Kategoriler: Dergi,
Alt Kategoriler: Aralık,

“Ordular midesinin üzerinde yürür!” Napolyon Bonapart

 

            “Lojistik” terimi birkaç farklı anlamı kapsayabilir, ancak özünde doğru şeye, doğru yerde, doğru zamanda sahip olmakla ilgilidir. Askeri lojistik, askeri kuvvetlerin hareketini, tedarikini ve bakımını planlama ve yürütme disiplinidir. Herhangi bir askeri operasyon için hayati öneme sahiptir ve onsuz operasyonlar yürütülemez ve sürdürülemez. Lojistik, konuşlandırılmış kuvvetler ile konuşlandırılan kuvvetlerin görevlerini yerine getirmek için ihtiyaç duydukları malzeme ve silahları üreten endüstriyel üs arasındaki köprü olarak görülebilir.

“Bir askerin alınması, giydirilmesi, silahlandırılması ve eğitilmesinin, uyumasının, yemesinin, içmesinin ve yürüyüşünün nihai amacı, doğru yerde ve doğru zamanda savaşmasıdır.”( Tümgeneral Carl von Clausewitz, Savaş Üzerine)

            “Lojistik” terimi, II. Dünya Savaşı'ndan kısa bir süre öncesine kadar yaygın olarak kullanılmamıştı, ancak lojistik kavramı ve anlayışı, savaşın ilk günlerinden beri var olmuştur. Clausewitz'in sözleriyle, “doğru yerde ve doğru zamanda savaşmak” için gücü elde etmek, askeri lojistiğin gerçek özüdür.

            Tarihin ilk zamanlarında orduların tedariki yağmacılık ve toplayıcılıkla sağlanıyordu. Özellikle yiyecek ve hayvan yemleri için oldukça etkili bir yöntemdi, ancak bir bölgede uzun zaman boyunca kalmak kaynakları tüketiyordu ve orduları hareket etmeye ya da farklı bir yöntemle tedariklerini sağlamaya zorluyordu. Kullanılan ikinci bir yöntem ise, ordunun ihtiyaç duyduğu veya duyabileceği malzemeleri gemiler, yük hayvanları ve vagonlar aracılığıyla ya da sırtlarında taşıyarak yanlarında getirmeleriydi. Bu yöntem ordunun bir süre kendi kendine yeterli olmasını sağlıyordu. 19. yüzyıla kadar askerler seferde ihtiyaç duyacağı mühimmatın çoğunu yanında taşıyabiliyordu. Ancak, bu yöntem uzun yük trenlerine sebep oluyordu ve ordunun ilerleyişini yavaşlatıyordu. Sanayi Devrimi ile yeni teknolojik, idari, teknik gelişmeler; malzemelerin, orduların arka tarafında korunup cepheye doğru taşındığı üçüncü bir yöntemin kullanılmasına olanak sağladı. Bu durum 20. yüzyılda "lojistik devrimini" başlattı ve modern orduları bu yeni sisteme entegre hale getirerek kabiliyetlerini oldukça yükseltti.

            Büyük İskender, yaklaşık 2400 yıl önce fetih seferleri sırasında lojistiğin önemini ve karmaşıklığını kara mizahla vurgulamıştı: “Lojistikçilerim bilirler ki, eğer hata yaparlarsa ilk onların kafaları kesilir…” Ordusunun, Yunanistan'dan Hindistan'a gitmesi ve geri dönmesi, Avrupa, Afrika, Orta Doğu ve Orta Asya'daki toprakları fethetmesi ve yol boyunca işleyen ileri karakollar bırakma yeteneği, onun lojistik hünerinin kanıtıdır.

