Saygıdeğer okurlarımız, dergimiz “Global Savunma”nın bir yılını doldurduğu 12. sayısında, sektörel yayıncılıkta bir ilki gerçekleştirerek profesyoneller kadar her kesimin büyük ilgisini çekeceğini düşündüğümüz “Uzay Savunma” dosyasıyla sizleri buluşturuyoruz.

Bilindiği gibi yakın zamana kadar dünyayı karadan ve denizlerden ibaret gören insanoğlunun uzay algısı genel olarak bilinmeyenin, esrarengiz kozmolojinin konusu olmakla sınırlıydı. Bu bilinmezlik çok büyük bir bölümü ile halen devam ederken, günümüz bilim ve teknolojisi eliyle insanlığın uzayı yakınsama çabası, uzayı da somut gerçeklik olgusunun bir parçası haline getirdi. Artık günümüz dünyasından anlaşmalar, paylaşımlar ve egemenlik mücadeleleri de uzaya taşınmış bulunuyor.

            “Global Savunma”nın bu sayısında “GELECEĞİN SAVAŞ VİZYONU: UZAY SAVAŞLARI” kapak konusu ile sizleri bu yeni mücadele alanıyla tanıştırmak için dergimizin uzman kadrosu uzayda enerjiden madenciliğe, savunmadan teknolojiye kadar uzanan geniş bir yelpazede yaşanan güç savaşlarını mercek altına alıyoruz.

Bir zamanların fantastik edebiyatının kahramanlarıyla bizleri tanıştıran Jules Verne’in hayal gücü sayesinde bugün uzaya keşfetmeye yönelik yolculuklar gerçekleştiriliyor. Ancak bir taraftan da insanlık tarihinden beri var olan savaşlar artık uzaya da taşınıyor. Doç. Dr. Fahri Erenel ve Şule Kılıçarslan tarafından kaleme alınan “Jules Verne’den Elon Musk’a Uzay Çalışmaları” bu mücadelenin gerçek boyutlarını, günümüzün en önemli askeri ittifaklarından olan NATO ile ABD’nin yakın geçmişte Balkanlar ve Ortadoğu’da gerçekleştirdiği operasyonlardaki uzay bağıntılarını bizlere çok boyutlu olarak sunuyorlar. Yazarlarımız, aynı zamanda uzayda cereyan edecek olası savaşların konseptlerine de ışık tutuyorlar.

            Bu bağlamda yeryüzü kökenli maden rezervlerinin azalması yanında yeni maden kaynak ve elementlerine ulaşımın uzay temelli olmasının yol açacağı ekonomik rekabeti, geçmişten bugüne maden ve cevherine olan ihtiyacı, “Uzaydaki Enerji, Uzay Madenciliği Ve Gelecek Vizyonları” başlığıyla ele alan yazarımız Av.Mustafa Serhat Kaşıkara’nın çalışmasını, Doç. Dr. Ece Baban’ın “Yarıştan Savaşa Dönüşen Mücadele Alanı: Uzay Madenciliği” başlıklı makalesini ilgilerinize sunuyoruz. Sayın Baban makalesinde; Deep Space, Planetary Resources gibi Batılı şirketler tarafından uzay madenciliği alanında yapılmaya başlanan uzay araştırmalarına ve yapay zeka çalışmaları ile paralel ilerleyen uzay madenciliğinin geleceğin en büyük mücadele alanı, hatta Trump’ın ifadesiyle “savaş alanlarından biri” haline geleceğine dikkat çekiyor.

