Nazilerin 2 nci Dünya Savaşı’nda sivrisinekleri biyolojik silah olarak kullanmak için gizli araştırmalar yaptıkları ortaya çıktı. Hastalık taşıyan sivrisinekler çoğaltılıp düşman bölgelere bırakılmış” başlığına benzer haberleri pandemi ile birlikte daha çok duyacağız endişesi hakim olmaya başladı dünyada.

 

Tübingen Üniversitesi’nden biyolog Klaus Reinhardt, Endeavour adlı bilimsel dergiye yazdığı makalede, insanın yok edilmesi için her türlü kitle imha silahını geliştiren ve sahada kullanan Nazilerin, tifüs, sıtma gibi çeşitli hastalıkları taşıyan sivrisinekleri çoğaltıp düşman bölgelere taşımak amacıyla birçok deney yaptıklarını ve kullandıklarını ortaya koymuştur.

Entomolojik savaş, böceklerin düşmana saldırı amacıyla kullanılmasıyla oluşan bir adlandırmadır. Biyolojik silah olarak böceklerin kullanıldığı bir çeşit biyolojik savaş metodudur. Entomolojik savaşta, böcekler türlerine göre farklı amaçlar için kullanılabilir. Entomolojik savaşta genel kabul görülen üç tip metod vardır:

-Böceklerin bir patojen ile enfekte edilmesinin ardından hedef görülen alana yayılmasıyla gerçekleşir. Bu böcekler vektör olarak hareket eder ve hedef alandaki hayvanları veya insanları enfekte ederler.

-İkinci kullanım şekli ise, böceklerin doğrudan mahsüllere zarar vermesi ile gerçekleşir.

-Üçüncü kullanım şeklinde böcekler, enfekte edilmeden doğrudan insanlara saldırımı şeklinde gerçekleşir. Arılar gibi...

Hastalık taşıyan böceklerin geçmişte biyolojik silah olarak kullanıldığına dair başka örneklerde mevcuttur.2nci Dünya Savaşı sırasında Naziler kamplardaki esirler üzerinde tifüs taşıyan pirelerle deneyler yapmışlar ve bu suçlarından dolayı hüküm giymişlerdir. Japonya, 1945 yılında birkaç hafta içinde 100 milyon pire üretebilecek 4500’den fazla pire üretme makinası tesis etmiş, deneyleri genellikle Çinli ve müttefik askerleri üzerinde yürütmüştür. Yine Japonya, veba mikrobu ile bulaşık pirelerin saldırı amaçlı kullanımı için kilden bombalar yapmıştır. Bu bombalar 1943–1945 yılları arasında uçaklardan atılmak sureti ile Çin’e karşı kullanılmıştır. Uji adı verilen bu bomba, vebalı bitleri içeren Japonlar tarafından gerçekleştirilmiş en başarılı biyolojik silahtır. Eski tip Uji’ler porselenli kırılabilir bir silahtı, 55 pound ağırlığında ve 4.7 galon tutabilecek kapasiteye sahiplerdi. Ancak yeni nesil Tip 50 Uji bombası (1940 yılında piyasaya sürüldü), havada patlamazsa silahı (ve içeriğini) tahrip eden bir kontak sigortası içeriyordu. Ayrıca 55 kilo ağırlığındaydı ve 3 galon tutabiliyordu. Tip 100 Uji bombaları ise tip 50’lerden daha büyüktü. Ağırlığı 110 poundu ve 7 galon tutabiliyordu. Japonlar, Tip 100'ü, büyüklüğü ve hasar olasılığı nedeniyle Tip 50'den daha az kullanıyorlardı. Tip 50 bombası, 30,000 vebalı pireyi taşıyabiliyordu.

Tip 50 Uji bombası 55 kilo ağırlığında, 3 galon kapasiteliydi.Army Chemical Review

 

 

1nci Dünya Savaşından sonra 5 milyon Rus’un tifo nedeniyle ölümü ve 30 milyonun da hastalanması yoluyla Sovyetlerin belini kıran Batı orduları değil bitlerdir. 1919 yılında Lenin “Ya Sosyalizm bitleri yenecek ya da bitler Sosyalizmi” demiştir ve kazanan bitler olmuştur.

