Kategoriler:
Alt Kategoriler:

Meskûn mahal muharebeleri ile verdirdikleri zayiat, karşı tarafta yarattıkları psikolojik baskı ve oluşturdukları korku ile keskin nişancılar önemli bir kuvvet çarpanıdır. Keskin nişancılar birçok defa savaşların gidişatına doğrudan etkide bulunmuşlardır. Bu nedenle günümüzde de bu soğukkanlı nişancılar muharebe alanının en çekinilen savaşçıları olarak kabul edilmektedir. Keskin ve uzman nişancılığın önemini anlamak için tarih sürecindeki dikkat çeken aşağıdaki birkaç olaya bakmakta yarar var.

Saragota Savaşı (1753-1775 Amerikan Bağımsızlık Savaşı):07 Ekim 1777 yılında Timothy Murphy isimli bir keskin nişancı, yaklaşık 450 m mesafeden İngiliz General Siman Fraser'i öldürür. Generalin kumanda ettiği birliklerin başsız kalması nedeniyle İngilizler savaşı kaybeder. Bu savaşın kazanılması, Amerika'nın İngiltere'den bağımsızlığını kazanmasında önemli bir dönüm noktasıdır.

 

Fin-Rus Savaşı (1939-1940):34'üncü Piyade Taburu'nda görevli keskin nişancı Simo Hayha kısa zamanda Fin-Rus savaşının en korku veren ismi haline gelir. Model 28 Mosin-Nagant marka dürbünsüz bir tüfekle, dokuz ay içinde tam 505 Rus askerini öldürür. Bu sayı halen bir keskin nişancı için kaydedilen en yüksek rakamdır. Simo ve arkadaşlarının Ruslara verdikleri kayıp korkunç rakamlara ulaşır. Bir diğer Fin keskin nişancı SukoKolkka yine Mosin-Nagant marka dürbünsüz tüfeği ile Rus geri hatlarında dört aydan kısa bir zamanda 400'den fazla Rus askerini öldürür. Suko sadece tüfek değil makineli tüfek kullanmakta da bir ustadır. Makineli tüfek ile öldürdüğü Rusların sayısı en az 200'dür. Ruslar tarafından kendisini öldürmek için gönderilen Rus keskin nişancı ile giriştiği ölüm kalım savaşından da başarı ile çıkan Suko, Fin halkının sonucu baştan belli olan bu savaşta bağımsızlığını korumak için gösterdiği emsalsiz çabanın bir timsali haline gelir. Fin-Rus savaşınınen güzel özeti bir Rus General'den gelmiştir; "Bu savaşta kazandığımız 22 bin mil karelik toprak, ancak verdiğimiz ölüleri gömmeye yeter”

 

Stalingrad Kuşatması (1942-1943):

Alman kuvvetlerinin Stalingrad Kuşatması esnasında, Rus keskin nişancı Başçavuş Vasily Zaitsev ile Alman SS keskin nişancı Albay Heinz Thorvald arasındaki ölüm kalım savaşı keskin nişancıların yer aldığı en meşhur olaydır. Bir filme de konu olan bu çekişmeden, 09 Ocak 1943 tarihinde şehrin güney kısmında yaşanan tarihe mal olmuş bu düellodan sağ olarak çıkan Zaitsev olmuştur. Zaitsev tek başına sadece Stalingrad kuşatmasında 242 Alman askeri öldürmüştür. İkinci dünya savaşı sona erdiğinde öldürdüğü Alman askerlerinin sayısı 400'e varmıştı. Stalingrad savaşında Alman askerleri üzerinde yarattığı etki ise korkunç boyutlara ulaştı. Hiçbir şey yapmadan tek tek avlanmanın yarattığı psikolojik yıkım Almanlar üzerinde büyük bir tahribat yarattı. öyle ki Alman askerleri şehri ele geçirmekten çok, bulundukları yerde tutunarak hayatta kalmaya çalıştı.

 

Çanakkale Muharebeleri (1915-1916):Birinci Dünya Savaşında Çanakkale Cephesinde yürütülen savaşın belki de en yıldırıcı olayı, yapılan keskin nişancı atışlarıydı. Özellikle Anzak cephesinde yoğun olarak başvurulan bu yöntem, birçok askerin yaşamını yitirmesine sebep oldu askerler arasında korku yarattı. Türk keskin nişancı “Korkunç Abdul” ise savaşın moral kaynaklarından biriydi. Keskin nişancılar, genellikle çeşitli kamuflajlar altında askerin yoğun olduğu siperlerden uzaklaşır ve karşı tarafın dikkati düşmanın üzerindeyken, onların siperlerini görecek sakin bir köşede sessizce beklerdi. Ne zaman açıkta bir er veya bir subay görürse, ateş eder ve onu tek mermiyle öldürmeye çalışırdı.

