Bu yazımızda son dönemin popüler konularından F-16V Blok 70 ile F-35A Lightning II kıyasını Türkiye’nin gelecek hava gücü projeksiyonu nezdinde ele almaya çalışacağız. Türkiye, uzun menzilli hava savunmasını güvence altına almak adına NATO müttefiki Amerika Birleşik Devletleri’nden Patriot temininde gerekli iş birliğini görememesi üzerine Rusya’dan S-400 satın alma sürecini başlatmıştı. Dost ve müttefik ülkelere destek olmak ve bölge güvenliğini tesis etmek adına ülkemiz operasyon sahasını, Misak-ı Milli sınırlarından çok daha öteye Kuzey Afrika’dan Ortadoğu’ya ve Kafkaslara kadar geniş bir coğrafyaya taşımıştır. Bir yandan da Suriye sınırımızdaki terör örgütlerine açıktan verilen kapsamlı gelişmiş mühimmat destekleri yüksek irtifa hava savunma ihtiyacını kaçınılmaz kılmıştır. ABD ise S-400 alımına misilleme olarak önce kritik teknolojik bileşenlerin satışlarını kongrede durdurarak gizliden yaptırım sürecini başlatmış ardından açıktan savunma sanayi çalışanları ve bakanlarımıza yaptırımlar uygulamıştır. Tüm bu müeyyidelere karşın S-400’lerin konuşlandırılmasında geri adım atmak gibi durumun mümkün olmadığı cevabını alınca; son koz olarak 1999’dan beri proje ortağı olan müşterek 5. Nesil Savaş Uçağı F-35 programından Türkiye’yi çıkartmış ve ilki 2018 Haziran’da Teksas-Fort Worth'te tören ile teslim edilen toplamda Türkiye için üretilmiş 8 adet F-35 uçağına da hukuksuz olarak el koymuştur. Trump döneminde başlayan F-35 krizi, Biden yönetiminin de Türkiye ilişkileri açısından ele alacağı en üst başlıklardan birisi olacağı muhakkaktır. Hiçbir gerekçeli dayanak olmadan alınan bu karar sonrası, ABD’nin bundan sonraki olası işbirliklerinde güvenilmez bir ülke imajı oluşturacağı aşikârdır. ABD’li yetkililer hem bu algının oluşmasına izin vermemek hem de Türkiye’nin savunma ve enerji gibi alanlarda Rusya ile daha fazla yakınlaşmasının önüne geçmek adına bir şekilde F-35 olayının çözüme kavuşturulması gerektiğini gayet farkındalar. Fakat Türkiye’yi programa yeniden dâhil etmenin de ciddi manada ABD için geri adım atmak olacağını da biliyorlar. Çıkış yolu olarak ise özelikle son altı aydır ciddi bir şekilde F-35 yerine F-16’nın gelişmiş varyantını versek olur mu teklifinin sunulduğu/sunulacağı kulislerde dolaşmaktadır. Savunma ve teknoloji bloggerı (yazarı) gözüyle olayı sadece teknik özellik bakımdan ele alıp karşılaştırma yapmak yerine; âcizane bir savunma sanayi analisti olarak konuyu bütün boyutlarıyla masaya yatırarak tezekkür edelim (bir teklifi kabul ya da reddetmeden önce onu iyice değerlendirme).

 

İlk F-35 Teslim Töreninden Görüntü – Yerli SOM-J ve HGK Mühimmatları ile

 

