Kategoriler: Dergi,
Alt Kategoriler: Haziran,

Gorbaçov’un 1987 yılında ünlü Murmansk konuşmasına müteakiben düzelerek daha stabil bir hale gelen bölge ilişkileri, uluslararasılaşan kutup araştırmaları, zengin yeraltı kaynakları ve eriyen deniz buzu nedeniyle daha elverişli hale gelen deniz ticaret yollarıyla Arktik Bölgesi uzunca bir süredir dünya gündeminin önemli konuları arasında yer almaktadır. Bölgede yer alan zengin maden kaynakları ve deniz ticaret yollarına yönelik tartışmalar bilhassa deniz yetki alanlarındaki uyuşmazlıkları ve hak iddialarını beraberinde getirse de Türkçe yazına “Arktik istisnacılığı” (exceptionalism) olarak yerleşen ve bölgeye yönelik meseleleri jeopolitik rekabetin dışında tutan barışçıl bir süreç hâkimdi. Arktik Konseyi’nin bu barışçıl süreçteki rolünün, 2021-2023 yılları arasında Rusya’nın dönem başkanlığında gerçekleştirilmesi planlanan 100’ün üzerinde önemli uluslararası etkinlik, iş birliği anlaşmaları ve projelerle daha da güçlenmesi ve iklim değişikliğinin olumsuz sonuçlarına yönelik somut adımlar atılması beklenirken Rusya’nın Ukrayna’yı işgali, bahsi geçen istisnai sürece de önemli ölçüde zarar vermiştir.

24 Şubat'ta Ukrayna'yı işgalinden bu yana bölgedeki tüm devletler Rusya'ya karşı çıkmaktadır. Her ne kadar izole edilmiş olsa dahi Rusya’nın Arktik’te önemli bir güç olmaya devam ettiği aşikârdır. Dolayısıyla küresel gelişmelerin Arktik üzerinde bir etkisi olduğu gibi Arktik’teki gelişmelerin de küresel çapta etkileri bulunmaktadır.  Bu süreçte bilhassa İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya üye olduğu durumda agresyonun artacağını öngörmek mümkündür. Bu çalışma kapsamında da güncel gelişmelerin bölgeye yönelik etkileri ve gelecek projeksiyonları irdelenecektir.

Bölgeye Yönelik En Kapsamlı Değerlendirme: Arktik Bölgesi’nin “7 C” si

2021 yılında Sfraga ve Durkee editörlüğünde yayımlanan ve bölgeye yönelik en kapsamlı değerlendirmelerden biri olan Navigating the Arctic’s 7Cs başlıklı kitap çalışmasında bölge politikalarına yön veren 7 temel başlık belirlenmiştir: Climate (iklim), Commodities (emtia), Commerce (ticaret), Connectivity (bağlantısallık), Communities (halklar), Cooperation (iş birliği) ve Competition (rekabet). Bununla birlikte Ukrayna’nın işgaliyle birlikte Arktik Bölgesi’nin odak kurumu olan Arktik Konseyi’ne bağlı sekiz devletten yedisinin Konsey ve alt organlarının tüm faaliyetlerini askıya aldıklarına dair ortak bir bildiri yayımlamaları bölgede belirsizlik ortamına neden olmuştur. Bu minvalde bilhassa sürdürülebilir kalkınma, ticari ve bilimsel iş birliklerinin bozulması ve yerli halkların muhtelif sorunlarla karşı karşıya kalmaları beklenmektedir. Arktik Okyanusu’nda ve kıyılarındaki nükleer ve endüstriyel kirlilik sorununun çözüm süreçleri de sekteye uğrarken önceki yıllarda başlatılan yeşil dönüşüm stratejisinin uygulanması noktasında da engellerle karşılaşacağı öngörülmektedir.

Halihazırda Rusya’nın kontrolünde olan Kuzey Deniz Yolu’na alternatif olarak Transpolar Deniz Yolu’nun daha sık kullanılacağı; altyapı sağlandığı takdirde Svalbard’ın önemli bir lojistik merkezi olacağı ve bu yolla Norveç’in Svalbard’da daimî olarak nüfuzunu devam ettireceğini öngören çalışmalar da bulunmaktadır (Olsen vd., 2020). Bilhassa buzkıran inşası bakımından devletler arası rekabetin hız kazandığı süreçte meydana gelen Ukrayna’nın işgali, Rusya dışındaki devletlerin bölgeye yönelik faaliyetlerinde aksamaya neden olmamıştır. Rusya dışındaki Arktik devletleri ve bölgede faaliyet gösteren diğer devletler arasındaki bilimsel iş birlikleri devam ederken, 8-11 Mayıs 2022 tarihlerinde Norveç tarafından gerçekleştirilen Arctic Frontiers Konferansı’nda da bilimsel iş birliklerinin devam edeceğine dair sinyaller verilmiştir. Diğer yandan Almanya tarafından kutup araştırmaları gerekçesiyle inşasına başlanacak olan Polarstern II buzkıranının Güney Kutbu’nda yer alan Weddell Denizi’nin güneyindeki buzları dahi kırabilecek yetenekte olması planlanmaktadır. Arktik Bölgesi’nde yer almadığı halde bilhassa bilimsel araştırma bağlamında en aktif aktör olarak öne çıkan Almanya’nın etkin bilim diplomasisi stratejisi, Konsey’in yeniden işlerlik kazanmasına da katkı sağlayabilir.

