Kategoriler: Dergi,
Alt Kategoriler: Mayıs,

Giriş

Bilindiği gibi, Amerika Birleşik Devletleri(ABD) Başkanı Joe Biden’ın, 24 Nisan 2015’in 106’ncı yılında, o dönemde Türkleri katleden Ermenilere uygulanan tehciri “soykırım” olarak tanımlaması üzerine Türkiye ABD ilişkileri gerilmiştir.

Biden yaptığı yazılı açıklamada, “24 Nisan 1915’de İstanbul’daki Ermeni aydınların ve cemaat liderlerinin Osmanlı makamlarınca tutuklanmasıyla başlayarak, 1,5 milyon Ermeninin bir imha kampanyası çerçevesinde tehcir edildiğini, katledildiğini ya da ölüme gönderildiğini” belirterek, “Tarihteki bu korkunç olayların hiçbir zaman unutulmaması için Meds Yeghern(Büyük Felaket)’in kurbanlarını anıyoruz” ifadelerine yer vermiştir.

Türk Dışişleri Biden’ın bu açıklamalarının iki ülke arasındaki ilişkilerde “derin bir yara açacağını” vurgulamıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), ABD Başkanı Joe Biden'in 1915’te yaşananları “soykırım” olarak tanımlamasını kınayan, reddeden ve yok hükmünde sayan bildiri yayımlamıştır.

ABD'nin 1915 yılı olaylarına ilişkin 1993’ten bu yana süren her yıl açıklama geleneğini, 1993-2001 yıllarında başkanlık koltuğunda bulunan Bill Clinton başlatmıştır. ABD kongresinde her yıl periyodik olarak Ermeni soykırımı gündeme getirilmektedir. Halen ABD’de 50 eyaletin 49’u 1915 olaylarını “soykırım” olarak tanımlamaktadır.

ABD’de daha çok California, Massachusette, Michigan, Florida ve New York’ta yerleşik olan ekonomik ve kültürel olarak üst düzeydeki Ermeni toplumunun nüfusu değişik kaynaklara göre, 350 bin ile 1 milyon civarındadır. Dünyada Yahudilerden sonra en önemli ve etkin diaspora Ermeni Diasporasıdır. Ermeni Diasporası çalışma ilkelerini, Türk düşmanlığı ve Ermenistan’ın çıkarları üzerine oturtmuştur. ABD’deki Ermeni diasporası, 21 adet günlük ve haftalık gazete, 17 adet Ermeni faaliyet raporu, 188 adet bülten, 25 radyo, 10 sürekli televizyon programıyla Türkiye aleyhine kamuoyu oluşturmaktadır. Ermeni Diasporasının amacı 24 Nisan gününü soykırım günü ilan etmek ve sözde “soykırımı” başta ABD olmak üzere birçok ülkeye tanıtmaktır. Osmanlı İmparatorluğu'nda Ermenilere soykırım yapıldığı, 31 ülke ve bazı özerk bölgeler tarafından da resmen kabul edilmiştir.

 

ABD’de Ermeni Propaganda Tarihi

ABD’de Ermeni propagandasının geçmişi oldukça eskidir. 1820’de ilk Amerikan Protestan misyonerleri İzmir’e ayak basmış ve Müslüman Türklerle Hıristiyan Ermeniler arasında ayrılık tohumları ekmeye başlamıştır.

1830 yılında ABD ile Osmanlı Devleti arasında Ticaret Anlaşması imzalanmış ve ABD en geniş anlamda kapitülasyon hakları kazanmıştır. Anlaşmada Osmanlı Ermenileri lehine dolaylı hükümler yer almış ve Ermeni simsarlar kullanma hakkı kazanmışlardır. Amerikan Protestan Misyonerleri İstanbul’u merkez yapmışlar ve Anadolu’yu üç bölgeye ve birçok istasyona ayırarak Ermeni toplumu arasındaki çalışmalarını yoğunlaştırmışlardır. Bu çalışmalar neticesinde, Gregoryen Ermenilerin bir bölümü Protestan mezhebini kabul etmiş ve ABD’nin(ve İngiltere’nin) koruyuculuğu altına girmişlerdir.

1848’de Amerikan Misyonerleri, Osmanlı Devleti’nde bir Protestan Ermeni cemaati yaratmış ve bu yeni cemaati Osmanlı Devleti’ne tanıtmıştır.

