Kategoriler: Dergi,
Alt Kategoriler: Nisan,

Günümüz savaş ve/veya çatışma ortamında asker-sivil ayrımı bulanıklaşmış, muharebe sahası birbirine hasım iki unsurdan değil işbirlikçiler, üçüncü bir ülkeden gelen paralı askerler, vekalet savaşçıları gibi birçok amaç ve menfaat çıkarları güden devlet ve devlet dışı aktörden oluşmaktadır. Bunun en güncel örneği, 24 Şubat 2022 tarihinden beri devam eden Rusya-Ukrayna savaşıdır. Ayrıca son yıllarda Irak, Suriye ve Libya’nın da coğrafyası içinde hemen hemen her türlü harekat çeşidini barındıran büyük bir muharebe sahasına dönüşmüştür. Haliyle bu coğrafyalara müdahale eden ülkelerin de ordularını çok farklı harekat çeşitlerini icra edebilecek şekilde teçhiz etmesi gerekmektedir.

 

           Şekil 1: Yönlendirilmiş Enerji Silahı

 

Clausewitz ‘Savaş Üzerine’ adlı eserinde, savaşın doğasının değişmediğini ancak niteliğinin sürekli olarak değiştiğini açıklamaktadır. Çatışma başladığında savaşın değişen karakterini iyi tahlil edip uyum sağlayabilmek karar vericileri en çok zorlayan durumlardan biridir. Günümüz çatışmalarının karakterindeki en önemli değişiklik akıllı, küçük ve ucuz silahların yaygınlaşmasıdır. Bu sayede, küçük devletlerin ve devlet dışı aktörlerin daha önceden sadece süper güçlerin sahip olduğu uzay sistemleri, güdümlü mühimmatlar ve otonom sistemlere sahip olmaları imkanı doğmuştur. Küçük devletler ve devlet dışı aktörler lehine gelişen bu durum son dönemde çatışmalara adı verilen ‘hibrit savaş’ kavramını ortaya çıkarmıştır. Hoffman hibrit savaşı, ‘Hibrit tehditler, geleneksel yetenekler, düzensiz taktikler ve oluşumlar, ayrım gözetmeyen şiddet ve zorlama da dahil olmak üzere terör eylemleri ve suça teşvik eden eylemler de dahil olmak üzere bir dizi farklı savaş modunu içerir. Hibrit savaşlar hem devletler hem de çeşitli devlet dışı aktörler tarafından gerçekleştirilebilir. Bu çok modlu faaliyetler ayrı birimler veya hatta aynı birim tarafından gerçekleştirilebilir, ancak genellikle çatışmanın fiziksel ve psikolojik boyutlarında sinerjik etkiler elde etmek için ana savaş alanı içinde operasyonel ve taktiksel olarak yönlendirilir ve koordine edilir. Etkiler savaşın her seviyesinde elde edilebilir.’ şeklinde değerlendirmektedir. Günümüz muharebe sahasında, konvansiyonel silah/silah sistemlerinin ortaya çıkan tehditleri bertaraf etmede tek başına yetersiz kaldığı, bazı durumlarda ise tamamen etkisiz olduğu gerçeğinden yola çıkılarak daha etkin silah sistemlerine ihtiyaç duyulduğu anlaşılmaktadır. Bu ihtiyaca paralel olarak, konvansiyonel silah/silah sistemlerinin maliyetlerinin yüksek olması, hedefteki isabet oranı, lojistiğinin zor olması ve görev çeşitliliğin az olması yeni teknolojilerin ortaya çıkmasını zorunlu hale getirmiştir. Konvansiyonel silah/silah sistemlerine ek olarak ortaya çıkan bu teknolojik sistemler:

•          Yapay zeka teknolojileri,

•          Otonom silah/araç sistemleri,

•          Hipersonik silah ve mühimmatlar,

•          Yönlendirilmiş enerji silah sistemleri,

•          Biyoteknoloji,

•          Kuantum teknolojisidir.

 

Başlıklar halinde belirtilen bu teknolojik sistemler gelişmeye devam etmekte, harekatta önemli bir yer tutmakla birlikte geleceğin harp/harekat konsepti için temel oluşturmaktadır.

