Kategoriler:
Alt Kategoriler:

Klor gazından AK-47 Kalaşnikofa, varil bombasından seyir füzesine(Cruise) kadar, Suriye savaşı 21.yüzyıl ordularının ve silahlı gruplarının nelere sahip olduklarını, olacaklarını veya neleri yarattıklarını bizlere gösteriyor.

Esad rejiminin 2011 Arap Baharı'na kanlı tepkisi, modern tarihin en ölümcül isyanlarından birini ateşledi ve onu 1000'den fazla silahlı grubun hedefine yerleştirdi: isyancılar, muhalifler, sığınmacılar, aşırılıkçılar ve yabancı askeri kuvvetler dahil sayısız aktörün hedefi haline geldi. Şu anda Suriye’de yerleşik muhalifler dünya tarihinin gördüğü her şeyden daha kuvvetli. Suriye için, 21’inci yüzyılın yeni Afganistan’ı dersek yanılmış olmayız.

Suriye savaşında görülen silahlar, ABD'nin sözde İslam Devleti'ne karşı yürüttüğü kampanya ve Rusya'nın 2015'te bölgeye gelişi sayesinde dünyanın en gelişmiş ve ölümcül silahlarından bazılarıdır.

Savaşta yüz binlerce insan öldü; BM, yedi yıl önce 191.000'de saymayı bıraktı, ancak tahminler çeyrek milyon ile en az 470.000 arasında değişiyor. Çatışma, Suriye'nin savaş öncesi nüfusunun yarısını yerinden etti ve beş milyon insanı sınırlarının ötesine dağıttı.

Peki ya sosyal medyada sıkça gördüğümüz ve eşi benzerine az rastlanır iç savaşta Suriye ordusu ve ona karşı duran grupların kullandıkları silahlar neler? Terörün laboratuvarı haline gelen bu topraklarda insanlar birbirlerine zarar vermek için neler kullanıyor yazının devamında okuyabilirsiniz.

HAFİF SİLAHLAR

Hafif silahlar; savaştan önce Suriye'de zaten çok miktarda vardı. Rejim, stoklarını onlarca yıllık Sovyet ve Rus desteğiyle oluşturmuştu. Bu arada Suriyeli sivillerin elinde de 700.000'den fazla çeşitli hafif silahların mevcut olduğu tahmin ediliyordu.

Bu silahların kullanılmaya başlamasında fitili ateşleyen olay 18 Mart 2011 Cuma günüdür. Esad rejiminin Arap Baharı baskısının bir parçası olarak bir düzineden fazla genci gözaltına almasının ardından, protestocular güneydeki Dara’a şehrinde bir polis merkezini yaktı. Buna karşılık, polis protestoculara göz yaşartıcı gaz sıktı ve ardından onlara ateş açtı. Böylece günümüzde halen devam eden kırılma başladı.

Çatışma başladıktan sonra Ürdün, Lübnan ve Irak üzerinden Suriyeli isyancı gruplara hafif silahlar akmaya başladı. ABD, Katar, Suudi Arabistan ve Ürdün gibi ülkelerden katkılar geldi. (The New York Times'dan C.J. Chivers ‘ın araştırmasına göre.) Diğer silahlar, Suriye Ordusundan kaçanlar ile geldi; sadece ilk altı ayda yaklaşık 10.000 Suriye askerinin istifa ettiğine ve kaçtığına inanılıyor ve bunların birçoğunun sivilleri vurma emirlerini reddettiği biliniyor. Yine de hükümet depolarından çok daha fazla silah muhaliflerin ve isyancıların eline geçmiş durumda. Suriye'de yaklaşık iki düzine ülkeye yayılmış üreticilerden 50'den fazla hafif silah türü görülüyor.

Direnişin ilk haftalarında tüfekler, makineli tüfekler, makineli tabanca ve tabancalar çatışmalara hakim oldu. Özellikle rejim güvenlik güçleri tarafından, kapsamlı ve ölümcül olarak hızla genişleyen mahalle aramalarında bu silahlar kullanıldı. Cihat yanlısı gruplar için, küçük silahlar genellikle saldırıların son dalgasında kullanıldı. Birinci dalga topçu veya havan atışları, ikinci dalga intihar bombacıları(bombalı motosiklet, bombalı araç, canlı bomba) sonra üçüncü dalga saldırı gücü olarak hedefe girerken hafif silahlar kullandı. Bunlar, Irak'ta geliştirilen ve El Kaide ve onun ayrılıkçı üyesi IŞİD gibi aşırılık yanlılarının ürettiği yıkıcı etkiye sahip olan taktiklerdir.

