Kategoriler:
Alt Kategoriler:

Dünyanın genel olarak “İranlı Bilim Adamının Suikasta Uğraması” temel başlığıyla gündem olduğu haber, İran’ın nükleer programının yürütücülerinden olduğu bilinen Muhsin Fahrizade’nin 27 Kasım 2020 tarihinde Tahran’ın Demavend ilçesine bağlı Abserd bölgesinde aracına düzenlenen silahlı saldırı ile hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan olaydır. Muhsin Fahrizade, 30 Kasım 2020 tarihinde devlet televizyonundan yapılan canlı yayınlarla birlikte devlet töreniyle toprağa verildi. Cenaze töreninde; Tahran'ın ana caddeleri İran bayrakları ve Fahrizade'nin büyük boy resimleri ile donatıldı. Askeri tören kıtası hazır bulunduruldu. İran Savunma Bakanı Emir Hatemi ve üst düzey komutanlar cenazeye katıldılar (BBC, 2020) .

Muhsin Fahrizade, 1958 yılında İran'ın Kum kentinde doğdu. Suikast gününe kadar İran kamuoyu tarafından tanınan bir isim olmamakla birlikte, İran Savunma Bakanlığı'nın araştırma ve inovasyon birimini yönetmekteydi. Hem fizik profesörü hem de tümgeneral rütbesi ile askeri hiyerarşi içerisinde bulunmaktaydı.

Şimdiye kadar suikastın oluş biçiminden nedenleri ve sonuçlarına kadar askeri ve politik birçok değerlendirme ve analiz yapıldı. Gerçekten de; suikastın yapılışı ve oluş biçimi ile olayın nedenleri ve sonuçlarının gerek İran gerekse bölge ülkeleri açısından ayrıntılı değerlendirilmesi ve doğru tespitler yapılması gerekiyor.

Örneğin ilk anlarda suikastın oluş biçimiyle ilgili doğru bilgi akışı olmadı. İran Savunma Bakanlığı'nın açıklamasında, önce silahlı teröristlerin pusu kurarak Fahrizade'nin de içinde olduğu aracı hedef aldığı, korumalarıyla çatışmaya giren teröristlerin saldırısında ağır yalandığı, hastaneye kaldırıldığı, ancak sağlık birimlerinin müdahalesi yeterli olmayarak yaşamını yitirdiği bildirildi. Daha sonra ise; güvenlik birimleri, saldırganların elektronik ekipmanlar kullanarak suikastı uzaktan kontrol edilen otomatik silahlarla gerçekleştirdiği ve olay yerinde saldırgan bulunmadığını açıkladı (BBC, 2020).

Olayın yapılış biçiminden ayrı tutularak bizatihi olmasının ve önemli bir şahsın kaybedilmesi bile, İran devleti açısından siyaset, güvenlik ve istihbarat birimleri arasında gerginliğe yol açmayacağını söylemek imkânsız olur. Ocak 2020 ayında İranlı General Kasım Süleymani'nin Suriye’de İHA ile öldürülmesinin arkasından Fahrizade’nin de otomatik silah sistemleriyle öldürülmüş olma durumunun istihbarat ve güvenlik bürokrasisi için en azından bir nebze güvenlik zafiyetini ortadan kaldırabileceği düşünülmüş olsa bile, görgü tanıkları tarafından olayın teröristler tarafından pusu kurularak gerçekleştirildiği beyan ediliyor. Olayın böyle gerçekleşme hali ise, ülkede bir istihbarat açığına ve çatlağının olduğuna işaret ediyor. Nitekim İran dini lideri Ali Hamaney'in askeri danışmanı olan General Hüseyin Dehghan da devlet televizyonunda; sistemlerinde düşmanlara bilgi veren insanlar olduğunu, düşmanın da bu sızıntılardan uzanarak planlar yaptığını ve uyguladığını ifade etti (Kirkpatrick, Fassihi, Bergman, 2020). Ülke içindeki bu tartışmalar, şu sıralar daha görünür olmaya başladı. Örneğin, İran Hükümet Sözcüsü Ali Rebii, Fahrizade'nin öldürülmesinin ardından başlayan istihbarat zaafı tartışmalarını psikolojik bir operasyona benzeterek, özellikle istihbarat ve güvenlik kurumlarının zayıflatılmak istendiğini vurguladı (TRT, 2020). İran Devrim Muhafızları'ndan Tuğamiral Ali Fadavi de, suikastın uydudan kontrol edilen ve yapay zekâya sahip bir silahın kullanılarak gerçekleştirildiğini beyan etti (BBC, 2020b).