Teknolojide yaşanan gelişmeler, mevcut ve muhtemel tehditler ele alındığında, 21’inci yüzyılda devletlerin silahlı kuvvetlerinin daha geniş kapsamlı, karmaşık tehdit ve görevlerle karşı karşıya kalacağı değerlendirilmektedir. Bu tehditler ve görevlerden bazıları şunlardır:

  • Uzayda meydana gelebilecek tehditleri bertaraf etme,
  • Kalabalıkların kontrol alınması ve dağıtılması (yurtiçi ve meskun mahallerde),
  • Kritik altyapı ve tesislerin korunması,
  • Mayın ve EYP’lerle mücadele,
  • Bomba yüklü araçlara müdahale,
  • Canlı bomba saldırılarından korunma,
  • Savaş gemilerinin bomba yüklü bot/bot sürüsü saldırılarından ve düşman savaş gemilerinden korunması,
  • Roket, top ve havan saldırılarının önlenmesi,
  • Güdümlü füze saldırılarının önlenmesi,
  • Dron/dron sürülerinin etkisiz hale getirilmesi,
  • Kara, deniz ve hava araçlarına yapılacak saldırıların bertaraf edilmesi,
  • Askeri ve ticari amaçla kullanılan uydulara yapılabilecek saldırıların önlenmesi ve/veya etkisiz hale getirilmesi,
  • Balistik füze saldırılarının önlenmesi,
  • Aynı anda ve koordineli olarak yapılabilecek hava saldırılarına karşı etkin bir hava savunmasının yapılması,
  • Otonom sistemlere ve robot askerlere karşı koyma,
  • Elektronik harptir.

 

Yukarıdaki saldırılara bazı örnekler verecek olursak; 12 Ekim 2000’de, Yemen’in Aden limanında ABD Deniz Kuvvetlerinin USS Cole (DDG-67) isimli savaş gemisine teröristler tarafından bomba yüklü botla bir saldırı gerçekleştirilmiştir. Bu saldırı sonucunda 17 denizci hayatını kaybederken 39 denizci yaralanmıştır. Gemide toplamda 243 milyon dolarlık hasar meydana gelirken tamiri 14 ay sürmüştür. Suudi Arabistan devlet petrol şirketi ARAMCO’nun iki tesisine 14 Eylül 2019 tarihinde Yemenli milisler tarafından silahlı dronlarla saldırı düzenlenmiştir. 2017-2018 yıllarını arasını kapsayan süreçte, Suriye’nin kuzeyinde bulunan terör örgütü PKK/PYD unsurları tarafından, Türkiye’nin Hatay, Osmaniye, Kilis ve Gaziantep şehirlerine toplam 18 kez roket, top, havan ve füze saldırısı yapılmıştır. Bu saldırıların; % 82’si roket, % 6’sı havan, % 6’sı ise tanksavar saldırısıdır. Ayrıca, saldırıların %83’ü sivil yerleşim yerlerine, % 17’si askeri tesislere yapılmıştır. 2021 yılı Mayıs ayı boyunca Filistin’den İsrail’e toplam 4070 tane füze/roket fırlatılmıştır. Fırlatılan füze/roketlerden 346’sı İsrail hava savunma sistemi ‘Demir Kubbe (Iron Dome)’ tarafından imha edilemeyerek hedefe düşmüştür. Maliyet açısından değerlendirecek olursak, Filistin tarafından atılan ve 750 dolarlık maliyeti olan bir Katyusha roketini havada imha etmek için kullanılan mühimmatın birim fiyatı yaklaşık 100 bin dolardır. 

Tüm bu anlatılanlar ışığında bahsedilen tehditler ‘HANGİ SİLAH SİSTEMLERİYLE?’ ve ‘NASIL?’ bertaraf edilecektir? Bu soruya cevap olarak daha önce benzerlerine bilim-kurgu filmlerinde rastladığımız, günümüzde ise gerçek bir silah olarak karşımıza çıkan ‘Yönlendirilmiş Enerji Silahlarını (Directed Energy Weapons)’ verebiliriz.

 

Yönlendirilmiş Enerji Silahlarının Tanımı

Yönlendirilmiş enerji silahlarının temelini ışık/ışın, mikrodalga ve ses oluşturmaktadır. Angajman, düşmanın teçhizatına, tesislerine ve personeline öldürücü (lethal) veya öldürücü olmayan (non-lethal) biçimde sağlanabilmektedir. ABD ordusu tarafından yayınlanan ‘Electronic Warfare’ isimli kaynakta; yönlendirilmiş enerji, yönlendirilmiş enerji silahları ve yönlendirilmiş enerji harbi ile ilgili tanımlar aşağıda verilmiştir.

