DOĞU AKDENIZ’DE ISE ÖZELLIKLE İSRAIL’LE GERILEN ILIŞKILER, KIBRIS ADASI’NIN GÜNEYINDE, TAMAR-LEVIATHAN (İSRAIL) ILE KIBRIS RUMLARININ KENDILERINE AIT OLDUĞUNU IDDIA ETTIKLERI AFRODIT ALANLARINDA YÜKSEK MIKTARDA DOĞAL GAZ REZERVLERI BULUNMASI, ENERJI KAYNAKLARI VE ENERJI NAKIL YOLLARININ KONTROLÜ GIBI SEBEPLERLE, KRITIK ÖNEMDE GELIŞMELER YAŞANMAYA BAŞLADI.

BATI’NIN VE RUSYA’NIN DEĞIŞMEYEN POLITIKASI

Soğuk Savaş döneminde Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Doğu Akdeniz’deki hedefi, rakip konumdaki Rusya’nın, Çar Petro’dan beri takip ettiği “sıcak denizlere inme” politikası çerçevesindeki girişimlerini engellemekti. Bu temel politika bugün de değişmedi ancak Rusya Kırım’ı ilhak ederek, Karadeniz’de stratejik liman avantajını ele geçirdi.

Rusya, Suriye iç savaşında kazandığı rolle Doğu Akdeniz’de Suriye’nin Tartus Limanı ve Humeymim Havaalanı ile ABD karşısında ciddi rakip olarak yerini aldı.

DÜNYANIN BÜYÜK GÜÇLERI, KOMŞU VE TÜRKIYE

Son yıllarda stratejik önemi artan Doğu Akdeniz, büyük güçlerin mücadele alanı haline geldi.

Bölge, Türkiye için de jeopolitik açıdan büyük öneme sahip. Türkiye, bölgesinde aynı anda üç denizde kuvvet bulunduruyor.

Siyasi açıdan yüzü Batı’ya dönük olan Türkiye, bir NATO üyesi olarak Karadeniz’de Rus donanmasının faaliyetlerini yakından takip etmek; Ege’de ise Greklerin hasmane politikaları ve düşmanca silahlanmaları ile baş etmek durumunda.

Doğu Akdeniz’de ise özellikle İsrail’le gerilen ilişkiler, Kıbrıs Adası'nın güneyinde, Tamar-Leviathan (İsrail) ile Kıbrıs Rumlarının kendilerine ait olduğunu iddia ettikleri Afrodit alanlarında yüksek miktarda doğal gaz rezervleri bulunması, enerji kaynakları ve enerji nakil yollarının kontrolü gibi sebeplerle, kritik önemde gelişmeler yaşanmaya başladı.

Enerji kaynakları ve enerji nakil yollarının kontrolü, bölgenin ve dünyanın kontrolünü sağlamakta anahtar role sahip.

Yakın geçmişte Türkiye; ABD ve İsrail ile Doğu Akdeniz’de “Güvenilir Denizkızı” tatbikatları yaparak, bölgenin kontrolünü elinde tutan taraflardan biriydi. İsrail’le gerilen siyasi ilişkilerin yanı sıra ABD’nin Türkiye’ye karşı “stratejik müttefik” durumunda iken “stratejik düşman” siyasetine geçmesi/geçirilmesiyle şartlar değişti.

Önce İsrail; Kıbrıs Rumları ve ardından Greklerle antlaşmalar ve tatbikatlar yaparak, Doğu Akdeniz’de birlikte hareket etmeye başladı. Bu gelişmeleri dikkatle izleyen Türkiye, Mısır’da Mursi Hükümeti ile yakın iş birliğine giderek ortak bir askeri tatbikat ile bu hasmane gelişmelere karşı durma çalışması yaparken, Batılıların desteği sayesinde Mısır’da Sisi iş başına getirildi. Ardından yaşanan hızlı siyasi ve askeri adımlarla Mısır da İsrail’in başını çektiği ittifaka dahil edildi. Böylece Mısır’ın münhasır ekonomik bölgelerinde yer aldığı söylenen doğal gaz rezervleri ile Mısır da bu siyasi askeri ittifakın üyesi oldu.

