Modernleşmenin başladığı 400 yıllık evreden itibaren ve sanayileşmenin yoğunlaştığı son 200 yılık süreçle birlikte askeri silahlar, araç ve gereçler muazzam bir dönüşüm yaşamış, hem üretimi hızlanmış hem de teknolojik kapasiteleri genişlemiştir. Milyonlarca insanın öldüğü ve sıcak temasın yaşandığı iki dünya savaşı ve bir soğuk savaş döneminin geçtiği 20.yüzyılda, ulus devletlerin silahlı kuvvetleri herkes tarafından benimsenen benzer askeri teşkilatlanmaları, savunma ve savaş taktikleri ortaya çıkarmıştır.

Soğuk Savaş döneminde yeniden kitlesel bir dünya savaşının çıkmamasının en büyük nedeni ise, nükleer başlık taşıyan kıtalararası balistik füzelerin kullanılma tehdidinin her kesim tarafından caydırıcı bir etkisinin olmasıdır. Nükleer silahın sivil asker ayırt etmeden kitlesel ölümlere sebep olması, ülkelerin savaşma cüreti göstermesinde caydırıcı etki yaratmıştır. Bu durum halen devam etmektedir. Soğuk Savaş sonrasındaki süreçte küreselleşmenin zorunlu kıldığı ülkeler arası ekonomik, toplumsal ve siyasal ilişkiler ağır nükleer silahlar yanında konvansiyonel silah sistemleri ve askeri teşkilatlanmalara dayanan geleneksel askeri yöntemlerin doğrudan kullanılmasını göreceli olarak önlemiştir. Özellikle, son yıllarda uluslararası menfaatlerin çatıştığı mecralarda artık devletler topyekûn mücadeleden imtina etmekte, devlet dışı silahlı grupları destekleyerek ve askeri teknolojilerden fazlasıyla yararlanarak kendilerinin ekonomik, toplumsal ve siyasal çıkarlarına zarar vermekten kaçınmaktadır. Dünyada son yıllarda meydana gelen savaşların veya ölçek olarak daha küçük çatışmaların niteliği de bunu doğrulamaktadır. 2020 yılı itibariyle dünyada yaşanan 35 adet silahlı çatışma; iç savaş veya ülkeler arası düşük yoğunluklu çatışmalar olarak sürmektedir (Yalçınkaya & Türkeş, 2008: 56; Gürcan, 2011: 127; Ak, 2017: 10; GlobalSecurity, 2020).

Günümüzde orduların topyekûn kullanıldığı ve kitlesel olarak muharebeye katılım sağlanmasında çekinceler devam etse de uluslararası alanda askeri güvenlik ihtiyacının yarattığı rekabet ortamı devam etmektedir. Bu rekabet ortamının en önemli hususlardan biri silah sistemlerinin teknolojik imkânlar ölçüsünde sürekli geliştirilmesi iken ikincisi bu geliştirilen silah sistemlerinin askeri harekâta ne ölçüde etki ettiğidir.

Önümüzdeki on yıllar, savunma sanayinde başat rolde bulunan, teknolojiyi yönlendiren ve silahlı kuvvetlerin imkân kabiliyetlerinde asimetrik avantaj sağlayan en önemli silah sistemlerinin Hipersonik Silahlar ve İnsansız Hava Araçları (İHA) olduğu açıktır. Bu çalışmanın amacı; bu iki silah sisteminin özellikleri ve askeri harekâtta kullanılacağı alan ve görevler itibariyle tümden harekâtın şeklini ve taktiksel uygulamalarını devrimsel olarak dönüştürecek araçlar mı? yoksa bir silah sisteminde teknoloji artışının işlevsel kullanım alanı itibariyle caydırıcı etkiyi artıran evrimsel bir gelişim mi? olduğuna cevap bulmak olacaktır.

SILAH SISTEMLERI VE ASKERI HAREKÂTIN İCRASI

Harekât, savaş ve çatışmalarda silahlı kuvvetlerin personel ile araçlarının sevk ve idaresidir.1 Ateş ve manevranın icrası ile bunların üstünlüğüne dayanır. Harekât, askerî yeteneklerin uygulanmasını ve başarıya ulaşmak için yeterli askerî gücün elde bulundurulmasını gerektirir. Harekâtta, silahlı kuvvetlerin hedef ve maksadının stratejik2 , operatif3 ve taktik4 seviyeye ayrıldığı, belli bir coğrafyada bir mekânın hâkimiyetinin elde tutulduğu ve hasmın savaşma azim ve iradesinin kırıldığı bir amaç gözetilir (US Army, 2017: 1-5/1-17/1-26).