  • Yönlendirilmiş Enerji: Yoğunlaştırılmış elektromanyetik enerji, atom ya da atom altı parçacıklarından ışın üretilmesi teknolojisidir.
  • Yönlendirilmiş Enerji Silahları (YES): Çok yüksek seviyede enerji üretebilen ve bu enerjiyi bir yönlendirici ile hedefe göndererek, düşmanın personel ve teçhizatına zarar vermek suretiyle performansını düşüren veya imha/tahrip eden silahlardır.
  • Yönlendirilmiş Enerji Harbi: Düşman teçhizatı,  tesisleri veya personeline doğrudan zarar veren veya onları yok eden ya da elektromanyetik spektrumun (Şekil 2) düşmanca kullanılıp dost unsurlara hasar verilmesi, bu unsurların yok edilmesi veya kesintiye uğratılmasını engellemek amacıyla Yönlendirilmiş Enerji Silahları ve cihazlarının kullanılması veya karşı tedbirlerin alınması eylemleridir.

 

Şekil 2: Elektromanyetik Spektrum

 

 

Kısa Tarihçe

Arşimet Aynaları

Antik Yunanda yaşamış ünlü matematikçi, fizikçi ve filozof Arşimet (M.Ö. 287-212) ilkel bir yapıya sahip olan ilk yönlendirilmiş enerji silahının mucidi olarak kabul edilmektedir. İddiaya göre Arşimet, Syracuse limanına yaklaşan düşman gemilerine güneş ışınlarını ayna veya aynalar yardımıyla yansıtarak ışığın belli bir noktada yoğunlaşmasını sağlamış ve düşman donanmasında yangın çıkmasını sağlamıştır (Şekil 3). Onun bu tekniğine ’ölüm ışını’ (death ray) adı verilmektedir. İngiliz yazar H. G. Wells 1898 yılında yayınladığı ‘ Dünyalar Savaşı’ isimli bilim-kurgu romanında ölüm ışınından bahsetmektedir. Ayrıca, 2009 yılında Massachusetts Institute of Technology’den (MIT) Comte de Buffon ve Dr. Ioannis Sakkas öğrencileri ile birlikte Arşimet’in ölüm ışınını deney olarak yaptılar. Bu deneyde, 30,5 metre mesafedeki ahşap bir tekneye 11,7 metrekarelik bir ayna ile güneş ışığı yansıtılmış ve tekne alev almıştır.

                                         Şekil 3: Arşimet’in Ölüm Işını Konsepti

 

Max Planck ve Albert Einstein’in Çalışmaları

Yönlendirilmiş enerji ile ilgili Alman bilim insanları Max Planck ve Albert Einstein’ın bilimsel çalışmaları önemli bir yer tutmaktadır. Planck, 1900 yılında yayınlanan makalesinde; enerji ile radyasyon frekansı arasında bir bağ olduğunu keşfederek enerjinin ‘quanta’ isimli parçacıkların içinde yayılıp geri toplanabileceğini ifade etmiştir. Bu başarılı çalışması ona 1918 yılında Nobel Fizik ödülünü kazandırmıştır. Planck’ın çalışmaları Einstein’e ilham kaynağı olmuş ve enerjinin ‘foton (photon)’ ismini verdiği parçacıklar halinde taşınmasının mümkün olabileceğini öne sürmüştür. Bu sayede elektromanyetik enerjinin etkili bir YES’e dönüştürülebileceğinin de ana fikrini vermiştir.

 

Lazer’in (Light Amplification by Stimulated Emission of Radiation) Bulunması

Planck ve Einstein’in teorileri ilerleyen yıllarda da araştırma konusu olmuştur. 1951 yılında Columbia Üniversitesi’nden Charles Hard Townes ‘Maser (Microwave Amplification by Stimulated Emission of Radiation)’i bularak bir adım daha ileri gitmiştir. Lazer ise ilk kez 16 Mayıs 1960’ta Hughes Araştırma Laboratuvarı’nda fizikçi Theodore Maiman (Şekil 4) tarafından dünyaya tanıtılmıştır. Ancak uzun süren bir hukuki sürecin ardından ABD’li Gordon Gould lazerin isim babası olarak patentini almıştır. Lazerin temeli atom veya molekül enerji düzeyleri arasındaki elektron geçişleri ile oluşan ışık fotonlarına dayanmaktadır. Bu devrim gibi buluş ilerleyen yıllarda kullanım alanları genişletilerek pek çok disiplinde kullanılmıştır. Günümüzde tıp, sanayi, elektro-optik sistemler, uzay, eğitim vb. kısacası hayatın her alanına hakim olmuştur.  Askeri alanda çeşitli amaçlarla etkin olarak kullanılmaktadır. Mesafe bulma, hedef bulma, hedef takibi, güdümlü mühimmat sistemleri ve hedefi etkisiz hale getirme bunlardan başlıcalarıdır.

