Giriş: Stratejik bölgelerin bulundukları coğrafyanın tarihini şekillendiren özel bir yeri vardır. Stratejik bölgeler, üzerinde bulundukları toplumlar yanında çevredeki ya da uzaktaki toplum ve milletlerin kaderinde izler bırakırlar. Nitekim tarihin birçok döneminde önemli güçler Türk Boğazlarını, Çanakkale girişinden itibaren kontrol etmeye önem vermişlerdir. Buralara Boğazlara egemen güçler tedbir almakta hassas davranmışlardır. Çanakkale Boğazı geçmiş dönemlerde bölgede egemen olan devletlerin tarihlerinde iz bırakan coğrafi ve stratejik konumu, bölgeye 14. yüzyılda egemen olan Osmanlı İmparatorluğu döneminde devam etmiştir. Silah teknolojilerinin gelişmesi ile Boğazların savunmasında uygulanan yöntemler ve taktikler değişiklik göstermiştir. Şüphesiz Türk Boğazları Osmanlı döneminde özellikle Çanakkale Boğazı tarafından bir kaç defa tehdide maruz kalmıştır. Venediklilerin ve İngiliz donanmasının taarruzları ve boğaz önünü kapatmaları bu kapsamda olmakla birlikte en önemli tehdit Birinci Dünya Savaşı yıllarında burada yaşanan muharebeler ve Türk savunmasıdır. Çalışmada konu ağırlıklı olarak ilk defa boğazların savunmasında yer alan Hava Kuvvetlerinin kullanılması perspektifinde ele alınmıştır.

            Asya ve Avrupa’yı birleştiren Türk Boğazları, Anadolu ve Rumeli topraklarının bütünlüğü bakımından önemlidir. Dünya haritası üzerinde diğer boğazlara da bakıldığında, boğazların, tarih boyunca önemli geçiş kapıları olduğu görülmektedir. Afrika'nın kuzeyi, Avrupa'nın doğusu ve Asya'nın batısında yer alan Türkiye’nin esasen üç kıtanın kesişme noktasında olması bakımından jeostratejik önemi vardır. Birinci Dünya Savaşı kapsadığı harekat alanı, kaybedilen kaynaklar ve insan unsuru, muharebelerde kullanılan modern silah sistemleri ve sivil hayatı da savaşın bir parçası haline getirmesi sebebiyle Büyük Savaş olarak adlandırılmıştır. 21 yıllık aradan sonra harbin devam etmesi ile ilk safhası Birinci Dünya Savaşı olarak tanımlanmıştır. Şüphesiz imparatorluklar çağını sona erdirmesi yönüyle Türkleri de derinden sarsan bir savaştır. Sekiz cephede savaşan Türk ordusu birçok başarılı savunma savaşına ve kazandığı muharebelere rağmen savaşın sonunda kaybeden tarafta yer almak durumunda kalmıştır. Bununla birlikte savaş yıllarında kazanılan kabiliyetler ve deneyim kazanan başarılı komutanlar ile Türk Milli Mücadelesinin temelleri bu yıllarda inşa edilmiştir. Bunun için Çanakkale Savaşı için "Cumhuriyet'in Önsözü denilmiştir. Bu çalışma daha önce yayınlanan Çanakkale Cephesi Hava Harekatı ve Çanakkale Cephesinin SWOT ve PEST Analizi konulu makalelerden ve tespit edilen yeni bilgilerden yararlanılarak hazırlanmıştır.

