Kategoriler:
Alt Kategoriler:

Silah kaçakçılığı ve önlenmesine yönelik çabaları incelemeye silah ve kaçakçılığını tanımlayan farklı kaynakları inceleyerek başlanabilir. Türk Ceza Kanunu’nda silah deyimi ile; ateşli silâhlar, patlayıcı maddeler, saldırı ve savunmada kullanılmak üzere yapılmış her türlü kesici delici veya bereleyici alet, saldırı ve savunma amacıyla yapılmış olmasa bile fiilen saldırı ve savunmada kullanılmaya elverişli diğer şeyler, yakıcı-aşındırıcı-yaralayıcı-boğucu-zehirleyici-sürekli hastalığa yol açıcı nükleer-radyoaktif-kimyasal-biyolojik maddeler kast edilmektedir. 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar İle Diğer Aletler Hakkında Kanunu’nun 12. maddesi ise silah kaçakçılığını konu almaktadır. Maddenin içeriğinde, bir kişi, kanun kapsamına giren silahları ve mermilerini kanuna aykırı biçimde; ülkeye sokmaya çalışırsa, ülkeye sokulmasına aracılık ederse, taşır veya taşımaya aracılık ederse, satarsa, satışına aracılık ederse veya bu amaçla bulundurursa hapis ve adli para cezası uygulanacağı taahhüt edilmiştir.

Ülkemizin de taraf olduğu “Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesine Ek Ateşli Silahlar, Onların Parçaları ve Bileşenleri ve Mühimmatın Yasadışı Üretimini ve Kaçakçılığını Önlemeye, Mücadele Etmeye ve Yok Etmeye Yönelik Protokol”de silah kaçakçılığı; kabaca, silah veya mühimmat veya silah parçalarının ihracatının, ithalatının, satın almasının, bir ülkeden başka bir ülkeye aktarılmasının kanuna uygunsuz olarak yapılması olarak belirlenmiştir.

Bu geniş tanımlamaların kayıpların büyüklüğünden pay aldığı söylenebilir. 2016 yılında yaklaşık 560.000 kişi şiddet sebebiyle hayatını kaybetmiştir. Şiddete dayalı bu ölüm istatistikleri; cinayetler, yasal müdahale ile yaşamını yitirenler ve çatışmalardan kaynaklı ölümlerin miktarını ifade etmektedir. 2016 yılında yaşanan bu ölümlerden ise, büyük oranda (yaklaşık % 38), ateşli silahlar sorumludur.

2016 yılında şiddete dayalı yaşanan ölümlerin en yüksek olduğu 23 ülkeden ise sadece 9’u silahlı çatışma bölgesi olan ülkelerden oluşmaktadır. En yüksek can kaybı sırasıyla Brezilya, Hindistan, Suriye, Nijerya ve Venezuela’da yaşanmıştır. 2017 yılına gelindiğinde ise şiddete dayalı yaşanan can kaybı 589.000’ e yükselmiştir.

Bu istatistiki bilgiler ışığında, çalışma, silah kaçakçılığını incelerken 2 farklı referans noktası oluştuğu anlaşılmaktadır. Ateşli silahların kullanımın sadece çatışma bölgelerinde kullanılmamasından hareketle referans noktaları silahlı çatışma bölgelerinde yaşanan silah kaçakçılığı faaliyetleri ve silahlı çatışma bölgelerinin dışında yaşanan silah kaçakçılığı faaliyetleri olarak özetlenebilir. Bu çalışma ise silahlı çatışma bölgelerinde yaşanan silah kaçakçılığına odaklanacaktır.

Ayrıca çalışmada silah kaçakçılığını engellemeye yönelik ve silahların takibini kolaylaştıran uluslararası anlaşmalar da özetlenmeye çalışılacak ve silah kaçakçılığı küçük ve hafif silahların üzerinden işlenecektir. İlerideki bölümlerde hem uluslararası anlaşmalar ile ilgili hem de küçük ve hafif silahlar ile ilgili detaylı bilgiler paylaşılacaktır.