 

Böcekler toksik bileşikler üretmek ve sivrisinek beslenme salgısında olduğu gibi beslendikleri canlılara bunu aktarmak üzere genetik olarak değiştirebilirler. Bu bileşikler hayatı tehdit etmeyen hastalıklardan kısırlığa ve hatta ölümcül hastalıkların oluşturulmasına kadar değişen amaçlarla geniş kitlelere yönelik olarak kullanılabilirler. Böcekleri aşı amacıyla kullanma girişimi halen başarılı olmuş ve patent almıştır. Bazı firmalarca “uçan şırıngalar” olarak isimlendirilen bu yaklaşım masraflı aşı programları’nın daha az maliyetli hale getirilmesi fikrine dayanmaktadır.

 

Patates böceğine dikkat et yazılı Almanca posterler-Evrimağacı

 

Böcekler Agroterörizm (Tarımsal Terör)’in başlıca unsurlarından birisi olarak kullanılabilmektedir. Bu kapsamda böceklerin bitki ve hayvanlarda beslenerek tarımsal kayıplar meydana getirmesi, tarımsal ürün ticaretini engellemesi ve çeşitli bitki-hayvan hastalıklarını yayması söz konusu olabilmektedir. Tarımsal ürünlerin bir savaş hedefi olarak görülmesi son derece önem taşımaktadır. Çünkü her türlü silah kullanılarak yapılan bir savaşta bile kaçınılmaz olarak askerleri besleyecek gıda maddelerine ihtiyaç bulunmaktadır. Sovyetlerin çöküş döneminde 5-10 dolar veya birkaç parça yiyecek karşılığı tanklarını satan askerlere rastlandığı bilinmektedir.2 nci Dünya Savaşı sırasında Fransa ve Almanya patates böceğini düşmanların besin kaynağını imha etmek için kitle halinde üretmişlerdir ve hatta bazı iddialara göre düşmana karşı kullanmışlardır. Almanya,1941-1943 yılları arasında karton kutular içerisinde İngiltere’ye patates böceği atmakla itham edilmiştir.

 

Günümüzde hızla gelişme kaydeden alanlardan biri biyoteknolojidir. Biyoteknoloji, genel olarak, biyolojik süreçlerin endüstriyel, tıbbi ve diğer üretim amaçları için kullanılmasına yönelik araştırma alanı olarak tanımlanmaktadır. Biyoteknoloji alanındaki çalışmalar büyük ölçüde moleküler biyoloji, biyokimya, hücre biyolojisi, embriyoloji, genetik ve mikrobiyoloji çalışmalarına dayanmaktadır. Biyoteknoloji çalışmalarının odak noktalarından biri gen düzenleme tekniğidir. Gen düzenleme, genel olarak işlevsel genlerin iki organizma arasında naklidir. Gen düzenleme teknikleri 40 yıldan fazla süredir bilinmekte ve uygulanmaktadır. Ancak günümüz teknolojisi bu işlemin çok daha basit, hızlı ve düşük maliyetle yapılmasını sağlamıştır. CRISPR adı verilen gen düzenleme araçlarıyla bilim insanları artık, bir organizmanın DNA’sını daha etkili, dana esnek ve isabetli biçimde değiştirebilmektedir.

Diğer taraftan; genetik hastalıkların taşınmasını engellemek, güçlü genlerin aktarılmasını sağlamak, gelecekte karşılaşabilecek birtakım hastalıklara karşı direnç gösterilmesini garanti altına alınmasını sağlamak maksadıyla, gen düzenlemesi üzerinde yapılan bilimsel çalışmaların ulusal güvenliği tehdit eder bir seviyeye geldiği yolundaki çalışmaların da giderek arttığı görülmektedir. Georgetown Üniversitesi Tıp Merkezinden Doktor James Giordano, bir ya da daha fazla insanın genotipleri’nin tüm ayrıntılarıyla bilinmesinin virüs gibi modifiye edilebilen organizmalarla yapılacak bir biyolojik saldırının önünü açabileceğini, böyle bir saldırının direkt olarak bağışıklık sistemindeki zayıf noktaları hedef alabileceğini, tek bir bireye, belirli bir gruba ya da daha geniş popülasyonlara ciddi zarar verebileceğini belirterek gen düzenlemesinin bir biyolojik silaha dönüşebileceği hususunda uyarılarda bulunmuştur.2015 yılında düzenlenen “Biological Weapons Convention” da, biyolojik silahlara karşı mücadelede çok önemli ve faydalı bir teknoloji olarak kabul edilen gen düzenlemesi, 2016 World Wide Threat Assessment’ta “WMD Threat”; yani “kitle imha silahı tehdidi” olarak ilan edilmiştir. Şubat 2016 ’da, eski ABD İstihbarat Ulusal Direktörü James Clapper, “kitle imha ve yayılma silahları” tarafından oluşturulan tehditler listesine gen düzenlemesini eklediklerini belirtmiş, Ulusal Bilimler Akademisi tarafından yayımlanan bir raporda, bu tehditlere karşı etkili karşı önlemler bulmanın çok zor olacağı kaydedilmiştir.