            1.Birinci Dünya Savaşı Öncesinde Osmanlı İmparatorluğu

            Osmanlı İmparatorluğu 20. yüzyıla girerken iç sorunlar yanında birçok dış sorunlarla uğraşmak zorundaydı. Bir diğer önemli konu ise mali kıskacın da giderek Osmanlı İmparatorluğu aleyhine genişlemesiydi. Daha önceleri milli imkân ve kabiliyetleri ile büyük ordular hazırlayabilen ve birçok cephede eş zamanlı savaşlar yapan Osmanlı İmparatorluğu, sanayii devrimini yaşayamamasının sonuçlarından en çok harp endüstrisinde etkilenmekteydi.           19. yüzyılda modern bir ordu oluşturmak için teknolojik altyapının olmaması yurt dışına bağımlılık anlamına gelmekteydi. Nitekim ilk buharlı gemiye halk arasında "buğu  gemisi" resmiyette "Sürat" ismi verilse de aslında bu Osmanlı donanmasının dışa bağımlı değişimine işaret etmekteydi. Avrupa'da meydana gelişmeler neticesinde Almanya ve İtalya'nın birliğini tamamlaması ve emperyal politikalar geliştirmeye çalışmaları dengeleri değiştirmiştir. Yüzyılın sonuna doğru dünyada büyük bir gerginlik oluşmuş ve her an büyük bir savaşın ortaya çıkma durumu bulunuyordu. Osmanlı yönetimi, kritik gelişmenin farkında olması sebebiyle birçok idari, teknik, sosyal tedbirler almış olmasına rağmen henüz her alanda yeterli tedbiri almış değildi. İkinci Meşrutiyet ile birlikte, devlet mekanizmasında yaşanan büyük değişiklikler ile birlikte elde edilen tecrübe kaybedilmiş bulunuyordu. İdareye talip olanların yeterli tecrübelerinin olmaması sebebiyle dünyadaki gelişmeleri anlamaları, tedbir almaları ve reaksiyon gösterebilmeleri için uzun bir zamana ihtiyaç bulunuyordu. Osmanlı İmparatorluğu üzerinde hesaplara rağmen savaş 1914 yılı ortalarında Avrupa'da başlamıştı. Başka bir ifadeyle Osmanlı İmparatorluğunun geleceği üzerinde plan yapan ülkeler kendi aralarında bir savaşa sürüklenmiş bulunuyorlardı. Türkler de bir süre savaşın dışında kalarak harbin sonucunu etkileyebilme fırsatı yakalamış bulunuyorlardı.

            Osmanlı yönetiminin tecrübesiz liderleri, gelişen baş döndürücü durum karşısında yalnız kalmamak için birçok girişimde bulunmuşlardır.  Ne var ki istedikleri ittifaklara girmek mümkün olmamıştır. 2 Ağustos 1914 tarihi itibariyle birkaç kişinin dahli ile Osmanlı İmparatorluğunun karar verici unsurları çalıştırılmadan ve yeterince konu üzerinde değerlendirme fırsatı olmadan Almanya ile ittifak yapılmıştır. Bundan sonraki gelişmeler oldukça süratle gelişmiş ve kısa zaman içinde birçok cephe açılarak savaşın aktif tarafı haline gelinmiştir. Şüphesiz dönemin siyasi ve askeri figürlerinin hatıratları bu konuda önemli bilgiler vermektedir.