            Yakın gelecekte küresel güçlerin başlatacakları yeni bir mücadele alanı olacak olan uzay, yeni teknolojileri, yeni savunma stratejilerini, diplomatik atakları ve yeni ekonomik yatırımları da beraberinde getirecektir. Bu durumda uzayın küresel güçlerin yeni rekabet alanı olmasıyla birlikte, dış uzaydaki gök cisimleri üzerinde egemenlik kurma veya herhangi bir nükleer silah ya da benzeri kitle imha silahları yerleştirmeme yükümlülüklerine şimdilik uymakla birlikte kendi askeri güvenlik ihtiyaçlarını sürdürmeye kararlı olduklarına işaret edilmektedir. Dr. Tarık Ak ve Prof. Dr. Nesrin Çobanoğlu’nun ortak olarak kaleme aldıkları “Uzayda Ulusal Güvenlik Mücadelesi Başlıyor! başlıklı makaleleri bu konulara dikkat çekiyor.

Doç.Dr. A. İnci Sökmen Alaca, “Uzay Jeopolitiği: Uzay Savaşında Ve Güç Dengesinde Önemli Avantaj Alanı” başlıklı incelemesinde; uzay güvenliği ile nükleer istikrar arasında bağlantı kuran askeri uzmanların, hem dünyada hem de dış uzayda olası bir nükleer çatışmanın insanlık için tahribi çok büyük sonuçlar doğuracağını ileri sürdüklerini, dolayısıyla devletlerin daha fazla güç ve zenginlik uğruna dünyanın sonunu getirecek çatışmalardan kaçınmaları gerektiğinin altını çiziyor.

Dünya barışını koruma adına yola çıkıp, günümüzde varlığı tartışmaya açılan NATO’nun uzay paylaşım mücadelesindeki konumunun ne olacağına ilişkin bir paragraf açan Uluslararası Güvenlik Uzmanı Tolga Başkan, “Nato’nun Uzaya Yaklaşımı” başlığını taşıyan analizinde;  yakın zamana kadar ittifakın barışı koruma, kriz yönetimi, askeri operasyonlar, afet yardımları, terörle mücadele misyonları, toplu savunma planları çerçevesinde farklı coğrafyaları uzay teknolojileri kullanarak şekillendirirken, NATO’nun bundan sonra uzayda tehdit algıladığı unsurlara karşı yeni argümanlar geliştireceğinin işaretlerini ortaya koyuyor.

Konu NATO olunca, dergimizin geçen sayısından devam niteliğinde; “Nato’nun Türkiye Paradoksu” başlıklı makalesiyle Dr. D. Eray Güçlüer

1980’li yıllardan itibaren terörle boğuşan Türkiye’nin terörle mücadelede sözde müttefiği olan NATO’dan nasihat dışında herhangi bir yardım alamadığı gibi, her geçen gün istikrarsızlaşan ve Ortadoğu’dan kaynaklanan; terör, göç, insani krizler gibi çok yönlü tehditler karşısında ittifak savunma kapsamı dışında bırakılmasını sorguluyor.

TR-ANTEN Genel Müdürü, Prof. Dr. Lokman Kuzu; “Uydular ve Savunma” başlıklı yazısıyla yine uzay bağlamında Türkiye’nin Çin’den fırlatılan

Göktürk-2 askeri uydusu ile, Fransız Guyanası’dan fırlatılan Göktürk- 1 uydusunun hedefleriyle diğer çok amaçlı askeri uydular hakkında bilgiler sunmakta...

Uluslararası Güvenlik Çalışmaları Araştırmacısı Mesut Özcan; “Teknoloji Çağında Hegemonya Mücadelesi ve Türkiye” başlıklı makalesinde; Türkiye’nin özellikle Ortadoğu operasyonlarında kullandığı teknolojik kabiliyeti yüksek savaş gücünün değişen güvenlik konseptlerine, sıcak çatışma ortamlarına yüksek uyumunu irdeliyor.

