Kategoriler: Dergi, Savunma,
Alt Kategoriler: Temmuz,

“Köpeklerin geceleri insanlardan 4 kat, kedilerin ise insanlara oranla 6-8 kat daha iyi görebildiği varsayılmaktadır. Ayrıca köpeklerin görüş açıları 100 derece iken kediler 200 derecelik görüş açısına sahiptir. Kedilerin gözü, ışığı toplamak için dizayn edilmiştir. Korneanın yuvarlak şekli ışığı yakalamaya ve odaklamaya yardımcı olur. Bununla birlikte tapetum lucidum ile retinadaki ışık reseptörlerinin kompozisyonu, geceleri daha iyi görmelerini sağlayan faktörlerdir. İnsanların duyabildiği frekans aralığı 20-20.000 Hz, köpeklerin 65-45.000 Hz civarındayken kediler 100 ila 60.000 Hz kadar çıkan tiz sesleri duyabilirler. Kedilerin kulak zarlarının arkasındaki rezonans odacıkları büyüktür ve bu odalar birbirinden ayrı iki bölme halindedir bu yüzden kulak zarını titreten frekans aralığı daha geniştir. Ayrıca kediler, köpeklere oranla daha sessiz görünümdedirler…”

                                       Anonim Bilimsel Bilgi, Haziran 2021

Savaş uçaklarının birbirine karşı üstünlük kurması ve sınır hattında karşılıklı keskin manevralar ile görüş/atış alanı içerisine alma kapışmasına “dogfight” adı verilmektedir. Uçağın icadından kısa bir süre sonra 1. Dünya Savaşında ilk kez kullanılan bu tabir, 2. Dünya Savaşı ile sıklıkla kullanılır olmuş ve deyim yerindeyse lügate oturmuştur. Özellikle Türk-Yunan deniz sınırı bölgesinde sıklıkla yaşanan bu psikolojik mücadelede üstünlük kurmak için dört temel parametre bulunmaktadır, bunlar: üst düzey yetenekli pilot, yüksek manevra kabiliyetine sahip uçak, daha etkili menzilli havadan havaya füze ve karşı tedbir sistemleri. İHA’lar, savaş uçaklarına nazaran çok daha yavaş üç eksenli dönüş hareketlerine (pitch, roll, yaw) ve ortalama 7-8 kat daha düşük hıza sahip olan oldukça sakin hava araçlardır. Tabi şimdilik… Bu özellikleri dikkate alındığında dogfight ifadesi, İHA savaşları için fazlaca iddialı kaçabilir sanki. Dünyada bu makinaların kapışmaları için yeni bir jargon oluşana kadar kulağa daha uysal gelen “catfight” terimini kullanmayı öneriyoruz. Catfight tekniklerine girmeden önce kısa bir insansız hava aracı serüveni yapalım.