Silahlı kuvvetlerin öngördüğü veya sahip olduğu silah ve sistemler iki hususta etkili olur. İlki, belli bir coğrafi mekâna ait bir askeri harekâtın icrası öncesinde silah sisteminin stratejik seviyede caydırıcılığının kullanılmasıdır. Diğeri ise, harekât esnasında silah sisteminin kendisi için öngörülmüş işlevsel alan içinde kullanılmasıdır. Caydırıcılık hasım ülkelerden daha üstün silah sistemlerine sahip olmak ve bunu her an kullanabilir olduğunu göstermektir. Silahların askeri harekâtta kullanılması ise, harekâtın işleyiş süreci içerisinde silah sisteminden beklenen görevin ve işlevsel alanının söz konusu silah sistemi ile sorunsuz gideriliyor olmasıdır. Silahların belirtilen işlevsel alanda uygun kullanılması, kendisi için öngörülen konsept ihtiyaçlarını karşılıyor ve genel bütün içinde tüm harekatın genel yaklaşımını tamamlıyor demektir. Eğer bir silah sistemi; harekâtın öngördüğü işlevsel alanın çok üzerine çıkıyor, yeni imkân ve kabiliyetler sunuyor ise harekâtın planlama ve icrasında yeni yaklaşımlar ve değerler sisteminde/paradigmada değişime yol açılabilir. Bu durum; harekâtın planlama, teşkilatlanma ve silah ve sistemler ile icrasına ilişkin esaslarda yeniden düşünmeyi gerektiriyor anlamına gelir (US Army, 2017: 1-1/2-61).

Silahlı kuvvetler açısından harekâtın icrası, yetenekler bağlamında planlama ve yöntemler ile belirlenen taktiksel uygulamalarla oluşturulur. Yeteneklerde silahların gücü belirleyici olurken, planlar askeri harekâtın başarıya ulaşmasında gerekli olan detaylandırma ve hareket tarzlarını öne çıkarır. Eğer silahlar, askeri harekâtın başarı kazanmasında kendisine konumlandırılan işlevi yerine getirmeye devam ediyor ise hala gerekli bir silahtır ve teknolojik olarak geliştirilmesi faydalı görülür. Ayrıca bu silahlara stratejik acıdan caydırıcı olduğu ölçüde daha fazla değer verilir, taktik sahada ise işlevselliğini koruması sağlanır. Eğer silah, askeri harekâtın başarısında kendisine konumlandırılan işlevin çok üzerine çıkıyor ve birçok görevde etkinlik ve verimlilik kazanıyorsa harekâtın uygulanış tarzında da evrimsel değişikliğe neden olabilir. Silah bu haliyle caydırıcı etkisinin çok üstüne çıkarak harekâtın yöntemi ve uygulanışı üzerinde de etkileyici olabilir. Son yıllarda dünyada silahlı kuvvetler envanterinde sık karşılaşılan İHA’lar ile test aşamasına gelmiş ve gelecek yıllarda bilinebilirliği daha da artacak olan hipersonik silahlara bu bağlamda bakılması silah sistemlerinin geleceği konusuna ışık tutmakta fayda sağlayabilir. Böyle bir değerlendirme ise, ancak İHA ve hipersonik silahların silahlı kuvvetler ve onun icra edeceği harekâttaki işlevsel alanlarının ve kullanım yerlerinin tespiti ile olacaktır.

İHA, kendi güç sistemine sahip, faydalı yük taşıyan, otomatik veya uzaktan komuta sistemi ile uçurulan, keşif ve gözetleme yapabilen, ölümcül bir silah olarak kullanılabilen pilotsuz hava araçlarıdır. İHA’ların ölümcül olması, araca monte edilen ve sistemle bütünleştirilerek üzerinde balistik ve seyrüsefer füzeleri taşıyabilmesi ve toplarla fırlatılan mühimmatları kullanabilmesi ile olur. Yakın gelecekte ise nükleer enerjiyle çalışan ve yapay zekâ ile tam otonom yeteneği kazanmış bir İHA’nın çatışma alanında yaratacağı etki kuşku götürmeyecektir (US DoD, 2013:5).