Muharebe ortamında belirleyici rol oynayan temel faktörlerden belki de en önemlisi keskin nişancı ve uzman nişancılar olmuştur. Bosna Hersek ve Kosova'da cereyan eden muharebelerde; kullanılan teknolojinin yanı sıra, keskin nişancıların gösterdiği başarılar konuşulmuştur. Ses getirici ve halkı huzursuz etmeye ve sonuçta kargaşa ortamı yaratarak meşru otorite ile halkı ve/veya işgal otoritesi ile halkı karşı karşıya getirmeye yönelik eylemler, günümüz ve geleceğin muharebe ortamında öncelik alacak ve bu faaliyetler medya tarafından da öne çıkarılmaya devam edecektir.

İç güvenlik harekâtı kapsamında; teröristlerin yoğunlukla başvurdukları yöntemlerden biri de, keskin nişancı silahlarını kullanmak ve tepeci adını verdikleri gözetleyicilerini keskin nişancılar arasından seçerek görevlendirmek olmuştur. Buradaki temel fikir; silahın dürbünü ile gözetleme yapmak, birlikleri taciz etmek ve lider personeli etkisiz hale getirerek çatışmada inisiyatif kazanmaktır.

Orduların vazifesi sadece savaşı değil, barışı koruma gayretlerini de içermektedir. Türk Silahlı Kuvvetleri, Kıbrıs Barış Harekâtı'ndan sonra katıldığı harekâtların çoğunu meskûn mahallerde icra etmiştir. Somali, Bosna Hersek, Kosova, Arnavutluk ve Afganistan'da, Suriye’de; bu tür harekâtlarda görev almıştır. Bu görevler; düşük yoğunluklu çatışma, insani yardım, mülteci, kalabalıkların ve ayaklanmanın kontrolü ile sokak muharebelerini kapsamaktadır. Günümüz ve gelecekte büyük bir oranda meskûn mahallerde cereyan eden/edecek olan muharebelerde, sivil halka zarar vermeden, iç ve dış kamuoyunu karşımıza almadan, düşmanı/teröristleri sivil halk arasından süratle ve doğrulukla ayırt ederek etkisiz hale getirebilecek, iyi yetişmiş nişancıların kullanılması önem kazanacaktır. Benzer şekilde düşmanın keskin nişancılarını süratle bularak yok etmeye yönelik karşı keskin nişancı harekâtı da bir o kadar önemlidir.

Düşmanın komuta/lider kadrolarının kısa sürede etkisiz hale getirilmesi, kritik silah ve tesislerinin imhası veya etkisiz hale getirilmesi, harekâtı büyük ölçüde kolaylaştırarak kısa sürede olumlu yönde sonuçlandıracaktır. İyi eğitilmiş ve teçhiz edilmiş Keskin Nişancı ve Uzman Nişancı timlerine sahip olmak, caydırıcılığa da katkıda bulunacaktır.

 

Tüm bu önemli tarihi örneklere ek olarak, çok yakın zamanda ülkemizin içinde yaşadığımız adı “Hendek operasyonları” veya “şehir operasyonları” olarak anılan ve meskun mahallerde muharebenin yeniden şekillendiği operasyonlarımızda, keskin ve uzman nişancılarımızın katkıları tüm operasyon sahasının yeniden şekillenmesini sağlamıştır

Öncellikle kavramları açıklayayım. Genel tüm dünya ordularında; manga/tim nişancısı, keskin nişancı ve uzman nişancı olarak üç kategori vardır, ancak son yıllarda özellikle teröristle mücadele harekatında anti-materyal silahların ve mühimmatların da kullanılmasını gerektiren olaylardan dolayı “özel görev nişancıları” olarak dördüncü bir kategori daha eklenmiştir.


 

Manga/Tim Nişancısı(Marksman)

Manga/Tim içerisinde yer alan ve hareket eden, dürbünlü standart piyade tüfeği ile teçhiz edilmiş atış konusunda akranlarına göre çok daha iyi olan personeldir. Görevi yakından uzağa gözetleme yapmak ve dürbünü sayesinde silahının artırılmış olan etkili atış sahası içerisindeki hedefleri etkisiz hale getirmektir. Yabancı ordularda “Marksman” olarak anılan bu personelin atışlar için yardımcıya ihtiyacı yoktur. Ancak gelişmiş dürbünü sayesinde yazının devamında okuyacağınız atışı etkileyen faktörlere göre nişancılık ve atıcılık kurallarını çok daha iyi uygulayarak isabetli atış yapma imkanı vardır. Genelde etkili menzili 300-400 metre mesafedir.