                                           Şekil 4: Lazer Işınının Elde Edilmesi

 

Stratejik Savunma Girişimi (Strategic Defense Initiative-SDI)

Yönlendirilmiş Enerji Silah Sistemi çalışmalarında ‘Stratejik Savunma Girişimi’ önemli bir yere sahiptir. Eski ABD başkanı Ronald Reagan, 1979 yılında Kuzey Amerika Havacılık ve Uzay Savunması Komutanlığını (North American Aerospace Defense Command- NORAD) ziyaret etmiştir. Bu ziyaretinde, NORAD’ın yerin metrelerce altında kalın bir beton tabakanın içinde olmasına rağmen, bir Sovyet nükleer füze saldırısında yok olacağı bilgisini alınca dikkatini bu konuya vermiştir. 1980 başkanlık seçimleri ile ABD başkanı seçilmesinden itibaren anti-balistik füze teknolojisi ile yakından ilgilenmeye devam etmiştir. Başkan Reagan, 23 Mart 1983’te yaptığı konuşmasında Stratejik Savunma Girişimini (Strategic Defense Initiative-SDI) tüm dünyaya ilan etmiştir. Girişim, özellikle ‘yönlendirilmiş enerji’, yani ‘ışın’ silahlarına ağırlık vermekte ve bu açıdan, bilim kurgusal bir nitelik taşımaktadır. Bu konuşmada, Sovyet füzelerinin ABD ve/veya müttefiklerinin topraklarına ulaşmadan imhasını sağlamayı amaçladığını bildirmiştir. SDI, halk arasında ‘Yıldız Savaşları Projesi (Star Wars Project)’ olarak anılmıştır. 1989’da başkan Reagan’ın koltuğu devretmesiyle ve yeterli bütçe ayırılmaması sebebiyle girişim yavaşlama sürecine girmiştir.

Günümüzdeki çalışmalara bakıldığında, ABD Hava Kuvvetleri Araştırma Laboratuvarı (AFRL) verilerine göre 31 ülkenin Yönlendirilmiş Enerji Silahı(YES) geliştirdiği veya geliştirme çalışmaları olduğu bilinmektedir. 2020 yılı verilerine göre dünyanın en büyük askeri gücüne sahip 10 ülkesinden 9’u Lazer temelli YES geliştirme programları yürüttüğünü duyurmuştur. Bu makalede YES’ler; Lazer Silahları, Mikrodalga Silahları, Elektromanyetik Fırlatma Sistemleri ve Ses (sonik) Silahlar başlıkları altında incelenecektir.

 

Lazer Temelli Yönlendirilmiş Enerji Silahları

Lazer silahları kara, hava, deniz ve uzayda konuşlandırılarak etkili ve güçlü bir karşı tedbir sistemi olma imkanı vermektedir. Lazer askeri alanda sadece silah sistemi olarak değil, hedef takibi, hedef işaretleme, görüntüleme, harp cerrahisi gibi birçok alanda kullanılmaktadır. Kullanım alanı günden güne genişlemektedir. Lazer, aynı dalga boylarında ve birbiri ile uyumlu olan ışınlardan meydana gelmektedir. Bu sebeple lazer ışını uzak mesafelere dağılmadan ulaşabilir. Lazer silahlarında hedefe gönderilen ışın bir güç kaynağından elde edilmektedir. Günümüz teknolojisi ile yüzlerce kilowatt gücünde ışın elde edilebilmektedir. Elde edilen ışın çeşitli sistemlerle tespit edilen hedefe bir yönlendirici başlık vasıtasıyla gönderilmektedir. Hedef sürekli olarak bu güçlü lazer ışınına maruz bırakılmakta veya darbeler halinde lazer atımı yapılarak etkisiz hale getirilebilmektedir. Diğer bir yöntem ise; eğer hedef lazer arayıcı başlığa sahipse lazer silahı ile kamaştırma (dazzling) yapılarak hedefinden sapmasını sağlamaktır.   