Hipersonik silah ise, ses hızının beş kat ve daha yüksek hızında hareket edebilen füzeler veya araçlardır. Bu silah sistemlerinin hızı ve öldürücülüğüne karşı şu anki mevcut hava savunma sistemlerinin baş etmesi mümkün görünmemektedir.

İHA’LARIN ASKERI HAREKÂTA ETKISI

Son yıllarda stratejik amaçlarla başvurulmasından taktik sahada faydalanılmasına kadar sıklıkla kullanılan ve zamanla işlevsel alanı, çeşitleri ve teknolojisi değişen İHA’lar artık en alt rütbeli erden en üst komutana kadar herkes tarafından her türlü savaş ve çatışma ortamında askeri harekâtın vazgeçilmezi olarak kabul ediliyor. Bu araçlara verilen önem, araçların kullanım oranından da anlaşılabilir. Silahlı İHA’ların ilk ortaya çıktığı 2000’li yıllarda 2007 ve 2011 yılları arasında ABD ve İngiltere sadece Afganistan’da İHA’lar ile 300.000 saat uçuş gerçekleştirmiş, yaklaşık 200 adet füze atışı yapmıştır. 2010 yılında İngiltere Başbakanı David Cameron bir söyleşide, İngiltere’nin silahlı İHA’lar vasıtasıyla 124 teröristi öldürdüğünü ifade etmiştir (Nolin,2012: 10; Hucklesby vd., 2013: 2; Ak, 2017: 15-19).

Askerlerin sonuç alıcı operasyonlarından memnun olan hükümetlerde, günümüz çatışma koşullarına uyum sağlayan bu araçlara aynı itibarı göstermiştir. İHA’ların önceki yıllarda askerlerin zor ve yorucu birçok faaliyetini üzerlerine alarak onları rahatlattıkları açıktır. İHA’lardan ateşle taarruz kabiliyetinden istihbarat, keşif ve gözetlemeye, komuta kontrolden lojistik faaliyetlere kadar birçok görevlerde yararlanılmaktadır (Akyürek vd., 2012: 1; Ak, 2017: 24).İHA’lar her ne kadar komuta kontrol, elektronik harp ve lojistik destek faaliyetlerinde bulunsa da öne çıkan en önemli görevleri keşif ve gözetleme ile ateşle taarruz görevleridir.

İHA’lar, savaş ve harekât alanının anlık resmini ve görüntüsünü askeri ve politik karar vericilere iletebilmektedir. Aynı zamanda askeri harekâtın önem verdiği hedeflerin tespitini yapmaya, düşmanın konumunu belirlemeye ve onu izlemeye, dost kuvvetlerin hareketini takip etmeye ve yönlendirmeye, kimyasal-biyolojik-radyolojik-nükleer kirlenme bölgelerinin tespitini yapmaya yönlendirilebilir. Ayrıca İHA’lar en önemli faaliyeti olarak silah monte edilmiş haliyle hedefleri imha eder, askeri harekâtın başarısı için önemli bir asimetrik avantaj5 sağlar. Düşmanın taktik sahadaki birliklerinden operatif ve stratejik seviyedeki komuta kontrol tesislerine, ulaşım ve enerji hatlarından taktik araçlarına kadar nokta olarak ve görerek imha edilebilir. Bu hassas angajman sağlama yeteneği devletleri uluslararası alanda hasımlarına karşı önemli bir caydırıcı etki sağlar.

İHA’ların keşif ve gözetlemeden silahlandırılmış olarak ateşle taarruz ve hedeflerin imhasına, komuta kontrol yeteneğinden elektronik harp imkânına kadar 5 Gücüyle orantılı olmayan farklılık ve üstünlüğe sahip olarak etki ve avantajın sağlanmasıdır. askeri harekât ortamında birçok silah ve sistemin yerine ikame olabileceği, hatta insanlı uçaklara dayalı olan hava kuvvetlerinin yerine tamamen İHA’ların kullanılabileceği yorumları yapılabilir. Nitekim buna yönelik spekülasyon ve öngörüler de mevcuttur. Batı ülkeleri tarafından üretimi gerçekleştirilen F-35 savaş uçağının tasarlanan son insanlı uçak olacağı tahminleri buna örnektir (Karaağaç, 2014, s.3).