Küçük ve Hafif Silahlar

Silah kaçakçılığının inceleneceği eksen olan küçük ve hafif silahlar ile ilgili uluslararası geçerli ve kesin bir tanım bulunmamakla beraber Birleşmiş Milletler tarafından 1997 yılında yapılan tanımlamayı kullanmak uygun olabilir. Küçük ve hafif silahlar bıçak, pala gibi ateşli olmayan silahlardan başlayarak 100 mm’nin altında havan toplarına kadar olan silahları kapsamaktadır. Daha detaylı örnek vermek gerekirse küçük silahlar kavramı; revolverler, tabancalar, saldırı tüfekleri, hafif makineli tüfekler vb. öğeleri barındırır. Hafif silahlar kavramı ise omuzdan ateşlenen anti tank silahları, bomba atarlar, ağır makineli tüfekler, taşınabilir uçaksavarlar vb. öğeleri barındırmaktadır. İsviçre merkezli, küçük-hafif silahlar konusunda araştırma ve raporlama yapan Small Arms Survey bunlara ek olarak hafif bir araçla taşınması kaydıyla 120 mm havan ve tek rampalı roket sistemlerini de hafif silahlara eklemiştir. Aynı kurum küçük ve hafif silahları tek bir kişi, küçük bir grup, yük hayvanları ile veya hafif bir araç ile taşınabilecek silahlar olarak tanımlamaktadır.

Bu silahların illegal olarak üretimi de kaçakçılık sürecinin bir parçası olarak kabul edilebilir. İllegal olarak üretilen küçük ve hafif silahlar içinde, eğitimsiz gözleri yanıltacak derecede yüksek kaliteye sahip olanların da mevcut bulunduğu göz ardı edilmemelidir. Logolar, seri numaralar vb. detaylar marifetiyle bu silahlar asıllarından ayırt etmesi zor hale getirilmiştir.

İllegal üretilen silahların, ateşli silahlar sebebiyle yaşanan ölümlerde ilk sıralarda çatışma bölgesi olmayan ülkelerin çoğunlukta olmasına benzer şekilde, ağırlıklı olarak çatışma bölgesi olmayan ülkelerde bulunduğu tahmin edilmektedir. Bu silahların ağırlıklı olarak suç örgütleri tarafından kullanıldığı düşünülmekte ve internet sayesinde teknik bilgi ihtiyacı yüksek olan makineli tüfek gibi silahlar illegal olarak üretimleri de yaygınlaşmıştır.

İllegal olarak üretilen bu silahlar çoğunlukla ülke içlerinde güvenlik kuvvetlerinin yaptıkları operasyonlar ile ele geçirilmiştir. 2011 ve 2012 yıllarında Birleşik Krallık’ ta ele geçirilen ve suç amaçlı kullanılan silahların yaklaşık %80’i bu şekilde üretilen silahlardan oluşmaktadır. Aynı dönemde Sao Paulo - Brezilya’ da ele geçirilen yarı makineli tüfeklerin ise %48’ i ve 2013 yılında Endonezya’da hırsızlık şüphelilerinden ele geçirilen silahların %98’ i ev yapımı silahlardan oluşmaktadır.

Silah kaçakçılığının olumsuz etki alanının bir diğer parçası ise ekonomidir. Sadece 2010 yılında yaşanan cinayetlerin ekonomik maliyetinin 171 milyar dolar olduğu tahmin edilmekte ki bu Finlandiya’nın 2010 GSMH’sine eşittir. Eğer bu cinayetler engellenebilseydi dünya üzerinde kişi başı gelirde 29 $’lık bir iyileşme ve yaşam beklentisinde de kişi başı 7 haftalık bir uzama olabilirdi.

Yasadışı silah ticaretinin yıllık 5 milyar dolar civarında olduğu öngörülmektedir. Bu silahların 1 milyar dolarlık kısmı küçük ve hafif silahlardır. Saklanması ve kaçakçılığının yapılması nispeten kolay olan 800 milyon dolarlık küçük silahların dolaşımı dünya genelindedir. Ayrıca devletler, gizli şekilde başkalarına silah aktarmakta ve kabul edilebilir silah transferi konusunda yerleşmiş olan ulusal ve uluslararası teamülleri ihlal ederek yasal olanla yasal olmayan arasındaki çizgiyi kendi çıkarları lehinde esnetebilmektedir. Bilhassa üç temel faktör, karaborsada ticareti yapılan silahlara olan talebi teşvik etmektedir. Birincisi, silah ambargosu ve başka ambargolarla karşılaşan bir bölgenin sakinleri ya da ülke hükümeti, ihtiyaç duyduğu savunma malzemelerini ve askerî teçhizatı bu yolla elde eder. İkincisi, silahlı çatışmalara dâhil olan ülkeler ya da bölgeler, ambargoya maruz kalsınlar veya kalmasınlar çatışma için gerekli silahları elde edememektedirler. Bu bağlamda şiddet ve çatışma, silaha olan talebi arttırarak dolaylı yoldan karaborsa fırsatlarını teşvik eder. Son olarak, uluslararası örgütlü suçlarda görülen artış küresel yasadışı silah ticaretini artırmıştır.

