönetim modeli, "bir ülke, iki sistem" olarak adlandırılıyor.

Ancak son dönemde Pekin yönetiminin bölgenin özerk yapısına müdahaleye yönelik adımları, özellikle Çin'de çıkarılan yeni Ulusal Güvenlik Yasası ile demokrasi yanlılarının hedef alınması bölge halkının ve uluslararası toplumun tepkisine yol açmıştı.

Demokrasi savunucuları, başta Hong Kong'da adayların Pekin yönetimince belirlendiği seçim modeli olmak üzere Çin kaynaklı pratiklerin "bir ülke, iki sistem" ilkesine aykırı olduğu görüşünü savunuyor.

Tayvan\'a göre, Çin Ada\'yı yeni Hong Kong haline getirmek istiyor