İHA’ların askeri harekât ortamında devrimsel bir değişiklik ya da mevcut silah ve sistemlerin teknolojik bir devamı olup olmadığına ilişkin bir yapılacak bir değerlendirmede ise, İHA’ların kullanım alanları ve teknolojik gelişmeleri dikkate alındığında herhangi bir fonksiyon alanı için hazırlanabilecek bir silah ve sistem yaklaşımının daha fazlasına karşılık geldiği söylenebilir. İHA’ların bu durumu ve teknolojik gelişimi, gerek stratejik seviyede caydırıcılık etkisini devam ettireceği gerekse askeri harekâtın yönetim biçimi ile kara ve hava unsurlarının işlevsel alanında kullanım çeşitliliği bağlamında devrimsel değişikliklere yol açabileceği söylenebilir.

HIPERSONIK SILAHLARIN ASKERI HAREKÂTA ETKISI

Hipersonik silahlar, ses hızının beş katı (5 mach ve üstü/5000-25000 km./hr.) ve üzeri hızda yol alabilen silah taşıma vasıtalarıdır ve genel olarak çok yüksek sürate sahip füze sistemleri ile/olarak kullanılmaktadır. Bu özelliklere bakıldığında hipersonik silahların halen kullanılmakta olan ve benzerleri olan balistik füzeler ile seyir füzelerinden bazı farklılıklar ile ayrılmaktadır. İkinci Dünya Savaşı’ndan beri kullanılmakta olan balistik füzeler; esasında ses hızının beş, on, hatta kıtalararası balistik füzeler olarak 25 katını bulan süratlerde hedeflerine yol alabilmektedir. Fakat balistik füzeler uçuşlarını önceden bilinebilir olan parabol şeklinde bir uçuş hattı boyunca ve çoğunlukla uzay boşluğunda gerçekleştirirler. Balistik füzeler ateşlendikten sonra manevra yapmazlar. Seyir füzeleri de düşmanın tespit radarlarından sakınmak için görüş alanının çok altındaki alçak uçuş irtifalarından ani manevralar yaparak hedeflerine ulaşır(- Kılıç, 2018;Egeli, 2020).

Ancak hipersonik silahlar bunlardan farklıdır. Hipersonik silahlar hem balistik füzelerin yüksek sürat avantajını hem de seyir füzelerinin manevra yapabilme ve alçak irtifalarda kalarak hava-füze savunma önlemlerinden sakınma kabiliyetlerini kullanarak yeni bir füze kategorisi oluştururlar. Hipersonik silahlar, balistik ve seyir füzelerinden farklı olarak yüksek süratlerde uzay boşluğu yerine atmosfer içerisinde veya atmosfer-uzay sınırı arasında yol alarak ve uçuşu esnasında manevra yaparak düşmanın o andaki hava savunma sistemlerini etkisiz hale getirmektedir(Kılıç, 2018; Egeli, 2020).

Hipersonik silahlar, uçuş özellikleri itibarıyla iki türde geliştirilmektedir. Bunlar, Hipersonik Seyir Füzeleri ve Hipersonik Süzülme Vasıtalarıdır. Hipersonik seyir füzeleri, normalde ses altı süratlerde uçan ve herkes tarafından bilinen seyir füzelerine göre ses hızının beş katı ve üzerine ulaşan füzelerdir. Fakat bu sürat füzenin radarlardan saklanmak için yerküreye yakın uçuşunu engellediğinden yüksek hızlı ve kısa olan uçuş süresi ile düşmana daha çabuk ulaşmayı hedefler, bunu yaparken ise manevra kabiliyeti ile muhtemel düşman hava savunma sistemlerinin etrafından veya üzerinden dolaşır. Hipersonik süzülme vasıtaları ise, yerden yükselmek ve uzaya ulaşmak için bir balistik füzeden yararlanan, yaklaşık 100-120 km irtifada uzaya ulaştığında balistik füzeden ayrılarak tekrar atmosfere dönüp hedefine serbest süzülüşle ulaşan araçlardır. Uçuşun bu aşaması için iki yöntem uygulanır. Denge süzülmesi, dış görünüm itibarıyla delta kanatlı küçük bir uçağa benzeyen süzülme vasıtası olarak yaklaşık 30 km irtifada havanın kaldırma gücünü kullanarak aşağı-yukarı ve sağa-sola ani manevralar ve yön değiştirmeler yaparak hedefine doğru süzülme yöntemidir. Atmosferik sıçrama, küçük kanatçıklara sahip koni şeklindeki araç olarak, yer yüzeyinden yaklaşık 100-150 km yükseklikte kalarak, atmosfer arasındaki yoğunluk farkını kullanarak ve atmosfer-uzay sınırında sıçramalar yaparak hedefe yönelmesidir (Egeli, 2020).