            Askeri Lojistiğin tarihsel gelişiminde, seferin düzenlendiği sahadan toplama ve yağmacılıktan, harekat alanlarına giden intikal yollarına sabit depolar kurarak orduların hareket yeteneğini artıran, onlara eşlik eden sivil tedarik sistemleri ile güçlendirilen ve/veya peşlerinden gelen tedarik sistemlerine rastlamak mümkün. Askeri lojistiğe devrim yaptıran Michel Le Tellier, Fransız ordularının ve kalelerinin kesintisiz ikmallerini sağlamayı başarmıştır. Yine Amerikan Bağımsızlık Savaşı esnasında, Amerikalıların yerel tedarik sistemini kontrol etmeleri nedeniyle İngiliz ordularının okyanusu geçerek tedariğini sağlayacak bir lojistik sisteme ihtiyacı olmasını sağlayarak onları yavaşlattı. Aslında bu taktik sürekli kullanılan bir yöntem, düşmanın lojistiğini kesmek ve bunu devam ettirmek düşmanın yenilmesi için en büyük unsurdur. Günümüzde de halen geçerliğini koruyan bu taktik lojistiğin önemini gösterir.

            Napolyon Savaşları'ndan önce askerî tedariğini; özel şirketlerle sözleşmeler yaparak, yağmacılık yaparak ve devletin malın bedelini ödeyerek el koymasıyla sağlıyordu. Napolyon Bonapart, lojistik operasyonlarını Fransız stratejisinin büyük bir parçası haline getirdi. 1805'te Ulm Seferi sırasında, 200,000 kişilik Fransız ordusunun malzeme için kırsal kesimleri yağmalamaya ihtiyacı yoktu çünkü Alman müttefikleri tarafından bu malzemeler sağlanıyordu. Napolyon hiçbir şeyi şansa bırakmamıştı; ordusunun geçeceği güzergahlarda Bavyeralılardan belirtilen miktarlarda yiyecek hazırlamasını istedi. Fransız talepleri Alman prenslikleri için aşırı gelmeye başladığında makbuzlarla malzemelerin satın alındığı bir sistem kullanmaya başladı. Fransız müttefikleriyle yapılan anlaşmalar, Fransız ordusunun birkaç gün içinde büyük miktarlarda malzeme edinmesini sağladı. Napolyon, Passau'ya büyük bir tedarik deposu inşa etti ve Tuna nehrinden Viyana'ya mavnalar yardımıyla malzeme taşıdı. Austerlitz Muharebesi dolayısıyla orduyu hazır ve ikmal edilmiş olarak tutmak istiyordu. 1807'de Napolyon, tamamen ordunun ikmali ve malzemelerin taşınmasıyla ilgilenen ilk askerî kervanı kurdu.

            Modern çağda, İkinci Dünya Savaşı sırasında Birleşik Devletler Donanması Başkomutanı ve Deniz Harekatı Şefi Amiral Ernest J. King'in lojistiğe verdiği değer de aynı şekilde: “Bu 'lojistik' ne cehennemde bilmiyorum.   Marshall'ın her zaman bahsettiği şey, ama ben birazını istiyorum.” sözleriyle anlaşılır. Benzer şekilde, İngiliz Mareşal Vikont Slim, savaşla ilgili incelemesi olan, “Zafere Karşı Yenilgi”de, sahanın lojistik altyapısını ve tedarik rezervlerini inşa etmenin ve ordusunun sağlığını korumanın Burma ve Hindistan'daki yapılanmasındaki üç “zaferin temeli”nden ikisi olduğunu belirtir. Üçüncü temel, birliklerinin moraliydi, bu durum da, ilk ikisinden doğrudan etkilenmişti. Slim'in lojistik girişimini planlama, organize etme ve sürdürmede yenilik yapma yeteneği, lojistik başarısı için kritikti.