Keskin Nişancı(Sharpshooter)

Muharebe ortamında birliğinin alacağı muhtemel görevlerde kullanılmak üzere yetiştirilmiş, mevcut kadro silahı ile her türlü hava, arazi ve görüş şartlarında orta menzilde (300-600 m) kesin sonuçlu vuruş kaydedebilen, fiziki becerileri yüksek bir askerdir. Mevcut kadro silahı SV Dragunov, Keskin Nişancı Tüfeği veya Accuracy 7.62mm. keskin nişancı tüfeğidir. Elbette farklı ordularda silahların isimleri de değişiktir. Nişancı ve yardımcısı olarak iki kişilik timler halinde teşkil edilirler. Genelde komutanların kritik gördüğü ast birliklerine bu unsurları vererek güçlendirdikleri taktikler kullanılır.

Uzman Nişancı(Sniper)

Muharebe ortamında birliğinin alacağı muhtemel görevlerde kullanılmak üzere yetiştirilmiş, mevcut kadro silahı ile her türlü hava, arazi ve görüş şartlarında uzun menzilde (600-1200 m) kesin sonuçlu vuruş kaydedebilen fiziki becerileri yüksek bir askerdir. Mevcut kadro silahı Accuracy uzman nişancı tüfeğidir veya KrakenCadex 8,59mm.Uzman nişancı silahıdır. İki kişilik tim halinde görevini icra eder. Nişancı ve yardımcısından oluşan bu tim, aslında birlikten bağımsız hareket ederek, ilerleyen birliklerin ateş desteğini sağlamak, münferit aldığı görev ile hedefleri etkisiz hale getirtmek gibi görevler alabilir. Önemli bir kuvvet çarpanıdır ve etkisi inanılmaz yüksektir.

 

Özel Görev Nişancısı

 

Muharebe sahalarının değişen yüzü ve gerektirdiği yeni teknik ve taktikler sebebiyle daha uzak mesafeden, daha yüksek ateş gücüne sahip silah sistemlerine ihtiyaç duyulmuştur İşte bu ihtiyaçlardan biri, anti-materyal mühimmat kullanabilen yüksek ateş gücüne sahip 12,7 ve daha yüksek kalibreli silahlardır. Mac Milan Tac-50 gibi silahlar ile 1200 metreden çok daha uzak mesafelerde, atıcının ve yardımcısının da yeteneklerinin katkıları ile 3500 metre gibi mesafelerden hedefler etkisiz hale getirilebiliyor. Kale Grubu’nun KSR127B isimli modeli de bu yeteneklere sahip ve muharebe sahasında önemli bir kuvvet çarpanı olan bir silah.

Özel görev nişancı ekipleri, emir verildiğinde tüm birliklerden bağımsız hem taktik hem de stratejik hedeflere yöneltilebilen bir kuvvettir. Bunlar üstün yetenekleri, ileri seviye eğitimler ile pekiştirilmiş, sahada tek başlarına hayatta kalma yeteneğine sahip, her türlü arazi ve hava şartında görev yapabilen, kendi emniyetini kendisi alabilen, üstün atış yeteneklerine sahip askerlerdir. Anti-materyal silahları sayesinde hafif zırhlı araçlardaki hedefleri dahi etki altına alabilirler. Helikopter gibi havadan personel ve malzeme nakli sağlayan hava taşıtlarına karşı büyük bir tehdittir.

Yukarıda yazdığım yetenekler, Türk Silahlı Kuvvetlerinde yıllardır olan ve geliştirilmeye devam eden üstün yeteneklerdir. Bu sebeple hem emniyet, hem jandarma hem de silahlı kuvvetler bünyesinde “keskin ve uzman nişancı” yetiştirme merkezleri vardır. Bu üstün yetenekli atıcılar, sürekli sahada aktif görev alırlar, yeteneklerini burada pekiştirdikleri gibi, yine yetiştirme okullarında belirli periyotlarla tazeleme eğitimleri alırlar.

Peki bu insanlarda hangi özellikler var ve bunları nasıl geliştiriyorlar?