1850 yılında, Amerikan Misyonerleri, Osmanlı Ermenileri arasındaki eğitim çalışmalarını hızlandırmış ve bundan sonraki 35 yıl içinde, 80 Lise, 8 Yüksek Kolej ve 16 kız okulu açmışlardır. Öğrenci sayısı bir ara 27 bini aşan bu okullara 19. Yüzyıl boyunca neredeyse hiç Türk-Müslüman öğrenci alınmamıştır.

1860 yılında, Amerikalılarla iş yapan bazı Ermeni iş adamları ABD’ye göç etmeye ve ABD vatandaşlığına geçmeye, Amerikalılara “Türk düşmanlığı” aşılamaya başlamışlardır.

1865 yılında, Amerikan Misyonerleri, Osmanlı ülkesinden seçtikleri yetenekli Ermeni gençleri burslu olarak Amerikan üniversitelerine göndermeye başlamışlardır. Bu gençlerin bir bölümü ABD vatandaşlığına geçirilmiş ve Türk aleyhtarı Ermeni propagandasında kullanılmıştır. Türkiye’de görevli bazı Amerikan misyonerleri, daha sonraki tarihlerde Ermeni ihtilalcilerini desteklemiş, Ermeni Terör örgütleri Taşnak ve Hınçak komitelerinin gizli kuryeliğini üstlenmişlerdir.

Amerikan basınında, 1880’lerden itibaren sistematik bir şekilde Ermeni propagandası yapılmıştır. Müslüman Türklerin Hıristiyan Ermenilere baskı yaptıkları ileri sürülerek, Osmanlı Hükümeti ve Türk insanı haksız yere suçlanmıştır.

1886 yılında Osmanlı Ermeniler için Anadolu’da (Sivas’ta) ilk Amerikan konsolosluğu açılmış ve buna bağlı olarak Ankara’da da bir Amerikan Konsolosluk ajanlığı açılmıştır.

1884’de Ermeni sorunu ilk defa Amerikan Senatosu gündemine gelmiştir. Senatoda, 3 Aralık 1895’de kabul edilen tasarıyla, Bitlis Sasun’da Ermeni ayaklanması dolayısıyla Osmanlı Devleti haksız yere suçlanmış ve kınanmıştır.

1895 yılında Erzurum’da Amerikan Konsolosluğu açılmış, Ermenileri Osmanlı aleyhine kışkırtmaya devam etmiştir. Ermeni Hınçak ve Taşnak komiteleri Osmanlı ülkesinde kanlı eylemlerini arttırmışlardır. Yine aynı yıl ABD hükümeti, güya Ermenileri ve misyonerleri korumak için Mersin ve İskenderun limanlarına bir savaş gemisi göndermiştir.

1896 yılında Ermeni iddiaları ABD Senatosu ve Temsilciler Meclisi’nde gündeme gelmiş, Osmanlı Devleti aleyhine bir karar kabul edilmiştir.

1896-1900 yılları arasında, Anadolu’dan Amerika’ya Ermeni göçleri hızlanmış, özellikle misyoner faaliyetlerinin yoğun olduğu Harput ve Merzifon’daki Ermeni nüfusunun yarıdan fazlası ABD’ye göç etmiştir. Göç edenlerden bazıları ABD pasaportunun himayesinde, Anadolu’da kanlı eylemlerine devam etmişlerdir.

1900 yılında, Harput’ta (Elazığ) Amerikan konsolosluğu açılmış ve diğer iki konsolosluklarla birlikte, kiraladıkları Ermeni evlerinde Washington’a Ermeni yanlısı, çarpıtılmış ve tek taraflı raporlar sunmuşlardır.

1909 yılında ABD hükümeti, Adana olayları dolayısıyla Osmanlı Devleti’ne gözdağı vermek amacıyla iki savaş gemisi göndermiştir.

2014 yılında Amerikan basınında yeniden Ermeni propagandası patlak vermiştir. Bu aylarda, Birinci Dünya Savaşı çıkmıştı ancak Amerika ve Osmanlı Devleti henüz savaşın dışındaydı. İngiltere ve Fransa birinci dünya savaşına girmişti ve ABD’yi de yanlarına çekmek istiyordu. Bu nedenle bu iki ülke, 1914 yılında Türkiye’de bir tek Ermeni’nin burnu bile kanamamışken, Amerikan basınında “Ermeni katliamı” propagandasını kullanarak, Türklerin sırtından savaş propagandası yürütmüşlerdir.