Gen düzenlemesiyle ilgili en büyük sorun, bugün 100 doları aşmayan ücretlerle gen düzenleme kiti olan CRISPR-Cas9 sahibi olmanın mümkün olmasıdır. Bu kitler maya ve çeşitli bitkiler gibi risk arz etmeyen plazmalarla sunulsa da, bu teknolojinin çeşitli amaçlara sahip kişiler tarafından ticari ve bilimsel uygulamalarda kullanılması endişe verici bulunmaktadır.

İnsanlarda, hayvanlarda ve bitkilerde hastalık oluşturan veya ölümlere yol açan bakteriler, virüsler ve bunların yan ürünleri vb. mikroorganizmalara biyolojik ajan denilmektedir. Biyolojik saldırılarda bu ajanlar kullanılmaktadır İnsanlarda hastalığa sebep olan patojenlerin %60'ının, yeni hastalıkların %75'inin ve biyoterör amaçlı kullanılabilecek organizmaların %80'inin zoonoz (hayvandan insana bulaşan) özellikte olduğu belirtilmektedir. Yapılan tespitlere göre 180’den fazla patojen biyolojik saldırı ajanı olarak kullanılmaktadır.

Biyoteknoloji’nin, özellikle gen düzenleme teknolojisinin yarattığı yeni biyolojik harp tehdidi, 21’inci yüzyılın yükselen diğer teknolojilerinin yardımıyla daha da kaygı verici boyutlara ulaşma potansiyeli taşımaktadır.

-Katmanlı imalat henüz olgunluk aşamasına gelmemiştir. Ancak üretim ve tedarik zinciri süreçlerinde köklü dönüşümlere yol açma potansiyeline sahiptir. Sıklıkla “3 Boyutlu Yazıcı Teknolojisi (3D)” olarak da anılan katmanlı imalat ile farklı türden malzemelerle her türlü formda karmaşık nesnenin katman katman üretilmesi mümkün olabilmektedir. Buna yapay dokular dahildir. Biyobaskı (Bioprinting) adı verilen bu yöntemle canlı dokular hatta organların üretilebileceği, bu konuda çalışmaların hızla ilerlediği belirtilmektedir. Söz konusu yapay dokular bugün ilaç araştırmalarında kullanılmaktadır. Sentetik dokuların biyolojik silah testlerinde de kullanılabileceği belirtilmektedir. 2017’de Hollandalı bilim insanları mürekkep püskürtmeli bir 3D yazıcı ile canlı E.Coli bakterilerinden oluşan katmanlar elde ettiklerini ve bunun maliyetinin son derece düşük olduğunu duyurmuşlardır.

Katmanlı imalat teknolojisi üretim süreçlerini değiştirdiği gibi üretimin ihtiyaç noktasına en yakın noktada gerçekleşmesini sağlamaktadır. Nitekim ABD ordusunun operasyon bölgelerine 3D yazıcılar götürerek gerektiğinde parça üretimi yaptığı bilinmektedir. Katmanlı imalatın bu esnekliği güvenlik alanında endişeler yaratmaktadır. 3D yazıcılardan tümü ile fonksiyonel tabanca gibi konvansiyonel silahlar üretilebildiği ispatlanmış ve kaygı yaratmıştır.

-Nanoteknoloji araçlarıyla biyolojik ajanların kızılötesi ışınlar gibi zararlı dış etmenlerden korunmasını, saklanmasını ve taşınmasını kolaylaştıracak nanokapsüller veya mikrokapsüller üretilebilmektedir.

-Üretim, alım veya satımında yeterli kısıtlama bulunmayan ticari ve eğlence amaçlı insansız hava araçları, biyolojik silahların taşınması ve kullanılmasında kullanılabilecek niteliktedir. Örneğin tarımsal amaçlı olarak geliştirilen insansız hava araçları, mahsulün ilaçlanmasında kullanılmak üzere püskürtme sistemlerine de sahiptir. Bu püskürtme sistemi, insanlar, hayvanlar veya mahsule karşı biyolojik saldırı gerçekleştirilmesinde kullanılabilir. İnsansız Hava Aracı sürüleri, hedef hassasiyetinin sağlanması için çevresel verileri toplayıp analiz edebilir ve saldırı için en uygun zaman ve noktayı tespit edebilir. Hedefe hassasiyeti sayesinde İnsansız Hava Araçları’nın taşıması gereken biyolojik ajan miktarı da azalacaktır.