Stockholm Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI), yayımladığı raporunda yasadışı silah ticaretinin büyük kısmının gemi konteynerleri aracılığıyla yapıldığına yer vermektedir. Uluslararası ticarette dolaşan konteynerlerin sadece %2' sinin kontrol edilebiliyor oluşu, yasadışı silah ticareti yapanlara büyük kolaylık sağlamaktadır. 2012 tarihli rapora göre tespit edilen silah ve uyuşturucu kaçakçılığında Almanya’ya ait gemiler % 19.5’luk oranla ilk sırada yer alırken, Yunanistan %10.5’lik oranla ikinci, ABD %7.8 ile üçüncü, Kuzey Kore ise %4.8 ile dördüncü sırada yer almaktadır. Söz konusu oranlar incelendiğinde yasadışı silah ticaretinin büyük kısmının Avrupa Birliği, OECD ve NATO ülkelerinden yapıldığı açık bir biçimde görülmektedir.

Sadece Afganistan gibi bir ülkede dahi hafif silah mermilerinden, el bombalarına ve 14.5 milimetrelik mermilere kadar 6,300 tonluk mühimmat mevcuttur. Afganistan’daki Geçiş Dönemi Müşterek Güvenlik Komutanlığı Lojistik Direktörü R. Green’in “bunların bir kısmının çalınabileceği ve el yapımı patlayıcıların (IEDS) yapımında kullanılabileceği fikri uykularımı kaçırıyor” ifadesi oldukça düşündürücüdür.

Bütün bu sebepler göz önüne alındığında, silah kaçakçılığı ile mücadele etmek için uluslararası toplum harekete geçmiş ve uluslararası anlaşmalar imzalanmıştır. Bu anlaşmalar sayesinde silah satışları büyük oranda takip altına alınmış ve son kullanıcı olarak satın alanların, satın aldıkları silahları başka partilere izinsiz bir şekilde satmasına engel olmaya çalışılmıştır. Bir sonraki bölümde bu uluslararası anlaşmalar incelenecektir.

Silah Kaçakçılığını Engellemeye Yönelik Uluslararası Anlaşmalar

Küresel boyutta illegal silah ticaretini engellemek için çabanın lokomotifi Birleşmiş Milletler olmuştur. 1991 yılında yürürlüğe girmesiyle birlikte BM Konvansiyonel Silahlar Kaydına (UNROCA) 7 adet ana silah kategorisi ile birlikte küçük ve hafif silahlar ile ilgili de raporları toplamaya başlamış ve raporların toplanmaya başladığı tarihten beri dünya silah ticaretinin %90’ ını takip etmeyi başarmıştır. Ayrıca ülkelerin silah ticareti ile ilgili faaliyetleri UNROCA internet sitesinden takip edilebilmektedir.

2001 yılında Birleşmiş Milletler “Ateşli Silahların Parçalarının, Komponent’lerinin ve Mermilerinin Yasadışı Üretimi ve Kaçakçılığına Karşı Protokol”ü hazırlamış, ülkemiz de bu protokole 2012 yılında imza atmıştır.

Aynı yıl “Küçük ve Hafif Silahların Yasadışı Ticaretini Tüm Yönleriyle Engellemek, Onunla Savaşmak ve Ortadan Kaldırmak İçin Eylem Programı”nı yine Birleşmiş Milletler başlatmış ve ülkemiz bu programın da destekçisi olmuştur.

2013 yılına gelindiğinde ise Türkiye’nin de taraf olduğu Birleşmiş Milletler tarafından silah ticaretinde uluslararası standartları sağlamak ve yasa dışı silah ticaretini engellemek için ATT ( Arms Trade Treaty / Silah Ticaret Anlaşması ) imzalanmıştır.

ATT anlaşması ile birçok konu ile birlikte son kullanıcıların satın aldıkları silahları kontrolsüz biçimde satmasının önüne geçilmeye çalışılmış ve bu sayede satın alan tarafların kontrolsüz biçimde silahların devrini yapamaması amaçlanmıştır.

