HİPERSONİK SAVAŞ

Mutasavver bir mücadelede hipersonik silahlarla olası bir ilk vuruş(lar) harbin hem karakterini hem de sıklet merkezini belirleyecektir. Oyun değiştirme potansiyeli oldukça yüksek bahse konu silahların, yeni nesil bir savaşın da temel vasıtalarından biri olacakları hususundaki gelişmeler hızla devam etmektedir. Bu sistemlere sahip olanlar ile olmayanlar arasındaki güç mukayesesi ancak nükleer silahlar emsal alınarak anlaşılabilir. Nasıl ki nükleer silahlar anlık bir zaman diliminde devasa zarar verme kapasiteleriyle emsalsiz bir güç iseler, hipersonik silahlar da hem benzer nitelikleri hem de söz konusu silahlara önlenemez hızlı platform sağlama kabiliyetleriyle muazzam sistemlerdir.

Hipersonik silahlar, olağanüstü hızları ve konvansiyonel harp başlıkları ile modern harbe yeni bir boyut kazandırırken, nükleer harp başlık taşıma kabiliyetleriyle de meydan okuma ve stratejik caydırıcılığın en etkili asimetrik enstrümanı olmaya devam edeceklerdir. Bu güçten yoksun olanların atacakları muhtemel ölümcül adımların bedelinin, sınırsız bir karşı koymayla, çok ama çok ağır olacağı bilinmelidir. Özellikle küresel güçler ile bu vizyon doğrultusunda kuvvet geliştirmeyi amaçlayanların, bu yarışta var olmaları yaşamsal öneme sahiptir. Bu bir stratejik dönüm noktasıdır. Ülke menfaatlerini askeri üstünlüğe dayanarak korumanın temel mantığında, inşa edilmesi planlanan dönüşüm stratejilerde, gerçekçi varsayımlara dayanan kararların önemli bir yeri vardır.

Nükleer silahlar nasıl ki modern savaş kavramlarının büyük bir kısmını değiştirerek başta güvenlik olmak üzere caydırıcılık ve mücadele yöntemlerinin başka bir boyuta evirilmesini sağlamış ise hipersonik silahlar da benzer etkileri sağlayarak ‘harbin karakteri’ni önemli ölçüde değiştirecektir. Muhtemel hedeflere en az 5 mach ve üstü ( 5000-25000 km./hr.) hızla yaklaşan, alçak irtifa avantajını kullanan, mevcut radar sistemleri ile tespit edilmesi bir hayli zor, hava savunma sistemleriyle önlenmesi ve def edilmesi neredeyse imkansız olan bu sistemler; oyun değiştirici ve sonuç belirleyici nitelikleriyle silahlanma yarışını uzun süre açık ara önde götüreceklerdir.

Hipersonik silahların olağanüstü hızları, uçuş yörüngesinin tahmin edilmezliğindeki zorlukları ve hedefe yaklaşırken manevra yapma nitelikleriyle, rakip ve hasımlara karşı dengelenmesi oldukça zor üstünlük sağlayacakları öngörülmektedir. Bahse konu silah ve sistemlere sahip olan devlet ve ittifakların, oldukça önemli bu ‘kuvvet çarpanı’ ile nükleer güç ve te- sislere, kara-hava-deniz ve bunların derinliklerindeki stratejik kuvvetlerine uzak mesafelerden taarruz edebilme imkan ve kabiliyetleri oldukça güçlenecektir. Olası kabus senaryolarının gerçekleşme skalasındaki yerini dürüstçe ve gerçekçi bir şekilde tahlil edemeyen ve bu doğrultuda güç geliştiremeyen devletlerin, hipersonik bir savaşla yüz yüze kalacakları, sonuçta da milli güç unsurları üzerindeki egemenliklerini büyük ölçüde kaybedecekleri artırılmış gerçeklikten de öte bir durumdur.

HİPERSONİK SİLAH VE SİSTEMLER

Hipersonik silah ve sistemler için bugün çeşitli platformlar kullanılsa da fırlatma sistemlerinin yeni bir bakış açısı ile değerlendirilmesi oldukça muhtemeldir. Hipersonik sistemleri; hipersonik seyir füzeleri (hypersonic cruise missiles), hypersonic glide vehicle diye adlandırılan ve balistik bir füze yardımıyla atmosfer dışına gönderilen ve oradan hedefe doğru dalışa geçen HGV’ler, hipersonik taarruz uçakları (hypersonic attack aircraft) ve hipersonik gemisavar füzeler (hypersonic anti-ship missiles) bağlamında sınıflandırılarak incelemek mümkündür.