Ukrayna’ya yönelik agresyonuna cevaben küresel çapta uygulamaya konan 5000’in üzerinde yaptırımla Rusya, şu anda dünya üzerinde en fazla yaptırım uygulanan devlet olarak öne çıkmaktadır. ABD, Rusya’dan petrol ve gaz ithalatını yasaklarken, Birleşik Krallık petrol ithalatını 2022’nin sonuna kadar aşamalı olarak durduracağını açıklamıştır. Almanya, Kuzey Akımı 2 projesini durdururken, AB ise Rusya’dan kömür ithalatını 2022 yılının ağustos ayında durduracağını belirtmiştir. Bununla birlikte Rus gazına yaklaşık olarak % 40’lık bir bağımlılığı bulunan AB, doğalgaza yönelik yaptırımlar konusuna isteksiz yaklaşmaktadır.

Rusya’ya yönelik yaptırımlara ürün bazında bakıldığında ise ham petrol ve rafine petrol ürünleri (6 ila 8 aylık aşamalar halinde sınırlı istisnalar hariç), kömür ve diğer katı fosil yakıtlar (mevcut sözleşmeler nedeniyle bu yaptırım Ağustos 2022'den itibaren geçerli olacaktır), çelik, demir, odun, çimento, bazı gübreler, deniz ürünleri ve likörün (ör. havyar, votka) öne çıktığı görülmektedir. Diğer yandan söz konusu yaptırımların dışında bırakılan büyük çaplı iş birlikleri de bulunmaktadır. Örn. Japonya, Rusya’daki Sakhalin 1 Petrol ve Sakhalin 2 Sıvılaştırılmış Doğalgaz projelerinin ülkesi için çok önemli olduğunu belirterek bahsi geçen projelerin Japonya’nın Rusya’ya yönelik yaptırımlarının dışında kalacağını belirtmiştir (Reuters, 2022).

31 Mart’ta Putin’in yayımladığı bir kararnamede doğalgaz ödemelerinin ruble ile yapılması talep edilmiştir. Rus firması Gazprom, ruble ile ödemeyi reddetmesi nedeniyle Shell’e (Almanya) ve GasTerra’ya (Hollanda) doğalgaz tedarikini askıya aldığını açıklamıştır. Aynı yaptırım, daha önce rubleyle ödeme yapmayı reddeden Polonya, Finlandiya ve Bulgaristan’a da uygulanmıştır.

Bir diğer önemli gelişme ise tüm yaptırımlar ve beklentilerin aksine Rusya’nın bilhassa Arktik Bölgesi’ndeki altyapı projelerine hız vermesidir. Rusya’nın, Arktik Bölgesi’ni Asya’ya bağlayacak olan Kuzey Enlemi Geçidi (Northern Latitudinal Passage) Projesi’nin demiryolu altyapı inşasına ek olarak, Kuzey Denizi Yolu ve enerji boru hatları başta olmak üzere Arktik Bölgesi’ni geliştirmeye yönelik çok sayıda projesi bulunmaktadır. Başkan Putin, Arktik Forumu'nda, Rusya'nın Arktik projelerinin uygulanmasının yaptırımlar nedeniyle ertelenmemesi gerektiğini; aksine bu projelere hız verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Hız verdiği altyapı yatırımların yanı sıra Uluslararası Arktik Forumu’nu Moskova’da düzenleyen Rusya, Şubat 2021'de bölgedeki hava koşullarını izlemek için ilk Arctika-M uzay uydusunu fırlatmıştır. Putin’e göre her türlü dış kısıtlama ve yaptırım baskısı dikkate alınarak bölgeyle ilgili tüm projelere özel ihtimam gösterilmelidir. Projelerde herhangi bir ertelemenin söz konusu olmadığını belirten Putin’in “hem mevcut hem de gelecekteki görevlerde çalışma oranını maksimum artışla geliştirmemizi engelleme girişimlerine yanıt vermeliyiz” ifadesi bilhassa dikkat çekicidir (Russia Briefing, 2022). Daha önce kaynak yetersizliği nedeniyle ertelenen Kuzey Enlemi Projesi tamamlanabilirse erişilebilirliği artırmanın yanı sıra Rusya’nın bölgedeki hinterlandını geliştirmesine büyük katkı sağlayacaktır.