Suriye ihtilafında kullanılan hafif silahların uzun ve hiç şüphesiz tamamlanmamış ama en çok kullanılanların listesi şöyle olabilir;

AK-47 Kaleşnikov P.Tf., M-16 P.Tf., M4 P.Tf., FAMAS P.Tf., G3 P.Tf., Steyr AUG, Tisaş Zigana C45, Makarov PM, Sa vz 23, PM mi.63, Glock , FN FAL, SVG Dragunov Keskin Nişancı Silahı, M1911 gibi onlarca farklı hafif silahı, PKMS Bixi MK.Tf., MG-3Mk.Tf., çeşitli el bombaları, Uçaksavarlar ve Bombaatar gibi silahları bu kategoride sayabiliriz.

BİRAZ DAHA BÜYÜK SİLAHLAR

Omuzdan ateşlemeli uçaksavar füzeleri veya MANPADS (Man Portable Air Defence Systems):

Temmuz 2012: Halep yakınlarındaki muhalifler tarafından satın alındı.

Ağustos 2012: Muhalifler Doğu Suriye’deki Deir Al-Zour’da bir MiG-23 savaş uçağı düşürdü.

Şubat 2013: Muhalifler bir Suriye hava kuvvetleri helikopterini düşürdü.

Rus MANPADS: “Kusurların ve baskınların”, ilk nesil Sovyet tipi olan SA-7'nin yayılmasına katkıda bulunduğuna inanılıyordu. Bu durum ilk kez Ağustos

2012'de tamamen kanıtlandı. SA-7 eski bir sistemdir; ısı güdümlü başlığı birçok modern askeri uçakta alınan karşı önlemlerle engellenebilir SA-7'leri daha sonra yeni SA-16 ve SA-24 karadan havaya füzeler izledi. Bu silahların bazıları devrik Libya stoklarından çalınanlardır.

 

Çin yapımı FN-6 füzeleri, çatışmanın başlamasından bir yıldan kısa bir süre sonra ortaya çıktı. Tedarik edilmelerine yardım ettiği bilinen ülkeler arasında, Katar, Sudan ve ABD’nin olduğu duyulmuştu.

ANTİ-TANK SİLAHLARI

Rus yapımı RPG-7, ABD yapımı M72 LAW elbette en çok kullanılan kısa mesafe güdümsüz anti-tank silahlarıydı ancak bunun dışında Rus yapımı RPG-18, RPG-22,RPG-26,RPG-29,RPG-75, Yugoslav yapımı M79 Osa ve Sırp yapımı RBR-120mm M90 da kullanıldı. Tabii bunlar güdümsüz ve kısa mesafeli yani 500-1000 metre arasında etkili kullanılan silah sistemleridir.

 

Bunların dışında bir de tel güdümlü olarak kullanılan ve daha uzak mesafeli atışlar için kullanılan anti-tank silahları var;

9M14 Malyutka, 9K111 Fagot, 9M113 Konkurs, 9K115 Metis, 9K115-1 Metis-M Sovyet yapımı silahlardır. 9M133 Kornet Rus, HJ-8 Çin, MILAN Fransa-Almanya, BGM-71 TOW ABD yapımı silah sistemleridir.

 

ABD yapımı tanksavar silahları (TOW sistemleri) 2014 baharında muhaliflerin ellerinde görüldü.

 

 

ANA MUHAREBE SİLAHLARINDAN TANKLAR, ZIRHLI ARAÇLAR VE PICKUPLAR

 

24 Nisan 2011’de Suriye Ordusu askerleri, tankları güneydeki Dara’a kentindeki isyancı ve muhalif mahallelere sürdü ve ilk gün yaklaşık 25 kişiyi öldürdü. Nisan 2011’de isyancı ve muhaliflerin bastırılması için zırhlı birliklerin ortaya çıkmasıyla, mevcut çatışmaların bir iç savaşa dönüşeceği ve büyüyeceği iyice ortaya çıkmıştı. Bu savaşta Suriye rejiminin kullandığı tankların ve tırtıllı ve taktik tekerlekli zırhlı araçların yanı sıra, muhaliflerin de ele geçirdiği tank ve zırhlı araçların olduğunu bilmek gerek. Muhaliflerin askeri eğitim almamış siviller olduğunu düşünmek hata olur. Elbette bunların arasında hayatında silahı ilk defa eline alanlar da var, ama yazımın başında da belirttiğim gibi, birçok eski asker (rejim ordusundan emekli, istifa veya firari) de bu saflarda yer alıyor. Yani tank kullanımından, top atışlarına kadar bu işi bilen personelin olduğunu unutmamak gerekiyor.