            Merriam-Webster çevrimiçi sözlüğü, lojistiği “askeri malzeme, tesis ve personelin tedariki, bakımı ve nakliyesi ile ilgilenen askeri bilim yönü” olarak tanımlar. “Lojistik, Ulusun ekonomisi ile muharebe kuvvetlerinin taktik operasyonları arasındaki köprüdür. O halde, lojistik sistemin hem Ulusun ekonomik sistemiyle, hem de muharebe kuvvetlerinin taktik kavramları ve ortamıyla uyumlu olması gerektiği açıktır.” Bu basit iki cümlelik ifade, askeri lojistiğin hem karmaşıklığını hem de geniş kapsamlı sonuçlarını etkili bir şekilde yakalar. En uzak taktik uçtan ulusun ekonomik sistemine kadar, askeri lojistik, ulus ve ulusal gücün askeri unsuru için geniş kapsamlı etkilere sahiptir ve bu nedenle gücün örgütlenmesi, eğitimi, donatılması, konuşlandırılması ve kullanılmasının her yönünü etkiler.

            Lojistik belki de günümüz ordusunun sağladığı en karmaşık ve birbiriyle ilişkili yetenektir. Ne yazık ki, entelektüel ve teknolojik genişliğine, derinliğine ve karmaşıklığına aşina olmayanlar için, varsayılan bir yetenek - basitçe olan bir şey - veya daha da kötüsü, savaş kabiliyetiyle bağlantılı olmayan bir “arka ofis” işlevi olarak kabul edilebilir.

“Amatörler taktikleri düşünür, profesyoneller ise lojistiği düşünür.” General Robert H. Barrow

            Lojistik, yalnızca gücü kullanmak için değil, aynı zamanda (ve belki daha da önemlisi) gücün günlük hazırlığını oluşturmak için de kritik öneme sahiptir. Taktik düzeyde, lojistiğin temelleri, hazırlığı tanımlayan unsurların çoğunluğunu (personel, ekipman ve tedarik hazırlığı) doğrudan etkiler.

            Göreve yönlendirilemeyen personeli azaltma niyeti, lojistiğin sağlık hizmetleri bileşeninden etkilenen kuvvet hazırlığının bir yönüdür. Çok sayıda göreve yönlendirilemeyen personel, askeri birliklerin mevcut gücünü azaltır ve personelin tamamı olmadan, ekipler, ister kara birimleri, ister gemi mürettebatı veya havacılık formasyonları olsunlar, etkili bir şekilde eğitilemezler, göreve yeterince yönelemezler veya ekiplerin yükünü artırırlar. Personelin hazır olma durumu, yetersiz; yetersiz veya işlevsel olmayan eğitim tesislerinin neden olduğu eğitim verimi eksikliği veya hazır personelin mevcudiyetini sınırlayan kuvvetler arası insan gücü geçişlerinin neden olduğu aksaklıklar gibi lojistikle ilgili diğer sorunlardan da etkilenir. Yani barış garnizonlarındaki ve eğitim birliklerindeki imkanların ve lojistiğin de harp alanındaki kadar iyi olmasının, hazırlığın iyi yapılabilmesi için anahtar bir durum olduğu görülür.

 

           

 

            Ekipman hazırlığı başka bir endişe alanıdır. Askeri birimler, gerekli teçhizat olmadan görevlerini yerine getiremezler. Parçaların ve yedek bileşenlerin mevcudiyeti ve teslimatı, bakım kapasitesi ve kısa sürede artan bakım hacmini artırma kapasitesi, gerektiğinde ek destek sözleşmesi yapabilme yeteneği gibi hususlar askeri etkinlik için gereklidir.

            Lojistik içinde, tedarik işlevi ekipmanın hazır olması için kritik öneme sahiptir. Basitçe ifade etmek gerekirse, tedarik hazırlığı, bir yer birimi, bir gemi veya bir havacılık birimi için doğru tipte ve miktarda ekipmana sahip olma yeteneğidir. Tedarik hazırlığının ünite hazırlığının diğer tüm yönleriyle bağlantılı olması belki de o kadar açık değildir. Doğru ekipman olmadan, birimler görev setlerini tam olarak tamamlayamazlar. Bir gemide, yerde veya uçakta güç üretme yeteneği gibi basit bir şeyin eksikliği, bir birimin modern savaş için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol yeteneklerini oluşturmasını engelleyebilir.

