Kategoriler: Dergi,
Alt Kategoriler: Haziran,

Soğuk Savaş’ın (1945-1990) bitmesinden sonra zaferini ikinci kez ilan eden ABD’nin, 21.yüzyılda daküresel hâkimiyet için Büyük Ortadoğu Projesi’ni (BOP) uyguladığı görülmektedir. Bu strateji doğrultusunda, 45 yıldan sonra tam huzura kavuştuk derken ABD’nin, kalemini “Medeniyetler Çatışması” için savaş davullarına tokmak yapan Huntington’u ve Ortadoğu Uzmanı Bernard Lewis’i BOP için kullandığı, bu kişilerin de CIA Ortadoğu şeflerinden G. Fuller’e malzeme hazırladıkları ve tezle- rinde, Doğu-Batı fay hatları ve demokrasiye geçirilmeleri gereken yer olarak belirlenen, petrol merkezi, stratejik geçiş merkezleri ve tarihi düşman, Ortadoğu’da kanlı cetvellerle çizilen yeni sınırlar amaçladıkları bilinmektedir.

Bu strateji doğrultusunda 2000’lerin he- men başında ABD’nin, Osmanlıdan sonra çekirdeğine kadar ve il il Bölünmüş bir Ortadoğu Projesi uygulamaya koyduğu ve 11 Eylül 2001’de de fitilini ateşlediği görülmektedir. Hedef olarak tarihte de görüldüğü gibi içinden her an bir Tarık, Selahaddin veya Fatih çıkarma potansiyeli olan 22 ülkenin yeraldığı, toplam 1 milyarlık nüfusa (İslam Dünyası’nın Kalbgahı: Cebeli Tarık ve Malakka Boğazı Hattı) ve 12 milyon km2’lik bir yerleşime sahip İslam Dünyası’nda, yeni bir Sykes-Picot planının uygulanması olarak görülüyor. Ayrıca burada destek amacıyla Rusya’nın ve sürpriz bir şekilde Çin’in de sahaya çıktığı görülüyor.

Gezi olayları ve kanlı Prag gibi Tunus’ta başlatılan, “Arap Baharı” sonrasında Libya, Irak, Afganistan ve Yemen gibi ülkeler, doğrudan saldırılara maruz kalırken; Suriye ve Mısır gibi ülkelerde, rejimlere ya destek verilmiş ya da 40 yıllık diktatörlerden daha kötüsü gelmiştir.

 

LİBYA SAVAŞI VE TÜRKİYE

 

BOP’un Afrika’nın yeniden işgali için Afrika’nın merkezinde yer alan en zayıf halka olarak görülen Libya’da 17 Şubat 2011 tarihinde başlayan ve 20 Ekim 2011’de 42 yıllık Devlet Başkanı Muammer Kaddafi’nin öldürüldüğü yaklaşık 10 yıldır devam eden Libya iç savaşının gelişim sürecine bakıldığında, 1911 yılından tam yüz yıl sonra, Batı’nın Libya’ya bu kez imha için müdahale ettiği görülüyor.

 

 

(BOP Haritasına bakıldığında Libya’nın üçe bölündüğü görülüyor)

Libya’daki iç savaşa bakıldığında dört güç bulunmaktadır:

•             BAE ve Suudi Arabistan’ın başını çektiği BOP Küre Grubu, ABD ve Rusya’nın desteklediği CIA’nın 1982’de de kullandığı 30 yıllık ajanı Hafter, (Hafter, Esed gibi hem Rusya hem de ABD tarafından oldukça sevilmektedir),

•             Ağır silahlara da sahip, Ömer Muhtar ve Hamidiye stratejisini uygulayan Aşiretler, (Devrik lider Muammer Kaddafi’nin aşireti Kazzazi, Varfella, Mağariha, Tarhune, Tuareg, Tebu… Örneğin: Vefa ve Tuaregler El- Fil ve Şerare petrol/gaz sahalarında yaşamaktadırlar,

•             ABD tarafından Irak ve Suriye’de ihtiyat olarak iki bölgede aktif tutulan IŞID,

•             Cezayir, Tunus tarafından sessizce ancak Türkiye ve Katar tarafından cesurca desteklenen ve Libya’nın, Ulusal ve uluslararası temsilcisi Ulusal Mutabakat Hükümeti.

 

Halkın ciddi baskısı ve BM’nin gözetimi altında Tunus’ta (Süheyrat Antlaşması-2015) yapılan iç barış sağlama çabalarına karşın, CIA ajanı Hafter 4 Nisan 2019’da 10.000 kişinin ölümüne neden olan Trablus’u ele geçirme savaşını başlattı ve bu süreç- te, “Petrol Hilali” olarak bilinen, Libya’nın Akdeniz doğu sahilindeki Derne ve Bingazi’nin, Suriye ve Irak’taki Rakka, Musul ve Halep gibi yıkıldığı görülmektedir. Burada uygulanan strateji de maalesef BOP ruhuna uygun düşmektedir: İslam Dünyası’nın kültürel soykırıma uğratılması.