            Bu tarihlerde en önemli gelişme; “Goben” ve “Breslau"  isimli Alman zırhlılarının, İngiliz donanmasından kaçarak Enver Paşa’nın müsaadesi ile 10 Ağustos 1914 tarihinde Çanakkale Boğazı’ndan giriş yapmasıydı. Filo Komutanı Amiral Wilhelm Souchon, daha sonra yazmış olduğu anılarında Osmanlı İmparatorluğu istemese de Boğazı geçmek üzere geldiğini yazmaktadır. Osmanlı idareciler kadar Almanların da Osmanlı İmparatorluğu ile bir ittifaka önem verdiği anlaşılmaktadır. Amiral Souchon’un hatıratında geçen, ”…Türkiye’nin rızasıyla olmazsa gerekirse rızası hilafına Çanakkale ve İstanbul Boğazlarından geçip savaşı Karadeniz’e taşımak kararım kesindi.” ifadesi düşündürücüdür. Gerekirse zorlayıcı tedbirlerin uygulanacağını Oral Sander, zırhlıların kazan arızasına bağlamaktadır. Amiral Souchon'un kısa süre sonra Osmanlı Donanma Komutanı olarak bazı uygulamalarının kazan arızasından daha kapsamlı olduğu kanısını oluşturmaktadır. Gemilerin hukuki durumu kısa süre içinde uluslararası bir sorun haline gelmiştir. Osmanlı İmparatorluğu’nun, gemileri kabul etmemesi ya da derhal enterne etmesi gerekiyordu. Mevcut krizin aşılması için gemilere; “Yavuz Sultan Selim” ve “Midilli” isimleri verilerek her iki geminin satın alındığı açıklanmıştır. Geminin Alman mürettebatına Osmanlı üniforması giydirilerek Osmanlı hizmetine alındıkları açıklanmıştır. Savaşın Batı Cephesi’nde kilitlenmesi ile Osmanlı topraklarında açılan cephelerin savaşı sonuçlandırabileceği kanaati güçlenmeye başlamıştır.

            Osmanlı İmparatorluğunun savaşa girişi sürecinde yaşananlar normal şartlara göre çok farklı bir durumda gelişmiştir.  “Son Haçlı Seferi Kuma Gömülen İmparatorluk” isimli kitabın yazarı olan Alman General Von Kress, anılarında, Almanya'nın menfaati için Türklerle İngilizlerin arasında bir an evvel kan akıtılması ve çatışmanın başlatılması gerektiğini yazmaktadır. Osmanlı Sadrazamı Talat Paşa da anılarında çok sınırlı sayıda yetkilinin karar verdiğini belirtir. Dönemin Komutanlarından ve Bahriye Nazırı Cemal Paşa ise anılarında özellikle Goeben ve Breslau gemilerinin boğazlardan girişi ile birlikte Alman Sefiri Wangenheim’in yapmış olduğu tazyikten bahis etmektedir. Cemal Paşa, antlaşma şartlarının değiştiğini ve bu gelişmeler bir savaşa bile sebep olursa bunu olayın tabii zarar ve ziyanı olarak kabul etmek gerektiğini söylemiştir. Esasen Antlaşmanın ikinci Maddesine göre Almanya için ortaya çıkan harp mecburiyeti Türkiye için de yürürlüğe girecek olduğundan, daha başta sonu belirli bir antlaşma imzalanmış bulunuyordu. Belki de sürecin en iyi özeti Alman Subay Souchon'un hatıratında; “Türkleri bir barut fıçısının içine attım ve Rusya ile Türkiye arasında harbi ateşledim” ifadesidir.

            Osmanlı İmparatorluğu, savaşın tamamen dışında kalmasa bile Avusturya-Sırbistan ve takiben diğer Avrupa devletleri arasında başlayan bu savaşın bir süre dışında kalabilme imkânına sahipti. Neticede yaklaşık 6,5 milyon kilometre kareye yayılan İmparatorluğu, girdiği bu savaştan nasıl bir sarsıntı ile çıkabileceğini o günlerde öngörmek şüphesiz tam isabetli olmayabilirdi. Ancak dönemin liderleri ve devlet sorumluluğunu elinde tutanlar savaşın taraftarı olmuşlardı. Esasen savaşın beş yıla kadar uzayacağı da öngörülmüyordu.

            Türk ordusu birçok eksikliklerine rağmen subay kadrosunda genç bir kadro mevcut bulunuyordu. İkinci Meşrutiyet öncesinde ordunun politize olması sonucu kıdemli subayların askeri ve siyasi saiklerle tasfiyesi yapılmıştır. Gerçi kısa zamanda yeterince Alman subaya orduda kadro ve yetki verilerek açık fiziken kapatılmış bulunuyordu. Bu bakımdan, Almanlarla yapılan İttifak gereği kadroya yabancı ülke subaylarının sevk ve idare yetkisi yanında teknik desteğinin katkıları olduğu şüphesizdir. Bu kapsamda Çanakkale Cephesi’nde de Almanların bazı desteği olduğu açıktır. Bununla birlikte, harekâtın planından icrasına kadar her aşamada başat unsur Türk subayı ve "Mehmetçik" olmuştur.          Almanların burada gösterilen başarıyı kendilerine mal etme düşüncesinin bilimsel bir yönü ve tarihi gerçekliği bulunmamaktadır.

