Küreselleşmenin ve bilişim teknolojilerinin yarattığı bilgi çokluğunda doğru bilgiye ulaşmak, saygınlığı ve imajı korumak, mesajın kitle üstündeki etkisini artırmak için stratejik iletişim kullanılmaktadır. Uzun ve planlı bir yönetim süreci olan stratejik iletişim, kamu kurum ve kuruluşlarının yanı sıra sivil toplum kuruluşları ve özel işletmelerin kullandığı bir iletişim biçimi olmuştur. Ticari kurumlar, marka imajını ve hedef kitle üzerindeki etkisini stratejik iletişimle planlamaktadır. Kamu kurum ve kuruluşları ise kamu düzeni, milli güvenlik, kurumun itibarını korumak, halka doğru bilgilendirme yapmak ve faaliyetleri duyurmak için stratejik iletişimi kullanmaktadır. Bu çalışmada stratejik iletişimin bahsedilen çoklu boyutları irdelenecektir. İlk olarak stratejik iletişimin tanımı yapılacak sonrasında ise algı ve ikna ile ilişkisi incelenecektir. Ardından geleneksel medya ve dijital medyada stratejik iletişimin yeri incelenecek ve stratejik iletişimin kullanıldığı alanlar ele alınacaktır. Stratejik iletişim, eğitimden kültüre, diplomasiden güvenliğe her alanda kullanılmaktadır.

STRATEJIK İLETIŞIM

İletişim süreci temel anlamıyla gönderici ve alıcı arasında paylaşılan mesajın bir kanalla gönderilmesidir. İletişimde etki kavramıyla birlikte geri besleme (feedback) kavramı da iletişim sürecini tamamlamaktadır. İletişim, yüz yüze ve aracılanmış iletişim şekliyle sınıflanabilir. Hedef kitlesine göre kendiyle iletişim, kişilerarası iletişim, kitle iletişimi, kültürlerarası iletişim olarak sınıflandırılmıştır. Hitap ettiği duyuya göre ise görsel, işitsel, görsel-işitsel iletişim olarak tanımlanmıştır. Değişen sosyal, siyasal, toplumsal, kültürel ve teknolojik gelişmelerle iletişim kavramı da çeşitlenmiştir. İletişimde küreselleşme kavramı mesaj içeriğinin hızla ve birden çok yere yayılması, bilginin ulaşmasında zaman ve mekân sınırının kaldırılması anlamına gelmektedir. Stratejik iletişimde, enformasyonun etkisi üzerine planlı bir süreç hakimdir. Stratejik iletişim, kamu sektörü, sivil toplum kuruluşları ve ticari şirketlerin talep ettiği enformasyonun planlı olarak yönetilmesidir. Bu iletişim biçiminde özel bir amaç vardır. Bu amaç doğrultusunda uzmanlık gerektiren bir süreç başlamaktadır.

Türk Dil Kurumu sözlüğünde strateji şöyle tanımlanmaktadır: “Bir ulusun veya uluslar topluluğunun, barış ve savaşta benimsenen politikalara destek vermek amacıyla politik, ekonomik, psikolojik ve askerî güçleri bir arada kullanma bilimi ve sanatı, sevkülcey” (https://www.sozluk. gov.tr/).

Strateji bir amaca ulaşmak için planlanan fikirler ve ona yönelik kullanılan araçlardır. Yönetim alanında 1970’lerle yaygınlaşan strateji kavramının gelişmesinde küreselleşme, rekabetin artması, alternatif yolların bulunması etkili olmuştur. Stratejik iletişim, stratejik yönetimin bir parçasıdır. Hax and Majluf (1988), stratejinin boyutlarını ele alırken kurumlar için önemini de belirtmektedir. Onlara göre bu boyutlar uzun vadeli stratejileri, kaynakları, rekabetçi ortamı, bütünleştirici örgütlenmeyi kapsamaktadır. Strateji aynı zamanda motive edici iş birliğini sağlamaktadır. Kurum, çevresinden elde edindiği verileri kendi amacı doğrultusunda yeniden planlamaktadır. Stratejik yönetimde kurumun hedefi ve misyonu belirlenir ve paydaşlarla iş birliği yapılmaktadır. Uzun ve bilinçli bir süreç olan stratejik yönetimde halkla ilişkilerin doğru şekilde kurulması açısından iletişim biçimleri ve içeriği planlanmaktadır.