TÜRKIYE’YE KARŞI OLUŞTURAN İTTIFAK HIZLA SILAHLANIYOR

Türkiye’ye karşı bir ittifak oluşturmaya çalışan bu ülkelerin ordularında ise Doğu Akdeniz’i kontrol etmeye ve Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki gücüne yönelik tehdit içeren önemli gelişmeler yaşandı/yaşanmaya devam ediyor.

İsrail karada kısıtlı bir coğrafyada yer aldığından, kontrolü hava üstünlüğüyle sağlıyordu ancak hızla deniz kuvvetlerini büyütmeye başladı. Hem açık deniz harekatları yapabilecek daha yüksek sınıf korvetler olan Saar 5.5 gemilerini donanmasına kattı hem de Almanya’dan altı adet Dolphin sınıfı (Havadan bağımsız tahrik sistemine sahip) denizaltı satın aldı. Bu denizaltılar zaten su altından su üstüne füze atma kapasitesine sahipken, İsrail bu denizaltıları, Almanya’ya sormadan füze fırlatma tüplerini genişleterek, “Popeye Turbo” adını verdikleri bin 200 km menzilli, nükleer başlık takılabilen “cruise” (seyir) füzeleri ile donattı. İsrail bu denizaltılardan Almanya’ya iki tane daha sipariş verdi.

Nükleer başlık takılabilen, uzun menzilli “Popeye Turbo” seyir füzeleri taşıyan sekiz denizaltı; gelişmiş elektronik donanımlı, yüksek ateş gücüne sahip füzelerle donatılmış “Saar 5.5” korvetleri ile İsrail donanması güçlendirildi. İsrail, Kıbrıs Rumları ve Grekler ile iş birliğini geliştirerek, Girit Adası’na 500 km menzilli arama radarları yerleştirdi. İsrail-Grek ittifakı, Türkiye’yi kara sınırlarına hapsetmeyi hedefliyor. Grekler, Türkiye karşıtı siyasetlerinin son adımı olarak hava ve deniz kuvvetlerini geliştirmenin yanı sıra İsrail ile giriştikleri iş birliği ile “Türkiye’ye karşı dostluk ve ittifak birlikteliği” görünümünün arkasında hızla silahlanıyor.

Aslında ekonomik sıkıntılar içindeki Grekler, Batı’dan daima yardım görüyor.

Türk Ordusuna karşı girişecekleri bir “ilk mücadeleyi” kaybetmeme esasına göre kuvvet yapılandıran Grekler, Kuzey ’de Batı Trakya’dan başlayarak bütün Ege Denizi’ni Girit Adası’na kadar, Patriot Hava ve Füze Savunma Sistemleri'yle şemsiye altına aldı. Girit Adası’na ise İsrail ile iş birliği yaparak, uzun menzilli (500-600 km) bir radar yerleştirdi. Girit’te, halihazırda Rus yapımı S-300 füzelerini konuşlandırmış bulunan Grekler, yine İsrail’den on adet “Heron” insansız hava aracı temin etti. Grekler yine Almanya’dan “Dolphin” sınıfı, havadan bağımsız tahrik sistemine sahip dört adet gelişmiş denizaltı alarak donanmalarını güçlendirdi.

TÜRKIYE’YE KARŞI BIR ITTIFAK OLUŞTURMAYA ÇALIŞAN BU ÜLKELERIN ORDULARINDA ISE DOĞU AKDENIZ’I KONTROL ETMEYE VE TÜRKIYE’NIN DOĞU AKDENIZ’DEKI GÜCÜNE YÖNELIK TEHDIT IÇEREN ÖNEMLI GELIŞMELER YAŞANDI/ YAŞANMAYA DEVAM EDIYOR.

İSRAIL-GREK ITTIFAKI, TÜRKIYE’YI KARA SINIRLARINA HAPSETMEYI HEDEFLIYOR. GREKLER, TÜRKIYE KARŞITI SIYASETLERININ SON ADIMI OLARAK HAVA VE DENIZ KUVVETLERINI GELIŞTIRMENIN YANI SIRA İSRAIL ILE GIRIŞTIKLERI IŞ BIRLIĞI ILE “TÜRKIYE’YE KARŞI DOSTLUK VE ITTIFAK BIRLIKTELIĞI” GÖRÜNÜMÜNÜN ARKASINDA HIZLA SILAHLANIYOR.