Bir ay önce kendini devlet başkanı ilan eden Hafter, Vatiye askeri üssü ve Tarhune’den de kaçınca soluğu Kahire’de almış ve kendisi gibi darbeci Sisi‘den yardım istemiştir. Rusya gibi ABD’nin de Hafter’in korsan Kahire Bildirisini desteklemesinde görülüyor ki; ABD’nin amacı, Libya’yı BOP kapsamında üçe bölmek ve Suriye-Irak gibi çatışma cehenneminde bırakmaktır.

ABD’nin Afrika Komutanlığı (AFRICOM) ile Tunus Savunma Bakanlığı arasında, ABD’nin Tunus’ta askeri güç konuşlandırması yönünde görüşmeler yapıldığı ve ABD ile ortak çalışan Rusya’nın, burada Suriye’de olduğu iki strateji uyguladığı görülüyor:

•             Bir yandan Putin’in gangster arkadaşının sahibi olduğu sahada 2000 kişiyle savaşan, Wagner paralı güvenlik şirketi (Rus silah stratejisi gibi ABD tarafından Irak’ta kullanılan Blackwater şirketinden ilham alınmış)

•             Petrol Hilali/Cufra’ya (Osmanlı zamanında Sukna olarak bilinir ve hurmalarıyla meşhur) deniz ve hava hava üssü kurmak.

Görüldüğü kadarıyla, iki asırlık sıcak sulara ulaşma hedefini bile aşan Ruslar, soluğu Fizan çöllerinde almış ve belli ki Putin’in bu zaferini, Deli Petro dahi hayal edememişti. Ancak yaşlı ve hasta Rusya’nın, Suriye gibi uzun vadeli bir savaşa ne gücü ne de ihtiyacı vardır. Üstelik karşısında kale gibi bir Türkiye ve Kafkas Kartalı Şamil’in ruhuna sahip yeni bir Ömer Muhtar var. (Osmanlı zamanında ve halk arasında hala kullanılan “Seni Fizan’a Sürerim Ulan” denilen Fizan çölü, ayılar için dayanılamayacak kadar sıcaktır. Bizden söylemesi ne de olsa komşuyuz ve düşmanlıktan fayda gelmez.)

TÜRKİYE İÇİN EN AZ ÜÇ SEBEPTEN DOLAYI

LİBYA VAZGEÇİLEMEZ BİR ÜLKEDİR:

•             Doğu Akdeniz ve Kıbrıs,

•             Afrika

•             Libya’nın kültürel, ekonomik ve siyasi önemi,

Yüzyıl önce olduğu gibi bugün de Türkiye, Libya’ya destek veriyor. Hamidiye ruhu, Erdoğan üzerinde yaşarken; Ömer Muhtar’ın yerini Fayiz Es-Serrac almıştır. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Libya Ulusal Hükümeti Başkanlık Konseyi Başkanı Fayiz es-Serrac arasında 27 Kasım 2019’da Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırasının imzalanması, Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin bir asır sonra Akdeniz’de şah-mat zaferidir. Akdeniz’in karşı kıyılarında yer alan yer alan Türkiye, Libya ile Mavi Vatan üzerinden sınır komşusudurlar.

 

 “BOP ZALİMCE UYGULANAN KANLI BİR PROJE”

 Yirmi yıldır uygulanmaya çalışılan BOP, zalimce ve kanlı bir projedir. BOP’un Türkiye projesi olan 15 Temmuz darbesinde bu halk nasıl uyanmışsa (Afganistan’ın 20 yıl sonra ABD’yi yendiğini unutmayalım) Türkiye Libya’da da zafer yolundadır. Libya’da başarılı olan Türkiye’ye destek hattına Tunus ve Cezayir de katılabilir. Çünkü yerli halktan, Suriye ve Kuzey Afrika’dan binlerce kişi UMH’yi desteklemektedir.

Üç parçaya bölünmesi hedeflenen Libya’da savaş, Petrol ihraç Hilal’i ve El Fil gibi üretim merkezlerinden uzak tutulan Meşru Sarrac Hükümeti, Güney ve ortadaki otoritesiz bataklık bölgeleri ve Libya Esed’i Hafter arasında hiçbirinin kazanamayacağı, süründüren bir sürece doğru itiliyor. Buna asla izin verilmemelidir. Çünkü bu süreç, yeni bir Suriye veya Irak’tır ve BOP ruhuna uygundur.

İsrail’in Kudüs’ü başkent yaptıktan sonra ve Filistin’i ilhak ederek tarihten silmeye çalıştığı bir zamanda, bilinmelidir ki, yüzbinlerce vicdanlı        Yahudi-İsrail vatandaşı dahi ayaklanmış ve BOP’u insanlığın önüne süren, Kovid-19’u da kullanan küresel şirketlere karşı, sessimizi daha gür çıkartarak Libya halkı ve insanlığın yanında durmalıyız


Libya ve Türkiye