Filmler, aksiyona odaklanma eğiliminde olsa da, keskin nişancı olmak için gerekenlerin büyük çoğunluğu zihinseldir. Yüksek stresli durumlarda etkili bir şekilde çalışabilme, duygularınızı yönetme ve her şeyden önce görev başarısına değer verme yeteneği, bir keskin nişancının bir silahla yeterliliği kadar başarısının ayrılmaz bir parçasıdır. Keskin nişancı olmak hem zihinsel hem de fiziksel olarak yıllarca eğitim gerektirir ve sonuç olarak becerileri orduda ve kolluk kuvvetlerinde çok aranır. Keskin nişancı olma konusunda ciddi bir ilginiz varsa, silahlı kuvvetlerde hizmet etmeyi veya bir emniyet/jandarma teşkilatında kariyer yapmayı düşünmelisiniz. Bunların dışında “nişancılık” hobi olarak da günümüzde birçok insan ve grup tarafından araştırılan ve çalışılan bir konu. Türkiye’de de azımsanmayacak kadar bu konuya eğilen ve tecrübeli insanlar mevcut. Kendilerini her geçen gün eğitiyorlar, her kaynağı doğru değerlendirme çabasındalar ve keskin nişancıların kullandıkları bir çok atış malzemesini kullanma yeteneklerine sahipler; ilk hız radarları, mesafe ölçme cihazları, kestrel gibi rüzgar,basınç, ısı vb. olayların atışlara etkileri için ölçüm yapan cihazları kullanmayı öğreniyorlar.

İster emniyet gücünde olsun, ister silahlı kuvvetlerde isterse sivil, atış konusuna eğilen herkes için bir keskin nişancının nasıl kendini geliştireceğini yazının devamında üç metod ile açıklayacağım.

BİRİNCİ METOD

Uzun Mesafe Atışlarını İyileştirme

Kendinizi silahınıza alıştırın. Stres altında her şey zorlaşır, bu yüzden bir keskin nişancı silahına yakından aşina olmalıdır. Tercih ettiğiniz tüfeğinizi temizlemek ve bakımı, onu tanımanın yalnızca bir kısmıdır. Bu ancak silahı düzenli olarak ateşleyerek ve farklı durumları nasıl ele aldığını öğrenerek yapılabilir. Askerler silahları ile yakın olabilmek için onlara isimler verirler. Bu sayede silahlarına kişilik kazandırarak ayrı bir değer vermiş olurlar. Türk askerleri buna ilave olarak “silah namustur” diyerek, silahına bağlılığını ifade eder, onu her daim işler tutmak için periyodik olarak bakımını yapar, temizler ve eğitimini yapar.

Birçok askeri keskin nişancı, sahada dinlendiği zaman bile silahlarıyla uyur. Silahla etkinliğinizi en üst düzeye çıkarmak için tüfeğin kendinizin bir uzantısı gibi hissetmeniz gerekir. Silahınızı sık sık kullanmak, tüfeğin nişan hattı ayarını(sıfırlamasını) yapmak ve iyi bir hedef resmi oluşturmayı, bir kas hafızası meselesi haline getirerek, eylemleriniz yerine çevrenize odaklanmanıza olanak tanır.

Bir keskin nişancının kullanabileceği; duruma ve keskin nişancının tercihine bağlı olarak farklı ateşleme mekanizmaları ve mühimmat içeren birçok tüfek türü vardır.

 

Rüzgar Düzeltmesi, yükseliş(irtifa ayarı) ve paralaks ayarlama konusunda iyi olun:

 

Tüfek dürbünü kullandığınızda, atışınızın hedefe ulaşması için üç ana ayarı iyi yapmanız gerekir. Rüzgar hızı atışınızda merminin yatay hareketini, yükseliş ise merminin dikey hareketini etkiler. Paralaks ise dürbün derinliğindeki artıkıl ile hedef arasındaki ilişkiyi ortaya koyar. Paralaksı anlatmak için daha basit bir örnek vereyim; dürbüne yaklaştığınızda dürbün içinde göz kenarlarında siyahlıklar görürsünüz, başınızı ileri geri hareket ettirdiğinizde bu siyahlıklar merkezde toplanır veya merkezden dağılır, işte atış öncesinde nişan hattı ayarı dediğimiz silah ile hedef arasındaki doğrultuyu ayarlarken bu dürbün kenarındaki siyahlıklar nasıl ayarlandıysa, uzak mesafeli atışlarınızda da bu görüntüyü elde ederek atış yapmalısınız.