1915’te Osmanlı hükümeti, “tehcir” kararı alıp, düşmanla işbirliği yapan Anadolu Ermenilerini yine Osmanlı toprağı olan Suriye ve Irak’a kaydırmaya başlayınca, düşman devletlerin katliam propagandaları en üst seviyeye çıkmıştır. 1915-1917 yılları arasında, Türkiye’deki Amerikan Büyükelçisi, Ermeni iddialarını destekleyen ağır raporlar hazırlayıp Washington’a göndermiştir.

1918-1923 yılları arasında “Near East Reief” adlı Amerikan yardım örgütü, Ermenilere yardım için Anadolu’da çok büyük paralar harcamıştır. 1923 yılında, Amerika’da Ermeni ve Rum lobilerinin başını çektiği “Lozan Anlaşması’na Hayır” sloganıyla Türk aleyhtarı büyük bir kampanya etkili olmuştur.

1927 yılında, Amerikan Senatosu, Türkiye ile ABD arasında 1923 yılında imzalanmış olan Dostluk ve Ticaret anlaşmasını reddetmiştir.

1945 yılında, Amerika’daki bazı Ermeniler, BM San Francisco konferansına katılan Türk Heyetine ve Dışişleri Bakanına Suikast planlamışlardır.

1965 yılında, “Ermeni Soykırımının 50.Yılı” adıyla Amerika’da yeni bir Türk düşmanlığı kampanyası başlatılmıştır. 1968 yılında ilk Ermeni Soykırım anıtı Amerika’nın California eyaletinin Montebello şehrinde dikilmiştir.

Türk diplomatlarına karşı ilk Ermeni suikastı 1973’te Amerika’nın Santa Barbara şehrinde düzenlenmiş, iki konsolosumuz şehit olmuştur. Bu suikasttan sonra tüm dünyada, Ermeni terör odakları tarafından Türk diplomatlarına 60 saldırı düzenlenmiş, bunlardan ancak 6’sının failleri yakalanabilmiştir.

ABD’de ilk kez 1975 ve 1984 yıllarında gündeme gelen sözde “Ermeni soykırımı” tasarıları, Temsilciler Meclisi Genel Kurulu’nda kabul edilip, Senato’dan geçmediği için yasalaşmamıştır.

Ermeni Diasporası 1990’lar öncesinde Amerika’da faal olarak ABD’nin hem iç politikasını hem de dış politikasını etkilemiştir. 1980’li yıllarda Türk-Amerikan ilişkilerinin gerginleşmesine, Ermeni Diasporası neden olmuştur. Eylül 1984’te Amerika’da gerçekleşen sözde “Ermeni Soykırımını Anma Kutlamaları”, Türk makamları ve kamuoyunca yoğun tepkilere yol açmıştır.

1996 yılında Amerikan Temsilciler Meclisi tarafından, Türkiye’ye 22 milyon dolar yardım gönderilmesi planlanmış ve Türkiye’nin bu yardımı alabilmesi için Ermeni soykırımıyla ilgili bir madde eklenmiştir. 2000 ve 2007 yıllarında ise ABD Başkanlarının devreye girmesiyle sözde “Ermeni Soykırımı” tasarısı Temsilciler Meclisi Genel Kurul gündemine alınmadan ortadan kalkmıştır. 2009 yılında, ABD Başkanı Obama, 24 Nisan için “Meds Yeghern (Büyük Felaket)” ifadesini, sonraki yıllarda da benzer ifadeleri kullanmıştır.

4 Mart 2010’da Başkan Obama döneminde, sözde “Ermeni Soykırımı Tasarısı” Temsilciler Meclisi’nden geçmiş, ancak Senato’da da benzer bir tasarı kabul edilmediği için yasalaşamamıştır. Türkiye, ABD Temsilciler Meclisinde alınan bu kararı kınamış, Washington Büyükelçisi geri çağrılmıştır.

3 Nisan 2014 tarihinde ABD Senato Dış İlişkiler Komitesi, Ermeni soykırımı karar tasarısını yeniden gündemine almış, tasarı 12 oyla kabul edilmiştir.

Amerika Birleşik Devletleri’nde Ekim 2019’da Temsilciler Meclisi'nde sözde "Ermeni soykırımının resmen tanınması" 11'e karşı 405 oyla kabul edilmiştir. 12 Aralık 2019’da Senato, oy birliğiyle sözde soykırım karar tasarısını onaylamıştır. Trump yönetimi, ABD Kongresi’nde alınan kararlara katılmadıklarını açıklamıştır.