Yazının başında karşılaştırmayı Türkiye’nin gelecek (2020-2050 arası diyebiliriz) hava kuvvetleri planlaması özelinde değerlendireceğimize işaret etmiştik. Bu nedenle ilk olarak Türk Hava Kuvvetlerinin açık kaynak envanterine değinerek başlayabiliriz. Hava-Kara-Deniz Kuvvetlerimizde başlıca TUSAŞ T-129 Atak, S-70-B2 Seahawk, Bell UH-1H, Eurocopter Cougar, Sikorsky UH-60 Black Hawk ve AH-1S/P Kobra tipleri olmak üzere toplamda 500’e yakın helikopter mevcudu bulunmaktadır. 2021 yılı itibariyle dünya genelinde bu alanda en kapsamlı güce sahip 7. ülke konumundayız.[1] Savaş uçaklarına gelecek olursak burada ilk olarak 8 tonu aşan mühimmat taşıma kapasitesine sahip olan ve F-35’lerin gelmesiyle görevleri tamamen sona ermesi planlanan McDonnell Douglas F-4 Phantom karşımıza çıkıyor. İlki temini 1974 yılında yapılan 200’e yakın F-4 uçağımızdan büyük kısmı emekliye ayrılmıştır. Modernizasyon çalışmaları sonrası ismi F-4E Terminatör 2020 olarak adlandırılan 50 civarında (bazı kaynaklarda 30 olarak ifade edilmektedir) uçak halen görev icra etmektedir. Asıl vurucu gücümüzü ise 160 adedi Blok 30/40 ve 80 adedi Blok 50/50+ olmak üzere toplam sayısı 240 olan F-16 Fighting Falcon uçakları oluşturmaktadır. İlk sekizi hariç geri kalanları TUSAŞ tesislerinde üretilen F-16’ların yürütülen ömür uzatım ve kabiliyet artırım çalışmaları ile uzun süre envanterin önemli bir parçası olması beklenmektedir. Envanterimizde ayrıca operasyonel kabiliyetimiz için kritik öneme sahip 4 adet AWACS erken uyarı uçağı ve F-16’ların havada yakıt ikmali yapmasını sağlayan Boeing KC-135 tanker uçağımız bulunmaktadır. Eğitim, gösteri ve kargo/nakliye uçak sınıflarını es geçip taarruz sınıfın yepyeni ailesi ve tartışmasız geleceğin en önemli hava kuvvet çarpanı olacak olan insansız hava araçlarına değinelim. Halihazırda aktif kullanımı noktasında belirsizlik olan İsrail üretimi Heron ve ABD üretimi GNAT bu alanda kuvvetin ilk kullanım deneyimini oluşturmuştur. İHA’larda asıl caydırıcı gücümüzü ise 110’un üzerinde BAYKAR üretimi Bayraktar TB-2 ve 20’nin üzerinde TUSAŞ üretimi ANKA oluşturmaktadır. Uçuş testleri başarıyla devam eden AKINCI ve AKSUNGUR orta irtifa yüksek yük taşıma kapasiteli insansız hava araçlarımızın ise 2023 yılı itibariyle envanterdeki yerini alması beklenmektedir.

Birleşik Krallık, ABD ve İsrail’in 5. Nesil F-35’i kullanmaya başlaması, Rusya’nın 5. Nesil SU-57’lerde sona gelmesi, Rusya, Çin ve Mısır’ın 4++ Nesil SU-35’i kullanmaları, Yunanistan’ın 4+ Nesil Dassault Rafale temini yapması ve BAE’nin SU-35 ve F-35 alma girişimi; bölgedeki hava gücü dengesi açısından biraz geri düşmemize sebep olmaktadır. SU-57’ye değinmişken bir parantez açalım; okurlardan eski nesil bir uçak ile gelişmiş bir uçağın kıyas etmek yerine F-35 ile asıl muadili olan SU-57’nin karşılaştırması yapılmalı yorumu gelebilir fakat NATO ülkesi olarak Rus uçağı almak gibi böylesine keskin bir kararın alınması çok olası görülmediğinden bu yazıda ele almanın çok anlamlı olmadığını söyleyebiliriz. Konumuza girmeden son olarak savaş uçaklarında ara nesillere değinmek de faydalı olacaktır. Ara nesiller, uluslararası kritere göre sübjektif bir sınıflamadan ziyade; ülkelerin geliştirmiş oldukları uçakları iyileştirmeleri esnasında ortaya çıkan ve genel kabul gördüğü söylenemeyen terimlerdir. En çok karşılaşıldığı şekilde özelliklerini kısa bir tanımla şu şekilde ifade edebiliriz;

  • 4. Nesil: 1.5 Mach üzeri hıza sahip yüksek manevra kabiliyetli uçaklar

  • 4+ Nesil: Gelişmiş radar ve elektronik harp (EH) teknolojileri ile donatılmış uçaklar

  • 4++ Nesil: İyileştirilmiş Radar ile EH özelliklerinin yanı sıra 2 Mach üzeri hıza ulaşabilen uçaklar

  • 5. Nesil: Düşük görünürlüğe sahip ve 1.5 Mach hıza ulaşabilen uçaklar

  • Belki ileride 5. Nesil uçaklar, hızları 2 Mach’a çıkarılıp manevra yetenekleri artırıldığında 5+ Nesil olarak adlandırılabilir.