 Dergimizin Askeri Danışmanı (E) Tümgeneral Ergüder Toptaş, “Endüstrinin Vitaminleri veya Teknolojinin Tohumu” başlıklı makalesinde uzay ve savunmadan petrol arıtmaya kadar önemli bir yer işgal eden nadir elementlerle ilgili olarak; dünya ticaretinin ülkelerin yüksek teknolojik ürünler üretebilme kapasitelerine göre biçimleneceğine dikkat çekerken bu elementlerin korunması ve paylaşımı mücadelesinde ülkemizde kurulan NATEN’in geleceğine ilişkin öneriler sunuyor.

Memleketimizin de içinde yeraldığı, yıllardır sıcak çatışmaların merkezi halindeki Ortadoğu coğrafyasında son olarak uluslararası güç odaklarının Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin ve Kıbrıs Türk halkının haklarını yok sayarcasına başlattığı  enerji paylaşımı Kıbrıs’ın Türkiye açısından önemini bir kez daha ortaya koydu.  “Enerji Ve Kıbrıs’ta Tam Bağımsızlık İçin İki Akıl Oyunu” makalesiyle Arif Emre Örün, yıllardır kangrene dönüşen Kıbrıs meselesi ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin uluslararası platformlarda tam bağımsızlığı ve tanınması yolunda çözüme yönelik stratejik akıl oyunları sunuyor.

            “Türkiye-Mısır Kavgasının Sonucu ve Libya” yazısıyla Doç. Dr. Hüseyin Şeyhanlıoğlu, parçalanmış Ortadoğu’nun yeniden toparlanması ve Türkiye’nin bu çerçevede neler yapması yönündeki görüş ve önerilerini sizlerle paylaşırken, Doç. Dr. A. İnci Sökmen Alaca da   “Levant Bölgesi Bölgesel ve Küresel Mücadelesinde Lübnan Beyrut Liman Faciası” başlıklı yazısıyla geçtiğimiz günlerin en sıcak gelişmelerinden birinin yaşandığı Lübnan’ın Beyrut Limanı’nda meydana gelen devasa patlama ve bunun sonuçları üzerine derinlemesine bir analizde bulunuyor.

Av. Dr. İlhan Yılmaz Cömert, “PKK/PYD Terör Örgütü’nün Suriye’deki Kazanımları Ve Türkiye’ye Etkileri” başlıklı yazısında; Arap Baharı ve Büyük Ortadoğu Projesi’nin mimarı olan ABD’nin hedefinin başta İsrail’i rahatlatmak üzere bölge kaynaklarının sömürülmesi için Suriye’de bağımsız bir Kürdistan oluşturmak olduğuna dikkat çekiyor.

            Yine geçtiğimiz ayın bir başka sıcak gelişmesi; Azerbaycan-Ermenistan arasında meydana gelen iki ülkenin askerleri arasında yaşanan sıcak çatışmaların nedenlerini; Kalecik Belediye Başkanı ve aynı zamanda strateji uzmanı olan Duhan Kalkan’ın, Tovuz Bölgesinde Yaşanan Çatışmaların Azerbaycan’ın Enerji Güvenliği Kapsamında Değerlendirilmesi” başlıklı yazısında inceleme imkanı bulabilirsiniz.

Geçen sayımızdan devam niteliğinde sayılabilecek pilotlarla ilgili bir başka ilgi çekici yazıyı Gökhan Karakuş’un kaleminden “Pilotlara Samimi Tavsiyeler”den takip ederken, Erol Başaran Bural’dan “Terör Sözlüğü” ile de terörizmin propaganda taktiklerini öğrenmeye devam ediyoruz.

Dergimiz “Global Savunma” 12. sayısıyla siz değerli okurlarımızın desteği, “Global Savunma” yazı ailesinin fedakar çalışmalarıyla bir yılını doldurmuş bulunuyor. “Global Savunma”ya gönül verip katkı sağlayan değerli yayın ailemiz adına siz değerli okurlarımıza bir defa daha teşekkür ederken, nice yeni sayılarda birlikte olmak dileğiyle saygılarımızı sunarız.

 

GELECEĞİN SAVAŞ VİZYONU: UZAY SAVAŞLARI