2. Çanakkale Cephesi'nin Açılması ve Gelişmeler

            Savaşın ilk aylarında Batı Cephesi’nde, Fransa Cephesinde Alman saldırıları durdurulmuştur. Bu gelişmeler üzerine İngiltere Bahriye Bakanı Winston Churchill Çanakkale’nin denizden geçilerek İstanbul’un kontrol altına alınmasını istemiştir. Kendisine karşı muhalif fikirler olmasına rağmen fikrini 28 Ocak 1915 tarihli Harp Meclisi’nde kabul ettirmiştir. Churchill Savaşın sonucunu: ”Türkler, Çanakkale’yi zorlayan çağının en ileri tekniğine sahip güçler karşısında adeta bir kale gibi dikilmişlerdir.”sözleriyle değerlendirmiştir. Churchill 1920’lerde yazdığı eserinde de Atatürk için “kaderin adamı” demektedir. Yarbay Mustafa Kemal'in birliklerini Maydos’tan Conkbayırı’na sevk etmesi ve burada çıkarmaya olan direnç ile Kurmay Albay olarak Bölge Komutanı olduğu dönemde 6-10 Ağustos harekâtına yaptığı destek temel teşkil eder.

            Harp Meclisinin kararı üzerine İttifak donanması bütün ağırlığı ile Çanakkale’ye yönelmiştir. Bu gelişmeler üzerine bölgenin havadan keşfini önemli hale getirir. Bu keşifte, İtilaf Devletleri Çanakkale Boğazı girişinde süratle toplanmaya başlamıştır. İtilaf donanması dönemin en güçlü savaş gemileri ile Boğazı denizden geçme harekâtına hazırlanmıştır.  İngiliz donanmasından; Dublin, Dartmouth, Amethyest, Saphir hafif kruvazörleri, 16 muhrip, beş (5) denizaltı ve altı (6) deniz uçağını taşıyan “L’arc Royal Uçak Gemisi” bölgeye gönderilmiştir. Bu donanma teknik ve ateş gücü bakımdan tarihin en güçlü donanmasından biri olarak hazırlanmıştı.

            Osmanlı İmparatorluğu, tabyalara ağır toplar yerleştirme, gizlenmiş hafif bataryalar ve denizaltı torpilleri ile üç aşamalı tedbir almış olmasına rağmen İtilaf güçleri uzun menzilleri ile hiçbir riske girmeden uzaktan giriş tabyalarını dövebilecek kapasiteye sahipti. Osmanlı Ordusunun almış olduğu tedbirleri ise İngilizler Amiral Limpus marifetiyle biliyorlardı. Burada Osmanlı top menzillerinin denizdeki İtilaf donanmasına tesir edecek mesafede olmadığını, donanmanın Çanakkale boğazı girişine yaklaştıkça Türk toplarının kullanılmasının mümkün olduğunu belirtmek gerekir. İtilaf donaması toplarının menzili yaklaşık 15 km, Osmanlı kara unsurlarının savunmada kullandıkları topların menzili yaklaşık 7-8 km. olduğu dikkate alındığında durum savunma ve saldırı yönüyle açıktır.