 

İyi bir keskin nişancının bu üç etkiyi çok iyi anlaması ve uygulaması gerekir bunun içinde çok pratiğe ihtiyacı vardır. Çok pratik çok atış demek değildir! Aksine çok fazla teorik çalışma pratiklik getirir ve hangi durumda ne kadar yükseliş, ne kadar yan ayarı yapılması gerektiğini pekiştirir. Bu da atıcının değişen durumlarda heyecanlanmadan yaptığı pratiği uygulayarak atış yapmasına imkan sağlar. Silahının yeteneklerini bilmeyen atıcının hedefi vurması ancak şanstır.

 

Birçok tüfek dürbünü çeşidi vardır. Ancak atıcının öncelikle belirlediği ve kendi yeteneklerini oturttuğu bir dürbüne alışması gerekir. Silahlı kuvvetlerde; çok maksatlı tüfek dürbünleri mevcuttur, farklı ölçüm sistemleri içeren, teknik özellikleri birbirinden farklı, çok yaklaştırmalı, gece görüş sistemli veya bunlara entegre olabilen üstün özellikli dürbünler. Nasıl olursa olsun, atışın hedefe ulaşması için eğitilmiş nişancı en önemli unsurdur.


 

Tetik kontrolünde iyi olun:

Uzak mesafeli bir atışta, tetik çekilme hatası hedefi vuramamak ile sonuçlanabilir. Bu sebeple, yavaş ve sabit bir basınçla mermi çıkana kadar tetiği çekmek gerekir. Silah ateşlendiğinde, elinizi tetikten hemen çekmemelisiniz ve merminizin uçuş hattını dürbününüzden izlemelisiniz. Tıpkı basketbolcular gibi; basketbolcu potaya topu attığında elinin atış pozisyonunu top hedefe ulaşana kadar bozmaz, topun uçuş yoluna müdahale edeceğinden değil, şutunu takip edebilmek için bunu yapar. Tetiği çekmeden önce beşten geriye doğru yavaşça saymanız ve tetiğe bir anda asılmamanız, silahın kaymasını engelleyecektir, silahın milimetrik kayması hedefte çok fazla sapmaya sebep olacak ve belki de vuruş gerçekleşmeyecektir.

 

 

Nefes kontrolünü sağlayın:

Özellikle uzak mesafeli atışlarda nefesinizin kontrolsüzlüğü çok büyük sapmalara sebep olur. Uzak mesafeli atışlarda, isabet sağlamak için, nefes alma ve verme arasındaki doğal boşluğu kullanmalısınız. Askerler buna “nefes kontrolü” der. Nefes alırlar ve verirler, ancak en rahat olacakları hale kadar nefes verirler. Uzun süre nefes tutmak vücudun titremesine sebep olacağından doğal nefes kontrolü çok önemlidir. Bu sebeple nefes egzersizleri yaparak, atış yapmadan defalarca atış tekniği çalışılmalıdır, belki binlerce defa. Bu sayede kas hafızası ortaya çıkacak ve vücudun doğal pozisyonu bozulmadan atış yapılabilecektir.

 

Atıcıdan hedefe kadar olan rüzgar hareketini anlamaya çalışın:

Tüfeğinizin dürbün sayesinde atış hattındaki rüzgar hareketini tespit edebilir, sağdan sola veya tersine hareket eden bu rüzgara uygun olarak dürbün rüzgar düzeltmesini yaparak atış yapabilirsiniz. Bunun için birçok cihaz mevcut. Kestrel isimli cihaz sayesinde rüzgar, basınç, hava sıcaklığı gibi atış sıhhatini etkileyecek olan değerler hesaplanarak atıcının dürbün üzerinde düzeltme yapmasına imkan sağlanıyor. Ancak şunu unutmayın bu sadece sizin yakınınızdaki rüzgar durumudur. Merminin uçuş yolundaki rüzgar durumu hayati önem taşıyor, bunu tespit için hedefe kadar olan bölgenin rüzgarı iyice gözlemlenmeli ve buna uygun değerler hesaplanmalıdır.