Silah Ticareti Anlaşması’nı imzalayan ülkeler, BM alıcı ülkeye silah ambargosu getirmişse ya da insanlığa karşı suç işlemede kullanılması söz konusuysa savaş silahları, cephane ya da benzeri savunma araçlarını ihraç edemeyeceklerdir. Anlaşmada ayrıca, gönderilen silahlar, barış, uluslararası insan hakları ya da temel insan haklarına zarar verecekse, planlanan ihracatın sıkı bir şekilde gözden geçirilmesi gerektiğini içermektedir. Aynı kurallar silahların terörist ya da uluslararası arenada faal olan suçluların eline geçmesi tehlikesi mevcut olduğunda da geçerli olmaktadır.

İhracatta bu tarz denetimlerin imkânsız olduğu bazı durumların söz konusu olabilmektedir. Alman-Fransız tanksavar füzeleri Suriye'ye satıldığında, 40 yıl sonra bunların cihatçılar tarafından ele geçirilip, iç savaşta Batılı müttefiklere karşı kullanılacağı öngörülmemişti. Anlaşma çok sayıda ülke tarafından imzalansa da şu anda sadece 57 ülke için uluslararası hukuk açısından bağlayıcılığı bulunmaktadır. Rusya ve Çin gibi büyük silah ihracatçısı ülkeler ise anlaşmayı imzalamamıştır.

Fakat uygulamada silah ticareti her zaman şeffaf olarak gerçekleştirilememektedir. Özellikle uluslararası çıkarlarını gözetmeye çalışan devletlerin aktör olduğu çatışma bölgelerinde silah ticareti uluslararası anlaşmalara uygun şekilde ilerlememektedir. Bundan bir sonraki bölümde bahsedilecektir.

Çatışma Bölgelerinde Silah Kaçakçılığı

Çatışma bölgelerinde ihtiyaç duyulan silahların illegal yollardan üretimi için gereken parçalar çoğu zaman yasal şekilde üretim yapan silah üreticilerinden tedarik edilmektedir. Bu akışı sağlamak için süreçler karmaşıklaştırılarak silah ticareti ile ilgili kanunlar baypas edilmeye çalışılmaktadır. Bununla beraber ülkelerin çıkarları da illegal silah ticareti konusundaki tutumlarını etkilemektedir. Örneğin Libya’ya 2013-2015 yılları arasında Birleşik Arap Emirlikleri tarafından gönderilen silahların Birleşmiş Milletler Yaptırım Komitesi’ne haber verilmeden gönderildiği tespit edilmiş, aynı silahların daha sonra Libya’da karaborsadan temin edilebilir hale geldiği anlaşılmıştır.

Şekil 1

Silah Transfer Zinciri. Kaynak : An Introductory Guide to the Identification of Small Arms, Light Weapons, and Associated Ammunition.

 

Zamanın ruhuna uygun şekilde silah ticareti de sosyal medyanın etkin kullanımının yaygınlaşmasından etkilenmiş ve Libya’da hafif silahlar dahil birçok silah internet üzerinden satışa çıkmıştır. Yapılan araştırmalarla ortaya çıkan sonuç ise; pikap kasasına entegre uçaksavarlar, anti tank füzeleri, keskin nişancı tüfekleri gibi birçok silahı sosyal medya veya internet üzerinden satın almak mümkün olduğu yönündedir.

Libya’da sosyal medya ve internet verilerinin taranmasıyla yapılan analizlerde menşei bilgisi tespit edilebilen küçük ve hafif silahların sıralanmasıyla oluşan listede toplamda Türk yapımı olanlar 2. sırada, tabancalar içinde Türk yapımı olanlar ise 3. sırada yer almaktadır.

 

Şekil 2

Sosyal Medya’da Satışa Sunulan Küçük ve Hafif Silahlar. Kaynak : SAS SANA Dispatches No 6 ve Web Trafficking Analysing the Online Trade of Small Arms and Light Weapons in Libya

 

Sosyal medyanın yaşamımızda büyüyen etkisi sadece silahlara erişimi değil; menşeileri, güncellikleri vb. detaylarının da tespiti konusunda kullanılabilecek verileri arttırmıştır. Omuzdan atılabilen füze sistemlerinin Afganistan’da Rus hava araçlarına verdiği zarar tespit edildikten sonra silahlı gruplar arasında yaygınlığı artmış ve bu popülerliğe bağlı olarak omuzdan atılabilen füze sistemleriyle yeni gelişen sosyal medya alanlarında paylaşımlar da oldukça fazladır. Paylaşımlar sayesinde silah sistemlerinin üretim yeri, kondisyonu, yaşı ve jenerasyonu gibi çok kritik bilgilerin analiz edilmesi mümkün hale gelmiştir.