2025’te ilk prototiplerinin çıkması ve 2030’ların başında envantere girmesi beklenen Milli Muharip Uçağın (MMU) ve Yerli İnsansız Jet Uçaklarımızın gelişine kadar bölgesel güç dengesini sağlamayabilmek için önümüzdeki 10-15 yıllık süreci maliyet ve etkinlik açısından en iyi şekilde geçirebilecek ara çözüme ihtiyaç duyulmaktadır. ABD’de yeni yönetiminin iş başı yapmasıyla çok düşük de olsa F-35 programına dâhil olunabilir bu sayede güç dengesini koruyabiliriz (tam bu cümleleri yazarken 21 Nisan 2021 tarihinde ABD Savunma Bakanlığı Pentagon, Türkiye'nin F-35 programından resmi olarak çıkarıldığına ilişkin Ankara'ya bildirimde bulunmuş ve geri dönüş ihtimali iyice imkânsız hale gelmiştir) veya bunun yerine 4+ Nesil F-16V Blok70 temin edilerek yerli savaş uçaklarımızın tam kapasite hazır olana kadarki süreç atlatılabilir mi? Teknik özellik/maliyet, operasyonel kullanım, altyapı ve eğitim ile milli mühimmat entegrasyonu olmak üzere dört başlık altında F-35A ile F-16V’yi mukayese etmeye başlayalım.

  1. Maliyet ve Teknik Özellikler

Fiziksel boyutları birbirine yakın olan 2 uçaktan F-35’in gelişmiş motoru sayesinde yük taşıma kapasitesi yüzde 60 daha fazla olmasına karşın bu ağırlığı ve düşük görünürlük sağlamak amaçlı aerodinamikten taviz verilmesinden ötürü hız olarak yüzde 20 daha yavaş kalmaktadır. Bu durumda görevleri gereği F-35’i hava-yer görevlerinde avantajlı kılarken F-16V’yi hava-hava angajmanında üstün kılmaktadır. F-16V, hedefleri tespit/takip konusunda F-35’ten çok aşağı kalmasa da hayalet bir uçak sınıfında olmaması ve yüksek RCS değeri nedeniyle hava savunma sistemleri ve savaş uçakları burun radarları tarafından uzak mesafelerden tespit edilebilmektedir. F-35 düşük görünürlüğünü; temel olarak dış gövde tasarımı, mühimmatlarının kanat içerisinde olması, motor giriş çıkışlarında önlem alınması ve radar soğurucu boya kullanılmasıyla sağlamaktadır.

Özellik

F-35A[5]

F-16V[6,7]

Kanat açıklığı

10.7 m

9.5 m

Boş Ağırlık

13290 kg

9200 kg

Yük Taşıma Kapasitesi

8160 kg

5000 kg

Maksimum Hız

1.6 M

2+ M

Maksimum İvme

9 g

9 g

Radar Özellikleri

APG-81 AESA

APG-83 AESA

Motor ve İtki Gücü

F135-PW-100

178 kN

F110-GE-129

130 kN

Radar Kesit Alanı, RCS

0.0015-0.005 m2

4 m2


 

2018 yılında Bahreyn Hava Kuvveleri ile Lockheed Martin arasında 16 adet F-16V Blok 70 satışı için 1.12 Milyar Dolarlık anlaşma yapılmıştır.[8] Yine aynı yıl Slovakya Hava Kuvveleri 2024’te teslim edilmek üzere 14 adet F-16V alımı için 800 Milyon Dolarlık anlaşma imzalamıştır.[9] Bu satışlardan kıyasla eğitimleri ile beraber F-16V’lerin birim fiyatı 55-65 Milyon Dolar olarak tahmin edilmektedir. Farklı kaynaklarda F-35A’ların fiyatı ise 80-90 Milyon Dolar (F-16V’den %40 daha fazla) olarak belirtilmektedir. Ağırlığa bağlı yakıt tüketimi, uçuş öncesi ve sonrası bakım gibi kalemler hesaba katıldığında F-35’lerin uçuş saati maliyetinin yaklaşık 3 kat masraflı olması öngörülmektedir.