            Ulusal ve uluslararası karayolu, demiryolu, liman ve deniz taşımacılığı kapasiteleri gibi stratejik lojistik yetenekler ele alındığında, hazırlığın ötesinde lojistiğin etkisi katlanarak büyür. Sanayi üssünün boyutundaki ve kapasitesindeki azalmalar, ulusal deniz, kara ve demiryolu taşımacılığı kapasitesindeki sınırlamalar ve personel, silah sistemleri, mühimmat ve yakıt taşımak için gereken altyapının yaşlanması, bunların tümü, askeri güç projelendirme kabiliyetine doğrudan etki eder.

            İlk bakışta, askeri lojistiğin zorlukları, FEDEX, Walmart, Amazon, DHL veya hem uluslararası hem de çok sayıda müşteriyi destekleyen diğer büyük tedarik zinciri operasyonlarının yaşadıklarıyla aynı veya en azından çok benzer görünebilir ancak daha derin bir incelemede, farklılıkların derin olduğu görülür. Askeri lojistik; askeri ve devlet kurumlarının dünya çapındaki özel, ticari, yabancı ve çok uluslu kuruluşlarla etkileşimini içerir. Takvime göre hazırlanabilen ticari firmaların aksine, ordu, her olayın ne zaman gerçekleştiğini bilmeden hareket etmeli ve yine de “son sıcak olay”daki ani bir değişikliğe dakikalar olmasa da saatler içinde yanıt verebilme yeteneğine sahip olmalıdır.

            Askeri lojistiğin zorlukları benzersizdir. Endüstrinin en iyi uygulamalarının ve teknolojilerinin çoğu, askeri lojistiğin modernizasyonu için ilgili ve hatta hayati önem taşıyor olsa da askeri lojistiğin çevikliği, beka kabiliyeti, yanıt verebilirliği ve etkinliği, teknoloji ve operasyonel kavramlarda başka bir düzeyde bütünleşmiş yenilik gerektirir.

            Bir devletin ekonomik altyapısı, silahlı kuvvetlerin niteliğini ve niceliğini belirleyen önemli bir faktördür. Aynı şekilde, lojistik kabiliyet de savaşta konuşlandırılabilecek kuvvet sayısını belirler. Bu anlamda ekonomik-lojistik faktörler stratejinin sınırlarını belirler. Lojistiğin etkileri özgün stratejik planlara ve spesifik operasyonlara göre değişiklik gösterebilir.

 

            En belirgin ve akılda kalıcı örnekler ile yakın tarihe baktığımızda Türkiye’nin güvenliğini sağlamak maksadıyla Suriye’de sürdürdüğü harekatı görürüz. Öncelikle komando birliklerini bu harekatta kullanarak süratli, hafif, kendi tedariğini yanında taşıyabilen, bir süre ikmal edilmesine gerek olmayan, etkili ve güçlü bir birimle bir askeri harekatın en üstün yeteneklerini sergilemeyi başarmıştır. Birliklerinin süratini desteklemek için taktik tekerlekli zırhlı araçlarını kullanması, yollara bağımlı Suriye harekat alanında etkin bir sistem olmuştur. Bu gücüne zırhlı birliklerini meskun mahallerde kullanarak katkıda bulunmuş ve bu gücün ikmalini de zorlanmadan yapmayı başarmıştır. Ara hedeflere ulaştıkça lojistik yollarının emniyetini alarak ikmallerini tamamlamayı başlamış ve hedeflerine ulaştıklarında kesintisiz ve etkili bir lojistik sistem ile birliklerin her ihtiyacını karşılamayı başarmıştır. Bu sayede yine hedef bölgelerinde lojistik noktalar kurarak, gerektiğinde ileri harekatı veya yerinde savunma için her imkana sahip olmuş oldu.  Bu harekatın başarısının anahtarının lojistik başarısında saklı olduğu kolayca anlaşılır. Halen bir birliğin beslenmesi için bile yüksek paralar harcanması gerekiyor.