•        Hipersonik Seyir Füzeleri: ABD’nin DARPA (Defense Advanced Research Project Agency) vasıtasıyla “Hipersonik Uzay Aracı Projesi” olarak anılan XS-1 faaliyetlerini yürüttüğü bilinmektedir. Uyduları hızla yörüngeye yerleştirme amacı taşıyan bahse konu araştırmaların farklı sistemlere platform sağlamaya yönelik olduğu bilinmektedir. Bugün sensör taşıyanların yarın her türlü silahlara vasıta olabilmesi mümkündür. Yine SR-71 ve 72 projeleri ile geleneksel tribünlü motorla çift motorlu ramjetin kombine edilerek en az 6 Macha ulaşan casus uçaklar, hipersonik hava araçları ve füzelere ulaşmanın sağlam zeminini oluşturmaktadır. Boeing’s X-51 Waverider temelli seyir füzesi çalışmaları, ABD havacılık ve uzay endüstrisinin hipersonik teknolojide yeterli olgunluğa eriştiği hususunda önemli bir adımdır.

Rusya’nın, 2018 yılı içerisinde konvansiyonel ve nükleer başlık taşıyabilen Kh-47M2 hipersonik Kinzel füzesini, MİG-31 uçaklarını kullanarak birçok kez başarıyla test etmesi ve bunu 2020 yılı itibarıyla hizmete alacak olması son derece önemlidir. Hem yer hedeflerine hem de deniz hedeflerine karşı etkili bir şekilde kullanılması planlanan Kh-47M2’lerin Tu-22M3 uzun menzilli bombardıman uçaklarıyla kullanılması çalışmaları tamamlandığında ölümcüllükleri daha da artacaktır.3 Bunun yanı sıra, Rusya ve Hindistan’ın ortaklaşa geliştirdikleri BrahMos ve test aşamasında bulunan BrahMos-II hipersonik seyir füzeleri de bu bağlamda değerlendirilmesi gereken dikkat çekici çalışmalardır.

•        Hipersonik Kayma Araçları/Silahları veya Planörler (Hypersonic Glide Ve- hicle-HGV): Geleceğin en etkili ve oyun değiştirme yeteneği çok yüksek silah sistemi olarak HGV’ler, hipersonik yarışı sürdüren ülkelerin özellikle odaklandıkları bir alandır. Balistik füzeler kadar hızlı uçan ancak onlara nazaran manevra yeteneği, hedefe yönlenme kabiliyetleri ve tahmin edilmesi oldukça zor yörünge üstünlükleri nedeniyle “sınırsız” sıfatıyla tanımlamak mübalağa edilmemiş bir yaklaşımdır. Hava savunma sistemlerinin etkinliğini sıfırlayarak ve de nükleer başlık taşıyarak asimetrik bir silah olma özelliği yüksek HGV’ler üzerindeki ilk çalışmaları, ABD’leri HTV-2 ile başlatmıştır. Halen devam eden bu çalışmalar gelişme aşamasındadır. Yine, Lockheed Martin tarafından geliştirilen iki hipersonik sistemden birisi olan, AGM-183A (Advanced Rapid Respon- se Weapon-ARRW), B-52 bombardıman uçağı ile test edilerek 20 mach hızını aştığı ve 2021’de operasyonel hale geleceği basına yansıyan haberler arasındadır.5 DARPA’nın bir diğer hipersonik projesi olan, Hypersonic Conventional Strike Weapon (HCSW/Hacksaw),katı yakıtlı, GPS güdümlü ve uçaklar tarafından taşınması planlanan sistemdir ki 2022’de hizmete alınması planlanmaktadır.