Blok 70’in envanterimizdeki Blok 40/50’lerden en önemli farkları; 5. Nesil uçaklarda gördüğümüz AESA (Aktif Faz Dizili Anten) Radarı, havadaki hedeflerin bıraktığı kızılötesi izleri takip ederek tespit ve teşhis yapabilen IRST (Infrared Search and Track) ve G-LOC olmuş pilotların hayatını kurtarmaya yönelik çarpışma önleme sistemi GCAS (Automatic Ground Collision Avoidance System) teknolojilerine sahip olmasıdır. Ayrıca diğer versiyonlarda 8.000 saat olan uçuş ömrü 12.000 saate çıkarılmış olan Blok 70’e gelişmiş kokpit ve birçok yeni mühimmat atma yeteneği kazandırılmıştır. Bu sayede hem ömür uzatım hem de gelişmiş bomba/füze entegrasyon maliyetine ihtiyaç kalmamaktadır.

Burun doğrultusunda çoklu hava-kara-deniz hedeflerini tespit /takip edebilen ve elektronik karıştırmaya karşı dirençli ve düşük görünürlük sağlama yeteneğine sahip olan AESA radarı için ASELSAN tarafından yerlileştirme çalışması yapılmaktadır. Önümüzdeki birkaç yıl içerisinde hem F-16’ların modernizasyonunda hem AKINCI İnsansız Hava Aracı burun radarında hem de Milli Muharip Uçakta milli AESA radarının kullanılması hedeflenmektedir.

  1. Operasyonel Kullanım

Savaş uçaklarının eğitim ve devriye/keşif uçuşları dışında operasyonel kullanım anlamında Hava-Yer (Air to Ground) ve Hava-Hava (Air to Air) olmak üzere iki modu bulunmaktadır. Hava-Hava görevini icra eden uçakların hızlı manevra yeteneklerine sahip ve geçtiğimiz ay hedefi tam isabet vuran görüş içi BOZDOĞAN ve testleri devam eden görüş ötesi GÖKDOĞAN gibi havadan havaya füzeler ile donatılmış olması gerekmektedir. Hava-Yer vazifesi için ise yüksek yük taşıma kapasitesi, uzun menzilli seyir füzesi ve ağır bombardıman mühimmatlarının entegre edilebilmesinin yanı sıra mümkünse radara yakalanmaması beklenmektedir. F-4 Phantom uçaklarına değinirken F-35 uçaklarının envantere girişiyle tamamen kal edilecekleri ifade edilmişti. Gerçek manada F-35 savaş uçağı, F-4 gibi hava-yer konsepti için tasarlanmıştır. F-16V sınıfının en başarılı hava-hava görev uçakların birisi olmasının yanında F-35 kadar fazla kapasitede olmasa da hava-yer mühimmatları taşımaktadır. Sınırın hemen ötesindeki hedeflerin imhasında hali hazırdaki mühimmat donanımı ile F-16’lar işlerini gerektiği gibi yapabilmektedirler. Sınırın daha derinlerindeki operasyonlarda ise HAVA-SOJ ve Elektronik Harp Podu (EHPOD) desteği ile görünürlük handikabının üstesinden kısmen de olsa gelinebilir. Yine bu görevlerde, 40.000 feet irtifada seyredebilen ve 1.5 ton yük taşıma kapasitesine sahip olan AKINCI destek olacaktır.

Bir de işin F-35’lere karşı savunma ayağı var ki, ABD’nin S-400 işine bu denli parlamasının altında da bu yatmaktadır. Tüm mühimmatların kanat içerisinde olması halinde F-35’in radar kesit alanının (RCS) 0.0015 m2 olduğu tahmin edilmekte[2] ve eğer S-400’ün 92N6E radarının F-35 radar izi tanıtılırsa hedefi yaklaşık 40 km’den tespit ve takip edebileceği öngörülmektedir. Bu durum, S-400’e sahip olan ülkelerin F-35 tehditlerine karşın üstünlük kurması anlamına gelmektedir.