Arktik Bilim Diplomasisinin Geleceğine Yönelik Öngörüler

Murmansk konuşmasıyla ivme kazanan Arktik bilim diplomasisi, Arktik Konseyi’nin faaliyetlerinin durdurulması ve Rus kurumlarında görev yapan bilim insanlarının uluslararası faaliyetlere katılımlarının kısıtlanmasıyla birlikte sekteye uğramıştır. En genel ifadeyle evrensel bilim dilinin çatışma ve krizleri önleme, yeni iletişim kanalları açarak güven inşasına katkı sağlamak suretiyle uluslararası ilişkileri iyileştirme olarak tanımlanabilen bilim diplomasisinin (Avrupa Komisyonu, 2016) bu süreçte engellenen ilk kanal olması ise ABD ve Rus bilim insanlarının Soğuk Savaş esnasında dahi bilimsel iş birliklerini sürdürebildiği ortamdan farklı bir ortamla karşı karşıya olduğumuzun altını çizmektedir.

Rusya’nın bölgedeki yüzölçümü ve nüfusu göz önünde bulundurulduğunda başta iklim değişikliğine yönelik bölge direncini artıracak politikalar geliştirme ve uygulama olmak üzere bu süreçte dışarıda bırakılması mümkün değildir. Ayrıca Rusya’nın da Arktik Bölgesi’nin bu yaptırımların dışında bırakılmasına yönelik talebi bulunmaktadır. Dolayısıyla Arktik istisnacılığı kavramının devam edeceği öngörülmektedir. Bilimin yumuşak gücüyle yeni iletişim kanalları açabilmesi, mevcut iş birliklerinin uygulanmaya devam edebilmesi, yeni iş birliklerinin geliştirilmesi ve başta iklim değişikliği olmak üzere bölge sorunlarına yönelik somut çözümler geliştirilebilmesi noktasında ise bilim diplomatlarına büyük rol düşmektedir.

Sonuç

Küresel gelişmelerin Arktik üzerinde bir etkisi olduğu gibi Arktik’teki gelişmelerin de küresel çapta etkileri bulunmaktadır. Rusya’nın kendisine uygulanan 5000’in üzerinde yaptırıma bölgeden elde ettiği doğalgaz ve petrole dayalı yaptırımlarıyla cevap vermesi ve bu yolla son aylarda değer kaybeden rublenin tekrar değer kazanmaya başlaması, bölgenin aslında sadece Rusya için değil, pek çok devlet için ekonomik açıdan ne denli stratejik bir öneme sahip olduğunu göstermektedir.

Diğer yandan iklim değişikliğinin olumsuz etkilerine paralel olarak daha ulaşılabilir ve kullanışlı hale gelen Arktik deniz ticaret yollarına ek olarak bilimsel araştırma motivasyonuyla bölgede bayrak gösteren devlet sayısındaki gün be gün artış, bölgenin sahip olduğu stratejik önemi uzun süre sürdüreceğinin de altını çizmektedir. Bildiğimiz bir şey var ki 21. yüzyıl denizcilik yüzyılı olarak öne çıkarken hem sivil hem de askerî açıdan denizi okuyabilen uluslar bu süreçte büyük avantajlara sahip olacaktır. Bu minvalde 2014’ten bu yana Arktik Bölgesi’nde aktif olarak ihaleleri kazanan Türk tersanelerinin kapsamlı bir denizcilik stratejisi geliştirilerek teşvik edilmesinin yanı sıra Antarktika’da yerli ve milli teknolojisiyle bayrak gösteren Türkiye’nin Arktik Bölgesi’ndeki uluslararası iş birliklerinde de aktif olarak yer alması oldukça önemlidir. Bu süreçte Arktik bilim diplomasisinin başarıyla uygulandığı devletlerde olduğu gibi bilim diplomasisi kavramının kapsamı ve uygulama yöntemlerine hâkim ve disiplinlerarası köprüler kurabilen bilim diplomatlarının görevlendirilmesi, Türkiye’nin kutup bilim diplomasisi sürecine büyük katkı sağlayacaktır.

Kaynakça

Avrupa Komisyonu (2016). Open Innovation, Open Science, Open to the World: A Vision for Europe. Erişim: https://op.europa.eu/en/publication-detail//publication/3213b335-1cbc-11e6-ba9a-01aa75ed71a1 .

Olsen, J., Hovelsrud, G. K., Kaltenborn, B. P. (2020). “Increasing Shipping in the Arctic and Local Communities’ Engagement: A Case from Longyearbyen on Svalbard”. İçinde Arctic Marine Sustainability (Eds. E. Pongracz, V. Pavlov & N. Hanninen), Springer.

Reuters (2022, 9 Mayıs). “Japan Says Sakhalin 1,2 Projects are ‘Extremely Important’ for Stable Energy Supply”,  https://www.reuters.com/world/asia-pacific/japan-says-sakhalin-1-2-projects-are-extremely-important-stable-energy-supply-2022-05-09/

Russia Briefing (2022, 13 Nisan). “Putin Brings Russia’s Arctic, Northern Sea Passage Projects Forward”, https://www.russia-briefing.com/news/putin-brings-russia-s-arctic-northern-sea-passage-projects-forward.html/

Sfraga, M., Durkee, J. (2021). Navigating the Arctic’s 7Cs. Wilson Center.

 


ARKTIK’TE NELER OLUYOR? Rusya’nın Ukrayna İşgalinin Bölgeye Yansımaları