 1991 Körfez Savaşına kadar operasyon sahalarında etkin olarak kullanılmayan insansız hava araçları bu tarihten itibaren gün geçtikçe önemini artırmaktadır. Başlarda ABD ve İsrail’in öncülük ettiği bu sektörde son yıllarda Türkiye, Çin, Rusya ve İran oldukça etkin şekilde ürünler ortaya koymaktadırlar. Önceliği istihbarat toplamak amacıyla görüntü almak olan bu “masum” sistemler, 2000li yıllarda silah entegresi çalışmaları ile boyut değiştirmiş tespit ettiği yerde vuruş kabiliyeti ile etkili bir hava muharebe aracına dönüşmüştür. Bu dönüşüme çok hızlı adapte olan Türk İHA’ları Libya, Suriye ve Azerbaycan’da taktik sahada etkili roller üstlenmiştir. 2019-2020 Libya iç savaşı ise İHA’lar için üçüncü dönüm noktasının başlangıcı olmuştur. Mısır ve BAE’nin fonlamasıyla Hafter tarafından tedarik edilen Çin menşeli WingLoong silahlı insansız hava aracı ile Ulusal Mutabakat Hükümeti’nin ve Libya halkının yanında olan Türkiye’nin TB-2 SİHA’ları gökyüzünde karşı karşıya gelmiştir. Yine aynı dönemde önce modern insansız hava araçlarının atası diyebileceğimiz MQ-1 Predator’a dünyanın en yaygın omuzdan atılan füzesi olan AIM-92 Stinger takılmış sonra ise Amerika’nın en etkili insansız araçlarından olan MQ-9 Reaper’a gelişmiş hava hava füzesi AIM-9X entegre edilip test atışı yapılmıştır. Bu gelişmeler sonrası dünya genelinde savunma sanayi forumlarında İHA savaşı gündeme gelmeye başlamıştır. Bu füze konusunu ilerleyen bölümde daha detaylı ele alacağız. Bundan sonra ise hali hazırda dünyanın en iyilerinden olan Northrop Grumman’ın ürettiği ama maliyetin ötürü kullanıma alınıp alınmadığı net olmayan X-47 modeli, Boeing firmasının Avustralya Kraliyet Hava Kuvvetleri için geliştirdiği Loyal Wingman, Rus şirketi Sukhoi tarafından ilk uçuşu gerçekleştirilen Okhotnik, Baykar’ın geliştirmekte olduğu MİUS ve TUSAŞ tarafından tasarlanan GÖKSUNGUR jet motorlu insansız hava araçlarının envantere girmesi ile 4. Dönem başlayacaktır.

Bu merhalelerinin biraz daha net anlaşılması için bir de sektördeki öncü kuruluşlarımızın insansız hava araçları geliştirme süreçlerine ürün özelliklerine girmeden tarihsel olarak değinelim. 

1.Safha {Gözlem İHA’ları}: 2004-2014

Daha önce de çalışmalar yürütülse de hem Bayraktar Mini İHA’nın ilk uçuş denemelerinin başladığı tarih olması hem de 2010’da ilk uçuşunu gerçekleştiren ANKA’nın sözleşme imzalanması bu yıla denk geldiği için ilk safhayı 2004 yılı olarak alabiliriz. Baykar, bu on yıllık dönemde Mini İHA’sı ile tecrübe kazanarak önce Taktik İHA sonra son dönemin kahramanı TB2’nin temellerini atmıştır. TUSAŞ ise TURNA ve ŞİMŞEK hedef / eğitim hava araçları ile sektöre giriş yapmış ve ANKA’ya giden yolculuk başlamıştır. Vestel Savunma da 2005 senesinde başladığı İHA geliştirme sürecinde 2014’e kadar EFE, BORA ve KARAYEL olmak üzere üç klasmanda ürün çıkarma başarısı göstermiştir. Bu safhada çok kritik ürünlerin ortaya koyulmasından ziyade asıl önemli olan, ciddi bir bilgi birikimi ve mühendis/teknisyen insan kaynağı oluşmasıdır.

2.Safha {Silahlı Taktik İHA’lar}: 2015-

2015 yılında ROKETSAN üretimi MAM-L güdümlü füzesinin TB2’den %100 isabetli atışı ile SİHA devrine geçilmiş oldu. Aradan üç yıl geçmeden ANKA-S, uydu üzerinden ilk başarılı mühimmat atışını yaparak serinin ikinci aracı olmuştur. Daha gelişmiş varyantları çıksa bile hem kendi ürün fiyatı hem de operasyonel fayda/maliyet endeksi dikkate alındığında en verimli sistem olarak telaffuz edebileceğimiz bu sınıftaki ürünlerimiz, önümüzdeki 30 yıllık süreçte en çok üretimi/ihracatı yapılan hava aracı olması sürpriz olmayacaktır. Bu dönemin bir diğer önemi ise İHA üreticisi firmalarımızın tam otomatik iniş kalkış yazılımlarından yer kontrol istasyonlarına, uçuş bilgisayarından haberleşme ağlarına kadar birçok alt sistemde muazzam derecede millileştirme gayretinde bulunmasıdır. Bu özveri sadece platform seviyesi değil faydalı yükler için de gösterilmiş geçen bu süreçte ASELSAN tarafından elektro-optik keşif, gözetleme ve hedefleme sistemi CATS; ROKETSAN tarafından mini akıllı bomba ailesi MAM-L, MAM-C ve MAM-T; TÜBİTAK SAGE tarafından insansız hava araçları için BOZOK ve KGK-SİHA mühimmatları yerli olarak geliştirilmiştir.