Bunlar, 214 sınıfı S-120 HS Papanikolis, S-121 HS Pipinos, S-122 HS Matrozos ve S-123 HS Katsonis.

Mısır; siyasi çalkantılar, Mursi Hükümetinin devrilmesi ve Sisi Hükümetinin bir darbe sonucu iş başına gelmesi ile başta ABD olmak üzere Batı ülkeleri ile askeri ilişkilerini geliştirdi.

Önce Fransa tarafından Rusya için üretilen ancak ABD’nin Rusya’ya satışına izin vermediği için çok ucuz fiyatlar ile Mısır’a satılmasına izin verilen iki adet Mistral sınıfı doklu çıkarma ve hafif uçak gemisi aldı. 1,1 milyar Euro gibi çok ucuz bir fiyata Mısır’a verilen bu iki hafif uçak gemisine Cemal Abdülnasır ve Enver Sedat ismi verilerek Mısır Donanmasına fiziki hücum kabiliyeti kazandırıldı.

Ancak tam donanımlı kullanılması halinde büyük güç oluşturabilecek bu gemiler, hava savunma kabiliyetinden yoksun. Daha birçok sistem kabiliyeti eksik bırakılan bu gemiler Mısır’a bir güç ve övünç kaynağı gibi görünseler de öz savunma kabiliyetlerinin olmaması ve bazı sistemlerin eksik kullanılmaları nedeniyle soru işaretleri ile dolu.

Mısır, Fransa’dan “Femm” sınıfı Fırkateynler ve “Gowind” sınıfı 2 bin 500 tonluk korvetler de satın alarak, donanmasının gücünü artırdı. Bu modernizasyon faaliyetlerinin en önemlisi, Almanya’dan alımı yapılan “Dolphin” sınıfı, “havadan bağımsız tahrik sistemine sahip” dört denizaltıdır. Bu denizaltıların Mısır’a satılabilmesi için bizzat “İsrail”den, Başbakan “Netanyahu”dan izin alındı.

DOĞU AKDENIZ’DE NIYET, TÜRKIYE’YI OYUN DIŞI BIRAKMAK

Doğu Akdeniz’de İsrail-Grek ittifakı ve Mısır’da yaşanan askeri gelişmeler; her üç ülkenin de donanmalarını “Dolphin” sınıfı denizaltılar ile donatmaları ve her üç ülkenin de Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi “bypass” eden enerji politikalarına dikkat edilirse, Türkiye’nin devre dışı bırakılmaya çalışıldığı görülecektir. Bütün bunlar karşısında Türk Silahlı Kuvvetleri bugün Doğu Akdeniz’de önemli bir kuvvet yapısına sahip. Her ne kadar Türk Donanması için “Dolphin” sınıfı denizaltı yapımı sürdürülüyor olsa da mevcut denizaltı filosu yeterli kuvvet yapısını bünyesinde barındırıyor. Siyasal gelişmeler ile birlikte gelişen silahlanma çabaları, donanma ve hava kuvvetleri bakımından teknolojik anlamda da önemli bir kuvvet yapısına sahip Türkiye açısından geleceğe dönük olarak değerlendirilmektedir.

TÜRKIYE HIÇ DE KOLAY LOKMA DEĞIL

Türkiye her üç denizde; Karadeniz, Ege ve Doğu Akdeniz’de donanma bulundurmak zorunda ve kuvvet yapısını da buna göre oluşturdu. Çevresinde askeri alanda yaşanan gelişmeleri yakından ve soğukkanlılıkla izliyor, buna göre geleceğe dönük çalışmalar yapıyor.

Yerli ve milli üretimi olan modern teknoloji ürünü korvetleri MİLGEM’ler, yakın gelecekte hizmete girecek Dolphin sınıfı denizaltılar ve modern hava savunma fırkateynleri ile Türkiye, denizlerdeki hak ve menfaatlerini yerli ve milli silah sistemleri ile korumaya yönelik kararlılığını sürdürüyor.

 

 

DOĞU AKDENİZ’DE ASKERİ DENGE