 

 

İkincil silahınızla, asıl silahınızmış gibi sürekli pratik yapmalısınız:

Keskin nişancılar, düşman gözünden gizlenme ve saklanma üzerine eğitilirler. Hedeflerine atış yapmak için mevzilerine girmeleri ve buradan çıkmaları oldukça tehlikelidir. Üzerlerindeki asıl görev silahları uzak mesafe atışlar için etkilidir, çok büyütmeli dürbünleri ve uzun namluları onların yakın muharebeleri için etkili değildir. Bu sebeple ikincil silah olarak ya hafif bir tüfek ya da tabanca taşırlar. Keskin nişancı silahına ne kadar hakimse, ikincil silahına da o kadar hakim olmak zorundadır. Özellikle tabanca gibi kısa namlulu ve ufak bir nişan hatasının yakın mesafede bile hedefi vuramama ile sonuçlanan bir silahta iyi olabilmek için çok fazla pratik yapmak gerekir. Çünkü keskin nişancı ikincil silahını hem de tabancasını kullanacaksa, yakın muharebeye giriyor demektir bu da stres yaratan bir durumdur. Bununla başa çıkacak kadar eğitimli olmak zorundadırlar.

Örtü ve Gizlemeyi doğru şekilde kullanmayı öğrenin:

Örtü ve gizleme düşman gözünden korunmak için ayrı iki metoddur. Birlikte kullanılmaları en etkili yöntemdir. Örtü, sizinle düşman arasında, düşman ateşinden sizi koruyacak engellerdir, örneğin bir kaya, ağaç kütüğü vb. Gizleme ise sizin görünmenizin engellenmesi demektir. Hareket ederken, etrafınızda size örtü sağlayacak alanlara bakmalısınız, koyu giyinmeli veya kamuflaj sağlayacak kıyafetlerle gizlenmelisiniz. Keskin nişancılar bu tür kıyafetlere G-Suit ismini veriyorlar. G-suit üzerinde genelde bulunulan araziden parçaların takılabilecek (ağaç yaprakları, ot vb.) malzemeden yapılan ve kıyafet üzerine giyilebilen bir tür kıyafettir. Unutulmaması gereken en önemli konu, kıyafetin %30 gizleme imkanı olduğu, kamuflajın %70’nin doğal malzeme kullanılarak yapılması gerektiğidir. Korkunç Abdül’ün fotoğrafına bakın, çevreye uyumlu olmak için nasıl bir değişiklik yapmış. Yüz kamuflajı, yüzün parlayan noktalarını yani güneş ışığı vurduğunda dikkat çeken bölgeleri koyulaştırmak için kullanılan bir tür boya, çamur vb.dir.


 

İKİNCİ METOD

Çevreyi Gözetleme:

Çevresel bir temel oluşturun. Keskin nişancı olmak tamamen uzak mesafeli hedeflere ateş etmek değildir; Keskin nişancılar genellikle keşif ve genel operasyonları, güçlendirilmiş cephe hatlarının ötesinde yani gerisinde icra etmekten sorumludur. Tek başına olma veya çok az desteğe sahip küçük gruplar halinde olma tehlikesi nedeniyle, bir keskin nişancının farkındalık için hızlı bir şekilde çevresel normlar oluşturmayı öğrenmesi zorunludur. Çevrenizin ve normal olması gereken görüntülerin, seslerin ve faaliyetlerin bilincinde olun, böylece olmayan şeyleri daha kolay tespit edebilirsiniz. Bir şehirde, çevresel taban çizgisi muhtemelen trafik sesini, sohbet eden birçok insanı ve kalabalık sokakları içerir. Ormanlık bir alanda böcek sesleri, ağaçlardaki rüzgar ve otoyolların uzaktaki sesleri temel oluşturabilir. Çevrenize dikkat edin ve neler bekleyeceğiniz konusunda sizi bilgilendirmek için önceki deneyimlerinizi kullanın.

A normal davranışlara dikkat edin.

Çevresel temelin ne olduğunu belirledikten sonra, çevrenizdeki herhangi bir anormal davranışı veya durumu değerlendirmeye başlayabilirsiniz. Ormandaki böcekler aniden gürültü yapmayı bırakırsa veya şehirdeki trafik aniden kesilirse, bu muhtemelen olağandışı bir şeyler olduğu anlamına gelir. Günlük yaşamda, duyduğunuz sesin endişelenecek bir şey olmadığını kendinize söylemek normaldir, ancak düşman hatlarının ilerisinde bir keskin nişancı olarak bu tür varsayımlarda bulunmaya gücünüz yetmez. Anormal şeylerin iyi sonuçlanacağını düşünme eğilimine "normallik önyargısı" denir ve tehlikeli durumlara yeterince hızlı tepki vermenizi engelleyebilir. Sıra dışı bir şey fark ederseniz, not edin ama tüm dikkatinizi ona odaklamayın.

Odağınızı belirli şeylere kilitlemekten kaçının.