3.Safha {Taarruzi İHA’lar}: 2021-

Sınıfın iki üyesi hem AKINCI hem de AKSUNGUR’un ilk uçuşlarını 2019’da yapmalarına rağmen buradaki miadı 2021 almamızın sebebi, her iki mühendislik harikasının da sırasıyla MAM-T ve KGK-SİHA ile ilk atışlarını 2021 yılında yapmalarıdır. Bu aşamayı, 2.Safhadan ayıran iki temel husus vardır. Bunlardan ilki, yüksek beygir gücüne sahip motor ve daha geniş kanat açıklıkları sayesinde 100 kg olan mühimmat taşıma limitinin yaklaşık 1000 kilograma çıkmasıdır. İkinci ve gün geçtikçe önemi daha da artacak olan farklılık ise AKINCI ve AKSUNGUR’un sadece hava-yer mühimmatları değil hava-hava füzeleri de taşıyabilecek olmalarıdır. TİHA’lar, SİHA’lara oranla daha pahalı araçlar olacağından rutin güvenlik devriyeleri ya da terör operasyonlarından ziyade daha kapsamlı sınır ötesi görevlerde yer almaları ve insansız uçak birliklerinde daha az sayıda bulundurulması beklenmektedir. Bu aşamada da yerlileştirme çalışmaları aynı hızla devam etmiş olup en kritik bileşenler olarak; TEI’nin AKSUNGUR için geliştirmiş olduğu PD-170 turbodizel motoru ve ASELSAN tarafından geliştirilmekte olan elektro optik görüntüleme sistemlerinden farklı olarak bulut üstünden de görüntüleme yapabilen Sentetik Açıklıklı Radarını (SAR) sayabiliriz.

4.Safha {Jet İHA’lar}: 2026-

İnsansız hava araçlarının seri inkişafı göz önüne alındığında; pilotlar için alınan ilave kokpit güvenlik önlemleri ve g limitlerinin manevra yeteneğini kısıtlaması savaş uçaklarının insanlı olmasını sorgular hale getirmiştir. Hatta resmi olmayan birçok kaynakta, 5. Nesil F-35’lerin son üretilen insanlı jet uçağı olacağı yer almaktadır. İHA rüzgarını çok iyi yakalayan şirketlerimizin şimdiki hedefi; 2023 yılında milli jet insansız hava aracını hangardan çıkarmaktır. Sonraki üç-dört yılın yer, uçuş ve atış testleri ile geçeceğini öngörürsek, 2026-2027 yıllarında MİUS ve GÖKSUNGUR’un güvenlik güçlerimizin hizmetine girmesi beklenmektedir. Uçuş mekaniği/aerodinamik, itki-motor, yapısal tasarım/analiz, kontrol sistemleri ve daha birçok disiplin düşünüldüğünde diğer safhalara oranla çok daha zorlayıcı bir tecrübe bizleri bekliyor.

 Yaptığı işlerle övünmek kendini beğenmişliktir, bırakalım başkaları bizi takdir etsin… Sınır içi ve ötesinde gerçekleştirilen görevlerde yakalanan üstün başarı dünya kamuoyunca takip edilmekte ve üst üste siparişler verilmektedir. İlk olarak 2018’de Katar ve Ukrayna ile başlayan Bayraktar TB-2 ihracatı 2020’de Azerbaycan ile devam etmiştir. Peşine Tunus ile ANKA-S ihracı ve Suudi Arabistan ile KARAYEL ortak üretimi üzerine anlaşmalar yapılmıştır. Son olarak ise 25 Mayıs 2021 tarihinde Polonya ile imzalanan 24 adet Bayraktar TB-2 ve mühimmatları temini sözleşmesi ile ilk kez bir Avrupa Birliği ve NATO üyesi ülkeye Türk SİHA'sı ihraç edilmiş olacaktır.