Suikasta ilişkin yapılan askeri ve politik analizler de, farklı pencereleri ve tarafları ortak sonuçlara götürmeye başladı. “ABD’nin, İran ile önceden Obama hükümeti döneminde yürütülen nükleer silah anlaşmasına geri dönmesinin engellenmesi.” Bu bağlamda saldırının İsrail tarafından öncelikle İran’ın nükleer silah projesinin engellenmesi için yapıldığı, bununla birlikte zamanlama açısından da ABD’nin yeni dönem başkanı Biden Hükümetinin Obama’nın İran’la yaptığı nükleer anlaşmaya geri dönüşünün önlenmesinin adına gerçekleştirildiği belirtiliyor. Nitekim bu olay sonrasında bile İran yönetiminin serinkanlı duruşu, gelecekte ki anlaşma müzakerelerine kapıyı açık bıraktığını gösteriyor (Anadolu Ajansı, 2020). İsrail ve Suudi Arabistan yönünde ise; ileride Biden Hükümetinin İran ile tekrar anlaşma çerçevesine dönülmesinin anlamsız olduğu, bu anlaşmanın İran’ı nükleer silah yapmaktan alıkoymadığına ilişkin tavrı devam ediyor. Hatta bu olaydan sonra İran'ın bir intikam eylemi gerçekleştirmesinin gelecek dönemdeki müzakereleri önleyebileceği düşünülüyor (Torfeh, 2020). Kısaca, İran ile İsrail ve Suudi Arabistan arasındaki gerilimin Yemen, Suriye’den başlayarak İran’ın kendi topraklarına kadar ulaştığı söylenebilir.

Ancak bu suikastın çok konuşulmadığı ve zaman geçtikçe geriye dönüldüğünde akademisyen ve entelektüeller açısından üzerinde durulması gereken bir yanı daha var. O da yazının başındaki bu suikast haberinin gündem oluşuyla ilgili (“İranlı Bilim Adamının Suikasta Uğraması”) yani iktidar ve bilim ilişkisi. Özellikle İkinci Dünya Savaşı ve sonraki dönemlerde; yönetimler, bilimin askeri alandaki ortaya çıkardığı silah ve araçların siyasi alandaki başarıları için kullanılabilir olduğunu gördüklerinde, daha büyük askeri projeler için daha fazla netice almaya yöneldiler. Bilimin kendisi de bilim politikasına doğru evrildi. Devletin bilim alanına müdahil olduğu ve sıkı ilişki içine girdiği döneme en somut örnek ABD’de gerçekleştirilen Manhattan Projesi’dir.

ABD’nin 1941 yılında İkinci Dünya Savaşı’na girmeden kısa bir süre öncesinde, Başkan Roosevelt tarafından tarihin en büyük bilim temelli araştırma ve geliştirme çalışması olan atom bombasının yapımı girişimi başlatılmıştır. Manhattan Projesi adını alan bu çalışma, ABD’li General Leslie Groves’un emri altında ülkenin 37 farklı yerinde 43 bin kişinin çalıştığı ve maliyetinin 2,2 milyar dolara ulaştığı bir proje olarak ortaya çıkmıştır. Bu proje çalışmaları sonraki yıllarda birçok ülke için ilham olmuş, bilimin uygulamadaki gücünü görmek açısından kendisini kanıtlamış, hükümetlerin geniş ölçekli araştırma ve geliştirmelerle nasıl daha fazla kaynak sağlayarak nelerin başarabileceğine duyulan beklentiyi artırmıştır (Erat & Arap, 2016: 28). Sonraki yıllarda bu ve benzeri araştırmalardan elde edilen başarıların ülkelerin kalkınmasına da fayda sağladığı görüldüğünden, bu çalışmalar devletlerin bilim ve teknoloji politikası altında sistemleştirilmiştir.