Rus yapımı T-72B ana muharebe tankı ve bir dizi eski T-62 ve T-55'ler. Suriye, 21.yüzyılın ilk 10 yılında çeşitli modellerde 5000 tanka sahipti. Bu dünya sıralamasında 6’ncı sırada olmak demek. Bu tankların 2500 civarı eski nesil ve seferberlik için yedekte tutulanlardı. Kalan 2500’ü ise eş zamanlı faal değildi, elbette bu küçümsenmeyecek bir güçtü. Ancak iç savaş sırasında bahse konu 2500 T-72 tankın yaklaşık 1000’i imha olmuştur. Yani zırhlı birlik açısından büyük bir zarar görmüştür.

Haziran 2011’de ise, Suriye hükümet güçleri tanklarla birlikte savaş helikopterlerini de isyancı ve muhaliflerin üzerine göndermeye başladı. Operasyonlar onları dağıttı, 10.000 kadarı ilk saldırıda kuzeye Türkiye'ye doğru kaçtı, bu isyancı ve muhaliflere rejim tarafından gönderilen büyük bir mesajdı.

 

Direniş kırıldıkça, şehir yollarındaki barikatların kullanılması da arttı: kamyonların, otobüslerin veya toprağın, yolların üzerine yerleştirilmesi hem paletli hem de tekerlekli araçlar için geçilmesi zor engel sistemleriydi. 2012 ve 2013 yılları arasında, yalnızca Halep kentindeki barikatların sayısı 1.100'ü aştı. Suriye ve müttefik birlikler o zamana kadar sadece 200 barikatı kaldırabilmişlerdi.

Tanklar ve zırhlı araçlar; tanksavar silahları, yüksek kalibreli uçaksavar silahları ve taretlerden içeri atılan el bombaları veya açılan kapaklardan içeri atılan el bombası veya molotof kokteylleri ile etkisiz hale getirildi veya imha edildi.

Bir de zırhlı araçların dışında kullanılan silahlandırılmış araçlar var elbette. Bu araçlar süratli yer değiştirme yeteneğine sahip genelde “Toyota” marka pickup araçlardan oluşuyor. Pickuplar belki de bu coğrafyada her türlü silahlı unsurun değişmez aracı olmayı sürdürüyor. Suriye’nin genelde yollara tabii harekat alanı ve düz arazisi pickup araçların kullanımını artırıyor. Ağır ve hareket kabiliyeti düşük zırhlıya karşı süratle hareket edebilen ve ateş yeteneğine sahip pickup elbette üstünlük sağlıyor, -bir zırhlı aracın silahına yakalanmadığı sürece-

Ayrıca ev yapımı zırhlandırılmış araçlar var elbette. Daha çok bombalı araç olarak kullanılan bu araçlar, bombalı araç ve içindeki canlı bombanın hedefe kadar hafif silahlardan etkilenmeden ilerlemesi için yapılıyor. Bu DEAŞ, İŞİD gibi terör örgütlerinin yöntemi olsa da, muhalifler tarafından da kullanılan bir yöntem. Muhaliflerin kontrol ettiği alanlarda, çoğu yol kontrol noktasında zırhlı ve silahlı araç olarak da bu araçları görmek mümkün.