Lazer silahları hedefte 5 çeşit etki meydana getirmektedir. Bunlar: tahrip etme (destroy), hasar verme (damage), bozma (degrade), yoksun bırakma (deny) ve aldatma (deception)’dır. Lazer silahlarının konvansiyonel silahlara göre birinci ve en önemli avantajı ışık hızında (300.000 km/s) angajman sağlamasıdır. Herhangi bir konvansiyonel silahın bu hıza ulaşması imkansızdır. İkincisi; sınırsız atış yapma kabiliyetidir. Konvansiyonel silahlarda şarjördeki mühimmat bitince tekrar yükleme ihtiyacı doğmaktadır. Lazer silahlarında ise güç kaynağı ile orantılı olarak sınırsız sayıda atış yapılabilmektedir. Üçüncüsü; lazer silahları birden çok hedefe aynı anda angaje olabilmektedir. Bir silah sistemindeki birden fazla ışını yönlendirebilecek başlık sayesinde aynı anda kara, hava ve denizdeki hedef imha edilebilmektedir. Dördüncüsü; lazer silahları ışık hızında angajman sağladığı için özellikle hareketli hedeflere karşı çok etkindir. Konvansiyonel silahlar hedefin mesafesi uzadıkça sıhhatli bir atış için karmaşık balistik hesaplamalara ihtiyaç duyar. Lazer silahında hedefe atış yapıldığında pikosaniyeler içinde angajman sağlanır. Beşinci avantajı, hedefin niteliğine göre lazer ışınının güç seviyesinin ayarlanabilmesidir. Altıncı avantajı, konvansiyonel silahlar gibi fiziki mühimmat olmadığı için depolama, bakım ve lojistik gibi gereksinimleri olmaz. Yedinci avantajı ise maliyet-etkin bir silah sistemi olmasıdır. Örneğin; Filistin tarafından atılan ve 750 dolarlık maliyeti olan bir Katyusha roketini havada imha etmek için İsrail’in Iron Dome hava savunma sistemi tarafından kullanılan mühimmatın birim fiyatı yaklaşık 100 bin dolardır. Aynı görev, bir lazer silahı ile yaklaşık 5 dolar maliyetle icra edilebilmektedir.

Lazer silahları yukarıda bahsedilen avantajlarının yanı sıra şu dezavantajlara sahiptir. Birincisi; elde edilmek istenen güç seviyesine paralel olarak gerekli olan güç kaynağının ebatları artmaktadır. Böylece boyut ve ağırlık problemi meydana gelmektedir. Bu sebeple lazer silah sistemlerinin tüm kara, hava, deniz ve uzay platformlarında konuşlandırılması zorlaşmaktadır. İkincisi; silah ve hedef arasında herhangi bir fiziki engel bulunmamalıdır. Silah ve hedef arasında bulunan engel lazer ışığının etkisini kaybetmesine neden olmaktadır. Üçüncüsü; lazer ışınının havadaki toz, sis ve bulutlardan etkilenerek hedefteki etkisi azalabilmektedir.

Günümüzde lazer silahlarını kara, hava, deniz ve uzay platformlarında konuşlandırmak için çeşitli çalışmalar yapılmaktadır (Şekil 5). Karada konuşlu lazer silahlarının kullanım amaçlarından bazıları; dron/dron sürüsü saldırılarının önlenmesi (C-UAS), top, havan ve roketlerin (C-RAM) havada imhası, bomba yüklü araçların etkisiz hale getirilmesi, satıh üstündeki EYP’lerin etkisiz hale getirilmesi, akıllı mühimmatların, hipersonik füzelerin ve düşman hava araçlarının imhasıdır. Hava araçlarında konuşlu lazer silahlarının amaçlarından bazıları; hava-hava muharebesi, hava ve yerden yapılacak saldırıların önlenmesidir. Deniz araçlarında kullanılmasının amaçlarından bazıları; düşman deniz araçlarından yapılacak saldırıların önlenmesi, dron saldırılarının önlenmesi, sürü insansız deniz aracı (İDA) saldırılarının önlenmesi ve bomba yüklü botlarla yapılacak saldırılarının önlenmesidir. Uzayda konuşlandırılmasının amaçlarından bazıları; kıtalararası balistik füze (ICBM) saldırılarının önlenmesi, uyduların ve uzay araçlarının düşman saldırılarından ve gök cisimlerinden korunmasıdır.