Stratejik iletişim, geleneksel iletişime nazaran daha çok planlı, alıcı hedefli, yoğun iletili bir iletişim biçimidir. Çünkü stratejik iletişimde amaç, planlanan yolculuğun tüm evrelerini geçerek sonuca ulaşmaktır. Stratejik iletişim Grunig’in belirttiği evrelerden oluşmaktadır. Grunig (2005, 138-139) stratejik yönetimdeki evreleri şöyle tanımlamaktadır; paydaş evresi, kamu evresi, gündem evresi, hedef belirleme, planlama, uygulama ve ölçümleme evresi. Paydaş evresinde amaca uygun ortaklıklar bulunmaktadır. Paydaşlar aynı durumda ve konumda olan kişilerdir ve kurumdan etkilenmektedir. Sosyal paydaş olarak anılan paydaşlar hem kurumdan etkilenmekte hem de kurumu etkilemektedir. Paydaş yönetimi iç stratejik iletişimin bir parçasıdır. Bu yüzden paydaşların tanınması, yönlendirilmesi önem arz etmektedir. Kurum içi paydaşların yanı sıra medya, toplum, hükümet gibi kurum dışı olan paydaşların bilincinde olmak da önemlidir. Kamu evresi, örgütlenen kişilerin sayıca çok olması anlamındadır. Gündem evresinde harekete geçilecek konunun belirlenmesi vardır. Kurumun gündem karşısında doğru tutumu bulabilmesi gündem yönetimidir. Bunun için hedef kitlenin tanınması önemlidir. Grunig son evrelerde ise planlama, planın uygulanması ve geri bildirim olan ölçümlemenin yer aldığını belirtmektedir. Bu bağlamda genel olarak stratejik iletişimin içeriğini ve evrelerini şöyle özetleyebiliriz;

• Amaç belirlendikten sonra paydaşlarla ya da ekiple plan yapılır.

• Hedef kitle belirlenir ve analiz edilir.

• Uygun kitle iletişim araçları seçilerek mesajın içeriği hazırlanır.

• Doğru zaman ve doğru kanal teyit edilir.

• Planın uygulanma evresine geçilir.

• Uygulama sonrası analiz ve geri dönüşler tespit edilir.

Hallahan ve arkadaşları (2007: 5) stratejik iletişimi tanımlarken iletişim personellerini birimlere ayırarak anlatmışlardır. İletişim vurgusunun önemli olduğunu söyleyerek, stratejik iletişimde iş bölümü olduğunu belirtmişlerdir.

Sandhu (2009) kurumsal teorinin ve kurumsallaşmanın stratejik iletişimde ihmal edilen fakat önem arz teşkil eden bir kavram olduğunu belirtmektedir. Sandhu, kurumsal kuramın yeni kurumsal ekonomi, tarihsel ve politik kuramsalcılık ve örgütsel kurumsallığı kapsadığını vurgulamaktadır. İletişim yönetiminde kurumsal düşünmenin ve kurumsal uygulamaların önemi vardır. Kurumsal teori, kurumun çevresi ile olan ilişkisinin analiz edilmesi ve bu yolda adımlar atılmasıdır. Eski kurumsal teori Emile Durkheim, Max Weber, Talcott Parsons gibi klasik sosyoloji kuramının öncü isimlerinin düşüncelerinden oluşmaktadır. Düşünürler kurumsal yapının sosyal boyutlarını ele alarak kültür, medya, sınıf gibi kavramları kurumla bağdaştırarak ele almışlardır. Gelişen modern yaşamla birlikte yeni örgütsel kurum teorisi gündeme gelmiştir. Bu anlayışa göre kurumlar sosyal çevreyle birlikte var olmaktadır. Örgütler toplumda kabul görmek için sosyal çevreye ihtiyaç duyarlar. Karşılıklı etkileşimle oluşan bu sürecin devamlılığı için kurumsal sürdürülebilirlik gerekmektedir. Kurumsal sürdürülebilirlik temel hatlarıyla ekonomik, çevresel ve sosyal devamlılığı kapsamaktadır. Küreselleşme ve bilişim teknolojileri sayesinde artan rekabette kurumun devamlılığı stratejik iletişim yönetimine bağlıdır.

Stratejik muğlaklık, mesajların birden çok anlamı içerebilecek şekilde kullanıldığı, bağlama göre değişkenliğinin olduğu bir iletişim stratejisidir. Mesajın veriliş biçimi ve söylemi içinde bulunduğu bağlamla anlam kazanmaktadır. Bağlam, ideolojilere, kültürlere, toplumlara göre farklılık gösterebilmektedir. İletişimde söylem, sözcüklerin altında çeşitli anlamların bulunmasıdır. Söylem, sunulan anlamı inşa etmektedir. Söylem, “dilbiliminde cümlelerin üstünde dilin örgütlü bir biçimde kullanımıdır” (Mutlu, 2012: 280). İletişimin açık ve net olması her zaman önerilen bir şey olmuştur ancak stratejik muğlaklık bir iletişim taktiği olduğu için tercih edilmektedir.

