Üç kıtanın arasında bulunan Akdeniz, tarihin her döneminde olduğu gibi bugün de Dünyanın en önemli jeo-stratejik konumunu korumaktadır. Bir ucu Akdeniz’den başlayıp sırtını Toros dağlarına dayayarak, Basra Körfezine inen bölgeye, Verimli Hilal denilmektedir. Su, toprak, geçiş bölgeleri ve enerji kaynaklarının merkezi olan bu bölge, Sümerler, Persler, Hitit, Mısır, Roma ve İslam medeniyetlerinin üzerinde yükseldiği bölgedir. Yazı, para, tekerleğin ilk kez kullanıldığı ve devletlerin kurulduğu "Verimli Hilal"e hâkim olan, dünyaya hâkim olur. Kısaca dünya ana karasının kalbgahı (Heartland) burasıdır.Buranın giriş-çıkış kapısı ise Doğu Akdeniz’dir. Akdeniz Fatihi Barbaros Hayreddin Paşa’nın, “Denizlere hâkim olan dünyaya hâkim olur” dediği bu bölge, deniz ve karanın birleştiği yerdir.

 



21. yy’ın ilk çeyreğini hızla tükettiğimiz bir zamanda, Doğu Akdeniz ve "Verimli Hilal"in tamamında gelecek yüzyılların dünyası şekillenmektedir. Çin, demir ipek yolu ve şirketleriyle petrol-gaz kaynaklarına ulaşmaya çalışırken; ABD, Büyük Ortadoğu Projesiyle bölgeyi hücrelerine kadar parçalayıp İsrail’in emrine vermekte, Rusya sıcak sularda üs kurmakta ve Türkiye ise bunlar arasında bir denge bulmaya çalışmaktadır. Dünya siyasi tarihinin en büyük çatışması yaşanmaktadır. 

21. yy Dünya Düzeni ve Doğu Akdeniz


Şu anda Türkiye-Libya Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) sahasının doğusunda, tüm küresel petrol şirketleri ve ABD, Rusya, Fransa, İngiltere başta olmak üzere küresel güçler bölgede yoğun bir hareketlilik içinde bulunmaktadır. 
ABD Jeoloji Araştırmaları Merkezi’ne göre Levant Havzası'nda (Kıbrıs, Suriye, Lübnan ve İsrail) 3,45 trilyon metreküp doğalgaz ve 1,7 milyar varil petrol bulunmaktadır. Sadece Kıbrıs civarında 400 milyar dolar değerinde petrol bulunmaktadır. Bu da dünyanın en büyük enerji yataklarından biri demek ve Türkiye’nin 500 yıllık gaz ihtiyacını karşılayacak miktar anlamına gelmektedir.
İstanbul, Süveyş ve Cebelitarık boğazlarına sahip olan Akdeniz, dünya deniz ticaretinin en az üçte birinin geçiş bölgesidir. Rus gazı, Londra’dan Çin’e giden demir ipek yolu ve 2006 yılında Bakü petrollerinin de Kerkük petrolü gibi Anadolu’ya gelmesinden sonra, dünya dengeleri temelinden sarsılmıştır. BOP kapsamında bir oyun olan Arap Baharı, Yemen, Suriye, Lübnan, Libya savaşları ve İsrail’in siyasi faaliyetlerinin sebebi budur.
 

BATI’NIN TRUVA ATI YUNANİSTAN
 

1821 yılında isyan ettirildiği günden bugüne kadar Avrupa ve Rusya’nın, Türkiye’ye karşı kullandığı Yunanistan, hak ve hukuk dinlemeksizin hareket etmektedir. En son Mısır ile imzaladığı MEB anlaşmasıyla haddini iyice aşmaktadır. Burada asıl rahatsızlık veren olay, Batı’nın darbeci kuklası Sisi’nin Türkiye ile imzalayacağı MEB’e göre en az 40 000 km kare alan kaybettiği ve Mısır halkının tarih ve çıkarlarına aykırı bir anlaşmaya imza atmasıdır..
 

Doğu Akdeniz’de en uzun sınıra sahip olan Türkiye’nin tezleri uluslararası hukuka uygundur. Coğrafyanın üstünlüğü prensibine dayanan MEB, ana karadan 200 mil öteye kadar olup, denizdeki kaynakları, “Mavi Vatan” olarak kapsamaktadır. Buna göre Akdeniz’de Türkiye’nin 180 000 km kare mavi vatanı varken, uluslararası hukuku da kabul etmeyen, Seville Üniversitesi’ne hazırlatılan Rum-Yunan ikilisinin tezlerine göre Türkiye, Antalya körfezine hapsedilmekte ve sadece 40 000 km kareye boğulmaktadır. Türkiye Doğu Akdeniz kıyıdaş ülkelerin toplantısını talep ederken bu talebe Rum Yunan çetesi korsanları "hayır" diyor. Bu tez, bize Ege yani Adalar denizini kapatan Yunan tezlerinden daha korkunç bir mana ifade etmektedir ve doğrudan savaş sebebi “casus belli” ilan edilmelidir.

