Kategoriler:
Alt Kategoriler:

Özellikle kurtuluş savaşlarında ve/ya işgalcilere karşı halkın, küçük gruplar halinde örgütlenip direniş gösterdiği, denk olmayan ve genellikle direnişçilerin kazandığı savaş türüdür. Genel bir tanıma göre “Askerî, politik ve ekonomik olarak büyük güç farklılıkları olan iki taraf arasındaki çatışmadır. Bu anlamda son asırdaki başlıca asimetrik savaşlar şunlardır: Libya (1911), Türkiye (1918-1923), Vietnam (1955-1975), Afganistan (1979-1988), Filistin (1948-…)

Tarihte ilk kez düzenli ordular kurup Mezopotamya, Anadolu, İran ve Mısır’a kadar süvarilerle sefer düzenleyen Asurlulara karşı yapılan direnişler esasen ilk asimetrik savaş örnekleri olarak görülebilir. Bu alanda çalışan Andrew Mack’in : "why big nations lose small wars - the politics of asymmetric conflict" isimli çalışmasına göre; " asimetrik savaşa ilk örnek kutsal kitaplarda adı geçen Callut adlı dev ve Davud Peygamberin savaşı olup az sayıdaki direnişçisiyle Davut Peygamber, zalim Callut’u da öldürüp onlara karşı büyük zafer kazanmıştır. Yine Kur’an’ı Kerim’e göre nice az sayıda olan inananlar, kendilerinden kat kat fazla olan büyük toplulukları yendiği belirtilmiştir.

 

Asimetrik savaş denildiğinde başlıca şu maddeler dikkat çekicidir:

 

  • Tarafların nitelik ve nicelik bakımından ciddi eşitsizliği,

  • Taraflardan birinin cephe ve kışlası gibi yeri belliyken, diğerinin yeri genel olarak dağlar, çöller veya sivil halkın arasıdır,

  • Düzenli tarafın elinde genel olarak medya aracılığıyla hukuk ve dış destek kullanılmakta ve esas amaç gizlenmektedir,

Esas olarak haklıyız, mazlumuz ve kazanabiliriz inancına dayanan ve burası bizi tehdit ediyor deyip düzenli büyük güç arasında yapılan asimetrik savaş, dünyadaki ilk düzenli ordu kuran Asurlulara karşı yapılan her direnişe verilen isim olarak görülebilir. Üstün silah ve eğitimli askerlere karşı; saha, halk ve istihbarat üstünlüğüne sahip olan direnişçiler, aynı zamanda psikolojik haklılığa da sahip olduğundan genel olarak zafer kazanmaktadır.

 

Günümüzdeki üstün teknolojiye rağmen kısa sürede karşı teknolojinin geliştirilebilmesi nedeniyle Asimetrik savaş hala önemli görülmektedir. Dördüncü nesil savaş olarak da görülen asimetrik savaş, doğrudan kültürü, siyaseti, toplumu, ekonomiyi, iletişimi ve kültürel değerleri hedef alan bir savaş çeşidi olarak da okunabilir.

 

Atom bombasının mucidi her ne kadar Cabir Bin Hayyan (721-805) ise ve Harran da bulunmuşsa da kullanıldığını ilk gören kişi “şişman çocuğun” babası olan Albert Einstein’dır ve ona göre dördüncü dünya savaşı taşla olacaktır.

Hayyan’ın çalışmalarını yaptığı tarihin ilk üniversitesi olan Harran Rasathane kulesi, Üniversitesi alanı ve Ulu Camii … Foto. Melihe ŞEYHANLIOĞLU)

Musa Cabir Bin Hayyan konuyla ilgili eserinde şöyle diyor:

Maddenin en küçük parçası olan “cüz-ü la yetecezza” (atom)’da yoğun bir enerji vardır. Bu küçük parçanında parçalanamayacağı net olarak söylenemez. O da parçalanabilir. Parçalanınca da öylesine bir güç (enerji) meydana gelir ki, Bağdat’ın altını üstüne getirebilir. Bu, Allahü Teala’nın kudret nişanıdır.”

 

Rivayete göre Büyük İskender, Akdeniz’de korsanlık yapan adamı huzuruna çağırır ve şöyle der: “Akdeniz’de korsanlık yapıp insanları korkutuyorsun bundan sonra sana Akdeniz’i yasakladım”.

Adam gülerek şöyle cevap verir: “Senin 100 gemin var sana İmparator ve Büyük diyorlar. Benim 1 gemim var bana korsan diyorlar”…

 

Kısaca, asimetrik savaşta direnişçilere genel olarak terörist, işgalcilere ise demokrasi ve insan hakları savunucuları deniliyor. Bir milyon sivil halkın, özgürlük abidesi ve demokrasi havarisi ABD tarafından öldürüldüğü Irak gibi


 

 


ASİMETRİK SAVAŞ