TOPÇU VE HAVAN GİBİ GÖRMEYEREK ATIŞ İMKANI VEREN AĞIR SİLAHLAR

Bu savaşta elbette en önemli silah sistemlerinden birisi de top veya bunun gibi görmeyerek ateş desteği veya ateş sağlayan silah sistemleri. Rejim güçlerinin elinde top, obüs, çok namlulu roket atar, havanlar, hatta SCUD füzeleri dahil mevcut. Muhaliflerin elinde ise ele geçirdikleri, top, havan ve kendi geliştirdikleri cehennem topları ve füze sistemi olarak da fil füzeleri mevcut. Ortadoğu’da bir çok çatışmada kullanılan, özellikle Suriye’deki tüm harekat alanlarında muhaliflerin kullandıkları füze sistemi olan fil füzeleri ve cehennem topları ilgi çekici silah sistemleri olarak ortaya çıkıyor. Her ne kadar Soçi antlaşması ve ateşkesi sonrasında fiili bir kara çatışması yaşanmamış olsa da, görmeyerek ateşler her iki tarafında, yani rejim ve muhaliflerin sık sık birbirlerine karşı yaptıkları saldırıların başında geliyor. Her iki tarafta birbirine meydan okuyor.

Muhaliflerin kullandığı çeşitli kalibrelerde top ve ÇNRA, ve el yapımı roketler.

Fil Roketleri, bir rampadan ateşlenen ve genelde uzak mesafede bölge hedeflerinde etkili bir imha sağlamak için kullanılan roket sistemleridir. Bunlar da muhalifler tarafından dizayn edilmiş sistemlerdir. Başlık kısımları genelde top veya havan mermilerinden ele geçen tapa ve imla haklarından oluşur, ele geçen bu mühimmatın daha uzak mesafeye gönderilmesi için kullanılan bir sistemdir.

Cehennem topu ise, genelde içinde sıkıştırılmış propan gazı içeren ev tüplerinin büyük bir namludan roket sistemi gibi sevk sistemleri ile uzak mesafeye fırlatılmasını sağlayan sistemlerdir. Yanıcı etkisi ile düştüğü bölgede patlama, parça tesiri ve elbette yakıcı tesiri vardır.

Bir de bu silahların sivillere karşı kullanılan haline bakalım;

2012 Şubat başında Suriye rejim topçuları, Özgür Suriye Ordusu'nun merkezi ve "devrimin başkenti" olan Humus'a saldırdı.

Yukarıda 11 Şubat 2012'de yayınlanan ABD Dışişleri Bakanlığı uydu görüntüleri, Humus'un eteklerinde ve Suriye'nin güneyinde konuşlu topçu silahlarını gösteriyor. Saldırıda kullanılan topçular arasında 2S3 154,2 mm kundağı motorlu obüsler, M-46 130 mm çekili toplar, D-30 122 mm obüsler, 2S1 122 mm kundağı motorlu obüsler ve şehir dışında konuşlu GRAD roketlerini ateşleyen BM-21 122 mm çok namlulu roketatarlar vardı.

Bu saldırı yaklaşık 200 sivilin hayatını kaybetmesine sebep oldu. İki hafta sonra yeniden bir saldırı daha aynı şekilde gerçekleşti. Bu saldırıda 250’den fazla top atışı ve roket atışı gerçekleşti. Bahse konu GRAD Çok Namlulu roketatarlar 20 saniyede 40 roket fırlatma yeteneğine sahiptir. Bu roket sisteminin şehirdeki sivillere, Rus tabiri ile “cehennemi” yaşattığına kuşku yok.

Esad rejimi SCUD'ları da kullandı. Obama yönetimi yetkilileri The New York Times'a 2012 kışında hükümet güçlerinin Şam'ın kuzeyinde Halep'in kuzeyindeki muhalif üssüne SCUD roketleri fırlattığını söyledi. Şubat 2013'te, Halep kuzeyinde daha fazla "SCUD benzeri" saldırılar bildirildi. Ancak bu mühimmat, fırlatıldıktan sonra yönlendirilmemiş olan Luna-M / Frog-7 balistik roketlerine dönüştü (FROG = Yerde Serbest Roket) ve bu yüzden hedeflenen muhalifleri değil, sivilleri vurduğu anlamına geliyor.



KULLANILAN HAVA KUVETLERİ

Suriye, savaşına 352'si sabit kanatlı ve 160'ı helikopter olmak üzere 500'den fazla uçakla başladı. Neredeyse tamamı Rus yapımı jetler, nakliye uçakları ve helikopterlerdi. Tüm silah kategorilerinde olduğu gibi, çeşitli modellerin listesi oldukça uzun. Şubat 2013'te, özellikle kanlı 12 ayın arifesinde, hükümetin hava filosu böyle görünüyordu.