            Churchill bu harekât ile büyük beklentiler içindeydi. Dünya tarihini değiştirmek, Türk İmparatorluğunu ikiye bölmek, İstanbul’u felce uğratmak, İttifak güçlerine karşı Balkan devletlerini birleştirmek, Sırbistan’ı kurtarmak, Rusya’ya yardım etmek ve savaşın süresini kısaltmak olarak gruplamak mümkündür. Şüphesiz bu hedefler İngilizler için ne kadar mühimse Osmanlı İmparatorluğu için de o kadar riskliydi. Ancak bir ordunun gücünü yalnız silah gücüne bağlamak ve harp prensiplerinin diğer unsurlarını dikkate almamak tarihte birçok defa güçlülerin kaybetmesi ile sonuçlanmıştır. Osmanlı savunmasını hafife almalarının büyük yanılgı olduğunu anladıkları zaman taarruz güçlerini kaybetmişlerdi.

3. Çanakkale Cephesi'nde Osmanlı İmparatorluğu'nun Tedbirleri

            Osmanlı Donanması muhtemel bir Boğaz harekâtına karşı birçok tedbir almış bulunuyordu. Türk Boğazları, Ege girişinden olduğu kadar Karadeniz girişinden de korunmak durumundaydı. Çanakkale Boğazı'ndan muhtemel bir düşman donanması zorlamasına karşı; 10 sıra birbirine paralel ve boğazı kesecek şekilde 377 mayın döşemişti. 11. Mayın hattı ise boğaza uzunluğuna döşenen 26 mayından oluşmaktaydı. Görüldüğü üzere Türk deniz kuvvetlerinin faaliyeti yalnız çok bilinen 26 mayının döşenmesinden ibaret olmayıp daha birçok tedbirler alınmıştır. Mayın hatları, donanmanın görevlendirilmesi, hava bölüğü, kıyılarda belirli esaslara göre kurulmuş hareketli topçu bataryaları ve kara ordusu bu tedbirlerin ana gövdesini oluşturmaktadır. Osmanlı Donanmasının birçok unsuru da yine savunma tedbiri ve lojistik destek için bölgede hazır bulunuyorken, Karadeniz tarafından olası bir Rus taarruzu da dikkate alınmış ve donanmanın tedbirleri bulunuyordu.

 

KAYNAKLAR

ATACANLI, Sermet, “Çanakkale Cephesi-Çanakkale Muharebeleri ve Atatürk”, 100’üncü Yılında Birinci Dünya Savaşı Paneli 24 Ekim 2014,  Gnkur.ATASE D.Bşk.lığı, Hava Harp Okulu Şehit Muzaffer Erdönmez Sinema Salonu, İstanbul, İstanbul,2014.

AYDIN, Erdoğan, Osmanlı’nın Son Savaşı Turan Hayalinden Sevr’e, Literatür Yay., 5. Baskım, İstanbul,2013.

BAYUR, Yusuf Hikmet, Türk İnkılap Tarihi Cilt:III 1914-1918 Genel Savaş Kısım:II, TTK,Ankara,1991.

BIYIKLI, Mustafa, "Uluslararası Politikalar ve Afriavrasya Stratejiler Çemberinde Türkiye'nin Önemi ve Hayat Sahası", Türk Dış Politikası Cumhuriyet Dönemi 1, Gökkubbe Yayınları, İstanbul,2008.

CENGÜVAR, Ümit,“Çanakkale Muharebeleri’nde Boğaz Harbi-18 Mart Deniz Harekatı”, Kuruluşundan Günümüze Türk Ordusu On İkinci Askeri Tarih Sempozyumu Bildirileri-, 20-22 Mayıs 2009,ATASE Yay. Genkur.Bsm.,Ankara,2009.

GÖRGÜLÜ, İsmet, On Yıllık Harbin Kadrosu 1912-1922 Balkan-Birinci Dünya ve İstiklal Harbi, TTK,Ankara,1993.

Friedrich Freiherr Kress von KRESSENSTEİN, Son Haçlı Seferi Kuma Gömülen İmparatorluk, Yeditepe Yay., İstanbul, 2007.

https://www.turkocaklari.org.tr/sube/balikesir-subesi/tarihin-isiginda-cumhuriyet-in-onsozu-canakkale-konferansi-5037(E.T.:07.03.2021).