ABD Başkanı Donald Trump, 2020 yılında, 1915 olaylarının yıldönümü için yaptığı yazılı açıklamada, her yıl olduğu gibi “Büyük Felaket”olarak adlandırmıştır.

Ermenilerin Yaptığı Katliamlar

Ermeniler Osmanlı Devleti’nde Müslümanlara verilen her türlü haktan yararlandıkları gibi bazı ayrıcalıklara da sahip olmuşlar, kısa zamanda Osmanlıların güvenine layık olmuş ve “millet-i sadıka” unvanına hak kazanmışlardır. Osmanlı tarihi, Ermenilerden 29 Paşa, 22 Bakan, 23 Milletvekili, 7 Büyükelçi, 11 Başkonsolos ve konsolos, 11 Üniversite öğretim üyesi, 41 yüksek rütbeli memur kaydetmektedir. Böylece Ermeniler, 19. Yüzyıl sonlarına kadar Türklerle barış ve güven içinde yaşamışlardır.

19. yüzyıldan itibaren, ABD, İngiltere, Rusya ve Fransa’nın Ermenileri kendi yayılmacı emellerine alet etmeleriyle, Ermeni isyanları ortaya çıkmıştır.

Ermenilerin ilk isyan1890 Erzurum isyanıdır. Bunu aynı yıl meydana gelen Kumkapı gösterisi, 1892-93’te Kayseri, Yozgat, Çorum, Merzifon olayları, 1894’te Sasun isyanı, 1895’de Babıali gösterisi, Zeytun İsyanı, 1896 Van isyanı ve Osmanlı Bankası’nın işgali, 1903’de ikinci Sasun isyanı, 1905’de II. Abdülhamid’e suikast teşebbüsü, 1909’da Adana olayları takip etmiştir. Bütün bu isyan ve olaylar Ermeni komitelerince Batı ülkelerine, Hristiyan kamuoyuna “Ermenilerin Türklerce katledilmesi” olarak yansıtılmış, olaylar tahrif edilmiştir. Ancak belgeler, “Ermenilerin Türkleri katlettiğini” ispatlamaktadır.

Birinci Dünya Savaşı’nda Rusya, Ermenileri Osmanlı ordusuna karşı kullanmıştır. Rus kuvvetlerinin Osmanlı ve Rus Ermenilerinden oluşan gönüllü alayları öncülüğünde Doğu’dan Osmanlı topraklarına girmesiyle, Taşnak ve Hınçak komitesinin talimatıyla, Osmanlı ordularındaki Ermeniler silahlarıyla firar ederek Rus kuvvetlerine ya da Ermeni çetelere katılmışlardır. Ermeni Misyoner okul ve kiliselerinde saklanan silahlar ortaya çıkarılmış, askerlik şubeleri basılarak yeni silahlar ele geçirilmiştir. Silahlanan bu Ermeni teröristler, erkekler cephede olduğu için savunmasız kalan Türk şehir, kasaba ve köylerine saldırarak, kadınlara tecavüz etmişler, çocuk, yaşlı, kadın demeden öldürmüşler, Osmanlı kuvvetlerini arkadan vurmuşlar, ikmal yollarını kesmişler, yaralı konvoylarını pusuya düşürmüşler, köprü ve yolları imha etmişler, savaş esirlerini katletmişler, şehirlerde ayaklanarak Rus işgalini kolaylaştırmışlardır. Bunlardan, Erzincan, Erzurum, Kars, Iğdır ve Van’da Ermeniler tarafından yapılan katliamlar en korkunçlarıdır. Ermeni gönüllü alaylarının yaptıkları katliamlar o kadar ağır olmuştur ki, Rus komutanlığı bazı Ermeni birliklerini cepheden uzaklaştırarak geri hatlara sevk etmek zorunda kalmıştır. Ermeni saldırıları yalnız cephe gerisinde değil, Trabzon, Ankara, İzmit, Adapazarı, Bursa, Adana, Halep, İzmir, Şebinkarahisar, Yozgat ve Antakya bölgelerinde de devam etmiştir.

Ermeni katliamlarının boyutları bu satırlara sığdırılamayacak derecede büyüktür. Birinci Dünya Savaşı’nda Doğu illerinde Türkler kitleler halinde kıyılmıştır. Justin McCarthy’nin yüz yıllık değerlendirmesine göre; “Müslüman ülkesi yok olmuş, 1822-1922 arası Müslümanlar 5.500.000 ölü vermişlerdir. Bunun 1.200.000’i Doğu Anadolu’da Ermenilerce çoluk, çocuk, yaşlı, kadın demeden insanlık dışı vahşetle katledilen Müslümanlardır.” Sevr Antlaşmasını yırtıp atan Mustafa Kemal Atatürk, Türk milletini yok olmaktan kurtarmıştır.