Normallik önyargısıyla mücadele etmek çevrenize yoğun bir şekilde odaklanmayı gerektirir, ancak bu odağın herhangi bir şeye çok uzun süre kalmasına izin vermemek önemlidir. Tüm dikkatinizi görüş alanınızdaki bir şeye verirseniz, etrafınızda gelişen diğer riskleri fark etmeyebilirsiniz. Fark ettiğiniz şeyleri not edin, ancak diğer tehditler için çevrenizi araştırmaya devam edin. Dikkatiniz önünüzdeki olası bir hedef tarafından tutulduğunda, arkanızda oluşan diğer tehditleri fark etmeyebilirsiniz. Bir araba sürmek gibi, korkuluk demirine çarpmamayı umarak bakmazsınız, ancak önünüzdeki yola bakarken bunun farkındalığını sürdürürsünüz.

 

Çevrenizdeki yaklaşan olayları tahmin etmeye çalışın.

Çevrenizdeki insanların davranışlarını tahmin etmeye başlamak için çevresel temeller oluşturmak, normallik önyargısıyla mücadele etmek ve odak kilidinden kaçınmaktan geliştirdiğiniz uzmanlığı kullanın. Başkalarını gözlemledikçe, bu davranışın genellikle kalıplara uyduğunu göreceksiniz. Bu kalıpları belirleyerek (diğer arabalardan daha sık duran taksileri, kalabalık caddelerde yürümek yerine koşan insanlar vb.) Çevrenizdeki olayları tahmin etmeye başlayabilirsiniz. Yakın gelecekte ne olması gerektiğine dair eğitimli bir tahmin oluşturduğunuzda, işler değiştiğinde riskleri belirlemeye daha iyi hazırlanacaksınız. Görüş alanınızdakilerin eylemlerini tahmin ederek, bireylerin alışılmadık davranışlarını gözlemlemekten çok daha erken fark edeceksiniz. Ne kadar çok gözlemler ve tahmin ederseniz, olağandışı durumları seçmede o kadar iyi olursunuz.

 

İçgüdülerinize güvenin.

Bir keskin nişancı olarak, genellikle çok az dış destekle çiftler halinde veya küçük gruplar halinde çalışacaksınız. Bazen siz veya birlikte olduğunuz biri, ifade etmesi zor olabilecek bir durum hakkında “kötü bir his” geliştirebilir. Vücudunuz henüz bilinçli olarak düşünmediğiniz bilgileri yorumluyor olabileceğinden, bu duyguları basitçe görmezden gelmeyin. Siz veya ekip arkadaşınız, konumunuz veya durumunuz hakkında kötü bir hisse sahipseniz, genellikle bu duyguya göre hareket etmek en iyisidir. Şu anki durumunuzun risk faktörünü artıran bir şeyi bilinçsizce fark etmiş, ancak bunu bilinçli olarak değerlendirmede başarısız olmuş olabilirsiniz. Yeni bir bakış açısı bulmak, her zaman görevden ödün vermekten veya içgüdülerinizi görmezden geldiğiniz için hayatınızı kaybetmekten daha iyidir.

 

ÜÇÜNCÜ METOD

 

Zihinsel ve Fiziksel Dayanıklılığın Geliştirilmesi

 

Sakin olun. Keskin nişancı hayatında bir günün büyük çoğunluğu sahada bekler Genellikle tek başına veya başka bir kişiyle geçirilen bu süre genellikle sessizdir ve bazı durumlarda hareket etmek bile konumunuzu tehlikeye atabilir ve sizi ve ekibinizi riske atabilir. Bir keskin nişancı olarak, ister bir hedefe doğru hareket sırasında ister bir hedeften hareket sırasında, keşif yapmayı beklerken veya düşman karşısında sakin kalmak şarttır. Soğukkanlı kalmak, eğitiminizi ve uzmanlığınızı mevcut durumu ele almak için doğru şekilde kullanmanıza olanak tanır. Savaş durumlarında düşmanlarla çevriliyken, sakin ve gizli kalabilmeleri nedeniyle hayatta kalan birçok keskin nişancı hikayesi var.

 

Eldeki hedefe odaklanın.