KABACALI, Alpay (Hzrly.), Talat Paşa’nın Anıları, Türkiye İş Bankası ve Kültür Yayınları, 6. Baskı, İstanbul,2011.

KABACALI, Alpay, Hatıralar Cemal Paşa, Türkiye İş Bankası ve Kültür Yayınları, 5. Baskı, İstanbul, 2010.

KANSU, Yavuz - ŞENSÖZ, Sermet - ÖZTUNA, Yılmaz, Havacılık Tarihinde Türkler 1, 2’nci Baskı, Hv.K.Bsm., Ankara, 2006.

KEYÜSK, Mazlum, Türk Havacılık Tarihi 1914-1916 İkinci Kitap Birinci Kitap, Hv.Bsm., Eskişehir,1951.

ÖZBİLEN, Eşref Bengi, Denizlerde Yenilmediler Cihan Harbinde Alman Bahriyeliler, Türkiye İş Bankası ve Kültür Yayınları, 1. Baskı, İstanbul, 2011.

YALÇIN, Osman, “Çanakkale Cephesi Hava Harekâtının SWOT ve PEST Analizi Yöntemi ile İncelenmesi”, Çanakkale Araştırmaları Türk Yıllığı, Çanakkale, Yıl:12,  Güz 2014, Sayı:17.

YALÇIN, Osman, "20. Yüzyılda Teknolojik Gelişmelerin Politikaya Etkilerinin Harp Tarihi Ekseninde Analizi", World Journal of Human Sciences-Dünya İnsan Bilimleri Dergisi, 2021.

Fotoğraflar Haritalar: Yeşilköy Hava Müzesi, Harp Mecmuası, Havacılık Tarihinde Türkler 1, Genelkurmay Başkanlığı Basılı Eserler ve Türk Hava Sanayii Tarihi.

Yılmaz, Özgür, Buharlı Gemi Çağı’nda Karadeniz’de Avrupa Denizciliği, "Karadeniz Uluslararası Bilimsel Dergi" , 1 (25) ,2015, s. 46-65-https://dergipark.org.tr/tr/pub/kdeniz/issue/16876/175680

WOLF, Klaus,(Çev.:Eşref Bengi ÖZBİLEN), Gelibolu 1915 Birinci Dünya Harbinde Alman-Türk Askeri İttifakı, Türkiye İş Bankası ve Kültür Yayınları, 1. Baskı, İstanbul, 2014.

Doç.Dr. (E.)Hv.Öğ.Kd.Alb., [email protected]@rumeli.edu.tr, 23 Nisan 2021-İstanbul.

Mustafa BIYIKLI, "Uluslararası Politikalar ve Afriavrasya Stratejiler Çemberinde Türkiye'nin Önemi ve Hayat Sahası", Türk Dış Politikası Cumhuriyet Dönemi 1, Gökkubbe Yayınları, İstanbul, 2008, s.11-30.

Osman YALÇIN,"20. Yüzyılda Teknolojik Gelişmelerin Politikaya Etkilerinin Harp Tarihi Ekseninde Analizi", World Journal of Human Sciences-Dünya İnsan Bilimleri Dergisi, 2021, s.144.

https://www.turkocaklari.org.tr/ sube/ balikesir-subesi/ tarihin-isiginda- cumhuriyet-in- onsozu- canakkale-konferansi- 5037 (E.T.:07.03.2021).

Özgür Yılmaz, Buharlı Gemi Çağı’nda Karadeniz’de Avrupa Denizciliği, "Karadeniz Uluslararası Bilimsel Dergi" , 1 (25) ,2015, s. 46-65-https://dergipark.org.tr/tr/pub/kdeniz/issue/16876/175680

Mazlum KEYÜSK, Türk Havacılık Tarihi 1914-1916 İkinci Kitap Birinci Kitap, Hv.Bsm., Eskişehir, 1951, s.24,25; Alpay Kabacalı (Hzrly.), Talat Paşa’nın Anıları, Türkiye İş Bankası ve Kültür Yayınları, 6. Baskı, İstanbul, 2011, s.26,27.