  1. Altyapı Kurulumu ve Pilot-Teknisyen Eğitimi

2018’de teslim töreni düzenlenen ve eğitimlerin ardından 2019’da Türkiye’ye getirilmeye başlanması planlanan F-35’lerin ilk yuvası Malatya Erhaç’ta bulunan 7. Ana Jet Üs Komutanlığı olacaktı. Üssün F-35’e uygun hale getirilmesi için Nurol İnşaat ve Ticaret A.Ş. ile “JSF Uçağı Saha Aktivasyonu için 7'nci Ana Jet Üs Komutanlığı Altyapı ve Tesislerine Yönelik İnşaat Sözleşmesi” kapsamında yaklaşık 430 Milyon TL’lik anlaşma imzalandı.[3] Tabi bu sadece tek bir üste ve sadece müteahhitlik işleri kapsamında harcanan bir masraf olup, ileride olası Eskişehir 1’inci Ana Jet Üssü veya Konya 3’üncü Ana Jet Üssü için benzer kalemlerini üst üstte koyduğumuzda Milyar TL’ler mertebesinde masraf ortaya çıkacaktır. F-16V kullanım konsepti ve dış geometri olarak önceki modelleri ile benzerlik gösterdiği için yeni altyapı kurulum gereksinimi minimum düzeyde olacaktır. Burada akıllara jet üslerinin modernleşmesi adına yapılan bu yatırımları neden israf gibi gösteriyorsunuz sorusu gelebilir. Aslında değinilmek istenilen, kısıtlı kaynakların verimli kullanılmasıdır. Bu altyapı yatırımları muhakkak yapılmalı ama F-35’e değil. 5 yıl içerisinde MMU ve yerli Jet İHA lojistik planlaması şekillenmeye başlayınca onlara özel çalışmalar yürütülmesi daha faydalı olacağı kanaatindeyiz.

F-16’larda görev veri dosyası yükleme, uçuş öncesi çeklist kontrolleri, yükleme ve bakım gibi çalışmaları Job Guide (İş Rehberi) üzerinden personele bağlı ve manuel olarak yürütülmektedir. Endüstri 4.0 çağında bu durum oldukça “ilkel” gibi görünse de üslerimizin ve askeri fabrikaların 35 yılı aşkın tecrübesi ile bu süreçler en sorunsuz şekilde yürütülmektedir. F-35’ler ise çağın teknolojisini yansıtarak çok daha otonom ve pratik kullanıma/bakıma sahip olacak şekilde tasarlanmıştır. Her ne kadar hataları minimize edecek şekilde kurgulansa da hata faktörünü düşürecek olan asıl etmen insan eğitimi ve tecrübesidir. Bu da tabi yine maliyet ve zaman anlamına gelmektedir.

F-16 Blok 70’te eski versiyonlarına nazaran eklenen AESA, IRST ve GCAS gibi yeteneklerinden ötürü kokpitte yenilikler yapılmıştır. En göze çarpan değişim ise pilotun bacakları arasına 6x8 inç ebadında oldukça geniş bir CPD (Center Pedestal Display) ekranı eklenmesidir. F-35 ile görsel karşılaştırma yapıldığında ise halen göstergelerin ekranlara yansıtılmadığı ve analog kadranlar halinde kaldığı görülmektedir.

Pilotluk konusu çok özel bir uzmanlık gerektirdiğinde yorum yapmaktan kaçınmakla beraber bilindiği kadarıyla; kokpitte fazlaca mekanik arayüzler barındıran F-16 Blok 30’dan görece dijital göstergelerin daha fazla kullanıldığı Blok 40/50’ye geçişte dahi belirli bir adaptasyon zorluğu yaşanmıştır. 5. Nesil savaş uçağı F-35A’ya geçiş sürecinin Blok 70’e nispeten daha zorlu olacağı öngörülmektedir.