Ancak söz konusu yaklaşım, ülkelerin genel politik yaşamına farklı yansımıştır. Büyük ve önemli projelere ayrılan kaynaklar, ortaya yeni ürünler ve teknolojiler çıkardıkça rekabeti desteklemiş, serbest piyasa ekonomisinde daha fazla refah ve zenginliğe sebep olurken, az gelişmiş ve merkezi planlamaya sahip ülkelerde tekelleşmeye, kaynakların verimsiz kullanılmasına ve fakirleşmeye neden olmuştur.

Fahrizade de, İkinci Dünya Savaşı sırasında ilk atom bombasını geliştiren ve önemli olduğu aşikâr olan Manhattan Projesi'nin başındaki fizikçi J. Robert Oppenheimer'a benzetiliyor, eğer uranyum zenginleştirme programı sürdürülürse İran bombasının babası olacağı ifade ediliyordu. Bu nedenledir ki İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da 2018'de İran'ın nükleer programıyla ilgili yaptığı sunumda Fahrizade'nin ismini öne çıkarmış, bu çalışmalardaki önemini teyit etmişti (BBC, 2020b).

Fahrizade’nin ölümünün İran’ı mevcut proje ve çalışmalarından vazgeçirmeyeceği ve projelerin bir insanın yok edilmesiyle sona ermeyeceği açık. Bu projelerin, ülkenin askeri güvenliğine ve siyasetine yapacağı katkıyı bilmeyen yok, ülkenin kalkınmasına ve refahına katkı sağlayıp sağlamayacağını da zaman gösterecek.

 

Kaynakça

Anadolu Ajansı (2020). “İranlı nükleer bilimci Fahrizade suikastının bilinen ve bilinmeyenleri”, 30.11.2020. 09.12.2020 tarihinde https://www.aa.com.tr/tr/dunya/iranli-nukleer-bilimci-fahrizade-suikastinin-bilinen-ve- bilinmeyenleri/2060432 adresinden alınmıştır.

BBC (2020a). “Muhsin Fahrizade: Suikastle öldürülen İranlı bilim insanı Tahran'da devlet töreniyle toprağa verildi”, 30.11.2020. 09.12.2020 tarihinde https://www.bbc.com/türkçe/haberler-dunya-55129423 adresinden alınmıştır.

BBC (2020b). “İran: Muhsin Fahrizade, uydudan kontrol edilen yapay zekaya sahip silahla öldürüldü”, 07.12.2020. 09.12.2020 tarihinde https://www.bbc.com/türkçe/haberler-dunya-55211243 adresinden alınmıştır.

Erat V. & Arap İ. (2016). “Bilimin Devlet İçin Önemi: Bilim-Devlet İlişkisi Üzerine Bir Çözümleme”, Eğitim Bilim Toplum Dergisi, 14, (53):10-45.

Kirkpatrick, D.D., Fassihi, F & Bergman R. (2020). “Killer Robot? Assassination of Iranian Scientist Feeds Conflicting Accounts”, 02.12.2020. 09.12.2020 tarihinde https://www.nytimes.com/2020/12/02/world/middeleast/iran-assasination-nuclear-scientist.html adresinden alınmıştır.

Torfeh, M. (2020). “İran'ın nükleer araştırmacısı Muhsin Fahrizade suikastının arkasında yatan saikler neler?”, 29.11.2020. 09.12.2020 tarihinde https://www.bbc.com/türkçe/haberler-dunya-55120778 adresinden alınmıştır.

TRT (2020). “İranlı bilim adamının suikastı 'istihbarat zaafı' tartışmalarına yol açtı”, 29.11.2020. 09.12.2020 tarihinde https://www.trthaber.com/haber/dunya/iranli-bilim-adaminin-suikasti-istihbarat-zaafi-tartismalarina-yol-acti-534890.htm adresinden alınmıştır.

 

 


SUİKAST, İKTİDAR, BİLİM