 

Gurur verici insansız hava aracı gelişimi yolculuğumuzdan şimdi yazımızın ana konusu olan Catfight’a (İnsansız Hava Araçlarının gökyüzünde birbirlerine karşı üstünlük kurma mücadelesi) tekrar dönelim. İt dalaşında dört ana etmen olduğunu ve bunlardan sadece üç ve dördüncünün İHA’lar için geçerli olduğunu söylemiştik. Gelecekte Catfight’da en başarılı ülke olabilmek adına bu iki başlığı açalım.

Hava – Hava Füzesi

Gökyüzünde hava araçlarının birbirini bertaraf etmesini için havadan havaya füze kullanmaları gerekmektedir. İlk olarak 1956 yılında, Amerikan Hava Kuvvetleri tarafından F-4 Phantom uçaklarında AIM-4 Falcon hava-hava füzesi kullanılmaya başlanılmıştır. Hemen ertesi yıl Sovyetler K-5 füzesini kullanıma alarak karşılık vermiş ve günümüze kadar bu füzeler sürekli gelişim göstererek savaş uçaklarının vazgeçilmezi haline gelmiştir. Kısa (10-25 km), orta (25-60 km) ve uzun (60+ km) menzilli olarak sınıflandırabileceğimiz bu füzelerden uzun menzillerde ramjet motoru kullanılırken diğerlerinde katı yakıtlı roket motoru ile itki sağlanmaktadır. Kısa veya başka bir ifade ile görüş içi sistemlerde ısı (infrared) güdümlü arayıcı başlık bulunurken görüş ötesi füzelerde radar arayıcı ile güdüm sağlanmaktadır. İtki ve güdüm dışında detaylandırılması gereken birçok prensip ve verilebilecek onlarca örnek barındıran, mühimmatlar içerisinde geliştirmesi en karmaşık/meşakkatli olan bu aileyi İHA entegrasyonu özelinde işleyelim.

Hava-hava füzeleri, vuruş olasılığını artırmak ve füzenin tekinde yaşanabilecek arızadan kaynaklı savunmasız kalmamak adına sağ ve sol kanatlarda en az birer adet kullanılmaktadır. Orta ve uzun menzilli mühimmatların tekinin ağırlığının 150 kg’nin üzerinde olması; hem İHA’ların havada kalma süresini etkilemekte hem ilgili istasyondaki kanat yapısalı zorlamakta hem de daha az hava-yer mühimmatı taşınmasına neden olmaktadır. 25 km etkili menzilli AIM-9X ve IRIS-T füzelerinin dahi 90 kg’ye yakın olması nedeniyle; ilk etapta çok kısa menzilli (4-8 km) helikopterden atılan Stinger ve TY90 gibi füzeler denemeye alınmıştır. Stinger’ın muadili olarak ROKETSAN tarafından geliştirilen SUNGUR füzesi, kara aracından kaideli monteli şekilde hava hedefine karşı başarılı şekilde atılmıştır. Gelişmeyi SSB Başkanı Prof. Dr. İsmail Demir; kara, hava ve deniz platformlarına entegre edilebileceği müjdesiyle duyurmuştur. Hava platformu belirtilmese de ilk etapta ATAK Helikopterleri daha sonra Hafif Taarruz sınıfı HÜRKUŞ-C’de kullanılması öngörülen füzenin, İHA’lara uyarlanması ihtimaline de neden olmasın diyoruz. Bu Varan-1 olsun.