STRATEJIK İLETIŞIMDE ANLAM, ALGI, İKNA VE PROPAGANDA

Kitle iletişim araçları bilgi edinme, yayma, eser yaratma, denetleme, eleştirme, kamuoyu yaratma gibi işlevlere sahiptir. Kitle iletişim araçlarının etkin olmaya başladığı 1910-1940’lı yıllar güçlü etkiler dönemi olarak anılmaktadır (Işık, 2012: 28). Bu dönemde medya “sihirli mermi” gibi kişileri etkilemekteydi. Bireyler kitle iletişim araçları karşısında pasif konumda kalmışlardır. Büyülü bir dünya gibi görünen kitle iletişim araçların bu denli büyük etki yaratmasında modernleşme ve kentleşmeyle birlikte kitle toplumunun oluşması, Birinci Dünya Savaşı’nın etkileri önemli yer tutmaktadır. 1940-1960 yılları arası ise iletişimde etki çalışmaları kapsamında sınırlı etkiler dönemi olarak anılmaktadır. Seyircinin sanıldığı kadar pasif konumda olmadığı, kişinin ihtiyacına göre kitle iletişim araçlarını tükettiği görüşü ortaya çıkmıştır. 1960’lı yıllarda bu görüş doğrultusunda İngiliz Kültürel Çalışmalar okulunun ileri sürdüğü fikirlerle birlikte alımlama kuramı tartışılmıştır. Alımlama kuramına göre kişi algısına göre mesajları seçerek ayırt etmektedir. Aktif konumda olan birey medya karşısında seçicidir. 1960’dan itibaren ise güçlü etkilere geri dönüş görülmektedir. Medyanın gündem kurma etkisi ele alınırken Gerbner tarafından Ekme ve Yetiştirme Kuramı ile medyanın güçlü etkilerinden bahsedilmeye başlanmıştır. Gerbner, kültürün bir ideolojik biçim olduğunu ve uzun vadede kişilerin bilincine yerleştirildiğini vurgulamaktadır. Ona göre medya hikayelerle ön kabuller yaratmaktadır. Bu görüşlerin yanı sıra dijital medyanın hakimiyeti ve etkisiyle de güçlü etkilerin devam ettiği söylenmektedir.

Anlam, karşılaşılan durumdan çıkarılan yorumdur. Anlam, “iletişimin ürünü ya da sonucu olarak ortaya çıkan, karşılıklı anlaşmaya dayanan ve insanların birbirlerini anlamalarını olanaklı kılan düşünsel çağrışımdır” (Mutlu, 2012: 24). Anlamın temel ve yan anlamlarının olduğu dilbiliminde, edebiyatta ve sinemada kabul görmektedir. Temel anlam, düşünsel çağrışımın akla gelen ilk anlamıdır ve herkesçe aynı şekilde anlaşılmaktadır. Yan anlam ise, anlamın birden çok boyutunu kapsamaktadır. Herkesçe farklı yorumlanabilir ya da görünenin aksine alt metinlerin yer aldığı anlam türüdür. Görsel araçlar sembolik değere sahiptir. Göstergelerin anlamı olduğunu düşünen dilbilimcilerin çalışmalarıyla göstergebilimin varlığı pekişmiştir. Göstergelerin anlamları mecaz ya da temel anlam şeklinde yorumlanabilir. Simgesel iletişimde göstergelerin yeri önemlidir. Verilen mesajın etki oranı anlama bağlıdır. Özellikle günümüzde görsel çağın yoğun etkisi nedeniyle göstergelerin iletişimi ve çoklu anlamları stratejik iletişimde de kullanılan bir yöntem olmuştur. Reklamcılıkta, sinemada, halkla ilişkiler kampanyalarında sıkça görsel göstergelerden yararlanılmaktadır. Görsel imajların doğru bağlamda ve etkili kullanılması mesajın etkisini pekiştirmektedir. Stratejik iletişimde mesajın içeriği ve anlamı hedefin gerçekleşmesi için önemlidir. Gönderici ve alıcı arasındaki mesajın biçimi kadar içeriği de süreci etkilemektedir.

Anlamı kuracak imajların inşasının ardından algı kavramı önemli yer tutmaktadır. Algı, insanın çevresindeki uyaranları fark edip onu yorumlamasıdır. Algı fizyolojik ve sosyal bir olgudur. İkna edilmek istenilen hedef kitle için önce algı gelmektedir.