- Günümüzde endüstriyel robotlar, hizmet robotları ve otonom nesneler alanında hızlı bir gelişme yaşanmaktadır. Robotlar sayesinde araştırmacıların laboratuvara bağımlılığı azalmış, bulut laboratuvar (Cloud laboratory) olanakları ile araştırmalar uzaktan gerçekleştirebilir hale gelmiştir, Robot laboratuvarlar, iyi ve kötü amaçlar için kullanıma açıktır. Bu tür laboratuvarlar biyolojik silah geliştirilmesi çabalarında kullanılabileceği gibi bu tür saldırıların en kısa sürede tespit edilmesinde de kullanabilir. Öte yandan robot teknolojisinin biyolojik harp tehdidi, bu tür kötü amaçlı araştırmalardan Çok, geliştirilen biyolojik silahlarla yapılacak saldırıları kolaylaştırmasında yatmaktadır.

Prion hastalıklarının bilinen bir tedavisi olmaması ve sonuçlarının ölümcül olması nedeniyle Prion ajanlarının biyosilah olarak kullanılması olasılığı, ulusal güvenlik için ciddi bir tehdit oluşturmaya başlamıştır. Prion (PrPC) adı “Proteinli Bulaşıcı Partikül (Proteinaceous Infectius Particle)” tanımından gelmektedir. Colorado Eyalet Üniversitesi Prion Araştırma Merkezi, Prionları insan ve hayvan beyniyle diğer dokularda bulunan normal proteinlerin çarpık versiyonları olarak açıklamaktadır. Bu çarpık proteinler, beyin hücrelerine zarar vererek, insanlarda görülen Alzheimer ve Parkinson hastalıklarına benzer ölümcül demanslara neden olmaktadır. Biyoteknoloji biliminin yarattığı gelişmelerle biyokimyasal ajanların kitle imha silahları olarak kullanım riski artarken, benzeri görülmemiş enfeksiyona yol açan proteinler olan Prionlar birçok ölümcül dejeneratif hastalıklara neden olmaktadır. En bilinen türleri arasında özellikle geyiklerde görülen ve “Zombi Geyik Hastalığı” olarak da adlandırılan “Kronik Zayıflatıcı/Tüketici Hastalık (CDW)”, hayvanlarda “Deli Dana Hastalığı” olarak bilinen “Bovine Spongiform Ensefaliti (BSE)” ve bu hastalığın insanlarda görülen versiyonu olan “Creutzfeldt-Jakob Hastalığı (JCH)” bulunmaktadır.

Araştırmacılar laboratuvar ortamında virüsleri yapay olarak daha tehlikeli hale getirilebileceklerini çok kez kanıtlamışlardır.Bu tür deneylerle doğal virüs mutasyonlarının sonuçlarına karşı donanımlı olmak amaçlanmaktadır. Bununla birlikte, teröristlerin benzer deneyleri yapmaları halinde bunun ne gibi sonuçlar doğurabileceği de araştırılmaktadır. Diğer taraftan virüsler sadece seçilmiş insan grupları için ölümcül olacak şekilde değiştirilebilmektedir. Örneğin sadece siyahlar veya sadece beyazları öldürecek virüsler üretilebilmek mümkün olabilmektedir. 

ABD Genelkurmay Başkanı Orgeneral Mark Milley, Washington merkezli Brookings Enstitüsünde gündemdeki güvenlik konularına ilişkin değerlendirmelerde bulunmuş ve biyolojik silahlarla ilgili bir soruya "Bu virüs (Kovid-19) veya başka bir tip virüs biyolojik bir sistem olarak kötü emeller için kullanılabilir mi? Elbette ki evet. Bu olabilir ve bu bir kaygıdır" demiştir. Ulus devletlerin zaten böyle bir kabiliyet geliştirme kapasitesine sahip olduğuna işaret eden Milley, "Asıl daha büyük kaygı ise bir terör örgütünün veya sorumlu aktör gibi davranmayan birilerinin bunu kullanmasıdır. Bu çok büyük bir kaygıdır. Ayrıca, elinde hiç silah olmayan örgütlerin biyolojik silahlar geliştirip bunları kullanmalarını ve korkunç bir yıkıma neden olmalarını hayal etmek hiç de zor değil" değerlendirmesinde bulunmuştur.

