*Yumuşak güç kullanımında en başarılı olan ülke olan Amerika Birleşik Devletleri, özellikle Hollywood endüstrisini kullanarak dünya üzerinde hem ABD’ye olumlu bir kimlik inşa etti hem de dünya kamuoyunda düşmanın kim olduğu ile ilgili bir algı yönetimi yapmaya başladı.

*Teknolojinin gelişmesi ve internet devriminin insanların yaşam alışkanlıklarını değiştirmesi Hollywood sinema endüstrisinin yanında yeni neslin beklentilerine uygun farklı platformların oluşmasını da beraberinde getirdi.

*İsrail – Filistin meselesi ve terör yapılanmaları başta olmak üzere, dünyanın geleceği ve yapısı ile ilgili belgesellere kadar uzanan birçok farklı yapım izleyici ile bu platformlarda buluşmaya başladı.

*Yaratıcı içerikleri ile televizyonun ve hatta sinemanın bile önüne geçen Netflix aynı zamanda Hollywood’un propaganda gücü için de yeni bir alan oldu.

“Sinema göze üniforma giydirir.”

Kafka

HOLLYWOOD ENDÜSTRİSİNİN YENİ NESİL VERSİYONU NETFLİX Mİ?

Doç. Dr. Ece BABAN

İletişim Fakültesi Dekan Yardımcısı

Birinci ve İkinci Dünya Savaşları, savaşın taraf olan ülkelerinin telafi edilemez can kaybı ile ekonomik zarar yaşamasına neden oldu. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra başlayan ve 1947’den 1991’e kadar süren Soğuk Savaş döneminde artık ekonomik ve askeri kayıplara tahammülü olmayan ülkeler farklı alanlarda algı yönetimleri ile psikolojik üstünlükler kurmaya çalışarak yeni bir savaş yöntemi geliştirdiler. Hegemonik ülkeler bir yandan kendilerine bir maşa olarak kullandıkları devlet dışı aktörler ile çatışmaları ve gerilim yaşanan bölgeleri, silah endüstrisinden kazanılan gelirin kaybedilmemesi açısından beslerken diğer yandan da dünya kamuoyunu yönlendirmek için yumuşak güç yöntemleri arayışına girdiler.

Yumuşak güç kullanımında en başarılı olan ülke olan Amerika Birleşik Devletleri, özellikle Hollywood endüstrisini kullanarak dünya üzerinde hem ABD’ye olumlu bir kimlik inşa etti hem de dünya kamuoyunda düşmanın kim olduğu ile ilgili bir algı yönetimi yapmaya başladı. Özellikle ABD ile SSCB arasındaki ideolojik, askeri, ekonomik ve ticari yarış bir süre sonra Hollywood sektörünün de içine dahil olduğu bir algı yönetimi yarışına dönüştü. Soğuk Savaş’ın sona erip SSCB’nin dağılması ile kendini bir süper güç olarak konumlandıran ABD, dünyanın her türlü tehditten korunmasında oynadığı lider rolünden, ABD’ye ve onun savunduğu insan hakları, özgürlük, demokrasi gibi evrensel değerlere karşı olanlarla girdiği savaşa kadar birçok hikaye ile beyazperdede kendi propagandasını yaptı. İyi olanı kendisi olarak belirlerken kötü olanın kim olduğu ile ilgili de dünyaya net bir mesaj verdi.

-“Aktarım süreci Hollywood endüstrisinin işlevlerinden biri haline geldi”

Teknolojinin olanakları ile yeniden üretim çağının yaşanması beraberinde tarihte gerçekleşen olayların yeniden senaryolaştırarak sinema yolu ile gelecek nesillere aktarılması şansını getirdi.Vebu aktarım süreci Hollywood endüstrisinin işlevlerinden biri haline geldi. Toplumsal hafızayı güçlü tutmak ile birlikte, tarihte yerleşmiş düşmanlıklar, rekabet ya da dostlukların gelecek nesiller tarafından da benimsenmesi açısından teknolojinin olanakları ile yeniden üretim çağı özellikle sinema sektörü ile algı yönetimi açısından büyük bir önem taşıdı. Teknolojinin gelişmesi ve internet devriminin insanların yaşam alışkanlıklarını değiştirmesi Hollywood sinema endüstrisinin yanında yeni neslin beklentilerine uygun farklı platformların oluşmasını da beraberinde getirdi.