Şekil 3

Suriyeli muhalifler. Kaynak : An Introductory Guide to the Identification of Small Arms, Light Weapons, and Associated Ammunition.


 

Bir Örnek: Irak ve Suriye’de DEAŞ Silahları Nasıl Temin Etmiştir?

ABD’deki Ulusal Öncelikler Projesi adlı sivil toplum kuruluşunun verilerine göre, Amerikan ordusunun DEAŞ’a karşı düzenlediği sınırlı askeri operasyonun saatlik maliyeti yaklaşık 312 bin dolar olarak hesaplanmaktadır. Yüksek maliyet ve tedarikinin zorluklarına rağmen Suriye’de iç savaşın başlamasından üç yıl sonra birçok temel ihtiyaç karşılanamazken, isyancı gruplar silahlanma konusunda ise sıkıntı yaşamamıştır. Suriye, silah ticareti ve kaçakçılığının merkezine dönüşmüş durumdadır. Ancak bu silahların hangi yollarla ve yöntemlerle Suriye’ye ulaştırıldığını tespit etmenin zor olduğunu ifade eden Barış Araştırmaları Enstitüsü’nden Pieter Wezeman "Esad rejimine Rusya’nın silah temin ettiğini görüyoruz. Ayrıca Esad rejiminin bir diğer silah kaynağının İran olduğu da biliniyor. Bir süreliğine Rusya, ağır silahlar, savaş jetleri gibi ekipmanlar göndermeye hazırlık yapıyor gibiydi. Ancak bundan daha sonra geri adım atmış gibi görünüyorlar." demektedir.

Farklı isyancı grupların ilk aşamada Suriye ordusunun depoları sayesinde silahlandıkları tahmin edilmektedir. Bunların bir kısmı ordudan ayrılan askerlerin yanında götürdüğü silahlar, bir kısmı da depoların bizzat ele geçirilmesiyle elde edilmiş silahlardır. Karaborsada stoklanmış silahlar da isyancı grupların işine yaramıştır. Örneğin Lübnan’da on yıllar süren çatışmalardan arda kalan silahlar bulunmaktadır. Ayrıca Muammer Kaddafi’nin düşürülmesinden sonra Libya'da ele geçirilen silahlar da Suriye’deki gruplara ulaştırılmıştır. Wezeman, ayrıca Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Ürdün’ün de kendilerine yakın isyancı gruplara silah desteği verdiğini ifade etmektedir.

Ortadoğu’daki silah trafiğiyle ilgili araştırmalar yapan Eliot Higgins de silahların gizli yollarla Suriye’deki gruplara ulaştırıldığına ve çok hızlı el değiştirdiğine dikkat çekmektedir. “Brown Moses” adı altında yazdığı Bellingcat isimli blogunda silahların savaşçıların eline nasıl geçtiğiyle ilgili yaptığı araştırmaları anlatan Higgins, M79 tipi tanksavarların nasıl el değiştirdiği konusunda bilgi vermektedir. Higgins, tanksavar füzelerin büyük olasılıkla 2013 yılında Suudi Arabistan tarafından Hırvatistan’da satın alındığını ve oradan Ürdün’e sevk edildiğini belirtmektedir. Ürdün’den de kaçak yollarla Suriye sınırına götürülen ve Özgür Suriye Ordusu tarafından teslim alınan füzelerin, daha sonra da PYD/PKK terör örgütünün eline geçtiği düşünülmektedir.

Londra merkezli Çatışmada Silahlanma Araştırmaları adlı organizasyondan James Bevan ; DEAŞ’ın eline geçen silahların nereden geldiğini araştırdıklarını, en önemli kaynağın Irak ordusu olduğu, ABD ordusunun Irak ordusuna sağladığı silahlar ve diğer askeri teçhizatlardan bir karışımın ellerinde bulunduğu, ayrıca Suriye silahlı kuvvetlerinden ele geçirilen kayda değer bir cephaneliğin söz konusu olduğu, Esad rejimine karşı muhalif gruplara sağlanan askeri desteğin de diğer bir kaynak olduğunu, silahların seri numaralarını sistematik olarak silindiğini belirlediklerini ifade etmektedir.

