Kategoriler: Dergi,
Alt Kategoriler: Şubat,

Geçmişe kıyasla daha hızlı ve büyük değişimlerin yaşandığı dünyamızda 21. yüzyılın güvenlik paradigması, küreselleşmeyle birlikte ulusal ve uluslararası güvenlikten küresel güvenliğe doğru geniş çapta bir dönüşüm yaşarken, bu değişim ve dönüşümlere paralel olarak operasyonel ortam da daha karmaşık hale gelmiştir. Asya kökenli güncel jeopolitik gelişmelere ek olarak, öngörülemeyen hibrid tehditlerin ortaya çıkışı; etkin bir güvenlik yönetişiminin yokluğu nedeniyle güç kazanan terörist gruplardan, devlet sınırlarını aşan ulusötesi suç ağlarına kadar söz konusu tehditlerin kolektif çabalar gerektirmesi, devletlerin geleneksel askeri yapılanmaları ve kaynak tahsislerine yönelik önceliklerini tekrar gözden geçirmelerini zorunlu kılmaktadır. Bu noktada bilhassa insan hakları, çevre sorunları, ekonomik sorunlar ve benzeri olguların günümüzün güvenlik paradigmasında öne çıkması, daha önce Doğu-Batı arasında yer alan çatışma ekseninin Kuzey-Güney doğrultusuna kaymasına da neden olmuştur. Bu minvalde, güvenlik açısından tehdit oluşturan sorunlarla mücadele ederken askeri imkânları arttırmak, eğer bu mümkün değilse geleneksel yöntemlerden farklı olarak diğer devletlerle güvenliğe dayalı ittifak ilişkileri kurmak öncelikli stratejiler hâline gelmiştir.

Savunma Kaynaklarının Planlanması ve Yönetimine Güncel Bir Bakış

Modern bir savunma örgütünün altında yatan temel fikir, diğer örgütlere benzer şekilde amaç ve hedefler belirleyerek, belirlenen amaç ve hedeflere etkin bir şekilde ulaşabilmesidir. Amaç ve hedef belirlemedeki temel gaye ise örgütün faaliyetlerini hem etkin ve verimli olarak yürütebilmesi hem de maliyetleri minimize ederek kaynakları israf etmeden istenen etkiyi yaratabilmesidir.

Kaynak tabanlı görüş, stratejik yönetim disiplininde yetkinlik ve kaynak konularıyla ilgili klasik yaklaşımlardan biridir ve örgütü etkileyen iç faktörleri belirlemek için kullanılır. Barney (1991), bir örgütün başarısının 3 kategoride gruplanan iç kaynaklar tarafından belirlendiğini belirtir:

  1. Fiziksel Kaynaklar: Bir işletmede kullanılan tüm fiziksel teknolojiyi; tesis ve ekipmanı, işletmenin coğrafi konumu ve hammaddelere erişimini içerir;
  2. İnsan Kaynakları: Yönetici ve çalışanların eğitimini, deneyimini, yargısını, zekasını, ilişkilerini ve içgörüsünü içerir;
  3. Örgütsel Kaynaklar: Bir işletmenin resmi raporlama yapısını; resmi ve gayri resmi planlama, örgüt kültürü ve itibarı, çalışanlar ve çevresindeki diğer örgütlerle gayrıresmi ilişkiler ile kontrol ve koordinasyon sistemlerini içerir.

Diğer yandan içeriği itibarıyla normal bir işletmenin kaynak planlaması ve yönetiminden farklı olan savunma kaynaklarının planlanması ve yönetimini; orta ve uzun vadeli savunma hedeflerinin tanımlanması, bu hedeflere ulaşmak için ara planların oluşturulması, planların uygulanmasına yönelik yıllık bütçelerin geliştirilmesi ve uygulanması, fiili harcamaların sonuçlarına ilişkin verilerin toplanması, gözden geçirilmesi ve elde edilen sonuçlara uygun biçimde planların güncellenmesi olarak tanımlayabiliriz. Büyük çaplı savunma hedefleri, uzun süreli bir kaynak planlama ve yönetim sürecini zorunlu kıldığı için etkin bir kaynak yönetimi, gelecekteki yükümlülüklerin bilinmesi, öngörülmesi ve diğer taahhütlere karşı dengelenmesini içerir (Gordon ve Hinkle, 2011).