  1. Milli Mühimmatların Entegrasyonu

Türkiye 90’lardan itibaren MKE, ROKETSAN, ASELSAN ve TÜBİTAK SAGE’nin çalışmalarıyla karadan, havadan ve gemiden atılabilen onlarca mühimmat projesi geliştirmiş ve geliştirmeye devam etmektedir. Havadan atılan bomba ve füzelerde savaş uçağı platformu olarak F-16 ve F-4’ler baz alınmıştır. TÜBİTAK SAGE tarafından sadece son 15 yılda geliştirilen SOM, NEB, HGK, KGK, SARB ve GÖKTUĞ mühimmatlarının F-16 entegrasyonu esnasında çok ciddi tecrübe edinilmiştir. Tabi kendimize ait olmayan bir uçağın ana iletişim hattına (mux-bus) girip oradan pilot radar/kontrol/atış/hata (HUD, PFD, TWI, MLDP) ekranlarına geçiş yapmak oldukça karmaşık çalışma gerekmektedir. Bu konu, gizli kahraman uçaktan bağımsız atış sistemi ile çözülmeye çalışılmaktadır. Uçakta yapılan testler sonunda geliştirilen yazılım ile KGK atışında başarılı bir şekilde kullanıldığı ifade edilmektedir.[4] Bu sistemlerin kendi imkanlarımız ile geliştirilmesi operasyonel sahada başarımımızı artırmasının yanı sıra çok ciddi bir dış alım yükünden bizi kurtarmaktadır.

Teksas-Fort Worth'te 2018’de gerçekleştirilen törende F-35’nin kanat altlarında SOM-J seyir füzemiz ve HGK mühimmatımız da sergilenmişti. SOM-J’nin tasarım, üretim ve testleri kapsamında çok önemli aşama kat edilmiştir. Fakat programdan çıkarılmamızın ardından SOM’un durumu da merak konusu olmuştur. Seyir füzesinde velev ki olumlu gelişmeler olsa bile yerli geliştirilen ardışık delici harp başlığa sahip mühimmatların ya da hava-hava füzelerimizin F-35’e entegresi çok mümkün görünmemektedir. Yani F-35’nin alınmasıyla ya ona özel füze geliştirilecek ya da yurt dışından füze temini yapılacak, tabi ki alabilirsek…

Sonuç olarak F-35’nin F-16V’den daha kabiliyetli olduğu hatta sınıf farkından ötürü kıyas etmenin dahi doğru olmayacağını söyleyebiliriz. 2030 sonrası hava kuvvetlerimizin filosuna, Milli Muharip Uçak ve Jet İnsansız Hava Araçlarının girmeye başlamasıyla çok daha bağımsız ve caydırıcı bir güç oluşturacağız. Sınırlarımız boyunca katmanlı hava savunma ağımızın da hızla kurulduğunu dikkate alırsak 10-15 yıllık bu kısa sürecin F-16V Blok 70 ile çok daha makul atlatılabileceğini söyleyebiliriz. Ülkemizde savunma sanayi çalışmaları elde edilen bilgi birikimi sayesinde ivmelenerek sürmektedir. Son yıllarda ciddi bir tecrübe kazanan mühendislerimiz artık kısa sürede özgün tasarımlar ortaya koyabilmektedirler. Sabırla yürütülen çalışmaları destekleyelim. Emin olun ki, milli teknoloji hamleleri ile istikbalde göklerde söz sahibi olmak yolunda emin adımlarla ilerliyoruz.


 

Kaynakça:

1] https://www.globalfirepower.com/aircraft-helicopters-total.php

2] https://www.globalsecurity.org/military/systems/aircraft/f-35-design.htm

3]https://www.sabah.com.tr/ekonomi/2018/06/21/f-35ler-malatya-7inci-ana-jet-ussunde-konuslanacak

4] https://tubitak.gov.tr/sites/default/files/18842/2018_faaliyet_raporu_v20-16042019.pdf

5] https://www.f35.com/f35/about.html

6] https://www.lockheedmartin.com/en-us/products/f-16.html#advanced-weapons

7]https://www.lockheedmartin.com/content/dam/lockheed-martin/aero/documents/F-16/F-16V-Geece-Exec-Sum.pdf

8] https://www.airforce-technology.com/projects/f-16v-viper-fighting-falcon-multi-role-fighter/

9] https://www.thedefensepost.com/2019/08/01/lockheed-slovakia-f-16-contract/


 

“F-35A LIGHTNING II” YERİNE “F-16 VIPER BLOK 70” ALMAK MI?