Kategoriler: Dergi,
Alt Kategoriler: Mayıs,

Saygıdeğer okurlarımız,

“Global Savunma”, ülkemiz ve dünyada savunma, güvenlik sorunlarıyla ilgili bir yayın politikası izlerken, geçtiğimiz aylarda Çin’de ortaya çıkıp, dünya geneline yayılan Corona virüs salgınının, sadece ülkemizde değil, dünya genelinde yarattığı şok dalgası, bizleri pek çok şeyi yeni baştan değerlendirme noktasına getirmiştir. Çok açıktır ki, bundan böyle ekonomi başta olmak üzere, toplum düzeninde yaşanan değişikliklerden, uluslararası ilişkilere, savunmadan, savaşa kadar hemen hemen bütün paradigmalar değişecektir. Sonsuz uzay içinde küçük sayılabilecek gezegenimizde, insanlık tarihi boyunca süregelen savaşlar, barışlar, karşılıklı ticari ilişkiler, doğal olarak elbette devam edecek, ancak artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı gerçeğiyle karşı karşıyayız.

İnsanlık için hiç de hesapta olmayan bir şekilde ortaya çıkan Covid-19 virüsü sıcak gündem olmaya devam ederken, bundan sonra da üzerinde daha pek çok şey söyleneceğe benziyor. Ancak, Corona virüsün yapılan açıklamalardan ziyade pratik hayattaki sonuçlarına bakıldığında, insanlığın yeni nesil bir silahla karşı karşıya olduğu ve bu silahın ABD ve Çin gibi iki kapitalist ve emperyalist devletin laboratuvarlarında üretilmiş olması kuşkusu, tabidir ki, ülke olarak bizim de olaya tepkisel yaklaşmamızı kaçınılmaz kılmaktadır. Zira dünya bugüne kadar yakından tanıdığı klasik ve modern silahların yanında çok daha etkili bir silahla; binlerce insanın ölümüne yol açan bir “biyolojik silah”la karşı karşıyadır.

Bu yoldan hareketle, dergimizin Şubat sayısında giriş mahiyetinde değindiğimiz Covid-19 virüsünün yarattığı kaotik etkinin, Türkiye ve uluslararası yansımalarına ilişkin olarak Anıl Çeçen hocamız “Corona Virüsü İle Biyolojik Savaş” başlığını taşıyan makalesi ile, bu çok farklı virüsün çok karmaşık ortamlarda hazırlandığına dikkat çekmektedir. Anıl hocamız; eskiden virüslerin bir sal- gına neden olmak için dünyaya dağıtıldığını, bugün de, ancak farklı yollarla toplumların hastalanarak çaptan düşmeleri, çökertilmeleri ya da yok edilmeleri amacının değişmediğini vurgulamaktadır.

Küresel salgının, ülkemizde sağlık dışında ulusal ve uluslararası güvenlik, savunma, iletişim enstrümanlarında neden olduğu / olacağı yansımalarda ilk olarak dış politika ve savunma akla gelmektedir. Bundan hareketle, Arif Emre Örün, dergimizin geçen sayısında başladığı “Covıd-19 Sonrası, Dış Politikada Müttefik Arayışı” başlıklı makalesiyle, ülkemizin virüs sonrası oluşacak yeni düzende, özellikle Ortadoğu bölgesinde ittifak arayışlarını ve bu aşamada ABD’nin bölge ülkeleriyle olan ilişkilerine bir defa daha dikkat çekmektedir.

Yayın politikamızın doğal seyri içinde savunma ve güvenliğe bağlı olarak “Siber Güvenlik ve Savunma” ve bu konunun bileşenleriyle ilgili araştırma, inceleme ve analizler bu sayımızda dosya konumuz oldu. Günlük hayat- tan, ekonomiye ve savunmaya kadar geniş bir yelpazede hayatımıza giren, “Üçüncü ve Dördüncü Sanayi Devrimi” olarak nitelenen “Siber dünya”da; kişisel, kurumsal, ulusal ve hatta küresel seviyede zararlara yol açabilecek hassas altyapılara yönelik risklerin, tehditlerin ve güvenlik açıklarının belirlenip gerekli önlemlerin alınması açısından son derece önem taşıyan siber güvenlik konusu- nu, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıp Etiği ve Tıp Tarihi Anabilim Dalı Kurucusu ve Başkanı, Kamu Yönetimi Uzmanı Prof. Dr. Nesrin Çobanoğlu ve Sema Altınsoy; “Ulusal Güvenlik Açısından Kritik Altyapıların Siber Güvenliği” başlığı altında sizler için hazırladılar.