Beklemek bir keskin nişancı için hayatidir, ancak çok beklemek orada olduğunuz şeyi gözden kaçırmanıza da sebep olabilir. Üç gün hiçbir şey görmeden geçtikten sonra, hedefinize odaklanmak yerine zihniniz size oyunlar oynamaya başlayabilir. 72 saat hareketsiz veya kısıtlı hareketle ayakta kalmak ve sonrasında karar vermeye çalışmak gerçekten çok zordur ve eğitim gerektirir. Tüm özel eğitimli personel 72 saat sınırında defalarca eğitim almıştır. Kendinize sık sık hedeflerinizi ve dikkatli olmanın ekibinizin güvenliği için ne kadar önemli olduğunu hatırlatarak bu odak kaybıyla mücadele edin. Fazla rahatlamak ve zihninizin kaymasına izin vermek bir tür rahatlamadır ama her zaman çevrenizin farkında olmanız gerektiğinden, bu rahatlama bir savaş bölgesinde ölümle sonuçlanabilir. Görev başarısı, bir keskin nişancının bir numaralı önceliğidir ve her zaman böyle olmalıdır.

 

 

Vücudunuzu savaşın zorlukları için eğitin.

Sahada saatlerce beklemeye rağmen, keskin nişancı olmak aşırı fiziksel stres anları anlamına da gelir. Bu nedenle, bir keskin nişancı için fiziksel uygunluk çok önemlidir. Sizi ve ekibinizin hedeflerinize ulaşması için süratli hareket etmesi, veya görev sonrası çıkma noktasına ulaşmak için süratli hareket edilmesi, kardiyovasküler gücün uzun süre hızlı bir şekilde çalışabilmesi anlamına gelir. Göreviniz için gerekli tüm teçhizatı taşımak ayrıca fiziksel güç gerektirecektir. Güçlü bir vücut geliştirmek, stresli savaş durumlarına uyum sağlamanıza, yaralanmalardan kurtulmanıza ve yaralılarsa ekip üyelerine yardım etmenize yardımcı olacaktır. Keskin nişancılar, savaş alanındaki fiziksel olarak en uygun savaşçılar arasında olmalıdır. Bir keskin nişancı olarak antrenman programınıza bol miktarda koşu ve biraz ağırlık antrenmanı eklemelisiniz.

 

Kendinizi duygusal olarak hedeften uzaklaştırın.

Çatışma bölgesinde keskin nişancı olmak, muhtemelen bir hayatı sona erdirme kararını vermek zorunda kalmak anlamına gelecektir. Bu seçimle veya sonuç olarak ortaya çıkabilecek duygularla başa çıkmak için evrensel bir strateji yoktur. Bununla birlikte, kendinizi hedefinizden duygusal olarak uzaklaştırmak, ülkenizi savunurken başka bir kişiyi öldürmenin duygusal sonuçlarını azaltmaya yardımcı olabilir. Donanımlı bir keskin nişancı olan Chris Kyle, genellikle insanlara, aldıkları düşmanın hayatları yerine, düşmanla çatışarak kurtardıkları hayatlara odaklanmayı öğretti. Hedefinizi gözlemlemek için önemli miktarda zaman harcasanız da, onlara bağlanmamalısınız.

 

Sık sık ve yoğun bir şekilde pratik yapın.

Keskin nişancı olmak, uzun süre hareketsizlik ve ardından seyrek ve aşırı yoğun eylem anları anlamına gelir. Bir kişinin bir çatışmada nasıl tepki vereceğini tahmin etmek zor olabilir, ancak taktik davranışın her unsurunu sık sık uygulayarak, gerçek bir çatışmada hata yapma olasılığınızı en aza indirebilirsiniz. Bu, silahınızı ateşlemeyi, egzersiz yapmayı ve yeni beceriler öğrenmeyi içerir. Sanki bir savaş durumundaymışsınız gibi pratik yaparak, ortaya çıktığında başa çıkmaya daha iyi hazırlanmış olacaksınız. Tıpkı spor yapmak gibi, sık pratik yapmak da çevrenizdeki durum telaşlı olsa bile yapmanız gereken şeyleri yapmanıza yardımcı olabilir. Gerçek bir senaryoda nasıl performans göstereceğinizi eğiterek, vücudunuzun savaşın stresine önceden uyum sağlamasına yardımcı olabilirsiniz. Askerlerin bir sözü vardır, “savaşır gibi eğitim yapın”.

 

Özet olarak, keskin/uzman nişancı veya özel görev nişancısı, her türlü arazi, hava ve zorluk altında görev yapmak için eğitilirler. Sizler de eğer atış ile ilgileniyor ve iyi bir atıcı olmak istiyorsanız, aynı zamanda farkındalık kazanarak etrafınızdaki tehditleri algılamak ve bunlara karşı tedbirli olmak istiyorsanız yukarıdaki üç metoddan size uygun olanı hayatınızda bir şekilde denemelisiniz.

 

 


KESKİN NİŞANCI KİMDİR VE NASIL OLUNUR?