Kategoriler: Dergi,
Alt Kategoriler: Mayıs,

Geleceğin kokpitleri, teknoloji, yapay zeka ve otomasyon birlikte uçuş emniyeti, fayda ve verimlilikte önemli gelişmeler vaat ediyor.

 

Temel pilotaj eğitiminde öğretilen konulardan birisi de “Çapraz Kontrol” meselesidir. Çapraz kontrol kısaca; kokpitte sürekli, periyodik ve belirli bir sıra ile yapılan kontrolleri ifade etmektedir. Çapraz kontrol daha çok uçuş aletleri, rota ve seyrüseferin takibi, iletişim ve telsiz konuşma usullerini kapsamaktadır. Yıllardır pilotların en temel yeteneklerinden biri olan bu özellik konvansiyonel hava araçlarında olmazsa olmaz bir alışkanlıktır. Tek pilotlu bir uçağın pilotu kumandalarda uçağını sevk ve idare ederken aynı zamanda motor ve seyrüsefer aletlerini kontrol etmekte, havadaki diğer trafikleri takip etmekte, telsizle hava trafik kontrolörleri ile konuşmakta, frekansları değiştirmekte ve gerekirse oluşacak bir acil duruma da müdahale etmektedir.

Uçuş kumandalarını otopilotlara, seyrüseferi uçuş yönetim bilgisayarına (FMC) bırakıp monitör etmeye başlayalı çok oldu. Uçakla ilgili birçok arıza artık sensörler vasıtası ile pilota ışıklı gösterge ve yazılı ikazlarla bildiriliyor. Merkezi yakıt deposundaki yakıtın bitişini haber veren görsel ve yazılı ikazla pilota sadece ilgili yakıt pompalarını almak kalıyor, almasa bile bir müddet sonra pompalar kendiliğinden kapanıyor. Otopilotla inebilen uçaklar pilotlardan bile daha güzel iniş yapıyor. Pilotlar da bir zahmet artık telsiz konuşmalarını yapsınlar durumu mevcuttu bugüne kadar. Peki bundan fazla daha ne olabilir ki?

Yeni nesil kokpitler, daha fazla durumsal farkındalığı, optimize edilmiş uçuş değişkenlerini ve uçuş operasyonunu destekleyen bir dizi yeni pilot/aviyonik arayüzden oluşmaktadır. Bu tam olarak ne ifade ediyor biraz açalım.

Fütüristler (gelecekçiler), günümüzde zaten genel ağ sistemi (internet, VHF tabanlı data-link’ler v.s.) ile yerdeki operasyon birimleri ile irtibatlı olan uçakların mevcut düzenden gelecekteki konfigürasyonlara sorunsuz bir şekilde geçiş yapmasını sağlamak için çalışmaktalar. Son kokpit tasarımları, düşük görüş şartlarında operasyonlara ve daha düşük kabiliyetlere sahip yer tabanlı yaklaşma kolaylıklarıyla bile havaalanlarına inişe izin vererek, verimliliği ve rekabet gücünü artırmayı amaçlamaktadır. Geleceğin kokpit tasarımlarının genel hedefleri arasında, hava durumundan kaynaklanan gecikmeleri %20 oranında azaltmak, ortak mimarilere (teknolojiler ve tasarım) sahip kokpitler ve sabit ve döner kanatlı hava araçları kategorilerinde ortak olan özelliklerin kullanılması ve yönetimini uyumlu hale getirmek yer alıyor. Kokpitlerin birbirine çok benzer ve aynı teknolojileri kullanıyor olmaları bu hava araçlarına intibak eğitimi alacak pilotların eğitim sürelerinin oldukça düşmesi anlamına gelir ki bu da eğitim maliyetlerinde % 20-30 azalmaya karşılık gelebilir.

Havacılık, uçuş emniyetini, uçuş verimliliğini, uçuş kapasitesini ve ürün yelpazesini geliştirmek için bilgisayarları, bilgisayar ağlarını veya sanal gerçekliği her zamankinden daha fazla kullanacak gibi görünüyor. Yeni kokpit tasarımları, daha fazla veri toplayacak ve analiz edecek, daha verimli uçuş rotaları ve profilleri ile azaltılmış uçuş süreleri, daha düşük yakıt tüketimi ve emisyonları sağlayacak ve daha fazla hava trafiği ve hava durumu farkındalığı sağlayacak şekilde planlanıyor.