Kamu yönetiminde öne çıkan şeffaflık ve hesap verilebilirlik ilkelerinin savunma kaynaklarının planlanması ve yönetimi sürecinde uygulanması, karar alma süreci ve performansın ölçümü bakımından sivil gözetim için gerekli altyapı oluşturur. Nitekim modern bir savunma örgütü için bu unsurların hepsi eşit öneme sahiptir. Bu unsurlardan herhangi birindeki eksiklik, belirli bir dereceye kadar tolere edilebilse de savunma kurumlarının istikrarlı, etkin ve verimli olabilmeleri, toplumun beklentilerini karşılayarak uzun dönemde demokratik yapıları güçlendirmeleri, iyi geliştirilmiş ve hassasiyetle sürdürülen bir programla mümkündür. Bu sebeple savunma kaynakları yönetiminin (SKY) amacı, bir devletin güvenlik hedefleri arasında optimum maliyetle kaynak tahsisinin sağlanması olarak özetlenebilir. 

Siyasi ve askeri karar alma organları, istihdam edilen yeteneklerin öngörülemeyen bir krize karşı yeterli esnekliği kazanabilmesi ve değişken güvenlik ortamının yol açtığı tehditlere karşı koyabilecek uygun askeri faaliyetlerin planlanması sürecinde tecrübelerin yanı sıra bilimsel yöntemleri kullanmak durumundadır (Davis, 1994). Ulusal güvenliğin enerji kaynaklarının türüne, miktarına ve bulundukları yerde askeri gerekliliklere göre erişilebilirliğine bağlı olduğu ve stratejik ortamın hızla değiştiği günümüzde askeri örgütler, kaynaklarını planlarken güncel jeopolitik gelişmelerin yanı sıra sınırlı enerji kaynakları ile dışa bağımlılık, teknolojik gelişmeler ve hibrid tehditler gibi pek çok parametreyi göz önünde bulundurmak zorundadır.

Yukarıda yer verilen bilgiler ışığında güncel SKY, mevcut taahhütlerin ve sonuçların izlenmesi, kontrol edilmesi ve raporlanması için tamamen şeffaf bir sistemi destekleyen dört temel faaliyete dayanır:

  1. Ulaşılabilir ve uygulanabilir hedefler belirlenmesi: Savunma amaçları, ulusal politikanın önemli bir bileşeni olduğu için diğer ulusal hedeflerle uyumlu olmalıdır. Savunma bağlamında ulusal çıkarların karşılanmasına yönelik kaynak tahsisine rehberlik edebilmesi için ulaşılabilir ve ölçülebilir şekilde formüle edilmelidir.
  2. Savunma kaynaklarının gerçekçi projeksiyonları ve planlanan harcamaların fiili sonuçları ışığında kapsamlı ve gerektiğinde revizyona dayalı çok yıllık bir kuvvet planı ve finansal plan geliştirilmesi: Çok yıllık planların kapsamlı ve gerçekçi olarak geliştirilmesini sağlar. Aynı zamanda gerçekçi hedeflerin belirlenme aşamasıdır. Bu bağlamda, planların yeterli şekilde detaylandırılması, kaynak tahsisine ilişkin tüm önemli siyasi kararların şeffaf bir şekilde kapsanması ve talepleri yıllık bütçelere dönüştürme yöntemlerine dayanmaktadır.
  3. Etkin bir yetenek yönetimi sisteminin geliştirilmesi: Güncel gelişmelere cevap verebilecek bir planlama ve yönetim süreci için etkili, profesyonel ve sürdürülebilir bir yapı bağlamında etkin bir yetenek yönetimi sisteminin geliştirilerek uygulamaya konması elzemdir.
  4. Sürecin etkinliğini ölçmede bağımsız analizlerin kullanılması: Kaynakları etkin bir şekilde tahsis etme süreci için en zor ve tartışmalı faaliyet budur. Bağımsız birimlerce yapılacak tarafsız değerlendirmeler, hem siyasi ve askeri liderliğin objektif olarak desteklenmesi hem de kaynak yönetimi sürecindeki engel ve zorlukların zamanında tespit edilmesi açısından önemlidir (Caymaz, 2021).