Kişi duyu organlarıyla algılama sürecini başlatır. Nesne ya durumla karşılaşıldığında onun varlığı kabul edilip iletilerin arasında seçim yapılır. Dikkat ve ilgi algının seçilmesinde etkilidir. Sonrasında kişi önceki bilgileriyle ya da duygularıyla o olayı veya nesneyi yorumlamaktadır. Doğal bir süreç olarak görülen algı, bazı taktiksel verilerle uyarılabilir. Ortam ve biçimsel formların yanı sıra kişinin ilgi alanları da algıyı etkileyebilmektedir. Algıyı etkileyen çok faktör vardır ancak stratejik unsurların devreye girmesiyle algı yönlendirilebilir. Algısal sürecin farkında olan kişi ya da kurumlar algı yönetimi ile kendi lehine olan düşünceyi kabul ettirmeye çalışırlar. Bu bağlamda algı yönetimi kitle iletişim araçlarıyla sağlanabilmektedir. Kurumsal algı yönetiminde kurumun misyonuna göre içerik hazırlanmaktadır. Örneğin ürün satan bir firma medyada kullandığı reklamlarda her unsuru ürüne göre ayarlamaktadır. Televizyon reklamında ürünün rengi ne ise reklamda ürünü gösteren kişiye de o renk giydirilmektedir. Ya da çekim teknikleri ve senaryo ürünün iyi ve kaliteli olduğunu göstermek üzere düzenlenmiştir.

Sinema filmleriyle yaratılmak istenilen algıya örnek olarak Hollywood sineması verilebilir. Amerikan sineması kendini güçlü temsil eden filmler çekmektedir. Amerikan sinemasının klasiklerinden olan Kazablanka (1942, Michael Curtiz) Hitler’in Almanya’daki baskısına karşı çekilen bir propaganda filmi olarak öne çıkmakla birlikte dönemin sosyolojik tahayyüllerini yapan, estetik değeri yüksek olan bir filmdir. Aşk filmi gibi kurgulanan filmin alt metninde İkinci Dünya Savaşı’nın getirdiği sıkıntılar vardır. ‘’Kazablanka’nın hemen ardından Savaş Bilgilendirme Ofisi (OWI) bünyesinde kurulan Sinema Dairesi’ne, milliyetçilik duygularını yükseltmek ve Amerikan ordusunun güçlü imajını yükseltmeyi amaçlayan propaganda filmleri üretme görevi verildi’’(https://www. haberler.com/hukumetin-imdadina-hollywood-yetisti-3456130-haberi/). Amerikan sineması genellikle ana akım Hollywood filmleri çekse de içinde siyasi tarihe vurgu yapan ve propaganda özelliği taşıyan filmler çekmeye devam etmiştir. Güncel bir örnek olarak 2012 yılında çekilen Amerikan yapımı Red Dawn (Dan Bradley) filminde Kuzey Kore askerlerinin Amerika’ya çıkartma yapması ve yaşadığı yeri savunmaya çalışan gençlerin mücadelesi Amerikan kahramanlığı çerçevesinde aktarılmıştır. Hikâye genç grubun yaşadıkları eyaleti savunmaları üzerine kuruludur. Gençlerin yaşadığı korku, kaos ortamı, mücadele, cesaret gibi duygular görsel-işitsel sinematografik unsurlarla güçlendirilmiş ve anlatı seyircinin ortak duygu kurabilmesi amacıyla düzenlenmiştir. Film, Amerika gözünden anlatılmakta ve Amerikan kahramanlığını yineleyecek şekilde kurgulanmaktadır. Amerikan sineması genellikle güçlü, kahraman karakterler yaratarak mücadeleci bir imaj çizmekte bunu süper kahraman filmlerinde de yinelemektedir.

Algı yönetimi kavramının askeri alanda ilk kez Amerika Birleşik Devletleri Savunma Bakanlığı tarafından kullanıldığı bilinmektedir. Ancak II. Dünya Savaşı’nda algı yönetimi oldukça yoğun kullanılmıştır. Propaganda ile algı yönetimi birbirine çok yakın kavramlardır. Propaganda, algı yönetim süreci içinde yer almaktadır. ABD ise algı yönetimi, propaganda gibi kavramları temel politika haline getirerek hareket etmiştir. “Eski ünlü ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissenger’ın ‘Gerçeğin ne olduğu değil, gerçek olarak algılananın ne olduğu önemlidir’ cümlesi aslında bu stratejinin bir özetidir” (Eraslan, 2018: 92).

Nazi Almanya’sında Adolf Hitler’in yaptığı propaganda ise kara propagandaya örnektir. Kara propaganda gerçeği hiçbir şekilde yansıtmayan, özel amaç uğruna düzenlenen algı yönetimidir. Nazi Almanya’sında Hitler’in yanı sıra Paul Joseph Goebbels algı yönetimini sinema, gazete gibi kitle iletişim araçlarıyla tamamlamıştır. Üstün Alman ırkını yaratmaya çalışan Hitler ve Goebbels kendi fikirlerini destekleyecek şekilde içerikler üretmiştir.