Yazının girişinde bahsedildiği gibi bu zamana kadar uçuş ekipleri, otomasyon ve manuel kullanımın kombinasyonu ile uçağın yatay ve dikey uçuş rotasını yönetmekteydi. Teknoloji ve inovasyon ilerledikçe, uçağı kullanma avantajları neredeyse hayal edilemez şekilde gelişiyor. Geçmişten bu güne kadar, bağımsız konfigürasyonlarda çalışan, diğer sistemlerden ve harici ağlardan fiziksel olarak havada olduğu için izole edilmiş şekilde korunan aviyonik sistemler, artık yeni kokpit mimarisi ile bağımsız sistem tasarımlarından, entegre sistem tasarımlarına geçmektedir.

 

GELECEĞİN KOKPİTLERİ NASIL OLACAK?

 

Aviyonik fütüristleri, aşağıdaki fonksiyonları yerine getirmek için yeni dijital ekranlar, veri ağları, grafikler gibi ilgili teknolojileri entegre eden yeni görünümlere sahip bir kokpit hayal ediyor:

Uçuş Emniyeti: Havacılık ve uçuş emniyeti ayrılmaz bir bütündür. Yeni kokpitlerdeki Head-up göstergeleri (HUD) ve sentetik ortamlar, pilotların farkındalıklarını artırmak sureti ile emniyeti de artırmaktadır. Ayrıca, azaltılmış iş yükü sayesinde uçuş ekibinde performans iyileştirmesi de sağlarlar. Kokpit teknolojisi, yeni özellikler sunarken, ticari havacılıktaki ölümcül kazaların en önemli nedeni olan Uçuş Sırasında Kontrol Kaybı (LOC-I) sorununu ele almak zorunda hissetmektedir. Kokpitte farkındalığı artırmak en önemli tedbirlerden biridir.

Durumsal farkındalık: Makine otonomisi ve insan destekli operasyonlar arasında tasarlanan denge geliştikçe, eğilim giderek pilotu fiziksel olarak uçağın kontrolünden izole etme yönündedir. Bununla birlikte, pilotun rolü ve sorumluluğu ekip-kaynak yönetimi ve teçhizat eksikliği durumunda ihtiyaç duyulan desteğin sağlanmasında kalacaktır. Bu sorumluluğun olmazsa olmazı, gerekli olan durumsal farkındalığın (iletişim, uçuş planlarının, trafiğin izlenmesi, vb.) sürdürülmesidir.

Uçağın kontrolü: Pilot, uçağın operasyonu konusunda nihai otorite olmaya devam edecek ve uçağın kontrolünün tehlikeye girmesi durumunda son savunma hattı olacaktır. Sezgisel ve entegre kontrollerin amacı, pilotun uçağı uçururken konsantrasyonunu kesintiye uğratmadan daha fazla bilgiye erişmesini sağlamaktır.

Bu alanda, dokunmatik ekranlar, sesle kontrol (fly-by-voice), HUD ve birleşik görüş gibi teknolojilere bağlantı insan/makine arayüzleri kritik derecede önemlidir.

Konuşma, bir komutu yürütmek için gereken birçok manuel adımı ortadan kaldırabilir, böylece iş yükünü azaltır ve bir pilotun güvenli ve verimli bir şekilde uçmaya odaklanmasını sağlar. Sesli komut sistemi (fly-by-voice) özellikle mürettebatın aramak için önemli bir zaman harcayabileceği, nadiren kullanılan komutları veya menüleri bulmak adına kokpitte çok yardımcı olabilir. Kokpitte uçuşun sesle kontrol edilebilmesi, uçuş esnasında pilotun iş yükünü azaltır ve dikkatinin fazla dağılmasını önler. Dijital bir ikinci pilot ile doğru tepki veren sistemlerle konuşabilmek, her tür uçak için hızla gelişmekte olan bir teknolojidir.