 

           

            Hendek operasyonları ismi ile anılan ve dünyada eşi benzeri olmayan meskun mahalde icra edilen bu büyük operasyonun da başarıya ulaşmasındaki en büyük yetenek yine lojistiğe bağlıdır. Türkiye’nin 40 yılı aşkın zamandır başarıyla yürüttüğü terör ve teröristle mücadele harekatı kapsamında, binlerce metre rakımdaki askerlerinin her türlü ihtiyacını karşılamayı başardığı bir ikmal sistemi var. Burada en önemli unsur morale destek veren lojistik sistem elbette. Genel maksat helikopterleri ile sağlanan sıhhiye desteği, yine lojistiğin ilgi alanında olan hasta ve yaralılara müdahalenin ileri seviyelere taşınması, en ilerideki askeri personelin bu sisteme güvenmesi, onun savaşma azmini yükselten en önemli etmenlerden birisi. Harp cerrahisi bu sistemde önemli bir yer tutuyor. Ateşli silah yaralanması bir uzmanlık dalı olarak ele alınırken, harp sahasındaki çeşitli silah sistemlerinden dolayı yaralanan bir askerin hayatını ayrı ve üstün tecrübeye sahip bir cerrahi ekibin kurtarabileceği düşüncesi ile kurulan bu sistem belki de en kıymetli tıbbi müdahaledir.

 

            Özellikle son yıllarda tedarik zincirlerinde, “kumanya” ve “hazır yemek paketi(HYP)” anlayışının yerinin çok daha ileri seviye bir diyet sistemine bırakması, su ikmal sistemleri manga veya komando kolu seviyesinde bile kolaylaştırılmış durumda. Silah ve araç yedek parçalarının kolayca ihtiyaca ulaştırılması, temel ekipmanların milli ve yerli üretim ile yapılması sayesinde uzun zaman almadan onarımların bitiriliyor olması da ayrı bir avantaj sağlamış durumda.

            Bir birliğin bir noktadan diğerine süratle ulaştırılması yeteneği de yine bir ordunun sahip olması gereken en etkin yeteneklerden sayılabilir. Lojistik destek birliklerini hareket halindeki birliklere eşlik etmesi ve yerinde müdahalesi ile arıza oranları düşmekte ve sürat kesilmeden birliklerin ilerlemeleri sağlanmaktadır.

            Türk Silahlı Kuvvetlerinde başarı ile uygulanan lojistik destek birliği sistemleri; ulaştırma, bakım/onarım, hizmet birliği(sahra mutfağı işleten, fırın işleten birimler gibi) ve ikmal birlikleri ile başarıya en büyük katkıyı sağlamaya devam ediyorlar. 

            Elbette askeri lojistik sadece mevcut yeteneklerin kullanılması değildir. Personel ve lojistik seferberliği her ülkenin silahlı kuvvetlerinin desteklenmesi için kurulan bir sistemdir ve lojistik seferberlik askeri birliklerde mevcut olmayan ama ihtiyacı olan yeteneklerin sivil kaynaklardan devlet eliyle sağlanması anlamına gelir. Her ordu barış zamanından itibaren etkin ve güncel bir seferberlik sistemini kurar ve işletir. Barış zamanından itibaren birlikler personel seferberliği ile kendilerine takviye gelecek personeli donatmak için tedbirler alırlar, bu da lojistiğin bir parçasını oluşturur. Yani lojistik sadece bugünü değil yarını da planlamak zorundadır, “ihtiyaçlar sonsuz ancak kaynaklar kısıtlıdır” ve lojistik bilimi/disiplini  bu ihtiyaçlara en rasyonel çözümü üretmek için vardır. Sonuçta “ordular mideleri üzerinde yürür.”

 

 

 

 

 


LOJİSTİK: ASKERİ GÜCÜN CAN DAMARI