Osmanlı Devleti’ne karşı ayaklanan, savunmasız halka karşı tedhiş, katliam ve sabotaj yapan Ermenilerin toplam kaybı en fazla 300 bin civarındadır. Dolayısıyla Biden ve Ermenilerin dile getirdiği 1,5 milyon rakamı oldukça abartılıdır ve gerçeği yansıtmamaktadır. Çünkü o tarihte, Ermenilerin toplam nüfusu ancak 1 milyon 300 bindir.

Tehcir (Sevk ve İskân) Kanunu ve Uygulaması

Osmanlı Hükümeti Ermenilerin tedhiş, katliam ve sabotaj eylemlerine rağmen, Ermeni ayaklanmalarına son verilmesi için Ermeni Patriği’ne, Ermeni Milletvekillerine ve Ermeni ileri gelenlerine nasihatte bulunmuş, eylemlerin devam etmesi halinde şiddetli önlemler alınmak zorunda kalınacağını bildirmiştir. Bu ikazdan olumlu bir sonuç alınamaması neticesinde, Osmanlı Devleti, 24 Nisan 1915’te Ermeni Komitasını kapatmış, başkanlarıyla, tahrikçilerinin oluşturduğu 235 kişiyi devlet aleyhinde faaliyette bulunmak suçundan tutuklattırmıştır. Bütün bu tedbirlerden sonuç alınamaması üzerine, egemen her devletin yapması gereken tedbirlere başvurmuş, 27 Mayıs 1915 tarihinde Sevk ve İskân Kanunu ile güvenliği tehdit eden unsurları savaş alanı dışına çıkarmıştır.

 

Tehcir kanunu, uygulanırken, tehcire tabi olanların can, mal ve namuslarına dokunulmamasına özellikle dikkat edilmiştir. Aksi hareket edenler, askeri mahkemelerde yargılanarak cezalandırılmıştır. Tehcir Kanunu, yalnız harekât alanında bulunan Ermenilere uygulanmış, bölge dışındaki Ermenilere dokunulmamıştır. Buralardaki Ermeniler de rahat durmamış, Urfa’da, Akdağ’da, Bayburt’ta, Karahisar’da, Erzincan’da, Erzurum’da Türk ordusunu günlerce meşgul eden isyanlar çıkarmışlar, savunmasız Türk halkına soykırım uygulamışlardır.

Tehcir Kanunu, yalnız Ermenilere uygulanmamış, asayişi bozan, olay çıkaran ve eşkıyalara yataklık yapan bütün unsurlara uygulanmıştır. Tehcir edilen Ermenilerin büyük çoğunluğu, gidecekleri yere ulaşmışlardır.

Türkleri soykırımla suçlayanlar, önce aynaya bakmalıdır. Amerikalılar, 1492-1886 yılları arasında yetmiş milyon kızıl deriliyi katletmişlerdir. İngilizler, Afrika, Hindistan ve Avustralya’da 1800 ile 1960 yılları arasında yapmış olduğu katliamlarla 2 ile 5 milyon insanın ölümüne neden olmuştur. II. Dünya savaşı sonunda batı cephesinde, Amerikalı ve Fransızlara esir düşen 7.611.794 Alman savaş esiri ağır şartlar altında aç ve susuz bırakılarak, 2 ila 2,5 milyonunun ölümüne sebebiyet verilmiştir. Almanların II. Dünya savaşını kaybetmesi üzerine Amerikalılar ve İngilizler, “Dresden” kentine sığınan Alman göçmenlerin üzerine intikam amacıyla havadan bomba yağdırmış, 200 bin Alman katledilmiştir. Fransa, Cezayir’de soykırım uygulayarak 1-1,5 milyon Müslümanı katletmiş, Ruanda’da 800 bin Müslümanın soykırımına sebep olmuştur. Uluslararası Hak İhlalleri Merkezi’nin (UHİM) yayınladığı rapora göre, Rusya yıllar süren savaşlarda işgalle yetinmemiş, yakarak, yıkarak, katlederek milyonlarca insanı yerinden yurdundan sökerek göçe zorlamıştır.