Savunma kaynağı kavramının kendisi dahi zamanla değişime uğramış; geçmişte askeri teçhizat ve donanıma odaklıyken günümüzde insan gücü, para, altyapı ve bilgiyi de içeren kapsamlı bir tanıma evrilmiştir. Dolayısıyla içinde bulunduğumuz sosyal, politik ve askeri ortamda bir devletin sadece askeri alana odaklanarak dar bir bakış açısı ile kendisini diğer çevrelerden soyutlaması yoluyla savunma kaynaklarını etkin ve verimli kullanabilmesi mümkün değildir (Constantinescu, 2010). Diğer yandan SKY’nin başarılı bir şekilde yürütülmesi için oldukça önemli olan Planlama Programlama Bütçeleme Sistemi (PPBS) uzun yıllardır uygulanmasına rağmen hâlen ciddi eleştiriler almaktadır (RAND, 2005). Örneğin, çağımızın öne çıkan tehditlerinden olan bilgi savaşlarına yönelik kaynak planlaması noktasında önemli soru işaretleri bulunmaktadır.

Bir görüşe göre “21. Yüzyılın Savaşları” arasında yer alan yeni harp unsurları aşağıdaki gibidir:

  1.  “Komuta Kontrol Harbi
  2. Psikolojik Operasyonlar
  3. İstihbarat Temelli Harp
  4. Bilgi Sistemleri Üzerinde Bilgisayar Korsanı Temelli Operasyonlar
  5. Elektronik Harp
  6. Ekonomik Bilgi Harbi
  7. Siber Harp” (Libicki, 1995).

Bilhassa 11 Eylül saldırılarından sonra dinamik hale gelen savunma anlayışını barındıran dördüncü nesil savaşlarda savunma amaçlı istihbaratın inşası; bilgi toplamanın yanı sıra bilginin etkin bir şekilde işlenmesi ve değerlendirilmesi ile istihbarata önleyici nitelik kazandıracak yetenekli savunma kaynaklarının yetiştirilmesi kritik önem kazanmıştır.

Savunma Kaynaklarının Planlamasında Yetenek Yönetimi

Savunma uzmanları, alana dönük uzmanlık düzeylerinin değerlendirilmesi aşamasında gerekli yetenekleri belirlemek için aşağıdaki ölçeğe dikkat çekmektedir:

  • Düşük – Savunma ve diğer sektörlerde yaygın olarak bulunan ve kullanılan bir beceri/yetkinliktir; sektörler arası transferi tamamen mümkündür.
  • Orta – Savunmada yaygın olarak ve sivil sektörde de kısmen kullanılan bir beceri/yetkinliktir.
  • Orta / Yüksek – Savunma sektörüne özel ve mühendislik alanında sağlam bir altyapı gerektiren bir beceri/yetkinliktir.
  • Yüksek – Sadece savunma sektöründe kullanılan bir beceri/yetkinliktir (Retter vd., 2015).

DARPA (Defense Advanced Research Projects Agency) Direktörü Prabhakar (2016) tarafından da belirtildiği üzere “yapay zeka ve otonom kontrol sistemlerinde, gelişmiş bilgi işleme, büyük veri ve öğrenen makineler ile sezgisel grafik görselleştirme araçları, metamalzemeler ve minyatürleştirmedeki gelişmeler - bizi harika bir insan-makine iş birliği çağına götürüyor”. Bu nedenle silahlı kuvvetlerde görevli personelin rolü de uygulayıcıdan görev yöneticisine doğru bir dönüşüm geçirmektedir. Otonom sistemlerin yaygınlaştığı robotik çağda silahlı kuvvetlere yönelik planlama yapılırken göz önünde bulundurması gereken hususlar ise başlıklar halinde aşağıda özetlenmiştir:

  • İnsan-makine taktikleri, teknikleri, prosedürleri ve stratejisi,
  • Kamu algısının yönetimi,
  • Politik ve yasal kısıtlar,
  • Robotik harp operasyonları konseptinin geliştirilmesi,
  • Silahlı otonom sistem politikaları,
  • Silahlı kuvvetlerin dönüşümü,
  • Yapay zekâ ve robotik sistemlerin tedariki,
  • Özel sektörle bağlantıları güçlendirme,
  • Kritik ağ güvenliği – verilerin güvenliğini sağlamaya yönelik yeni yaklaşımlar,
  • Eğitim, öğretim ve uygulama,
  • Askeri insan kaynakları yönetimi.

Söz konusu dönüşüm süreci ise sabit bir organizasyon yapısından ziyade, belirsizlik ortamında ortaya çıkabilecek asimetrik tehditlerin üstesinden gelmek için çeşitli insan-makine kombinasyonlarında farklı görevleri yerine getirebilen esnek bir organizasyon yapısı gerektirir (Caymaz vd., 2019).

Sonuç olarak, savunma kaynaklarının planlanması ve yönetimi sadece PPBS’ye yönelik konuların çalışıldığı ve salt mali planlara dayalı kısıtlı bir alan değildir. Bu nedenle güncel araştırma ve gelişmeleri takip edip literatüre yön verecek çalışmalara imza atan ve sivil/asker dengesinin gözetildiği enstitü düzeyinde eğitim kurumlarına ihtiyaç bulunmaktadır. Bir diğer önemli husus ise söz konusu enstitülerin bilhassa proje/program ve portföy yönetimi konularında uzman personeller istihdam ederek, tamamen savunma sanayisine yönelik çalışmalar gerçekleştirmeleri ve ihtiyaç duyulan alanlarda silahlı kuvvetlerin yetenek havuzuna katkı sağlamalarıdır. Bunlara ek olarak, üst yönetim kademesi için temel destek sağlayacak ara yönetim kademelerinde görev yapan insan kaynağının düzenlenen eğitim ve kurslara katılımlarının teşvik edilmesi, süreçte yer alan tüm insan kaynağının aynı formasyona sahip olması açısından oldukça önemlidir.

 

 

Kaynakça

Barney, J. (1991). Firm Resources and Sustained Competitive Advantage. Journal of Management, 17(1), ss.99–120.

Constantinescu, M. (2010). “Managing Defense Resources in the Knowledge Economy”. Defense Resources Management in the 21st Century, 5(5), ss. 54-60.

Caymaz, E. (2021). “21. Yüzyılda Savunma Kaynaklarının Planlanması, yönetimi ve Eğitimi Üzerine”, içinde (Editör) Caymaz, E.; Erenel F. (2021). Savunma Kaynaklarının Planlanması ve Yönetimi, Ankara: Nobel Akademik Yayıncılık.

Caymaz, E.; Erenel, F.; Umut, B. (2019). “Military Human Resources Management In The Robotic Warfare Era”, Defense Resources Management in the 21st Century Conference, Brasov, Romania, November.

Davis, K. O. (1994). Planning under Uncertainty Then and Now: Paradigms Lost and Paradigms Emerging in Paul K. Davis New Challenges for Defense Planning: Rethinking How Much Is Enough, RAND Corporation-supported Research, Santa Monica, USA, ss. 15-16.

Gordon, C. V.; Hinkle, W. P. (2011). “Best Practices in Defense Reource Management”. IDA Document D-4173, Institute for Defense Analyses.

Libicki, C. M. (1995). “What is Information Warfare”, Strategic Forum Number 28, May

Prabhakar, A. (2016). “Work: Robot Warship Demonstrates Advances in Autonomy, Human-Machine Collaboration

Retter L., Taggard L., Freeman J. (2015). Key Skills and Competences for Defence, European Defence Agency, Annex D.


SAVUNMA  KAYNAKLARININ  PLANLANMASI, YÖNETİMİ  VE EĞİTİMİ ÜZERİNE