İHA evrelerinden bahsederken, MQ-9 Reaper’ın AIM-9X ile test atışı yaptığını ifade etmiştik fakat bu atışla ilgili ABD Hava Kuvvetlerinden yapılan açıklamaya dayanak olarak video kaydı bulunmazken sadece füze takılı “yer” konumunda birkaç açıdan çekilmiş fotoğraf bulunmaktadır.[1] Fotoğrafta, füzenin normalde iki adet 45 kg ağırlığında AGM-114 Hellfire havadan karaya mühimmatının takıldığı istasyona yerleştirildiği görülmektedir. Aynı bölgeye bırakma (drop) yerine belirli bir çıkış itkisi ile kızaktan fırlayacak (launch) bir hava-hava füzesi takılabilir mi soru işareti. Bir de AIM serisinin üreticisi Raytheon şirketinin sitesinde 9X’in kullanıldığı platformlar olarak F-15, F-16, F-18, F-22 ve hatta F-35 yer alırken MQ-9’a yer vermemeleri dikkat çekmektedir.[2] Bu teorileri bir kenara bırakıp başarılı bir gösteri atışı yapıldığını varsaysak bile İHA vurmak için yaklaşık 400 Bin USD satış fiyatı olan bir füze kullanmanın ne kadar maliyet etkin olduğunu ayrıca sorgulamak gerekmektedir. ABD Hava Kuvvetlerinin bu noktada asli niyetinin caydırıcılık olduğu kanısındayım. Zaten hava-hava füzeleri atılmak için değil tabiri caizse ürkütmek için takılır. Fakat oldu da Birleşik Devletler Catfight’da perdeyi üsten açtı ve AIM9X’leri bir şekilde Repear benzeri İHA’ların vazgeçilmez bir parçası haline getirdi. O zaman biz de GÖKTUĞ yerli füze ailesinden BOZDOĞAN’ı devreye alabiliriz, buna da Varan-3 diyelim. Not olarak, entegrasyon esnasında en çok zorlayacak unsur, BOZDOĞAN’ın ilk prototipinin ağılığının 140 kg olması olacaktır. Varan-1’den Varan-3’e atladık demek ki arada bir öneri daha olsa gerek.

AIM-9X konusundaki çekincelerimizi ilettikten sonra konuyu tekrar Catfight’ın ilk yılları olacak önümüzdeki on yıllık süreçte daha fazla tercih edilmesi beklenen çok kısa menzilli füzelere getirelim. Bu sınıftaki füzelere karşı üstünlük kurmak adına muadil sistem kullanmak yerine bir tık fazlası yapılmalı. Rakipler (TY90, Stinger) 6 km etkili menzile sahip iken kullanılacak/tasarlanacak sistemin, 10 km civarında menzili olmasının yanı sıra İHA’ların manevra yeteneği neredeyse hiç olmadığı için füzenin kendi görüş alanı (field of regard, FOR) dışında platformun kenarlarından hatta arkasından yaklaşan hedeflere dahi tehdit oluşturabilmesi gerekmektedir. Tabi bunları yaparken maliyet etkin olmayı da göz önünde bulundurmak gerekecek. SAGE Enstitü Müdürü Gürcan Okumuş’un canlı yayınlanan bir söyleşi[3] esnasında bahsettiği AKDOĞAN füzesinin tam olarak bu ihtiyaca yönelik olacağını öngörerek Varan-2 çözümünü de ortaya koymuş olalım.

Etkili Karşı Tedbir Sistemleri

Bu kural, içerisinde üç temel çözüm önerisi barındırmaktadır. İlki hava savunmasındaki en gizli ve komplike teknoloji olan elektronik karıştırma ya da başka bir ifade ile elektronik harp sistemleridir. Bu konuda bilgilerin çok kısıtlı olduğunu fakat yerli İHA’larımız için çalışma yapıldığını ifade ederek geçiştirmiş olalım.

İkinci konu ise 5. Nesil Uçakların en farik vasfı olan düşük radar kesit alanlı (RSC) tasarım ilkesidir. Bunun sağlanması halinde platform hem hava savunma sistemlerine hem de RF arayıcı başlıklı havadan havaya füzelere karşı görünmezlik sağlanmaktadır. Ya da doğru bir ifade ile çok daha geç fark edilmesini sağlamaktadır. Düşük RSC, 3.safha ürünler için uygulanabilir bir teknik olmayıp jet sınıfı için fark yaratan bir etmen olacağı öngörülmektedir. Zaten yakın vadede kısa menzilli ısı güdümlü füzeler ile Catfight yapılması beklendiğinden asıl önleyici unsur, motor bloğu gibi aşırı ısınan bileşenlerin iyi şekilde termal izolasyonun yapılması olacaktır.