Şekil 5: Çeşitli platformlarda konuşlandırılmış lazer silahları

 

Yukarıda bahsedilen silah sistemlerine örnek vermek gerekirse; ABD’li Lockheed Martin firması tarafından geliştirilen 10 kW güce sahip The Area Defense Anti-Munitions (ADAM)’ın amacı; füze, roket, top ve havan mühimmatını, dron/dron sürülerini ve küçük botları etkisiz hale getirmektir. 2014 yılı Mayıs ayında yapılan atış testlerinde 11 adet roket mermisini 2 km mesafeden etkisiz hale getirmiştir. Denizde yapılan testlerinde ise kauçuktan imal edilen bir botu 30 saniyeden az bir sürede etkisiz hale getirmiştir. ABD’li Northrop Grumman firması tarafından geliştirilen 150 kW gücünde lazere sahip olan silah sistemi Solid State Laser Technology Maturation (SSL-TM) 18 Ekim 2019’da USS Portland savaş gemisinde konuşlandırılmıştır. SSL-TM’nin amacı; küçük saldırı botları ve dron sürülerini etkisiz hale getirmektir. ABD Savunma Bakanlığı yetkilileri tarafından yapılan açıklamada, 22 Mayıs 2020 tarihinde icra edilen atış testlerinde bir dronun etkisiz hale getirildiği duyurulmuştur. Silah sisteminin 2023 yılında hizmete alınması planlanmaktadır. İsrail tarafından geliştirilen lazer silahı ise Demir Kubbe’ye entegre edilerek alçak irtifa hava savunmasının daha düşük maliyetle yapılmasını amaçlamaktadır. Rusya, Çin, İngiltere, Almanya ve Hindistan’ın da çeşitli özelliklere sahip lazer silahı geliştirdiği bilgisi açık kaynaklarda yer almaktadır.

 

TÜRKİYE’NİN LAZER SİLAHI ÇALIŞMALARI

Lazer silahları ile ülkemizde de önemli çalışmalar yürütülmektedir. Bu kapsamda tamamlanan ve devam eden çeşitli projeler bulunmaktadır. Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından envantere alınan ilk YES, ‘Araca Monte Lazer Sistemi (ARMOL)’dur (Şekil 6). ARMOL, TÜBİTAK BİLGEM tarafından ‘Yüksek Güçlü Lazer Sistemi-YGLS’ projesi kapsamında geliştirilmiştir. 31 Ekim 2018 tarihinde SSB tarafından testleri yapılan silah sistemi, 22 milimetre kalınlığındaki gemi zırhı çeliğini 500 metre mesafeden tahrip etmiştir. 2 Ekim 2019 tarihinde TSK tarafından envantere alınan sistemin amacı; dron/dron sürülerini, EYP, havan ve top mermilerini imha etmektir. 1,25 kW (5 kW’a kadar yükseltilebilmekte) güce sahip olan silah sistemi her türlü hareketli platforma monte edilebilmektedir.

                                Şekil 6: ARMOL Görseli

 

TÜBİTAK BİLGEM tarafından tasarlanan ve prototipi geliştirilen Yüksek Güçlü Lazer Teleskobu (YGLT) 20 kW (4x5 kW) güce sahiptir (Şekil 7). Amacı; dron/dron sürüsü, füze, roket, havan mermisi takip ve imhanın yanı sıra uydu körleştirmek ve kritik bölgelerde hava savunma desteği sağlamaktır. 3 km etkili menzili bulunan silahın körleştirme mesafesi 20 km olacaktır.

                               Şekil 7: YGLT Görseli

 

TÜBİTAK BİLGEM tarafından geliştirilen diğer bir lazer silahı Tüfeğe Monte Lazer (TÜMOL)’dur (Şekil 8). TÜMOL, yaya personel tarafından elde taşınabilmektedir. Güç kaynağı sırt çantasına sığmakta ve 30 dakika içinde şarj olmaktadır. Tam şarj ile 180 atım yapabilmektedir. Lazer silahı 100-150 metre mesafeden 1 milimetre kalınlığındaki çelik levhayı delebilmektedir. Silahın gücü 300-500 Watt ve toplam ağırlığı 15 kg’dır.

