Barış Pınarı Harekatı geride kaldı. Türkiye 9 Ekim’de başlattığı harekattaki gerekçelerini ve pozisyonunu gerek Amerikan yönetimine gerekse Rusya’ya kabul ettirdi. İki taraf da Türkiye’nin sınır ötesi operasyonunun gerekçelerini ve meşruiyetini –durum hoşlarına gitmese de- onaylamak zorunda kaldı. ABD ve Rusya Türkiye’nin sınırlarının 30 kilometre kadar güneyine uzanan koridorun terörden arındırılmasına razı olsalar da durum sahaya tam yansımış görünmüyor. İşte tam da bu yüzden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ABD’deki Trump ile görüşmesi öncesinde yaptığı açıklamalarda buradaki terörü muhataplar temizlemezse Türkiye’nin devam edeceğini açıkça ifade etti. Özetle Türkiye ABD, Rusya gibi küresel güçleri pozisyon almaya zorlamaya devam ediyor.

TÜRKİYE’NİN TERÖRLE MÜCADELESİ

2015-2016 yılları Türkiye için bir dönüm noktası olmuştur. Terör örgütü Türkiye’nin büyük siyasi riskler alarak yürüttüğü çözüm sürecini silahlanma ve bir sözde halk ayaklanmasının hazırlık süreci olarak değerlendirmiş ve Suriye’de bir fırsat ortaya çıktığını düşünerek Türkiye’ye savaş ilan etmiştir. Türkiye bu iki yıl içinde uluslararası bir konsorsiyum şeklinde üzerine yönelen terör saldırılarına maruz kalmıştır. 30’dan fazla büyük terör saldırısında 402 sivil yaşamını yitirmiş, binlerce kişi de yaralanmıştır. Bunun dışında güvenlik güçlerine yönelik terör saldırıları gerçekleştirilmiş, 15 Temmuz gecesi kanlı bir darbe girişiminde bulunulmuştur.

O gece Türkiye’yi ağaçtaki kurtlar gibi içeriden kemiren, ülkenin sırlarını, politikalarını yabancı istihbarat örgütlerine sızdıran FETÖ terör örgütünün saf dışı bırakılmasıyla, Türkiye’nin nasıl bir tehditle karşı karşıya kaldığı tüm çıplaklığı ile sıradan insanlar tarafından da görülmüş böylece terörle mücadelede kararlılık ve etkinlik sağlanabilmiştir.

2015’te Hendek operasyonlarıyla Türkiye’nin kentlerinde, sokaklarında başlayan terörle mücadele uluslararası baskılar, sosyal medyadaki algı operasyonları ve 15 Temmuz darbe girişimi ile durdurulmak istenmiştir. 2016 Mart’ında PKK ve 8 terör örgütü Türkiye’ye karşı birleşmişlerdir. MLKP, PKK, TKP/ML, DKP, MKP, TKEP/L, TİKB, THKP-C/MLSPB ve Devrimci Karargah, Halkların Birleşik Devrim Hareketi'nin kurarak Türkiye’ye ve tüm unsurlarıyla Türk milletine karşı savaş ilan etmişlerdir.

Türkiye bütün bu çabalara karşı 24 Ağustos 2016’da Fırat Kalkanı Harekatı’nı başlatarak önce DEAŞ’a vurmuş, terörle mücadeleyi sınır ötesine ve Suriye sahasına taşımıştır. Daha sonra 2018’de Zeytin Dalı Harekatı, Türkiye içinde bazı illerde Kıran harekatlarını ve Irak’ta Pençe I, Pençe II harekatlarıyla teröristleri Türkiye sınırlarından uzaklaştırmış, destekçilerini de şaşırtmıştır. Barış Pınarı Harekatı bu açıdan dönüm noktasıdır. Çünkü PKK’nın Suriye’deki kolu YPG ve PYD’yi açıkça savunan, silah, mühimmat ve istihbarat desteği dışında siyasi destek de veren ABD’yi geri adım atmaya zorlamış, kuzeydeki 30 kilometrelik hattan çıkarmayı kabul ettirmiştir.

Türkiye bu hamlesiyle Rusya’yı PKK-PYD konusunda tavır almaya zorlamış, her ne kadar Moskova PKK-PYD’yi terör örgütü olarak tanımasa da Türkiye’nin operasyonunun haklılığını kabul ve teyit etmiş, ayrıca Türkiye ile birlikte örgütün güvenli bölge dışına çıkarılmasına yardımcı olacağını beyan ve teyit etmiştir.