Güdümden konuyu üçüncü faktör olan savaş uçakları ve helikopterlerin çoğunda bulunan Chaff/Flare soft-kill koruma konseptine bağlayalım. Flare, Uçaktan çok yüksek sıcaklıkta alev topları fırlatarak ısı güdümlü füzeleri kandırmak için kullanılan sistemdir. Isı güdümlü füze, ortaya çıkan 1100 derecelik sıcaklığı uçağın ısıl izi zannedip onu takip ederek yönelimini kaybedebilir. Chaff ise içerisinde çok ince alüminyum ve bakır parçaları barındıran ve uçaklarda radar güdümlü füzeleri yanıltmak için kullanılan sistemdir. Radarda en çok sinyal üreten madde metaller olduğundan radar güdümlü füze bu metallerin radar izini uçağın radar izi zannederek yönünü bu doğrultuya çevirebilir. İnsansız hava aracında Chaff/Flare kullanıldığına dair açık kaynaklarda bilgi yer almamaktadır. Fakat Catfight’ın başlamasının akabinde bu etkili yöntemin, İHA’lar için de ivedilikle kullanıma alınacağını rahatlıkla söyleyebiliriz.

Sanayi devrimi akabinde başlayan teknoloji çağında biz 2. Dünya Savaşını teğet geçerken dünyada harp sonrası kartlar dağıtıldı, ortaya iki kutuplu süper güç (Amerika ve Sovyetler) ve onlar kadar hükmetmese de dünya düzeninde söz sahibi olan büyük devletler (Çin, Almanya, İngiltere, Fransa, Japonya) çıktı. Biz ise söz sahibi olamadığımız için köşemizden olanları izledik aslında o dönemler askeri darbeler ve iç karışıklar nedeniyle olan biteni tam izleyemedik bile. Sovyetler ve Yugoslavya’nın dağılmasını hariç tutarsak; günümüze kadar olan süreçte yapılmak istenen, sınırları değiştirmek değil sınırlar içerisindeki siyasi oluşumları, toplumları ve yer altı kaynaklarını kontrol altına almaktır. Bunu yapmak için kullanılan en caydırıcı enstrüman da güçlü askeri ordular ve kendi elleri ile finanse ettikleri terör unsurları olmuştur.

Bayraktar TB-2 ülkemizden çıkan en zor, en çok yatırım yapılan veya en kritik ürün değil muhakkak, fakat kullanım konsepti dikkate alındığında sahada oyunun kuralları değiştiren hatta oyunun kuralları belirleyen aktörlerden olma özelliği ile bambaşka bir önemi bulunmakta. Yer hedeflerini anında tespit edip imha eden bu araçların gelişmiş versiyonları, yakın gelecekte gökyüzündeki yeni harp konseptinde başrolü oynayacaklardır. Teknoloji çağına girişimiz geç olsa da insansız hava aracı trendini yakalamış durumdayız ve eğer İHA savaşında ilk adımı atanlardan olursak hem bölgesel bir güç hem de mühimmatları ile beraber muazzam bir İHA ihraç merkezi olabiliriz.

 

 

Kaynakça:

1] https://www.af.mil/News/Photos/igphoto/2002495357/

2]https://www.raytheonmissilesanddefense.com/capabilities/products/aim-9x-sidewinder-missile

3] https://www.sage.tubitak.gov.tr/tr/haber/bozdogan-ucaktan-ilk-atis-testini-basariyla-gecti

4] https://www.defenceturk.net/tubitak-sageden-mini-hava-hava-fuzesi-akdogan

 


“CATFIGHT: KEDİ DALAŞI” GÖKYÜZÜNDE İHA SAVAŞLARI