       Şekil 8: TÜMOL Görseli

 

Türkiye’nin önemli savunma sanayii firmalarından biri olan ASELSAN tarafından geliştirilen lazer silahının adı ‘Lazer Savunma Sistemi (LSS)’dir (Şekil 9). LSS, 500 metre menzile kadar, mini ve mikro İHA/İDA tehditlerine, meskun mahalde terör örgütü unsurları tarafından kullanılan kamuflajlara, 200 metre ve üzeri mesafede EYP ve yol kenarına konulmuş şüpheli paketlere karşı geliştirilmiş bir sistemdir. Öncelikli kullanım alanları; gemi platformları, enerji santralleri, hava alanları, sınır karakolları, karargah binaları ve konvoy geçiş güzergahlarıdır. Silah sistemi 1 kW’dan fazla güce sahiptir.

                                         Şekil 9: LSS Görseli

 

ALKA NEW (Ağ Yetenekli Silah); asimetrik tehditlere karşı elektromanyetik ve lazer teknolojisini kullanan ‘Çok Yakın Hibrit Hava Savunma’ sistemidir (Şekil 10). Tehditlerin, Elektromanyetik Karıştırma Silahı (EKS) ile engellenmesini ve lazer silahı ile tahrip edebilmesini sağlayan iki katmanlı savunma mimarisine sahiptir. ALKA NEW, meskûn mahallerdeki bombalı tuzakların, yol kenarlarına yerleştirilen EYP düzeneklerinin, hedefe özel olarak imal edilen, üzerinde çeşitli faydalı yükler taşıyabilen (kamera, patlayıcı, vb.), farklı güdüm çözümleri ile seyir özelliği kazandırılmış mini/mikro İHA ile dronların ve mini/mikro İHA ve dron sürülerinin güvenli bir menzilde durdurulması ya da imha edilmesi maksadıyla geliştirilmiştir. ROKETSAN tarafından geliştirilen silah sistemin etkili lazer imha menzili 750 m olup Elektromanyetik Tahrip Sistemi ile bu mesafe 1000 m’ye çıkabilmektedir. Elektromanyetik Karıştırma Sistemi ile dron/dron sürülerini hedef sayısından bağımsız olarak 4 km’den önleyebilmektedir. 150 km/saat hızla ilerleyen hedeflerin takip ve imhasını yapabilmektedir. ALKA sabit ve araca monteli olarak kullanılabilmektedir. Silah sisteminin saha testleri 2020 yılında tamamlanarak 2021 yılında seri üretime geçilmiştir.

              Şekil 10: ALKA NEW Görseli.

Savunma Sanayii Başkanlığı ile Meteksan Savunma arasında geçtiğimiz yıllarda imzalanan NAZAR Projesi 1. Faz kapsamında geliştirilen karada konuşlu NAZAR Sistemi (Şekil 11), ilk kez IDEF 2021'de sergilenmiştir. Kritik üsleri ve tesisleri korumak için elektro-optik (EO) ve kızılötesi (IR) başlığa sahip güdümlü füzelere karşı geniş bant lazer kamaştırma (dazzling) ve ‘soft kill’ yeteneği sağlamaktadır. Sistemin 2022 yılı içerisinde deniz kuvvetleri envanterine alınması planlanmaktadır.

 

               Şekil 11: NAZAR Görseli

 

Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) Kriminal Daire Başkanlığı koordinesinde, TÜBİTAK- ASİSGUARD iş birliğiyle geliştirilen EREN lazer silahlı dron, 3 bin metre uçuş menziliyle belirli mesafelerden lazer ile arazideki patlayıcı unsurları etkisiz hale getirebilmektedir (Şekil 12). EREN, testlerde ilk olarak 500 metreden 90 saniye boyunca, ardından 300 metreden 30 saniye boyunca, en son da 100 metreden 10 saniye boyunca yapılan lazer atışıyla 3 milimetrelik karbon çelik levhayı delmeyi başarmıştır.