Fütüristler ayrıca, uçmayla ilgili sürekli arka plan seslerine karşı komutları ayırt edebilen gelişmiş doğal dil işleme sistemlerini de geliştiriyorlar. Pilotlar böyle bir sistemi kullanarak, dokunmatik ekranda parmaklarıyla hareket etmek ve işaret etmek yerine, görüntülenen bir haritayı hareket ettirebilir ve yalnızca sözcükleri kullanarak belirli noktalara gidebilirler. Bu, pilotların, kritik bir uçuş aşamasında elzem olmayan bir kumandayı kullanmak için bakışlarını veya ellerini başka bir şey için kullanmak zorunda kalmadan, uçağı uçurmaya devam etmelerini sağlayacaktır.

Hareket (gesture) kontrolü (boşlukta el hareketini izleme) ve göz hareketi kontrolü, bir dokunmatik yüzeyi veya ekranı kaydırmanın ötesine geçer. Bu tür sistemler şu anda test edilmeye devam ediyor.

Kokpitteki diğer yenilikler, gaz kolları gibi kontrolleri içerir. Bu tür özelliklerin pratik uygulamaları henüz netleşmemiş olsa da çok sayıda güvenlik avantajı elde edilebileceği değerlendirilmektedir.

Bağlantı (connectivity): Bağlantının havacılık üzerindeki etkisi oldukça derindir ve aviyonik endüstrisi, bağlantılı havacılıkta ön plandadır.

Yeni bağlantılı uçuş yönetim sistemi (Flight Management System- FMS) konseptleri, uçak uçuş planını veya uçuş profilini ayarlamak için kullanılabilecek çok miktarda gerçek zamanlı durumsal farkındalık verisini uçuş güvertesine (hava durumu, trafik modelleri vb.) temin etmektedir.

Bağlantı ve gelişmiş veri analitiği, aviyonikler de dahil olmak üzere çok çeşitli uçak sistemlerinde bakım ihtiyaçlarını dahi öngörebilir. Bu, teknisyenlerin sorunlarla operasyonel kesintilere neden olmadan çok önce ilgilenmeye başlamalarını sağlayacaktır.

Yüksek hızlı bağlantı ile donatılmış uçaklar, mürettebatın ve yolcuların kişisel dizüstü bilgisayarlarını, tabletlerini ve akıllı telefonlarını optimum şekilde kullanmalarına olanak tanıyacaktır. Dijital bir arayüz, mürettebatın iş yükünü azaltan ve yolcu temas noktalarını iyileştiren bir seyahat deneyimi sunacak, yolcuların oturdukları yerden belirli yemekler, içecekler, battaniyeler ve kolaylıklar sipariş etmelerini sağlayacaktır. Bu sayede gömülü uçak içi eğlence sisteminin kaldırılması, daha fazla alan sağlayabilecek ve farklı yerleşik depolama seçeneklerine izin vererek operatörler için net ağırlık/maliyet tasarrufu sağlayabilecektir.

Akıllı yeniden stoklama sistemi ile, uçağa yeniden ikram yüklemek için gereken envanter otomatik olarak belirlenecek ve bu bilgi yer personeline mutfak sensörleri aracılığı ile iletilecektir.

Güven, Kontrole mani değildir

Uyumlu aviyonikler ile güvenlik, gizlilik, bütünlük ve kullanılabilirlik gereksinimleri karşılanacaktır. Ancak nihayetinde, bir onay mekanizması olmalıdır ve pilot tarafından kullanılmalıdır. Nihai karar ve sorumluluk her zaman uçuş ekibinde kalacaktır.

 

SON TEKNOLOJİ KOKPİT TASARIMLARI

 

Orijinal ekipman üreticileri (OEM'ler) ürün hatlarını iyileştirme arayışlarında sürekli olarak pazar ihtiyaçlarını gözden geçirmekte ve tasarımlarını revize etmektedirler. İşte bazı uçak üreticilerinin son teknoloji kokpit tasarımlarından bazıları:

 

Open Flight Deck - Açık Kokpit Projesi

Open Flight Deck, dünyanın en gelişmiş kokpitini yaratmak amacıyla devam eden bir projedir.[1] Açık Kokpit Projesi, kokpit için yeni teknolojileri destekleyen, büyük veri kaynaklarından yararlanarak uçuş ekibine karar vermesinde yardımcı yeni uygulamalardan yararlanmak, dokunma, ses ve dokunma gibi 21. yüzyılın İnsan-Makine arayüzlerinden faydalanabilmek için bir platform geliştirmek amacıyla geliştirilmektedir. Bu yeni pilot merkezli arayüz tasarımı, olumsuz hava koşullarında durumsal farkındalığı, karar vermeyi ve uçak kullanımını iyileştiriyor. Tasarım hedefleri ise 4D uçuş planlamasını ve sıfır görüşlü inişi destekleyerek operasyonel kapsamı genişletmek ve önemli miktarda yakıt tasarrufu sağlamak.

