*Otonom sistemler, hedefleri doğrultusunda karar verebilen, buna uygun şekilde aksiyon alabilen, ortam şartlarına adapte olabilen, diğer sistemlerle sürekli etkileşim halinde olabilen sistemlerdir. Otonom araçlar, insansız hava araçları ve Siri gibi yapay zeka temelli tüm teknolojiler buna örnek olabilir.

*Askeri alanda, otonom teknolojilerin etkinliğine baktığımızda da tarih içerisinde artan bir önem ve hızlanan çalışmalar görüyoruz. İnsansız araçlar, komuta kontrol sistemleri, simülasyon sistemleri gibi alanlarda siber-fiziksel sistemlerin sayısı ve etkileri artmaktadır.

*Değişim ve bu değişimin doğru yönetimiyle birlikte gelişim kaçınılmaz. Nitekim, bu değişime karşı çıkmak demek, teknolojik ilerlemeye karşı çıkmak demek.

 

“SAVUNMA SANAYİ TEKNOLOJİSİNDE ÇARPAN ETKİSİ:

OTONOM TEKNOLOJİLER VE İNSANIN YENİ KONUMU”

 

LEVENT UYSAL

NİŞANTAŞI EĞİTİM VE KÜLTÜR VAKFI BAŞKANI

Otonom sistemlerin, insanların yaşamlarında yer almasıyla yeni bir teknoloji devrimi ortaya çıktı. Otonom sistemler, hedefleri doğrultusunda karar verebilen, buna uygun şekilde aksiyon alabilen, ortam şartlarına adapte olabilen, diğer sistemlerle sürekli etkileşim halinde olabilen sistemlerdir. Otonom araçlar, insansız hava araçları ve Siri gibi yapay zeka temelli tüm teknolojiler buna örnek olabilir.

Birçok yazar, senarist ve bilimci; makine-insan savaşının kaçınılmaz olduğunu düşünmektedir ve hatta Fizikçi Stephan Hawking, yapay zekanın insanlığın sonunu getireceğini sürekli söylemiştir. Bu korkulara rağmen, teknolojik çalışmalar hızla devam etmektedir. 1930’lu yıllarda uzaktan kontrol üzerine yoğunlaşarak başlayan girişimler, 1940-1955 yıllarında güdüm sistemleri konusunda ön plana çıkmış, 1955-1975 yıllarında ise uydu yoğunluklu devam etmiştir. 1980-1990 yıllarında yazılımın önemi artmıştır. Bu dönem özellikle yapay zeka gelişmeleri için adım atılan dönem olarak değerlendirilebilir. 1990-2000 yıllarında, öğrenme, nesne tanıma, ağ sistemleri ana çalışma konuları olmuş; 2000-2010 yıllarında ise otonominin üzerinde durulmuştur. Sonraki yıllarda otonom çıkarsama yapabilme ve karar verebilme özellikleri çalışılmıştır[1].

-“Yeni teknolojik düzende, insanların konumu ne olacak?”

Askeri alanda, otonom teknolojilerin etkinliğine baktığımızda da tarih içerisinde artan bir önem ve hızlanan çalışmalar görüyoruz. İnsansız araçlar, komuta kontrol sistemleri, simülasyon sistemleri gibi alanlarda siber-fiziksel sistemlerin sayısı ve etkileri artmaktadır. Sivil alanda ise dev teknoloji markaları yapay zeka teknolojileriyle bu alandaki gelişmeleri yönetmekte. Her geçen gün, otonom sistemler günlük yaşantımızda daha da güçlü var olmakta ve vazgeçilmezlerimiz haline gelmektedir. Özellikle; sevkiyatta, tarımda, ulaşımda ve havacılıkta, otonom sistemlerin etkilerini görüyoruz. Hal böyleyken, şöyle bir soru ortaya çıkmakta: Bu yeni teknolojik düzende, insanların konumu ne olacak?