Rusya’nın Avangart/YU-74 projesiyle bu alanda önemli bir atağa kalktığı rahatlıkla ifade edilebilir. 01 Mart 2018’de, Putin’in dünyaya övünerek açıkladığı7 6 büyük silah projesinden biri olan Avangart; 20 mach üzeri hızı (24700 km/h) ve Sarmat RS-28 kıtalararası balistik füzeler kullanılarak fırlatılacak olması gibi olağanüstü özellikleriyle caydırıcılığın ve/veya silahlanma yarışının başaktörü olmaya adaydır.8 Testleri başarıyla tamamlanan 2 sistemin 2019 sonu itibarıyla envantere girmesi, 2027 yılına kadar da her birinde 6 sistem bulunan iki alayın operasyonel hale getirilmesi planlanmaktadır. Nitekim bu hususta Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu, 28 Aralık 2019’da yapmış olduğu açıklamada, Avangart hipersonik seyir füzeleriyle donatılan yeni stratejik füze sistemlerinin ordu envanterine girdiğini belirtmiştir.9 Rusya bu hamlesiyle, yeni nesil nükleer silahlar ve hipersonik füze sistemlerinde, büyük bir avantaj yakalayarak açık ara öne geçmiştir.

Çin’in ise DF-ZF/WU-14 bilinen HGV çalışmaları 2014’den beri test edilmektedir. Özellikle, uçak gemisi ve benzeri yüksek değerdeki deniz hedeflerine karşı kullanılması düşünülen HGV’lerin, 1800-2500 km. menzil ve 10 mach hıza eriştiği ifade edilmektedir.

•        Hipersonik Taarruz Uçakları: Hipersonik teknolojide spekülasyona açık en karmaşık konulardan birisi de scramjet motorlarıyla donatılması düşünülen ve denemeleri yapılan taarruz uçaklarının kullanılmasıdır. ABD’lerinin X-51 Waverider, X-43A ve SR-72 çalışmaları hakkındaki bilgiler oldukça sınırlıdır. Rusya’nın YU-71 hipersonik uçak projesiyle yürüttüğü testlerin başarıyla gerçekleştirilmiş olduğu açıklanmış olsa bile konu hakkındaki bilgi ve veriler oldukça muğlaktır. Çin’in ise test aşamasında bulunan Tengyun hipersonik uçak projesi devam etmektedir. Hipersonik taarruz uçaklarının olmazsa olmazı olan scramjet teknolojisi halen erken gelişim evresinde olduğu için bahse konu sistemlerin yakın bir zaman diliminde gün ışığını görmesi pek de mümkün gözükmemektedir.

•        Hipersonik Gemisavar Füzeler: ABD’leri bugün bu alanda yalnızca subsonik füzelere sahiptir. Rusya’nın, 3M22 Zircon “Hypersonic Anti-Ship Cruise Missile” sistemi ise dikkat çekici özellikler taşımaktadır. Rusya’nın 2017’de başarıyla test ettiği füzenin seri imalatına başlanması kuvvetle muhtemeldir. Sesten beş kat hızlı, scramjet motorlu, 250 km. mesafeyi yaklaşık 2.5 dakikada kat eden bu füzeler, keskin nişancı tüfeğinden atılan bir mermiden çok daha hızlıdırlar. Ayrıca hipersonik hızda iş gören etkili radarları, hedef algılayıcısıyla hedefleri tespit ve izleme yetenekleri ve gelişmiş elektro-optik sistemleriyle üstün ve önlenemez bir silah sistemidir.10 Çin’in ise test aşamasında bulunan Dong-Feng 21 füzesiyle ilgili bilgiler çok sınırlıdır.

 

 MİLLİ GÜVENLİĞİN ASKERİ BOYUTU VE HİPERSONİK YARIŞ

Milli güç unsurlarının hazırlanması, desteklenmesi ve de anlamlı bir amaca uygun olarak sevk edilmesi stratejik bir meseledir. Zamanın ruhu ile çelişkiye düşen, politik amaçlarla uyum sağlamayan ve iyi yönetilemeyen güçlerin varlığını devam ettirmesi mümkün değildir. Büyük İskender’den günümüze mücadele arenasının seyrindeki çok sayıda düşüş ve çöküş örneğinin temel nedeni budur. Düşüşlerin de yükselişlerin de barışla değil de savaşla olduğu gün gibi ortadadır. Savaşlar savaşta değil, sözde barış dönemlerindeki hazırlıklarla kazanılır. Mücadele eden rakiplerin ekonomik ve mali güçleri, teknik kapasiteleri, örgütlenme becerileri, kültürel düzeyleri ile nitelikli silah ve teçhizat üretme yetenekleri sonucun belirlenmesinde her zaman etkili olmuşlardır.