Sonuç:

Çatışma bölgelerinde bu denli kolay ulaşılabilen küçük ve hafif silahların güvenlik ihtiyacını karşılamak için olağan mı yoksa çatışma halini körükleyen zincirin bir halkası mı olduğu okuyucunun ferasetine bırakılmıştır.

Silah kaçakçılığını önlemek için harcanan uluslararası çabayı küçümsemeyi doğru bulmazken Libya’da sosyal medya üzerinden silah satılabilmesi ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin 2013 - 2015 yılları arasında Birleşmiş Milletler ambargosunu delerek Libya’ya silah gönderebilmesi; zahiren illegal silah ticareti için küresel işbirliği ile fırsat kapısı kapatılmaya çalışılırken, batınen her zaman bir ufak aralık bırakıldığını düşündürüyor.

Bununla beraber bu bölümü yazmak için yapılan araştırmalarda özellikle geçmişte iç savaş yaşamış veya halihazırda çatışma bölgelerinde küçük ve hafif silahlara ulaşımın ne kadar kolay olduğuna dair sayısız örnek olduğunu açık kaynak belgeseller ve araştırmacı gazetecilerin haberleri sayesinde keşfedilmiştir. Bu sebeple, uluslararası toplumun, çatışma bölgelerinde silah kaçakçılığını azaltmak için yürümesi gereken çok uzun bir yol ve kat etmesi gereken uzun bir mesafe olduğunu düşünülebilir.

 

 

Kaynakça

An Introductory Guide to the Identification of Small Arms, Light Weapons, and Associated Ammunition, Small Arms Survey, Cenevre, 2018

Beyond State Control Improvised and Craft-produced Small Arms and Light Weapons, Small Arms Survey, Cenevre, 2018

Darkening Horizons -Global Violent Deaths Scenarios, 2018–30, Small Arms Survey, Cenevre, 2019

Global Burden of Armed Violence 2015, Small Arms Survey, Cenevre, 2015

Global Violent Deaths 2017, Small Arms Survey, Cenevre, 2017

Grillot, S. R. (2017), “Savunma ticareti”. Çağdaş güvenlik çalışmaları, Alan Collins (Ed.), çev. Nasuh Uslu, 3 ncü Baskı, İstanbul, Röle Akademik Yayıncılık, 325-326.

Unıted Natıons a General Assembly Distr. General A/52/298 27 August 1997 Original: English Fifty-Second Session Item 71 (B) Of The Provisional Agenda* General And Complete Dısarmament: Small Arms, Birleşmiş Milletler, Cenevre, 1999

 

Web Trafficking Analysing the Online Trade of Small Arms and Light Weapons in Libya, Small Arms Survey, Cenevre, 2017

 

İnternet Kaynakları

 

https://www.defenceturk.net/hakimiyet-savasi-libya-silah-savas-vekaleti (Erişim: 13.01.2021)

https://www.defenceturk.net/bayraktar-tb2-siha-libyada-darbeci-haftere-muhimmat-tasiyan-kargo-ucagini-vurdu

https://www.dw.com/tr/libyada-t%C3%BCrkiyeye-kar%C5%9F%C4%B1-bat%C4%B1l%C4%B1-operasyon-timleri/a-53555174 (Erişim: 13.01.2021)

http://www.mfa.gov.tr/silahlarin-kontrolu-ve-silahsizlanma.tr.mfa (Erişim: 06.08.2020)

https://www.milliyet.com.tr/siyaset/cirkin-gerginligi-6238944 (Erişim: 13.01.2021)

http://www.smallarmssurvey.org/ (Erişim 10.08.2020)

http://www.smallarmssurvey.org/weapons-and-markets/definitions.html (Erişim: 12.08.2020)

http://www.smallarmssurvey.org/sana/publications/listed-in-chronological-order/dispatches/sana-dispatch-6.html (Erişim: 13.08.2020)

https://www.unroca.org/ (Erişim: 10.08.2020)

https://www.unodc.org/ (Erişim: 09.08.2020)

https://www.dw.com/tr/silah-ticareti-anla%C5%9Fmas%C4%B1-etkili-olacak-m%C4%B1/a-18145885 (Erişim:12.01.2021)

https://www.dw.com/tr/i%C5%9Fidin-silahlar%C4%B1-nereden-geliyor/a-17986515 (Erişim:12.01.2021)


 

 

 


İLLEGAL SİLAH TİCARETİ VE ÖNLEMEYE YÖNELİK ÇABALAR