 

Rus Emekli Albay Dr. Boris Gergokov, ünlü Rus Doktor Leonid Roşal'ın yeni tip koronavirüsün ortaya çıkardığı durumu ‘biyolojik savaş provası’ olarak nitelemesini “Daha önce, biyolojik silahların sadece anında öldüren ölümcül enfeksiyonlar olduğu düşünülüyordu, ancak Kovid-19 pandemisinden sonra bu konudaki yaklaşımlar değişebilir. Bu kadar yüksek bir ölüm oranına sahip olmayan, ancak askeri birlikler arasında hızla yayılarak ve çok sayıda kişiyi etkileyerek kademeli olarak devre dışı bırakmayı garanti eden, koronavirüs enfeksiyonuna benzer bir virüsün ortaya çıkması muhtemeldir.” şeklinde değerlendirmiştir. Rusya Ulusal Acil Çocuk Cerrahisi ve Travmatoloji Enstitüsü Direktörü Leonid Roşal, Forbes dergisine verdiği demeçte, Covid-19 pandemisi’nin oluşturduğu durumun bir biyolojik savaş provası olduğunu belirterek "Bu virüsün insanlar tarafından üretildiğini söylemiyorum. Bunun için yeterli dayanak yok ve ayrıca ben bir virolog değilim. Ancak bu, ülkenin biyolojik güvenliği de dahil olmak üzere sağlık sisteminin dayanıklılığına yönelik bir test" ifadelerini kullanmıştı.

Biyolojik silahlar ve biyoteknoloji devletler tarafından dikkate alınmalı ve Covid-19 pandemisi ile Biyolojik Silahlar Sözleşmesi’nin uluslararası güvenliğin mimarisindeki önemi artık anlaşılmalıdır. Sözleşmenin tarafı olan tüm devletler yükümlülüklerini biyoşeffaflık ilkesine bağlı kalarak yerine getirmeli ve uluslararası güveni arttırmak için çalışmaları gerekmektedir. Sözleşmenin kapsamı genişletilmeli, zorlayıcı yükümlülükler arttırılmalı ve zorunlu bir kontrol mekanizması oluşturulmalıdır. Devletler birbirleri ile biyolojik tehditler hakkında bilgi alışverişinde bulunmalı ve uluslararası terörizmle mücadelede sıkı istihbarat paylaşımları yapılmalıdır.

 

 

Kaynaklar:

 

Tuncer, C. ve İ. Saruhan (2009). Biyolojik Silah Olarak Böcekler. I. KBRN Kongresi. 3 Aralık 2008. Fatih Üniversitesi, İstanbul. Ed.H.R.Öz,F.Karaca ve F.Eldemir. Bildiri Kitabı 8595(https://www.researchgate.net/publication/287331470_Biyolojik_Silah_Olarak_Bocekler

 

Kaya,H,E.(2020),Uluslararası Güvenlikte Bir Tehdit Unsuru Olarak Biyolojik Silahlar, Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi Cilt: 13 Sayı: 71

 

 

https://onedio.com/haber/naziler-sivrisinekleri-biyolojik-silah-olarak-kullanmis-252093

 

https://thinktech.stm.com.tr/detay.aspx?id=321

 

https://medium.com/@FikriTurkel/gen-teknolojisi-crispr-hangi-sekt%C3%B6rleri-de%C4%9Fi%C5%9Ftirecek-34ae6654797a

 

https://evrimagaci.org/entomolojik-savas-bocekleri-biyolojik-silah-olarak-kullanmak-mumkun-8274

 

https://tr.sputniknews.com/abd/202012021043333512-abd-genelkurmay-baskani-milleyden-viruslerin-biyolojik-silah-olarak-kullanilabilecegi-uyarisi/

 

https://tr.sputniknews.com/rusya/202008031042583711-rus-uzman-koronavirus-biyolojik-silah-kavramini-degistirdi

 

https://thinktech.stm.com.tr/detay.aspx?id=333
 

Biyoteknoloji Çağında Biyolojik Harp - STM ThinkTechthinktech.stm.com.tr › uploads › raporlar › pdf › 5720...

 

 

 

PANDEMİ SONRASI BİYOLOJİK SİLAH KULLANMA ENDİŞESİNDE ARTIŞ