“Nazi Almanya’sında propaganda, savaşın seyrini değiştirecek bir araçtan öte bir silah olarak görülmüş ve propaganda tüm üretim sektörlerini içine alan topyekûn bir savaş alanı olmuştur. Bu süreçte propaganda Hitler’in kurgulamış olduğu Nasyonal Sosyalist ideolojiyi anlatmak, benimsetmek, kamuoyu tarafından kabul görmesini sağlamak, buna karşı çıkanları sistem dışına itmek, yabancılaştırmak ve yok etmek için etkin bir yöntem olarak kullanmıştır” (Sarıtaş, 2018: 345-346).

Stratejik iletişim ikna etme üzerine kuruludur ancak propaganda stratejik iletişimi aşan, kötü niyetle kullanılabilen bir araçtır. Hem algı yönetiminde hem de stratejik iletişimde lider önemlidir. Lider süreci doğru yöneten kişilerdir. Stratejik yönetimde planlama, uygulama ve analiz etme önemlidir. Goffman (2019: 15) kişilerin birbirleriyle karşılaşmasında bilinçli ya da bilinçsiz rol yaptığını belirtmektedir. Bunu toplumsal etkileşim ritüeli olarak adlandıran Goffman, yüz ve mimiklerin benlik imgesi olduğunu vurgulamaktadır. “Başkalarıyla temas esnasında bir kişi tarafından ve bir kişi için sürdürülen rol, meşru ve kurumsallaşmış bir roldür” (Goffman, 2019: 17). İletişimde beden politikaları kişinin o anki duygu durumu hakkında bilgiler vermektedir. Gofmann ortama uygun yüz ifadesini taşıyan kişinin özgüvenli ve rahat olduğunu söylemektedir. Liderler beden politikalarını bilinçli olarak kullanabilen kişilerdir. Toplumsal etkileşimlerle ne yapması gerektiğini bilen lider için beden politikaları stratejik iletişim içinde yer almaktadır. Gofmann etkileşim ritüeli sürecinde yüz kavramı dışında hürmet ve tavır kavramlarına da değinmiştir. Bireyin dış görünüşü ve duruşunu sergileyen tavrı ve saygı belirtisi olan hürmet davranışı önemli yer tutmaktadır. Liderler vizyon sahibi, ileri görüşlü, kriz yönetimi yapabilen, örnek teşkil eden kişilerdir. Özellikle karizmatik liderler beden politikalarını yönetebilen, dış görünüş ve tavırlarıyla kitleleri etkileyen kişilerdir. Stratejik liderler, örgüt kültürünün devamlılığının sağlanmasında, paydaşların sürece dahil olmasında ve gelecek stratejilerin belirlenmesinde önemli rol oynamaktadır. Ülgen ve Mirze (2007: 414- 415) stratejik liderliği geleneksel, vizyon sahibi ve dönüşümcü stratejik liderlik olarak tanımlamıştır. Geleneksel liderlikte kurumun amacına yönelik çalışmalar yapılarak performans attırılır. Tipik bir yöneticinin görevlerini yapmaktadır. Vizyon sahibi liderlikte, şimdiki durum gelecek tasarılarıyla iyileştirilmekte ve yeni planlar yapılmaktadır. Dönüşümcü stratejik liderlikte ise değişim ve yenilikle iş bölümü yaratarak amaca ulaşmayı hedefleyen liderler yer almaktadır. Sadece stratejik liderler değil kurumlardaki yöneticiler ya da siyasi liderler de stratejik iletişime hâkim olduklarında avantaj elde etmektedir.

GÜVENLIK ALANINDA STRATEJIK İLETIŞIM

Güvenlik teorileri açısından Kopenhag Okulu’nun çalışmaları önemli yer tutmaktadır. Güvenlik sadece askeri bir terim demek değildir. Güvenlik, ekonomik, siyasal, toplumsal, teknolojik vb. olaylar karşısında risk durumunda olmamaktır. Kopenhag Okulu düşünürleri “güvenlikleştirme” teorisiyle güvenliğin çoklu boyutları tartışılmıştır. Bu bakış açısına göre çevresel güvenlik, ekonomik güvenlik gibi etmenler birbirini etkilemektedir. Tehdit ve savunma olguları güvenliğin aşamalarıdır. Kurumlar tehdit algıladıktan sonra tehdit biçimine göre savunmalarını düzenlemektedir. Bu savunmada ise kolektif bilinç önemlidir. “Kopenhag Okulunun güvenlikleştirme teorisini uyarladığı sektörel yaklaşımı incelendiğinde A’dan Z’ye her şeyin güvenlik tehdidi olarak söylemde inşa edildiği görülmektedir” (Akgül Açıkmeşe, 2011: 59). Söylem, dilin bilinçli ve örgütlü kullanımı olduğu için anlam karmaşaları yaratabilir. Söylem, güvenlik tehditlerini ortaya çıkarabilir. Özellikle dijital çağda hızla yayılan söylemlerin bilincinde olmak önemlidir. Devlet kurumları itibarını korumak, kamuyla doğru iletişime geçmek, doğru bilginin kamuyla paylaşılmasını sağlamak için resmi internet sitelerini stratejik iletişimin bir parçası olarak kullanmaktadır. Yeni medya okuryazarlığı, bilginin çok olduğu bir ortamda doğru bilgiye ulaşmada çeşitli dijital kaynakların kullanılmasını, alımlanan her bilginin doğru olmadığının bilincinde olan kişilerin yetiştirilmesini amaçlamaktadır. Medya okuryazarlığında söylem, bağlam, görsel ve metin önemli yer tutmaktadır. Vatandaş, gelen mesajın doğruluğunu araştırdığında medyayı bilinçli kullanmaya başlar. Özellikle kamuyu ilgilendiren önemli olaylarda bilgi kirliliğine mahal vermemek için kurumların resmî web sitelerinden bilgi almak yeni medya okuryazarlığı kapsamında önemlidir.