Suriyeli pilotlar tarafından atılan bombalar, füzeler ve diğer mühimmat çeşitleri ise şu şekildeydi:

ODAB-500 PM termobarik mühimmat, "vakum bombaları", yakıcı etkiye sahip.

S-25 OFM Muazzam savaş başlığı sertleştirilmiş hedefler için tasarlanmış

OFAB 100-120 güdümsüz mühimmat

R-40 ve R-60 füzeleri, uçakları vurmak için inşa edildi, ancak yerden vuruşlar için yeniden yapılandırıldı

KH serisi güdümsüz mühimmat: 31A, P, 59, 73, 25, 28, 29L

KH-29T ve KH-58 güdümlü füzeler

KAB-500 ve KAB-1500 güdümlü bombalar

S-24 ve S-25 havadan yere roketler

Misket bombaları

Yangın mühimmatı.

Esad rejimi bunları en azından 2012'nin sonlarından beri kullanıyor, ancak Şam, 1980 Konvansiyonel Silahlar Konvansiyonunu veya “sivillerin yoğun olduğu” bölgelerde hava yoluyla gönderilen yangın çıkarıcı silahları yasaklayan protokole rağmen bunu yapıyor. Haziran sonlarında Halep yakınlarında bir yangın bombasını kullandığı gibi. Elbette kullandığı Kimyasal silahlar ve Varil bombaları da her türlü anlaşmaya aykırı.

Varil bombaları ilk defa 22 Ağustos 2012 yılında Halep yakınlarında kullanılırken tespit edildi, ardından kısa süre sonra İdlib’de kullanıldı.

2012 yazında, Suriyeli muhalifler, düşman uçaklarını daha yüksek irtifalarda uçmaya zorlamak için - büyük ölçüde yabancı hükümetler tarafından sağlanan - yeterli hava savunma silahına sahipti. Buna cevaben Suriye Hava Kuvvetleri sabit kanatlı uçaktan döner kanatlı uçaklara geçti ve genellikle borulardan veya gerçek varillerden el yapımı çok çeşitli mühimmatları kapsayan "varil bombaları" kullanmaya başladı. Korkunç silahlar olduğu kanıtlandı; tek bir varil bombasının birkaç binayı aynı anda yıktığı biliniyor.

ABD Hava Kuvvetleri'nin Suriye hakkındaki 2013 tarihli yazısına göre Esad rejimi yaygın olarak "Mi-8/17 helikopterleri eski depolama tanklarını veya patlayıcı ve metal hurdalarla dolu sac silindirleri - 'varil bombaları' - helikopterlerden atmak için kullanıyor. Hava kuvvetlerinin bu taktiği helikopterlerin çok işlevli olmasını maksimize etmek için mi yoksa saldırı jetleri için fabrika sınıfı mühimmatları kurtarmak için mi kullandığını kimse bilmiyor. Her şeye rağmen, bu "bombaların" yüksek irtifada kullanılması, sivil nüfusu büyük ölçüde terörize etti. Suriyeli bir mülteci, bombaları o kadar büyük olarak tanımladı ki, "havayı emdiler ve her şey düştü, hatta dört katlı binalar bile." diyerek röportaj vermişti.

Öyleyse neden varil bombaları kullanıldı? GRAD'ler ve SCUD'lar gibi, etkileri dehşet verici. Varil bombasının içeriğinde kimyasal silahlar olduğu biliniyor. İngiltere, Fransa ve İspanya Ekim 2015'te Suriye'de varil bombası kullanımını yasaklayan bir BM kararı taslağı hazırladı; ancak bu karar, tedbirin barış görüşmelerini tehlikeye atabileceğini söyleyen Rus yetkililer tarafından reddedildi.

KİMYASAL SİLAHLAR

BM'ye göre Ekim 2012, İdlib vilayetinde ilk defa kullanımı tespit edildi. Birinci Dünya Savaşı'nda zehirli gaz kullanımının ardından hazırlanan 1925 Cenevre Protokolü, genel olarak kimyasal silahların kullanımını yasakladı. Bu caydırıcılık, Suriye savaşı sırasında başarısız oldu. 2012'de ABD Başkanı Barack Obama, Esad'ı bu tür silahların "kırmızı çizgiyi" aşacağı konusunda uyardı. Yine de, biri videoya çekilip 21 Ağustos 2013'te dünyaya ifşa edilmeden önce yaklaşık bir düzine saldırı bildirildi. Bu saldırı, Suriye rejimini güçlü bir şekilde etkiledi, ancak hükümeti kesin fail olarak tanımlamadı. Bu saldırıları kınayan ABD tarafından hazırlanmış bir BM Güvenlik Konseyi kararı da yoktu.