Askeri üstünlüğün tesis edilmesinde ve/ veya bulunulan duruma göre önemli bir sıçrama kaydedilmesinde başlıca ön koşul milli gücün bu bağlamda konsolide edilmesidir. Günümüzün yeni nesil savaşları ve/veya mücadele yöntemleri, milli güç unsurlarının tamamına dayalı, gücün nispetinde yurt içi ve dışında büyük bir coğrafyada uzay ve siber uzayı da kapsayacak şekilde, sürekli bir faaliyet olarak değerlendirilmesi gerekir. Gücün değerlendirilmesi ve mukayesesinde; öncelikle strateji kültürü olmak üzere kurumsal kültür, sahip olunan sistemlerin millîlik ve yerlilik durumu, askerî gücün harbin karakteri bağlamında yeni nesil mücadele yöntemlerine uygun geliştirilmesi, uzay ve siber uzayda var olma yeteneği, nükleer güç, akıllı, hassas ve hipersonik sistemlere hakimiyet ile gayrinizami harp imkan ve kabiliyetlerinin ele alınması bir zorunluluktur. Bu ölçü ve ölçütlere, harbin değişen karakteri bağlamında, yeterli ilgiyi göstermeden harekata başlayan ordular, her zaman ağır bir fatura ödemişlerdir. Bundan sonraki mücadelelerde, bu maliyetin daha da ağırlaşması kaçınılmaz gözükmektedir.

Teknolojideki değişim ve bunun harp silah/vasıtalarına yansıması her zaman mücadelenin karakterine devasa ölçekte etkiler meydana getirmiştir. Barut, pusula ve ateşli silahların harp sahasında kullanılmasının etkileri nasıl ki doğrudan mücadelenin karakterinde beklenmeyen tesirler meydana getirmiş ise hipersonik teknolojinin de devreye girmesiyle daha da güçlü, öngörülmez ve önlenemez tehditler bu yarışta geri ve/veya saf dışı kalanları beklemektedir. Hipersonik sistemlerin operasyonel hale gelmesiyle birlikte, muhtemel tehditlerin önlenmesi ve/veya bertaraf edilmesi bağlamında, sahip olan tarafa büyük bir güç ve caydırıcılık sağlayacakları çok açıktır.

Nükleer silahlanma yarışında olan devletlerin hassas güdümlü ve akıllı mühimmat geliştirdikleri hususu, ilgilenenlerin yakinen bildikleri bir konudur. Nükleer silahlı devletlerin bu alanda maalesef bir üstünlükleri mevcuttur ve de önemli bir avantaj yakalamış durumdadırlar. Durum üstünlüğümden istifade ederek, bugün de, hipersonik silahlar ve sistemler geliştirmektedirler. Günümüzün söz konusu yarışına; Rusya, ABD ve Çin liderlik etmektedir. Ancak İngiltere, Fransa, Almanya, Hindistan ve Japonya’da yarışın başlangıç çizgisinde yerlerini almış durumdadırlar. Öngörülebilir gelecekte, bu yarışın daha da kızışarak devam edeceği muhakkaktır.

Hassas güdümlü ve akıllı sistemler ve füzeler geliştirme yarışına geç de olsa sonradan katılan Türkiye’nin, özellikle Birinci Körfez Harbi sonrası dönemde, bu alandaki çabaları ve katettiği mesafe dikkate değerdir. Bu hamle küçümsenemez. Nükleer silahlanma yarışı devam ederken stratejik bir yanılgı ve negatif yönlendirmeyle bu mücadeleden geri kalan veya bıraktırılan Türkiye’nin, kaybettiği zaman ve mesafe hayli önemli ve stratejik olmasına rağmen, tekrar ateşli silahlardaki rekabeti yüksek alana geri dönmesi ve ben de varım demesi son derece hayati bir reflekstir. Türkiye’nin bulunduğu coğrafyada var olmasının, kurulan veya kurulacak oyunlarda yüksek değerli taş olmasının önemli bir fonksiyonudur. Desteklenmesi ve geliştirilmesi, güç etkinliği üzerinde kuvvet çarpanı etkisi yaratacaktır. Bu yeteneğin geliştirilmesi, korunması ve kullanılması durumunda mutlak surette kontrol edilmesi gereken iki saha vardır: Uzay ve siber uzay. Her iki alanda üstünlük sağlamadan kara, deniz ve havada güç geliştirmenin ve bulundurmanın fazlaca bir ehemmiyetinin bulunmayacağı mütemadiyen tekrarlanmaktadır. Sözün özüne gelindiğinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin uzay ve siber uzayı kontrol ederek post modern bir savaşı yürütme kapasitesi, hassas güdümlü, akıllı sistemler ve hipersonik silahlar bağlamında incelendiğinde, mutlak surette geliştirilmesi ve müstesna bir ilgi göstermesi gereken alandır.