 

 

 

Pro Line Fusion

Airbus'ın C295 taktik hava nakliye uçağı için tasarlanan “Pro Line Fusion" uçuş güvertesi, arama kurtarma ve diğer taktik görevler sırasında operatörlere yardımcı olacak temel özellikler içeriyor ve şunlarla donatılmıştır:

  • Pilotların uçuş güvertesinde etkileşim kurmaları ve bilgilerini özelleştirmeleri için daha sezgisel bir arayüz sağlamak üzere dört adet 14,1 inç (35,8 cm) dokunmatik ekran,
  • Düşük ışık koşullarında başarılı görevlerin sağlanmasına yardımcı olmak için gece görüş gözlüğü özelliği,
  •  

 


Pilotun gelişmiş durumsal farkındalık için bakışını yukarıda tutmasını sağlayan Head-Up Display’ler,

 

 

  • Pilotların düşük görüş koşullarını görmelerini sağlayan Gelişmiş Görüş Sistemi (EVS) sensörü,
  • Kolay görüntüleme için uçuş planı boyunca hava durumunun grafiksel bir tasvirini gösteren üst üste yerleştirilmiş hava durumu radarı,
  • Yüksek çözünürlüklü 3D engel tasviri sağlayan ve görev güvenliğini artıran Entegre Arazi Farkındalık ve Uyarı Sistemi,
  • Arama ve Kurtarma paternlerini, Hesaplanmış Hava Çıkış Noktalarını ve Yüksek İrtifa Çıkış Noktalarını destekleyen tam entegre Görev Uçuş Yönetim Sistemleri,

Primus Epic

 

Gulfstream 500 ve 600 uçaklarında kullanılan simetri uçuş güvertesi için Primus Epic. iş jeti havacılığındaki en gelişmiş kokpitlerden biridir. Entegre dokunmatik ekran kontrolörleri, Yeni Nesil Uçuş Yönetim Sistemi ve Honeywell'in diğer yeniliklerini içerir. G500, Honeywell'in yeni dokunmatik ekran teknolojisine sahip ilk uçaktır. Ekranları pilotlar için daha sezgisel, entegre ve önemli ölçüde daha kullanıcı dostu hale getirmeyi amaçlayan Honeywell'in yeni dokunmatik özellikleri, doğal olarak iş yükünü hafifletecek ve kokpitteki iletişimi iyileştirecektir. Entegre dokunmatik ekranlar, sistem kontrolleri, uçuş yönetimi, iletişim-haberleşme, çeklistler ve hava durumu ve tüm uçuş bilgilerinin izlenmesi için kullanılacaktır.

 

Honeywell'in SmartView Sentetik Vizyonu: SmartView, güvenliği ve verimliliği artırmak için dış dünyanın büyük, 3 boyutlu renkli sentetik bir görüntüsünü sağlayarak uçuş ekibinin durumsal farkındalığını önemli ölçüde geliştirir.

Yeni Nesil Uçuş Yönetim Sistemleri (NGFMS): NGFMS, tüm uçak boyutlarının ihtiyaçlarını karşılamak için NGFMS, gelecekteki Hava Trafik Yönetimi (ATM) işlevselliği için optimize edilmiştir ve daha iyi yakıt verimliliği, azaltılmış doğrudan işletme maliyetleri, azaltılmış pilot iş yükü ve geliştirilmiş güvenlik sunar.

Dokunmatik ekran kontrolörleri: 8 inç diyagonal LCD kullanan dokunmatik ekranlı kontrolörler, kokpit ve uçak sistemleriyle tamamen entegredir ve uçuş planlama ve ses kontrolünden çeklistine ve genişleme kabiliyetine sahip uçak sistemleri kontrolüne kadar gelişmiş işlevsellik sağlar.