-“Netflix yapımlarını dikkatle izlemeye başladı”

Hollywood endüstrisinin algı yönetimi ile ilgili misyonuna eleştirel yaklaşanlar bunun farklı bir versiyonu olarak Netflix yapımlarınıdikkatle izlemeye başladı.

İsrail – Filistin meselesi ve terör yapılanmaları başta olmak üzere, dünyanın geleceği ve yapısı ile ilgili belgesellere kadar uzanan birçok farklı yapım izleyici ile bu platformlarda buluşmaya başladı. Yaratıcı içerikleri ile televizyonun ve hatta sinemanın bile önüne geçen Netflix aynı zamanda Hollywood’un propaganda gücü için de yeni bir alan oldu. Dikkat çeken bir diğer nokta ise kısa belgeseller ve diziler, görüntü kaliteleri ve içerikler kadar yapımların zamanlamaları açısından da önemli bir etki yaratıldığının farkına varılması oldu. Örneğin Trump ve Netanyahu’nun“Yüzyılın Planı” olarak İsrail ve Filistin arasındaki çatışmayı durduracağını iddia etmelerinden hemen önce Messiah dizisinin en çok konuşulan konu haline gelmesi ve farklı kesimlerden farklı eleştiriler alarak Change.org’da imza toplanacak bir olaya dönüştürülmesi, dizide ise kot pantolonu ve kapüşonlu sweatshirt’ü ile yeni nesil bir “Mesih”in belirmesi ve yolunun ABD’ye düşmesi oldukça dikkat çekiciydi.

-“Salgına dönüşen Corona virüsü ile mücadele”

Diğer yandan, Çin’de çıkan ve dünyada endişeli bir salgına dönüşen Corona virüsü ile mücadele edildiği sırada ABD ve Asya’daki doktorların griple mücadele ederek evrensel bir aşı geliştirmeye çalıştıklarını anlatan Pandemic dizisinin ilk sezonunun gösterilmesi deyine dikkatlerden kaçmadı.

Zamanlaması ve hikayesi ile dünyada eş zamanlı olarak yaşanan olaylara gönderme yapan birçok yapım ile karşılaşılması birçok platformda Hollywood’un üstlendiği algı yönetiminin yeni versiyonunun Netflix üzerinden yapılıp yapılmadığı ile ilgili tartışmanın açılmasına neden oldu. Teknolojinin olanakları ile yeniden üretimin gerçekleştirildiği ortamda tarihte var olan imparatorluklar ya da tarihin seyrini değiştiren olaylar da kaynaklara dayandırılarak kısa diziler halinde izleyici ile buluşturuldu. Sadece dizi ya da filmlerin içerikleri değil aynı zamanda onları tanımlayan anahtar kelimeler de olaylar ya da kişiler ile ilgili algı yaratılması açısından kullanıldı. Bugün Hollywood sektörünü üstlendiği Amerikan propagandasının yerini propaganda yapılan platformlardan biri olarak Netflix’in alıp almadığı tartışılırken, Gerbner’in ekme kuramını bir kez hatırlamakta fayda var.

-“Gücü elinde bulunduran görünenin mevcudiyetine karar verendir”

İzleyicinin sıklıkla izlediği şeyler bir süre sonra onun dünyayı algılamasını şekillendirir. Jean – LucMarion’un“gücü elinde bulunduran görünenin mevcudiyetine karar verendir” sözüne de atıfta bulunarak bilgiyi üretme gücüne sahip olan, teknolojiye ve içerik üretmeye hakim olanların ürettikleri içerik ve kullandıkları teknoloji ile dünyadaki bakış açısını belirlediklerini, bunun için de en popüler kitle iletişim araçlarını kullandıklarını hatırlamakta fayda var. Bu sebeple bilgiyi üretmek kadar onu insanların almayı tercih edeceği yollarla onlara ulaştırmak da önem kazanmaktadır. Türkiye özellikle güvenlik ve terör ile ilgili sahada verdiği mücadelesinin ve geliştirdiği diplomatik ilişkilerinin yanı sıra dünyada en çok tercih edilen platformlarda kendini anlatmaya ihtiyaç duyduğu ya da yapılan kara propagandalara cevap verebileceği yaratıcı içerikler ürettiği takdirde tekniğin olanaklarından yararlanılarak, algı savaşında açılan bir cephenin daha yönetilmesinde başarı sağlayacaktır.

HOLLYWOOD ENDÜSTRİSİNİN YENİ NESİL VERSİYONU NETFLİX Mİ?