Ermeni Soykırımı Yapıldığı Savının Hukuki İncelenmesi

Soykırım suçu hukuki bir terimdir, çerçevesi 9 Aralık 1948 tarihli “Soykırım Suçunu Önleme ve Cezalandırma Sözleşmesi” ile çizilmiştir. Sözleşme incelendiğinde, tüzel kişilerin değil, gerçek şahısların soykırım ile suçlanabileceğini göstermektedir. Söz konusu sözleşmeye göre soykırım suçunun işlendiğini saptayacak yetkili yayın organı ise esas itibariyle, soykırım yapıldığı iddia edilen ülkenin mahkemeleridir. Ayrıca sözleşmenin tarafları aralarında anlaşırlarsa dava uluslararası bir ceza mahkemesinde de görülebilir. Parlamentolar, Eyalet veya belediye meclisleri ya da dernekler herhangi bir ülkede soykırım suçu konusunda karar almaya yetkili değillerdir. Bu nedenle çeşitli ülkeler ve eyalet parlamentolarının aldığı kararlar siyasi kararlardır, hukuki bir yaptırımı bulunmamaktadır.

Sonuç

Sonuç olarak, Doğu Anadolu’da hiçbir ilde çoğunluğa sahip olamayan Ermenilerin Bağımsız Ermenistan devleti kurma idealleri, 1.200.000 Türk’ün hayatına mal olmuş, geride binlerce yetim ve parçalanmış aile kalmıştır. Yaptıkları katliamlarla insanlık suçu işleyen Ermenileri suça azmettiren, ABD, Rusya, İngiltere ve Fransa da en az onlar kadar suçludur.

Osmanlı Hükümeti, Ermenileri önce nasihat ederek yola getirmeye çalışmış, Ermenilerin aynı yola gelmez tutumu üzerine önce elebaşlarını tutuklamakla yetinmiştir. Bu da etkili olmayınca Sevk ve İskân Kanununu çıkarmak ve uygulamak zorunda kalmıştır.

Ermeni Diasporası ve Ermenistan, soykırım iddialarının kabulü, Türkiye’den yüklü bir tazminat almak ve son aşamada ise Türkiye sınırları içerisinde bulunduğunu iddia ettikleri sözde Ermeni topraklarının, iadesini sağlayarak “Büyük Ermenistan”ı kurmak yönünde bir siyaset izlemektedirler.

ABD kongresinde her yıl periyodik olarak Ermeni soykırımı gündeme getirilmektedir. Bu periyodik olay, her yıl Türkiye üzerinde baskılara yol açmaktadır. Soykırım kararları, hukuki değil, siyasidir. Türkiye, bu konuda dik duruş sergilemeli ve gerekli cevabı vermelidir.

Ermeniler, uzun yıllardan itibaren sözde “soykırım” iddialarını gündeme getirmektedir. Bu iddialara karşılık sadece savunmada kalınmamalı, Ermenilerin Türklere uyguladığı “soykırım” ile ilgili anıtlar dikilmeli, basın, yayın organları vasıtasıyla ulusal ve uluslararası arenada “Ermenilerin Türk Soykırımları” dile getirilmelidir.

 

 

KAYNAKÇA:

MCCARTY, Justin, “Bırakın Tarihçiler Karar Versin”, Ermeni Araştırmaları Enstitüsü Dergisi, Sayı:2, ASAM yay., Ankara, 2001.

SÜSLÜ, Azmi, YILDIRIM, Hüsamettin, Efsane ve Gerçekler:Türk-Ermeni İlişkileri, Atatürk Araştırma Merkezi Yay., Ankara, 2001.

ŞİMŞİR Bilal N., Ermeni Meselesi 1774-2005, Bilgi yayınları, İstanbul, 2005.

ŞİMŞİR, Bilal N., Documents Diplomatiques Ottomans Affaires Armeniennes:Osmanlı Diplomatik Belgelerinde Ermeni Sorunu(4 Cilt), Türk Tarih Kurumu yayın., Ankara, 1999.

ÖKSE, Necati, “Ermeni Sorununu’nun Doğuşu ve tehcir Kanunu’nun Uygulanması”, Askeri Tarih Bülteni, Yıl.11, S.21, Ağustos 1986, Gnkur.ATASE Yay., Ankara, 1986.

ÖZTÜRK, Orhan, “Birinci Dünya Harbi Sırasında Erzurum ve Civarında Ermeni Mezalimi”, Stratejik Araştırma ve Etüt Bülteni, Yıl.1, S.1, Gnkur. ATASE Yay., Ankara, 2001.

 

 


ERMENİ PROPAGANDASI VE TARİHİ GERÇEKLER