               Şekil 12: EREN Görseli

 

Sonuç

Lazer bulunduğu ilk yıllardan beri çeşitli askeri ve sivil amaçlarla kullanılmıştır. Silah sistemi olarak değerlendirildiğinde oldukça geniş bir kullanım alanı mevcuttur. Yıllar içinde çok sayıda lazer temelli silah sistemi geliştirme projesi başlatılmıştır. Bu projelerden bazıları maddi yetersizlik, verimsizlik ve istenen hedefin sağlanamaması sebebiyle sonlandırılmıştır. Geçmiş yıllarda yapılan lazer silah projelerinde genellikle stratejik hedeflerin imhası amaçlanırken günümüzdeki geliştirilen projelerde daha çok taktik hedeflerin etkisiz hale getirilmesi amaçlanmaktadır. Hibrit harekat gibi belirsizliklerin çok fazla olduğu muharebe sahasında tehditlerin süratli, kesin ve düşük maliyetle bertaraf edilebilmesi için lazer silahlarının kullanılması önemlidir. Bunlara ek olarak, ülkelerin ordularında yaygınlaşan insansız sistemler ve otonom askeri araçlara lazer silahlarının entegre edilmesi ile bu sistem ve araçların imkan ve kabiliyetleri arttırılacaktır. Lazer silahları, elinde bulunduran taraf için önemli bir kuvvet çarpanı olmanın yanı sıra oyun değiştirici rol üstlenecektir.

 

 


KAYNAKÇA

 

https://www.autoevolution.com/news/this-portable-weapon-system-can-take-down-groups-of-drones-with-microwave-energy-160048.html#

Hammes, X.T. (2016).  The Future of Conflict. In R. D. Hooker (Ed.), Charting A Course: Strategic Choices for a New Administration (pp. 17-36), Washington D.C: National Defense University Press.

Hoffman, F. G. (2007). Conflict in the 21st Century: The Rise of Hybrid Wars. Potomac Institute for Policy Studies, Washington D.C.

Fiedler, B., Garcia, V., Kent, J., Martinez, K., Pawlowski, M.,  Tsai & Eric. (2015). Increasing the kill effectiveness of High Energy Laser (HEL) Combat System (Capstone Project Report). Naval Postgraduate School, Monterey, CA.

Özçelik, N. & Acun C. (2018). Terörle Mücadelede Yeni Safha: Zeytin Dalı Harekatı, (Araştırma Raporu). SETA Yayınları, İstanbul.

Feickert, A. (2018). U.S. Army Weapons-Related Directed Energy (DE) Programs: Background and Potential Issues for Congress. Washington: Congressional Research Service.

Electronic Warfare (2012). Joint Chiefs of Staff,  Joint Publication 3-13.1:1-16.

Olson, M. (2012). History of Laser Weapon Research. Leading Edge 7(4): 26-35.

 Maini, A. K. (2016). Directed Energy Weapons: Particle Beam Weapons. Electronics For You, Nisan 2016:70-74.

Zohuri, B. (2019). Directed-Energy Beam Weapons. Switzerland: Springer Nature (e-book).

Zohuri, B. (2016). Directed Energy Weapons: Physics of High Energy Lasers (HEL). Switzerland: Springer International Publishing (e-book).

Billings, C.W. ve Tabak, J. (2011). Lazerler:İşlenmiş Işığın Teknolojisi ve Kullanımı. TÜBİTAK Popüler Bilim Kitapları. S.63.

Hecht, J. (2010). Short History of Laser Development.Optical Engineering, 49(9): 1-23

Shultz, G.P. (1993). Turmoil anad Triumph: Diplomacy, Power, and the Victory of American Deal. New York: Scribner.

Beyman, M. (1985). Uzay Si̇lahlari. Elektrik Mühendisliği Dergisi, (315-316):1-29.

https://www.afrl.af.mil/Portals/90/Documents/RD/Directed_Energy_Futures_2060_Final29June21_with_clearance_number.pdf

AFRL(2021), s.6.

https://bilgem.tubitak.gov.tr/tr/haber/araca-monte-milli-lazer-sistemi-ar

https://www.aa.com.tr/tr/bilim-teknoloji/turk-muhendisler-3-ayda-lazer- silahi-yapti/1467828

https://www.aselsan.com.tr/LSS_Lazer_Savunma_Sistemi_6888.pdf .

 https://www.roketsan.com.tr/tr/urunler/alka-new-ag-yetenekli-silah

 https://www.meteksan.com/en/news/nazar-displayed-for-the-first-time-at-idef-2021

 https://www.aa.com.tr/tr/bilim-teknoloji/dunyanin-ilk-lazer-silahli-dronu-eren-festivalde-ilgi-gordu/2387228


Bilim-Kurgudan Muharebe Sahasına: YÖNLENDIRILMIŞ ENERJI SILAHLARI- 1