Milli güvenlik, kamu düzeni, kamu yararı gibi konularda medya haberlerinin doğruluğu önemlidir. Örneğin T.C. İçişleri Bakanlığı’nın Jandarma Genel Komutanlığı web sitesi (https://www.jandarma.gov.tr/) kamuya bilgilendirme yapan, duyurulara yer veren ve basın açıklamalarını halkla paylaşan resmi bir web sitesidir. Gerekli bilgilerin öğrenilmesinde basın açıklamaları, resmi sitedeki yazılar önemli yer tutmaktadır.

Askeri alanda stratejik iletişimin bir diğer alanı ise bilgi harekâtı, istihbarat, güvenlik gibi alanlardır. İstihbarat, doğru bilgiye ulaşılmakta ve bu doğrultuda planlar yapmakta büyük yer tutmaktadır. “Stratejik hedeflere ulaşmada başarı, amaca uygun izlenecek yollarla (aksiyon) stratejik hedefe ulaşmayı sağlayacak politika, eylem ve araçlara (taktik) bağlıdır” (Beşe ve Seren, 2011: 127). Millî İstihbarat Teşkilâtı (MİT) “istihbarat çarkı” olarak adlandırdığı süreci dörde ayırmıştır (www.mit. gov.tr/t-cark.html). İlk evrede istihbarat ihtiyacı belirlenerek habere ulaşma yolları aranmaktadır. İkinci aşamada haberin toplanması, üçüncü aşamada haberin işlenmesi yer almaktadır. Son evrede ise istihbaratın yayımı ve kullanımı mevcuttur.

Yalçın (2018: 38) devletlerin farklı güvenlik önlemleri ürettiğini ancak 2000’li yıllarda ortaya çıkan strateji belgelerinde ortak özelliklerin olduğunu söylemektedir. Ona göre Amerika Birleşik Devletleri, Fransa, İngiltere ve Çin gibi ülkeler istikrarsızlıkları bir tehlike olarak görmekte ve saldırgan yöntemler geliştirmektedir1 . Ülkeler stratejilerini oluştururken ülkenin karakteristik özelliklerini de değerlendirmeye almıştır. Strateji belgeleri, ülkenin siyasal düşüncesinden kültürel, toplumsal, teknolojik alanına kadar çoğu şeyden etkilenmektedir. Yalçın, bazı ülkelerin savunmacı veya saldırgan dış politikaları olduğunu söylemektedir. Güvenlik kavramı devletler için sadece askeri anlamda değil, çevresel, sosyal, bilişsel, teknolojik gibi boyutları da kapsayan bir kavramdır. Strateji belgeleri geniş veya dar kapsamlı olarak yapılabilir. Yalçın, “strateji belgelerinin birçok faktörden etkilenebileceği kabul edilse de en belirgin etkinin uluslararası güç dağılımından kaynaklandığı” iddiasıyla araştırmasını tamamlamıştır (2018: 325). Uluslararası güç dengesi de ülkenin ekonomik, siyasal, toplumsal fikirleriyle ve dış ilişkileriyle kurulmaktadır. Ulusal güvenlik stratejisi, olası tehlikeler karşısında hazırlıklı olmayı sağlarken devletin güvenliğinin sürdürülmesi anlamına gelmektedir. Stratejik planların hazırlanması güvenlik önlemi olarak da adlandırılabilir. Örneğin T.C. Savunma Sanayii Müsteşarlığı’nın hazırladığı 2017- 2021 Stratejik Plan raporunda “Modernizasyon Projelerinde Hız, Kalite ve Maliyet Etkinlik”, “Kabiliyet Kazanımı için Verimlilik Yönetimi”, “Teknolojik Yenilikleri Bilimsel Birikimler ve Deneyimler ile Birleştirmek” ve “Stratejik İnsan Kaynağı ve Güçlü Kurumsal Yönetim” olarak dört ana başlık yer almaktadır. Bu planda savunma stratejilerinin güvenlik, teknolojik, yenilik gibi birçok kavram göz önüne alınarak hazırlandığı görülmektedir.