Hipersonik silahların ilk önemli etkisi, özellikle ABD’nin geliştirdiği ve balistik füzelerin daha uzaydayken vurulmasını amaçlayan hava savunma sisteminin hipersonik silahlar karşısında etkinliğini yitirebilmesidir. Hava savunma sistemlerinin etkisini yok eden ve hedeflerin aniden imhasını sağlayan bu silah sistemlerinin askeri harekât kapsamında nasıl kullanılacağına ilişkin yaklaşımlarda da öngörülmüştür. Bu hareket tarzı; öncelikle en kritik ve önemli hedeflerin yaklaşık 5-10 adet hipersonik süzülme vasıtasıyla imha edilmesi, diğer stratejik ve yüksek korumalı hedeflerin yüzün üzerinde hipersonik seyir füzeleri ile yok edilmesi ve taktik açıdan gerekli askeri ve ekonomik hedefler için klasik seyir füzeleri ve hava gücü unsurlarından faydalanılmasıdır. İHA’lar gibi hipersonik silahlarında asimetrik avantajından da faydalanılmaya çalışılmaktadır. Örneğin Çin, yakın bölgesinde ABD deniz ve kara hâkimiyetine karşı hipersonik silahları bir alternatif olarak görmektedir (Kılıç, 2018; Egeli, 2020).

Hipersonik silahların nükleer caydırıcılık, uluslararası güven ortamı ve istikrarı üzerindeki olumsuz etkileri olacağına ilişkin son yıllarda tartışmalar devam etmektedir. Hipersonik silahlara nükleer başlık takılarak kullanılması kuşkusuz her ülke için en kötü senaryodur. Bu durum silahın üretilmesine rağmen kullanılamaması için de bir dezavantajdır (Kılıç, 2018; Egeli, 2020).

Hipersonik silah sistemleri; önümüzdeki yıllarda ülkelerin silahlı kuvvetlerinde görünür hale geldikçe, devletlerin dış politika ve güvenliği açısından stratejik düzeyde caydırıcı bir unsur olacağı, hava savunma sistemlerini etkisiz kılacağı için de özellikle taktik sahada üstünlüğü doğrudan elde tutmak bağlamında tartışılmaz bir avantaj sağlayacağı açıktır. Ancak; hipersonik silahların hem stratejik düzeyde caydırıcılığı hem de taktik sahada üstünlükleri görülse de balistik ve seyir füzelerinin bir devamı olarak kabul edilebileceği, şimdilik bu işlevsel alan içinde mevcut silah ve sistemlerin evrimsel teknolojik bir devamı olarak değerlendirilebileceği söylenebilir.

SONUÇ

Günümüzde savunma sanayinde teknolojiyi yönlendiren ve silahlı kuvvetlerin imkân kabiliyetlerinde asimetrik avantaj sağlayan en önemli silah sistemlerinin hipersonik silahlar ve İHA’lar olduğu bilinmektedir. Bu çalışmada; bu iki silah sisteminin özellikleri ve askeri harekâtta kullanılacağı alan ve görevleri itibariyle tümden harekâtın şeklini ve taktiksel uygulamalarını devrimsel olarak dönüştürecek araçlar mı? yoksa bir silah sisteminde teknoloji artışının işlevsel kullanım alanı itibariyle caydırıcı etkiyi artıran evrimsel bir gelişim mi? olduğu sorularına cevap aranmıştır.