2 boyutlu ve 3 boyutlu havalimanı hareketli haritalar: 2 boyutlu hareketli harita, birçok havaalanındaki pistleri, taksi yollarını, havaalanı yapılarını ve tabelalarını navigasyon ekranlarında gösterirken, 3 boyutlu hareketli harita, Birincil Uçuş Ekranında havaalanının pencereden dışarı” görünümü için Sentetik Görüş Sistemini entegre eder. (PFD).

 

Trafik bilgilerinin kokpit ekranı: Bu, kokpitte yakındaki ADS-B uçaklarının konumunu çok maksatlı ekranlara sunarak, uçuş ekibine hava ve yer trafiği hakkında daha iyi farkındalık ve anlayış sağlar.

 

Honeywell, Primus Epic 2.0 ise kokpiti, zorlu araziyi belirlemek ve uçuş rotasını yeniden yönlendirmek için SmartView sentetik görüş sistemini (SVS) ve etkileşimli navigasyonu destekler.

 

Thales

Yeni Thales Avionics 2020, açık dünya bilgilerini güvenli kaynaklardan gelen verilerle bütünleştirir ve görüntüler, bu da onu dünyanın ilk tam bağlantılı helikopter uçuş kokpiti yapar.

 

 
 

 

Universal Avionics

UA Fly-by-Sight Navigasyon Sistemi, ClearVision SkyLens kafaya giyilebilir ekranını (HWD) ve yakın zamanda piyasaya sürülen yazılım tabanlı Etkileşimli FMS'yi (i-FMS) birleştiriyor.

i-FMS, pilotun FMS'den aldığı yol kontrol noktalarını ve bilgileri, pilotun baş/göz takibi ve uçak gaz kolu üzerindeki bir seç/seçimi kaldır düğmesi aracılığıyla etkileşimde bulunduğu ekranlara yerleştirilmiş gerçek dünya görünümüne yansıtmasını sağlar.

 

 

Sonuç ve Değerlendirme

 

Bugüne kadar kokpitlerin tasarımında sertifikasyon ve güncellemelerin yüksek maliyeti, yeni teçhizat ve aviyonik teknolojilerinin benimsenmesinin önünde bir engel teşkil ediyordu. Açık Kokpit Konsepti ise fonksiyonel en yeni uygulamaların gelişmesine izin veren arayüzlerin kolayca kokpitlere entegre edilmesini kolaylaştıracaktır. Yani kısaca kokpitte beyaz bir sayfa olduğunu ve aklınıza gelen her yeniliği çizebileceğinizi düşünsek yeridir artık. Bu şekilde uygulamaların yenileri geldikçe yerleştirmek daha kolay ve daha hızlı olacaktır. Sonuç ise hızla gelişen güvenlik ve verimlilik olacak gibi görünüyor. Ayrıca, değişik maliyetlerde önemli düşüşler yaşanacağı kesin. Yeni konsept ile kokpitteki en son teknolojik gelişmeler uçak üreticilerine, operatörlere ve pilotlara gecikmeden aktarılabilecek gibi görünüyor.

 

https://openflightdeck-co-uk.translate.goog/?_x_tr_sl=en&_x_tr_tl=tr&_x_tr_hl=tr&_x_tr_pto=op,sc

https://aerospace-honeywell-com.translate.goog/us/en/learn/products/cockpit-systems-and-displays/primus-epic?_x_tr_sl=en&_x_tr_tl=tr&_x_tr_hl=tr&_x_tr_pto=wapp

 https://aerospace-honeywell-com.translate.goog/us/en/learn/products/cockpit-systems-and-displays/smartview-synthetic-vision-system?_x_tr_sl=en&_x_tr_tl=tr&_x_tr_hl=tr&_x_tr_pto=wapp

https://aerospace-honeywell-com.translate.goog/us/en/learn/products/cockpit-systems-and-displays/next-generation-flight-management-systems?_x_tr_sl=en&_x_tr_tl=tr&_x_tr_hl=tr&_x_tr_pto=wapp


GELECEĞİN KOKPİT TEKNOLOJİSİ VE TASARIMLARI