Eşref Bengi ÖZBİLEN, Denizlerde Yenilmediler Cihan Harbinde Alman Bahriyeliler, Türkiye İş Bankası ve Kültür Yayınları, 1. Baskı, İstanbul, 2011, s.23,24

ÖZBİLEN, Denizlerde Yenilmediler..., s.23,24

Osman YALÇIN, “Çanakkale Cephesi Hava Harekatının SWOT ve PEST Analizi Yöntemi ile İncelenmesi”, Çanakkale Araştırmaları Türk Yıllığı, Çanakkale, Yıl:12,  Güz 2014, Sayı:17, s.9-11

Friedrich Freiherr Kress von KRESSENSTEİN, Son Haçlı Seferi Kuma Gömülen İmparatorluk, Yeditepe Yay., İstanbul, 2007, s.72; YALÇIN, 20. Yüzyılda Teknolojik Gelişmelerin Politikaya Etkilerinin Harp Tarihi Ekseninde Analizi, s.144-146.

Alpay KABACALI, Talat Paşa’nın Anıları, Türkiye İş Bankası ve Kültür Yayınları, 6. Baskı,2011, İstanbul, s.25-31

Alpay KABACALI, Hatıralar Cemal Paşa, Türkiye İş Bankası ve Kültür Yayınları, 5. Baskı, 2010, İstanbul, s.143,145

Erdoğan AYDIN, Osmanlı’nın Son Savaşı Turan Hayalinden Sevr’e, Literatür Yay., 5. Baskım, İstanbul,2013, s.400,401

Klaus WOLF,(Çev.:Eşref Bengi ÖZBİLEN), Gelibolu 1915 Birinci Dünya Harbinde Alman-Türk Askeri İttifakı, Türkiye İş Bankası ve Kültür Yayınları, 1. Baskı, İstanbul, 2014, s.115

Sermet ATACANLI, “Çanakkale Cephesi-Çanakkale Muharebeleri ve Atatürk”, 100’üncü Yılında Birinci Dünya Savaşı Paneli 24 Ekim 2014,  Gnkur.ATASE D.Bşk.lığı, Hava Harp Okulu Şehit Muzaffer Erdönmez Sinema Salonu, İstanbul, İstanbul, 2014.

Yavuz KANSU-Sermet ŞENSÖZ-Yılmaz ÖZTUNA, Havacılık Tarihinde Türkler 1, 2’nci Baskı, Hv.K.Bsm., Ankara, 2006, s.190

BAYUR, Yusuf Hikmet, Türk İnkılap Tarihi Cilt:III 1914-1918 Genel Savaş Kısım:II, TTK,Ankara,1991,    s.51.

BAYUR, a.g.e.,s.55

İsmet GÖRGÜLÜ, On Yıllık Harbin Kadrosu 1912-1922 Balkan-Birinci Dünya ve İstiklal Harbi, TTK, Ankara, 1993,s.56: Toplam mayın sırası 403’tür.

Ümit CENGÜVAR, “Çanakkale Muharebeleri’nde Boğaz Harbi-18 Mart Deniz Harekatı”, Kuruluşundan Günümüze Türk Ordusu On İkinci Askeri Tarih Sempozyumu Bildirileri-1, 20-22 Mayıs 2009, ATASE Yay. Genkur.Bsm., Ankara, 2009, s.174-176

 ÇANAKKALE CEPHESİ\'NDE MÜŞTEREK HAREKÂT KAPSAMINDA TÜRK HAVA KEŞİFLERİNİN 18 MART 1915 DENİZ ZAFERİNE KATKILARI-1