Korku, bilinmeyene karşı olandır. Teknolojinin gelişme hızı ve ne yazık ki çoğunlukla parçası olmadığımız dev teknoloji markalarının bu hızı yönetmesi dolayısıyla; olabileceklere dair bilinmeyenler hat safhada. Bunun sonucunda da gelişmelere karşı korkularımızın olması, otonom sistemlerin güçlenmesiyle, insanların işlerini, dolayısıyla toplumdaki yerlerini kaybedeceklerine dair endişelerinin olması çok da anormal değil. Teknolojiyi kullanmayı ve daha da önemlisi geliştirmeyi bilmediğimiz sürece, bu alanda eğitim eksik kaldığı sürece; hep o teknolojinin dünyayı ele geçirdiği filmlerin gerçek olma olasılığına inanacak ve otonom sistemler gibi gelişmelerin, insanların yerine geçip geçmeyeceği sorusu baki kalacak.

Teknoloji geliştikçe, bazı görevleri bizden daha verimli şekilde yapması kaçınılamaz ki bu zaten amaçlanan bir şey. Bu anlamda, insanların konumunda bir değişim olmayacağını söylemek, geri kafalılık olur. Değişim ve bu değişimin doğru yönetimiyle birlikte gelişim kaçınılmaz. Nitekim, bu değişime karşı çıkmak demek, teknolojik ilerlemeye karşı çıkmak demek. Ancak, her birimizin teknolojiyle ne denli bir arada olduğu düşünülürse, ilerlemenin durması mümkün görünmüyor.

Bu noktada, asıl sorulması gereken soru bence şu: İnsan nedir ve insan olmayı ne tanımlar? İnsanlar, empati, yaratıcılık, duygu ve en büyük fark olarak yaşama, yaşlanma ve ölme bilinci var. Bu sebeple, teknoloji ve insan  aslında bir karşılaştırmaya tabi tutulmamalı, aksine birlikteliklerinin en verimli hali araştırılmalı. Otonom sistemler, insanlara, insan olabilmeleri için daha fazla vakit sağlayacak. Günlük monoton, gereksiz vakit alan işlerin yükünün otonom sistemlere aktarılmasıyla birlikte, bireyler kendilerine, öğrenme ve gelişim süreçlerine, ailelerine daha fazla zaman ayırabilecek. Örneğin, 20 kişilik bir sınıftaki her bir ödevin tek tek okunup notlanması, bu notların tek tek çevrimiçi sisteme aktarılması, sonrasında öğrenci ve ailelerle çevrimiçi ortamda paylaşılması sürecini ele alalım: Bunu öğretmenin saatlerce çalışıp yapması yerine, otonom bir sistemin birkaç dakika içinde halletmesi iyi olmaz mıydı? Böylece, öğretmen o saatleri öğrencileriyle birebir zaman geçirerek kullanabilirdi. Ya da askeri bir sistemi ele alalım: Herhangi bir kriz anında, ulaşılmak istenen kilometrelerce ötedeki tehlikeli bir bölgeye, bilgi toplamak adına otonom bir aracın dakikalar içinde gönderilmesi hem kolay, hem efektif, hem de daha güvenli olmaz mı?

-“Yapmamız gereken şey, gelişim ve değişim sürecinin öğrenmek”

Engelleyemeyeceğimiz bir teknolojik gelişim ve değişim sürecinin içerisindeyiz. Bu süreçten korkmamızın ana sebebi ise bilmiyor olmak. Tüm bu bilinmezliğe rağmen,  teknolojiden en çok faydalanan ve daha da fazla faydalanmak isteyen veya daha doğrusu faydalandığını sanan da yine bizleriz. Oysa ne teknolojiyi doğru olarak kullanmayı biliyor, ne de öğrenmek için adım atıyoruz. Aslında yapmamız gereken şey, bu gelişim ve değişim sürecinin öğrenmek, öğretmek ve yönetecek nesiller yetiştirmek. Ancak bu şekilde, teknolojiden en doğru şekilde faydalanabileceğimiz şekilde, güvenli ve efektif olarak teknolojiyi hayatımıza entegre edebiliriz. Otonom sistemlerin, bizlerin yeni yerini doğru şekilde konumlandırmasını istiyorsak, bu süreci yönetecek olanlar biz olmalıyız, izleyecek olanlar değil.

 

 

[1]

Bakınız: Topçu, O. (2015, Mayıs). Akıllı Otonom Sistemler. Denüz Kuvvetleri Dergisi(662).

 

SAVUNMA SANAYİ TEKNOLOJİSİNDE ÇARPAN ETKİSİ: OTONOM TEKNOLOJİLER VE İNSANIN YENİ KONUMU