ABD VE RUSYA İLE MUTABAKAT

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence ve Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ile 17 Ekim’de Ankara’daki görüşme sonrasında sağlanan mutabakat sonrası 22 Ekim’de Soçi’de Rusya Federasyonu Başkanı Vladimir Putin ile bir araya gelmiştir. Bu görüşme sonrasında 10 maddelik bir mutabakata varılmıştır. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ortak basın toplantısında Rusya lideri Putin’in “Türkiye’nin milli güvenliği için yaptığı harekatı anlayışla karşılıyoruz” sözleri ve etnik ayrımcılık ve bölücülüğe karşı iki ülkenin ortak tutumda olduğunu vurgulaması son derece önemlidir.

Mutabakat metni, siyasi bir metin olarak ele alındığında Türkiye’nin güvenlik endişelerine yanıt veren, Barış Pınarı Harekatı’nın haklılığını ve meşruiyetini teyit eden, Türkiye’nin güvenli bölge kurma planını kabul eden, terör örgütü PKK’nın ayrılıkçı hareketine karşı çıkan ve böyle bir çaba içinde olduğunu kabul eden bir metindir. Ayrıca bu mutabakat metni Türkiye’nin Suriye’de Beşar Esad yönetimine itirazını da reddetmeyen bir metindir.

Metnin ilk iki maddesi “1. Her iki taraf Suriye’nin siyasi birliği ve toprak bütünlüğünün muhafazasına ve Türkiye’nin milli güvenliğinin korunmasına olan bağlılıklarını teyit ederler. 2. Terörizmin tüm şekil ve tezahürleriyle mücadele etme ve Suriye topraklarındaki ayrılıkçı gündemleri boşa çıkarma yönündeki kararlılıklarını vurgularlar” şeklindedir. İkinci maddede yer alan “ayrılıkçı gündemlerin boşa çıkarılması” esası PKK-PYD’nin sözde Rojova denilen bölgede ABD desteğiyle kurulmak istenen garnizon devlete karşı ortak mücadele anlamına gelmektedir. Türkiye’nin fiziki olarak sahaya girmesi zaten bu planı ciddi biçimde sarsmıştır.

Üçüncü maddede “Tel Abyad ve Ras Al Ayn’ı içine alan 32 km derinliğindeki mevcut Barış Pınarı Harekatı alanındaki yerleşik statüko muhafaza edilecektir” denilerek Türkiye’nin kontrolünü kazandığı alandaki varlığı tespit ve teyit edilmiştir. Bu yönüyle Türkiye buradan geri çekilme baskısı altına alınmayacaktır. Rusya’nın BM Güvenlik Konseyi’ndeki konumu düşünüldüğünde Türkiye’nin olası BM kararlarına karşı koruma sağladığı söylenebilir.

Adana mutabakatı ile yorumlarda özellikle Türkiye’de Cumhurbaşkanı Erdoğan’a “Esad ile görüş” baskısı kurulmaya çalışıldığı gözlenmektedir. Oysa ki Adana mutabakatı Türkiye’nin lehine bir belgedir ve Türkiye’nin bugüne kadar yaptığı operasyonların hukuki temellerinden birini oluşturmaktadır. Mutabakatın dördüncü maddesinde yer alan “Her iki taraf Adana Anlaşması’nın önemini teyit eder. Rusya Federasyonu mevcut koşullarda Adana Anlaşması’nın uygulanmasını kolaylaştıracaktır” ifadesi Türkiye’nin Esad yönetimi ile görüşmesini zorlamamakta tam tersine Rusya’nın burada aracılık edeceğini kayda bağlayarak Ankara’nın Moskova üzerinden iletişim kurmasını sağlamaktadır. Rusya’nın kolaylaştırıcı rol üstlenmesinin nedeni Türkiye’nin Esad rejimi ile doğrudan görüşmek istememesidir ve Rusya bunu kabul etmiştir.

Mutabakata göre Rusya Barış Pınarı Harekat alanının dışında kalan Türkiye-Suriye sınırının Suriye tarafına, YPG unsurları ve silahlarının Türkiye-Suriye sınırından itibaren 30 km’nin dışına çıkarılmasını temin etme konusunda sorumluluk üstlenmiştir. Mevcut Barış Pınarı Harekat alanı sınırlarının batısı ve doğusunda 10 km derinlikte Kamışlı şehri hariç Türk-Rus ortak devriyeleri başlatılarak burada uzun vadede terör örgütünün hazırlık yapması imkanı ortadan kaldırılmıştır. Türkiye sınır ötesinde sürekli bulunma ve gözlem yapma kapasitesi kazanmıştır. Bu devriyeler sırasında terör örgütü mensup, destekçi ve sempatizanlarının gerçekleştirdiği taşlı saldırılar Türkiye’nin haklılığını bir kez daha gözler önüne sermektedir. Türkiye bir anlamda terör örgütünün ABD ve Rusya’ya olan inanç ve bağlılıklarını da sarsmıştır. Bu da önemli bir husustur.