Ülkeler güvenlik stratejilerini belirlerken stratejik iletişime de yer vermiştir. Terör grupları korku salmak, örgütü tanıtmak, ilgi çekmek gibi amaçlarla kitle iletişim araçlarını kullanmaktadır. Devlet, terör örgütleriyle mücadelesinde stratejik iletişim olarak medyanın etkilerinden yararlanmaktadır. Provokatif ve yanlış bilgilerin yayılmasını engellemek için kamu kurum ve kuruluşları resmî açıklamalar yapmaktadır. Sosyal medyada eşik bekçileri olarak adlandırılan editöryal denetimin olmayışı sebebiyle yanlış bilgiler hızla yayılmaktadır. Terör yandaşları meşruluk kazanmak, panik ve korku yaratmak, toplum düzenini bozmak için sosyal medyayı ve internet sitelerini kullanmaktadır. Bunun önüne geçmek için 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’da erişime engelleme kararı çıkarılarak önlem alınmaktadır. 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nda terör amaçlı işlenen suçlar ve yaptırımları yer almaktadır. Medya-terör ilişkisi etik açıdan zor değerlendirilen bir konu olmuştur. Hangi bilgilerin kamuyla paylaşılıp paylaşılmayacağı, teröre özendirecek yayınların yapılmaması medya mensubunun bilmesi gereken konulardır. “Kitle iletişim araçları terör olaylarını sunarken, etik değerlere dikkat etmeli; terör eylemleri nedeniyle mevcut demokratik sistemin yara aldığını haberlerde vurgulamalıdır” (Avşar, 2017: 124). Medya okuryazarlığının artması, istihbaratın dijital medyayı da kapsayacak şekilde genişletilmesi, gerekli önlemlerin alınması terörle mücadelede stratejik iletişimin işlevini arttıracaktır. Ayrıca dış ilişkilerde diğer ülkelerle iş birliği yapmak için de doğru iletişimin kurulması önemlidir. Saran ve Bitirim (2010) sosyal pazarlamanın terörle mücadelede kullanılan stratejik bir iletişim taktiği olduğunu vurgulamaktadır. Sosyal pazarlama, pazarlamanın ticari kaygısından ziyade toplumsal refah gözetilerek yapılan uzun süreli bir pazarlamadır. Kamu kurum ve kuruluşları sosyal pazarlama ile toplum çıkarlarını koruyacak fikirler aktarmaktadır. Toplumun desteğini almak, toplumu bilgilendirmek, terör konusunun doğru anlaşılmasını sağlamak sosyal pazarlamanın da alanına girmektedir. “Terörle mücadele, halkın desteği başta olmak üzere, devletin tüm kurum ve kuruluşlarının ortak akıl, sağduyu ve iş birliği içerisinde tutarlılık sergileyen ve süreklilik taşıyan iletişim çalışmalarıyla kalıcı çözüme ulaşabilecektir” (Saran ve Bitirim, 2010: 105). Bu doğrultuda sosyal pazarlama stratejileriyle ve doğru iletişimin kurulmasıyla terörle mücadeleye destek olunabilir.

SONUÇ

Siyasi, kültürel, toplumsal vb. alanlarda sıkça görülen stratejik iletişim, artık her kurumun yaptığı bir iletişim biçimi olmuştur. İletişim sürecinin her aşamasına hâkim olmayı gerektiren stratejik iletişimde planlı ve uzun ömürlü hedefler, yöntemler, analizler gerekmektedir. Mesajı gönderen kişiler, alıcının algısını kendilerine çekmeyi isterler. Algıdan sonra ikna süreci başlar. Algı teknikleri görsel imajlarla kurulabileceği gibi propaganda gibi yanlış tekniklerle de kurulmaktadır. Stratejik iletişimde sert ve yumuşak güç araçlarının bilinçli kullanımı mevcuttur. Özellikle bilgi çağında ikna ve arzu kitleler üzerinde hedeflenen süreçlerden olmuştur. Bunun için kitle iletişim araçlarının yumuşak güç etkisi sayesinde kitleler kendiliğinden hayranlık, sempati gibi duygular geliştirerek ikna edilmektedir.

Stratejik iletişim; halka ilişkiler yöntemleri, kamu diplomasisi, lobicilik, güvenlik istihbaratı gibi konularla ilişkilendirilmiş tir. Bu çalışmada stratejik iletişimin ilişkili olduğu kavramlar açıklanmıştır. Sonrasında ise güvenlik alanında stratejik iletişimin boyutları ele alınmıştır. Terörle mücadelede, kamu düzeninin sağlanmasında, doğru bilgi akışının yapılmasında stratejik iletişim önemlidir. Resmî web sitelerini takip etmek, medya okuryazarlığı bilincinin arttırılması, kurumların medyayı ve stratejik iletişimi doğru kullanması toplumsal düzen ve güvenlik için önem arz etmektedir. Gelişen bilişim teknolojileriyle ve yeni medya ile birlikte stratejik iletişim verileri de hızlı olmaktadır. Dijital çağa ayak uydurmak aynı zamanda da geleneksel medyanın gücünü bilmek ve kullanmak stratejik iletişimin gerçekleşmesinde önemlidir.