MESAFE ALMA STRATEJİSİ OLARAK, GELECEĞİ ÖNGÖRMEK

Mücadele edenlerin veya etmesi muhtemel potansiyel rakiplerin asimetrik etkili silah, sistem ve doktrinlere sahip olması her zaman gündemde olması gereken stratejik bir konudur. Türkiye’nin de bahse konu bu yarışta var olması ve rekabet edebilecek teknolojik seviyesini güçlendirmesi güvenliğini ve bekasını yakinen ilgilendiren millî bir meseledir. Vakit kaybetmeksizin, bu mücadelede aktör olabilecek oyuncularını özel bir ilgiyle destekleyerek ve koruyarak oyuna dâhil etmesi yaşamsal bir zorunluluktur. Hipersonik teknolojiyi yakalamak ve sürdürmek mutasavver mücadelenin mihenk taşı olduğu kadar asimetrik etkinin de vazgeçilmez bir enstrümanı olacaktır. Bu nedenledir ki, Türkiye Cumhuriyeti’nin büyük stratejisinin eylem planı; hipersonik teknolojiyle ilgili kurum ve kuruluşları, sanayiinin ilgili dallarını ve görevlendirilmiş üniversiteleri bu alana yönlendirmesi son derece önemlidir. 

 

KAYNAKLAR

1       https://www.s tr a tegic-culture.org/ news/2018/05/13/hypersonic-weapons-per- fect-tool-for-asymmetrical-warfare.html. Erişim Tarihi: 12 Mart 2019.

2       https://www.s tr a tegic-culture.org/ news/2017/10/18/looming-hypersonic-ar- ms-race-unaddressed-problem.html. Erişim Tarihi: 14 Mart 2019.

3       https://www.s tr a tegic-culture.org/ news/2018/03/15/ russia-tests-hyper- sonic-kinzhal-missile-president-pu- tin-told-truth.html. Erişim Tarihi: 12 Mart 2019.

4       https://www.s tr a tegic-culture.org/ news/2011/06/14/brahmos-and-india-rus- sia-partnership.html. Erişim Tarihi: 12 Mart 2019.

5       https://www.s tr a tegic-culture.org/ news/2019 /10/0 7 /hyper sonic-wea - pons-and-national-insecurity/. Erişim Tarihi: 02 Ocak 2020.

6       https://www.popularmechanics.com/mili- tary/weapons/a22791042/the-first-us-hy- personic-weapons-arrow-and-hacksaw/. Erişim Tarihi: 02 Ocak 2020.

7       https://southfront.org/restoring-strate- gic-balance-russias-invincible-nuclear-we- apons. Erişim Tarihi:15 Mart 2019.

8       https://www.s tr a tegic-culture.org/ news/2018/11/15/decoding-hypersonic-pu- tin-on-day-remembrance.html. Erişim Tari- hi: 12 Mart 2019.

9       https://tr.sputniknews.com/ sa vun - ma/201912281040928194-avangard-hiperso- nik-fuze-sistemi-goreve-basladi/ Erişim Ta- rihi: 30 Aralık 2019.

10     https://www.s tr a tegic-culture.org/ news/2016/12/16/zircon-missile-produ- ced-2018-russia-leading-hypersonic-ar- ms-race.html. Erişim Tarihi: 12 Mart 2019.

 

Hipersonik Savaşlar ve Milli Güvenlik