Barış Pınarı Harekatı ile paralel olarak Türkiye’nin öteden beri Münbiç ve Tel Rıfat’ta etkinliğini artırmayı planlamıştı. ABD’nin uzun süre ayak diremesi, burada “Münbiç Askeri Konseyi” adı altında faaliyet gösteren PKK-YPG unsurlarını kentten çıkarmaması terör tehdidini sürdürmektedir. Mutabakat ile Rusya “bütün YPG unsurları silahlarıyla birlikte çıkarılacaktır” sözü vermiştir. Bu konuda Türkiye’nin konunun takipçisi olması kaçınılmazdır. Ancak Rusya’nın bu hususta konuyu zamana yayarak meseleyi soğutmak istediği görülmektedir. Münbiç gerek mültecilerin geri dönüşü hakkında gerekse Fırat’ın batısındaki statükonun devamı açısından önemli bir noktadır. Bu, mutabakatın yedinci ve sekizinci maddelerinde belirtilen “7. Her iki taraf terörist unsurların sızmalarının önlenmesinin temini için gerekli tedbirleri alacaktır. 8. Mültecilerin güvenli ve gönüllü şekilde geri dönüşlerini kolaylaştırmak maksadıyla ortak çalışma yapılacaktır” konuların hayata geçirilmesi açısından da önemlidir.

Soçi’de Türkiye ve Rusya muhtıranın uygulanmasını gözetmek ve koordine etmek amacıyla müşterek bir denetim ve doğrulama mekanizması ihdas edilmesini de kararlaştırmıştır. Bu iki ülke arasındaki koordinasyonu geliştirecek anlaşmazlıkların bir süreç ve sistem içinde değerlendirilmesini de mümkün kılacaktır.

Ayrıca taraflar 10. maddede “Astana Mekanizması çerçevesinde Suriye ihtilafına kalıcı bir siyasi çözüm bulunması amacıyla çalışmalarını sürdürecek ve Anayasa Komitesi’nin faaliyetlerini destekleyecektir” diyerek siyasi sürece de vurgu yapmışlardır.

Görüldüğü gibi Barış Pınarı Harekatı Amerikan yönetimi içinde tartışmaları alevlendirirken Türkiye’nin Rusya ile Suriye’de yeni bir denge yakalamasını da sağlamıştır. Operasyon uluslararası basın kuruluşlarının yanlı ve operasyonel yayınlarını afişe etmekle kalmamış bunların Türkiye içerisindeki uzantılarının maksatlı faaliyetlerini de açığa çıkarmıştır.

UZUN SOLUKLU MÜCADELE

Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde askeri güç kullanması ABD’nin YPG üzerinden Suriye üzerinde yaptığı planları akamete uğratmıştır. ABD’nin bir garnizon devlet kurması planını sonlandırılmış, ABD petrol kuyularını korumak gibi bir misyon benimsemiş, hem örgütü hayal kırıklığına uğratmış hem de moral zeminini yitirmiştir. Ayrıca YPG/PKK terör örgütü Sünni Arap nüfusun yoğun olduğu, taban bulamayacağı Rakka-Deyr Zor hattına itilmiştir. PKK-YPG terör örgütünün burada uzun vadede barınması mümkün değildir.

Operasyon Avrupa başkentlerinde korunma bulan PKK-YPG mensuplarını kızdırmış, bulundukları ülkelerde şiddet eylemleri yapmasına yol açmıştır. Terör örgütü mensup ve yandaşlarının Türk işyerlerine, sivillere ve araçlara saldırması, bunların gerçek yüzünü ortaya çıkarmıştır. Olayların bu şekilde devam etmesi Batılı ülkeleri örgüte karşı tavır almaya zorlayacaktır.

Yine de şu unutulmamalıdır: Terörle mücadele, Suriye iç savaşındaki kavga uzun soluklu bir mücadeledir. Türkiye Barış Pınarı Harekatı ile hem sahada hem masada kazanmıştır. Ancak sahada yeni bir oyun açılmıştır. ABD ve Rusya Türkiye’de pek çok terör eyleminden sorumlu tutulan terör örgütü ele başlarından Şahin Cilo ile görüşerek Türkiye’ye karşı yeni bir koz ileri sürmüştür. Bu hamle meselenin sona ermediğinin, ABD ve Rusya’nın yeni yöntemlerle Türkiye’yi sıkıştırmaya çalışacaklarının göstergesidir. Türkiye’nin bu yüzden aynı kararlılıkla mücadeleyi sürdürmesi gerekmektedir.

 

BARIŞ PINARI HAREKATI VE SURİYE’DE YENİ DENGE