Yine buna bağlı olarak son yıllarda ulusal savunmamızın yüz akı insansız hava araçlarımızı (İHA) yakından ilgilendiren, yazılım donanımının ayrılmaz bir parçası olan siber güvenlik sorunu, tehdit unsurları ve bundan korunma yöntemlerinin derinlemesine analizini, Jandarma Genel Komutanlığı’ndan Dr. Tarık Ak ile Prof. Dr. Nesrin Çobanoğlu birlikte yaptılar.

Sivil havacılıkta çok daha önem arz eden siber güvenlik, hiç kuşkusuz iletişim, navigasyon ve gözetim ortamı ile oldukça kompleks bir yapıya sahiptir. Dolayısıyla havacılık sektöründe verimliliği, kabiliyeti, uçuş rotalarını ve uçak menzilini geliştirmek için siber özellikli teknolojilerin güvenlik sorunlarını, THY Sorumlu Kaptan Pilotu Gökhan Karakuş, “Siber Güvenlik ve Havacılık” araştırmasıyla sizlere sundu.

Yine yaşadığımız yüzyılın en zayıf noktalarından; dünyayı tehdit eden çeşitli terör gruplarının internet üzerinden yaptıkları yeni savaş yöntemlerinden biri olan “Siber Terör”ü, Doç. Dr. Ece Baban, “Yeni Yüzyılın Maskeler Ardındaki Yeni Savaş Yöntemi: Siber Terörizm” başlığı altında sunarken, bu saldırıların kapsama alanıyla ilgili sonuçlarını ise Tolga Başkan, uluslararası istihbarat sistemlerin son zamanlarda elde ettikleri bilgiler çerçevesinde değerlendirmekte. Tolga Başkan, terör odaklarının siber saldırılarının sivil altyapılara yönelik olmakla birlikte, aynı zamanda savunma güçlerini de felç edebilecek bir yapılanmaya gittiklerini “Siber tehditler ve Siber Terörizm” başlığını taşıyan makalesinde değerlendirdi.

Devletler birbirleri ile savaşmanın getirmiş olduğu maddi ve siyasi zorluklarla başa çıkmak yerine internetin dağınık yapısından faydalanarak ve kimliklerini gizleyerek saldırılarını bu yeni savaş alanında gerçekleştirmeye başladıklarını ise ASİMETRİK SAVA- ŞIN YENİ BOYUTU: SİBER SAVAŞ makalesiyle Deepcase CEO / Genel Müdürü Gökmen GÜ- REŞÇİ kaleme aldı.

Sun Tzu’nun da dediği gibi “En iyi savaş, savaşılmadan kazanılandır”. Siber savaş eko- sisteminde güçlü ve caydırıcı siber kapasite ile saldırı yapacak aktörlerin fazlasıyla karşılık alabileceklerini gösterebilmek öncelikli hedefler arasında olmalıdır. Intelprobe Teknolojiden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı İbrahim Can Sönmez, Görülmeyen Tehdit: Siber Savaş konusunu derinlemesine irdeledi.

Kamu düzeninin sağlanmasından, terörle mücadeleye, sivil toplum kuruluşlarından, ticari şirketlere kadar son yıllarda hız kazandığı kadar, aynı derece önem arz eden dijital medya gücünün en iyi şekilde kullanılmasında stratejik planlamanın önemini ise Prof. Dr. Zakir Avşar, “Stratejik İletişim Ve Güvenlik” başlıklı makalesiyle tahlil etti.

Ve hemen her yıl dünya gündemine taşınarak, ülkemizi uluslararası platformda kıskaca alma operasyonlarında bir argüman olarak kullanılan Ermeni soykırımı iddialarıyla, bu iddiaların kaynağından başlayarak, uluslararası aktörlerin bu iftira üzerinden oluşturmaya çalıştıkları politikaları da Doç. Dr. Hüseyin Şeyhanlıoğlu ifşa ederek tarihe bir defa daha not düşmüş oldu.

Dergimizin bir sonraki sayısında, insanlığın başta topyekûn insanlığı tehdit eden virüs salgınından bir an önce kurtulması ve daha barış içinde bir dünya kurulması dileğiyle, hepinize saygılarımızı sunarız.

 


ASİMETRİK SAVAŞIN YENİ BOYUTU: SİBER SAVAŞ