 

 

KAYNAKÇA

Abisel, N. (2003). Sessiz Sinema. İkinci Baskı. Ankara: De Ki Basım Yayın.

Akgül Açıkmeşe, S. (2011). Algı mı, Söylem mi? Kopenhag Okulu ve Yeni-Klasik Gerçekçilikte Güvenlik Tehditleri, Uluslararası İlişkiler Dergisi, cilt 8 sayı 30, s. 43 73.

Aracı, Ö. (2018). “Kamu Sektörü Dinamikleri Çerçevesinde İletişim Taktiği Olarak Stratejik M u ğ - laklığın Değerlendirilmesi”, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Haziran 19 (1), 53-70.

Avşar, Z. (2017). İnternet Çağında Medya, Terör ve Güvenlik. TRT Akademi Dergisi, cilt 2, sayı 3, s.118- 132.

Beşe, E. ve Seren, M. (2011). “Stratejik İstihbarat Olgusunun Teorik Çerçevesi, Unsurları ve Terörle Mücadele Politikaları Açısından Rolü ve Önemi”. Polis Bilimleri Dergisi, 13 (3) s. 123-145.

Binark, M. (2007). ‘’Yeni Medya Çalışmalarında Yeni Sorular ve Yöntem Sorunu’’, Yeni Medya Çalışmaları. (Der. Mutlu Binark) Ankara: Dipnot Yayınları.

Gilster, P. (1997). Digital Literacy. New York: Wiley.

Goffman, E. (2019). Etkileşim Ritüelleri. İkinci Baskı. Çev. Adem Bölükbaşı, Ankara: Heretik.

Grunig, James E.: Halkla İlişkiler ve İletişim Yönetiminde Mükemmellik, İstanbul, Rota, 2005.

Gürcan, M. (2012). “Stratejik İletişim Modeli ve Güvenlik Alanına Uygulanabilirliği”, Güvenlik Stratejileri Dergisi yıl 8, sayı 15, s. 99-138.

Hallahan, K., D. Holtzhausen, B. van Ruler, D. Vercic, and K. Sriramesh, K. 2007. Defining s t r a - tegic communication.  International Journal of Strategic Communication 1: 3-35.

Hax, A. & Majluf, N. (1998). The Concept of Strategy and the Strategy Formulation Process. Interfaces, 18 (3).

Işık, M. (2012). Kitle İletişim Teorilerine Giriş. Konya: Eğitim Yayınevi.

Mutlu, Erol (2012). İletişim Sözlüğü. Ankara: Sofos, (Altıncı Basım).

Narin, B. (2016). ‘’İnternet Gazeteciliğinde Hipermetin Üretimi’’. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi, sayı 43, s.118-149.

Sandhu, S. (2009). “Strategic Communication: An Institutional Perspective”, International Journal of Strategic Communication, 3: 72–92.

Saran, M., ve Bitirim, S. (2010). Terörle Mücadelede Sosyal Pazarlama ve İletişim Stratejileri, Uluslararası Güvenlik ve Terörizm Dergisi. Cilt: 1 (2), s. 88-109. Sarıtaş, İ. (2018). “Nazi Döneminde Sinemanın Propaganda Aracı Olarak İşlevi”, İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi sayı 47, s.329-351.

Ülgen, H. ve Mirze, S. K. (2007). İşletmelerde Stratejik Yönetim: Arıkan Basım Yayım Dağıtım.

Yalçın, H.B. (2018). Ulusal Güvenlik Stratejisi. Üçüncü Baskı, İstanbul: Seta.

İnternet: https://www.sozluk.gov.tr/ erişim 09.12.2019 Erişim Tarihi 20.12.2019.

İnternet: https://www.iienstitu.com/blog/algi-yonetimi-nedir Erişim Tarihi 13.12.2019.

İnternet:https://www.haberler.com/hukumetin-imdadina-hollywood-yetisti-3456130-haberi/ Erişim Tarihi 13.12.2019.

İnternet: https://esmacalisir.com/2018/01/09/ web-1-0-web-2-0-web-3-0-web-4-0-nedir-bu web/ Erişim Tarihi 20.12.2019.

İnternet: www.mit.gov.tr/t-cark.html. Erişim Tarihi 23.12.2019.

STRATEJİK İLETİŞİM VE GÜVENLİK