 




Ortadoğu’nun kalbini oluşturan, Basra, İskenderun ve Süveyş üçgeni arasında Libya ve Suriye’ye yerleşmeye çalışan Putin Rusya’sı, Haziran 2013’de Akdeniz Bölgesi’ni "Birinci Derecede Ulusal Çıkar Alanı” ilan etmiştir.
 

DOĞU AKDENİZ VE MUSUL PETROLLERİ


1900’lerin başında araçlarda kömürün yerine kullanılmaya başlanan ve petrol şirketlerinin toprağın altında sondajla ararken, Musul’da yüzeyden akarken buldukları petrol, Sultan II. Abdülhamid tarafından, işgali önlemek için bir önlem olarak (Bağdat ve Musul) şahsi mülk hâline getirilmiştir. 

 

2014 yılı Temmuz sıcağında, Kerkük’ü sömüren Kuzey Petrol sahasını gözlemlerken alıkonulduğumda, dışarıdaki perişan Iraklıların halinin tersine içeride golf sahası, yüzme havuzları ve lüks arabaların sebebini acı ve çok tehlikeli bir şekilde öğrenmiştim.


Maalesef Iraklılar gibi, Irak petrol rezervlerinin üçte birine sahip olan Musul, yaklaşık 4 trilyon dolar değerinde gaz ve petrol yataklarına sahip olup, silahsız ve İngiliz komplosuyla elimizden de 1925 yılında tamamen çıkmıştı.


 

Musul’un elden çıkmasıyla, Şeyh Said olayları arasında bir bağ kuruluyorsa da bu yanıltma, çok kötü bir tesadüf ve zorlamadır. Çünkü daha on yıl önce Kürt Aşiretleri Osmanlıya karşı isyana ettiremeyen, İngilizlerin Palo’dan çok Ankara’da etkili olduklarını biliyoruz. Ayrıca bundan çok daha büyük olarak, Süleymaniye merkezli ve İngilizlere Kuzey Irak’ı dar eden Kürt Şeyh Mahmut Berzenci isyanı yıllardır sürüyordu. Berzenci, Musul’u İngilizlerden almış ve Kürt Aşık Veyseli, Kavis Axa’nın hala canlı şarkılarıyla (şexezıraf), “Türk kardeşlerinden İngilizlere karşı yardım” istemekteydi. Bu isyanı da İngilizler, tarihte ilk kez sivil halka karşı havadan kimyasal silahlar kullanarak bastırabilmiştir.
 

 

 

Sonuç,


Bugün bir damla petrole hasret olan Türkiye’nin Doğu Akdeniz enerji kaynakları, Türkiye’nin dörtte biri kadar olan “Mavi Vatan”da bulunmakta ve bu kavramı ilk kez kullanan, Doç. Dr. Cihat Yaycı’nın ifadesiyle,“Türkiye’nin 500 yıllık ihtiyaçlarını karşılayacak” miktardadır.
Enerjide dışa bağımlı olan bir ülkenin bağımsız olması imkânsızdır. Bugün Türkiye, enerjide dışa bağımlıdır. Sınırları Musul yerine, Irak-Zaxo’nun ve Hakkâri’nin arasındaki dağların başında olan Türkiye, elindeki petrolü içse bile yetmez.


21.yy. dünyasının oluşturulduğu bir süreçten geçiyoruz. İngiliz kuklası Rum-Yunan ikilisinin tezgâhları, Libya ve Suriye olayları yorgan kavgasıdır. Bu cambazlara bakamayız. Hem geçiş yolları hem de enerji havzası olan Doğu Akdeniz’de en avantajlı ülke Türkiye’dir. 
Kutupların bittiği ve Uzay’ın dahi parsellendiği bir zamanda Doğu Akdeniz havuzunu da kaybedersek ikinci Musul faciasını yaşarız ve Akdeniz yerine Antalya körfezine hapsolan Türkiye batmaya mahkûmdur.
 

Akdeniz’deki çatışmada aktif olan Fransa’nın aksine Almanya, son 120 yılda tekrar üçüncü kez şaşkın ve İtalya da vebalı görülürken, bunlar üçüncü bir savaş daha çıkartmadan elinden tutup, Türkiye-Rusya ittifakının üyeleri olmasına yardımcı olmalıyız. 
 

Yarım asrı aşan Beşli Çete sisteminin parçalanmasına, Almanya, İtalya ve Çin de destek vermek zorunda kalır ki burada da merkez ülke Türkiye’dir. Son yıllarda Türkiye’nin gücünü artıran, istihbarat eksenli bir siyaset ve askeri teknoloji odaklı bir ekonomi için, Akdeniz’de bir damla sudan vazgeçemeyiz.

 

 DOĞU AKDENİZ VE MUSUL