İHA’ların kullanım alanları ve teknolojik gelişmeleri dikkate alındığında herhangi bir fonksiyon alanı için öngörülebilecek bir silah ve sistem yaklaşımının daha fazlasına karşılık geldiği söylenebilir. İHA’ların bu durumu ve teknolojik gelişimi, gerek stratejik düzeyde caydırıcılık etkisini devam ettirmesi gerekse askeri harekâtın yönetim biçimi ile kara ve hava unsurlarının işlevsel alanında kullanım çeşitliliği neden olması bağlamında devrimsel değişikliklere yol açabileceği söylenebilir.

Hipersonik silah sistemlerinin ise, önümüzdeki yıllarda ülkelerin silahlı kuvvetlerinde görünür hale geldikçe devletlerin dış politika ve güvenliği açısından stratejik açıdan caydırıcı bir unsur olacağı, hava savunma sistemlerini etkisiz kılacağı için de taktik sahada avantaj sağlayacağı açıktır. Hipersonik silahların hem stratejik düzeyde caydırıcılık hem de taktik sahada üstünlükleri görülse de balistik ve seyir füzelerinin bir devamı olarak kullanılacağı, mevcut silah ve sistemlerin evrimsel teknolojik bir devamı olarak değerlendirilebileceğini söyleyebiliriz.

KAYNAKÇA

• Ak, T. (2017). Günümüzün Değişen Çatışma Koşullarında İnsansız Hava Araçları ve Etik Tartışmalar. Ankara: Sistem Ofset Yayıncılık.

• Akyürek S., Yılmaz M.A., Taşkıran M. (2012). “İnsansız Hava Araçları Muharebe Alanında ve Terörle Mücadelede Devrimsel Dönüşüm”. Rapor No:53, İstanbul: Bilge Adamlar Stratejik Araştırmalar Merkezi.

• Egeli S. (2020).“Hayaldi, Gerçek Oldu! Hipersonik Silahlar”. 05.04.2020 tarihinde https:// www.uikpanorama.com/blog/2020/03/28/ hayaldi-gercek-oldu-hipersonik-silahlar-sitki-egeli/ adresinden alınmıştır.

• GlobalSecurity (2020).“The World at War”, 19.03.2020 tarihinde https://www.globalsecurity.org/military/world/war/index.html adresinden alınmıştır.

• Gürcan, M. (2011). “Bir Önceki Savaş İçin Hazırlanmak: Değişen Küresel Güvenlik Ortamının Geleneksel Savaş Olgusuna Etkisi”. Bilge Strateji, 3 (5), 127-178.

• Hucklesby, S., Lee, P., Morrison, P., Reed, E. &Schulte, P. (2013). “Drones: EthicalDilemmas in the Application of Military Force”. JointPublicİssues Team, s.1. 09.03.2014 tarihinde www. jointpublicissues.org.uk/drones-ethical-dilemmas-in-the-application-of-military-force/ adresinden alınmıştır.

• Karaağaç, C. (2014). “Geleceğin Hareket Ortamında İHA Sistemleri: Askeri Uygulamalar & Teknoloji Gereksinimleri”. 3’üncü Havacılıkta İleri Teknolojiler Konferansı, İstanbul.

• Kılıç, H. (2018). “Geleceğin füzeleri saatte 6 bin kilometre hızla uçacak-1/2/3”. 05.04.2020 tarihinde http://www.kokpit.aero/hakan-kilic-hiper-sonik-fuzeler-1 adresinden alınmıştır.

• Noonan, M. P.& Hilen J. (2002). “ThePromise of Dicisive Action: The New ProtractedConflict”. Orbis, 46 (2), 229-246.

• US DoD (2013). “IntegratedUnmannedSystemsRoadmap 2013-2038, Washington DC, US.

• US Army (2017). “FM 3-0 Operations”. Washington DC: Headquarters.

• Yalçınkaya H.& Türkeş K.T. (2008). “Yirmi Birinci Yüzyılda Çatışma Alanlarında Görülen Yeni Unsurlar”. Güvenlik Stratejileri Dergisi, (7), 55- 89.

 

İNSANSIZ HAVA ARAÇLARI VE HİPERSONİK SİLAHLARIN ASKERİ HAREKÂTA ETKİLERİ