Atılmış olan kimyasal silahın artıklarından dünyaya kanıt sunuluyor aslında.

İNTİHAR/CANLI BOMBACILARI

İntihar bombacısı günümüzün el yapımı hassas güdümlü silahıdır.

İlk defa 23 Aralık 2011’de El Kaide bağlantılı iki Jabhat al-Nusra intihar bombacısı Şam şehir merkezindeki güvenlik binalarına saldırarak 44 kişiyi öldürdü. Nusra militanları Temmuz 2012'de Şam şehir merkezinde tekrar saldırdılar ve Suriye savunma bakanının yanı sıra ordu ve istihbarat personelinin birkaç üst düzey mensubunu öldürdüler. The Long War Journal isimli yayın, kanlı 2012'nin sonunda Nusra'nın Suriyelileri öldüren 50 intihar saldırısının 41'ini üstlendiğini yazdı.

İslam Devleti'nin intihar bombacılarını kullandığına dair kanıtları internette bulmak zor değil. 2016 yılının ortalarında, Ramadi ve Felluce gibi hükümet güçlerinin IŞİD'i dışarı çıkardığı veya Musul gibi grubun savunmada olduğu Irak şehirlerinde intihar bombaları artmaya başladı. Suriye içindeki diğer gruplar bu taktiği saldırı operasyonlarında daha sık kullanıyor: önce bir topçu ateşi, ardından intihar bombaları, ağır silahlar ve yaya yüzlerce militan, savunmaları alt etmek için hafif bir piyade gücü olarak hareket ediyor.

Eğer biri, elektrik bandı kullanabiliyorsa; ya kendini canlı bombaya, ya bir aracı bombalı araca, ya da yol kenarında bir yere el yapımı paralayıcı koyabilir. Bulunan el yapımı patlayıcıların yerleri hayret vericidir. El yapımı patlayıcı; Kur’an’ın bir kopyasının içerisine konarak, yerden alındığında patlamasını sağlayacak kadar hileli olabilir.

Bu basit ama can alıcı patlama sistemleri 25 ile 265 dolar arasında bir maliyete sahip. Suriye’de patlayıcı bulmak zor değil. Atılan ve patlamayan uçak bombalarını takip edip, bu bombaların içindeki tahrip malzemesini alıp kullanan gruplar bile mevcut.

Bir insanın kendisini bomba haline getirip, onlarca masumun canını alarak cennete gidecek olduğuna inanması aklımızın almakta zorlandığı bir inanış.

Elbette bu yazıda açıklanan silah ve silah sistemleri bu savaşta kullanılanların en belirgin olanları. Suriye’de yaşananlar ne olursa olsun, elinde silahla günlük hayatına devam eden binlerce insan var. Sokaklarda eşi ve çocuğunu motosikleti ile bir yere götürürken, sırtında silahı asılı olmayan erkek görmek neredeyse imkansız. Ülkede kaos yaşanan şehir ve kasabalarda “silah pazarları” bile kuruluyor. Buradan kolayca silah ve mühimmat almak mümkün. Birbiri ile anlaşamayan insanların birden bire silahla çatışmaları her ortamda doğal olarak görülüyor.

Bu kaotik ortamda 10 yılı aşkın süredir; ölüm, silah, kan, açlık, susuzluk ve birçok zorluğu gören çocukların gelecekte sadece ülkemize değil tüm dünyaya sorun olacak silahlı bir kitle olması ihtimali çok yüksek.

İşte bu zorlu alanda Türkiye Cumhuriyeti, en önde Mehmetçiği ile arkasında devleti ve tüm kurumları ile sağlık, eğitim ve güvenlik altyapılarının yeniden inşa edilmesi için tüm dünyaya örnek olacak bir mücadeleyi her türlü zorlu şarta karşı başarı ile sürdürüyor.

 

 


SURİYE SAVAŞINDA KULLANILAN SİLAHLAR