Kategoriler: Dergi,
Alt Kategoriler: Ocak,

Algı, psikoloji ve bilişsel bilimlerde duyusal bilginin alınması, yorumlanması, seçilmesi ve düzenlenmesi anlamına gelir.

Algı yönetimi ilk olarak Amerika Savunma Bakanlığı tarafından tanımlanmış olsa da tarihi çok eskiye dayanıyor. Aristoteles 'Retorik‘ (hitabet) adlı kitabında bir ikna teorisi geliştirerek algı yönetimi ile ilgili ilk teorik çalışmayı yapmıştır. (M.Ö. 380)

Algı yönetimi ile ilgili tarihimizden bir örnek vermek gerekirse; Osmanlıca الإدراك derk, idrak, Necip Asım (Yazıksız) Bey, “Türk”’ü “vav” ile ( تورك ) yazmaya başlayan kişidir. Bu suretle Osmanlı toplumunda Türkler’den bahsedilirken kullanılan “Etrâk-i bî-idrâk” (İdraksiz, anlayışsız Türkler) ifadesinin yazılması mümkün olmaktan çıkmıştır.

Algı yönetimi; Amerikan ordusu tarafından ortaya konmuş bir tanımdır ve aşağıdaki gibi tanımlamıştır.

İstihbarat sistemlerinin ve liderlerin resmi tahminleri, dış ilişkileri ve resmi eylemlerini etkilemenin yanında, toplumların duygularını, motivasyonlarını, etkilemek amacıyla yapılan yayınlar ya da seçilen bilgileri ve göstergeleri inkar etme eylemidir.

Psikolojik savaş, açıklanan bir olağanüstü durum veya savaşta iletişim araçları ve diğer psikolojik vasıtaların düşman üzerinde psikolojik baskı yaratmak ve düşman kontrolü altındaki bölgelerdeki düşman gruplarının ve diğer hedef alınan toplulukların tutum ve davranışlarını olumlu yönde etkilemek amacıyla kullanılması tekniğidir. Bunun temel işlevi, düşmanın savaş veya çatışmaya devam isteğini zayıflatmak ve savaşı sürdürmekteki kapasitesini azaltmak amacı güden bütün çabaları desteklemektir.

1.ALGI YÖNETİMİ AMAÇLARI

  1. Kamuoyu desteği oluşturmak ve korumak, 

Kamuoyu desteği oluşturmak ve korumak için izlenecek yöntemler; Stratejik bir hedef belirlemek ve bu aşamada dikkate alınması gereken adeta ulaşılmak istenen sonucun ne olduğunun tespit edilmesidir. Araştırma yapmak ve karşıt durum/kişi/işletme tespit etmek net ve kesin ifadelerle karar verme sürecini tamamlamak: Bu aşamada düzenleyen kişi, kültür, inanç ve geçmiş dikkate alınmalıdır.  Algı yönetimi girişimini oluşturmak ve karşı tarafı etkilemek için en iyi yönteme karar vermek Geri bildirim mekanizması kurmak (Bakan & Kefe, 2012)

11 Eylül 2001 saldırısından sonra küresel anlamda oluşan islamofobi dalgası bu konuda en iyi örnektir. Saldırılar sonucunda, soğuk savaş sonrası 2 kutuplu dünya yerini tek kutba bırakırken,Sosyal medyanın da kullanılması ile küresel güçler yeni düşmana karşı (İslam) önce algı yönetimi ile müdahaleye zemin hazırlamakta, sonrasında bu algı ile oluşan haklı kabul edilen nedenlerle müdahaleler gerçekleştirmektedir.

2003 yılında Amerika ve İngiltere’nin Irak’a müdahalesi aynı şekilde küresel İslami terörle mücadele bahanesiyle gerçekleştirilmiştir. Bu şekilde Ortadoğu’nun demografik yapısı değiştirilmiş, oluşan göç dalgaları ile insansız alanlar oluşturulmuştur.

 Esasen İslam dini, zulme başkaldırı ve zalimlere karşı koymayı emretmektedir. Bu birçok ayetle sabittir. Allah zulmedenleri sevmez. Bu bağlamda insanlığı köleleştiren, metalaştıran küresel İslam düşmanı medeniyetin oluşturduğu İslamafobi algısı ve bu algının batı halklarında kabul görmesi ve desteklenmesi küresel zülüm odaklarının Afganistan, Irak ve en son Suriye işgal ve müdahalelerinde kendisini göstermiştir. Konu sadece algılarla oynayarak sebep oluşturmak ve sonra bu sebepleri manipüle ederek dünya kamuoyunda destek bulmaktır. Terörle mücadele bahanesiyle Irak’ta ve Afganistan’da yaşanan olaylar, Müslüman halkların göç ettirilmesi, kalanların ise sistem içinde köleleştirilmesidir. Bu konunun aksi onların tabiriyle İslami terördür. Yani işgale uğrayan coğrafyalarda yaşayan ahalinin önünde 2 yolu vardır. Son yaşanan göç dalgaları bu müdahalelerin ne derece başarısız ve maksatlı olduğunu göstermektedir.

İslam coğrafyası son 20 yılda çok yoğun nüfus hareketlerine maruz kalmıştır. Bu hareketlerin sorumlusu batı ülkelerinin bu coğrafyalara sadece emperyalist gözle bakmaları bu sonucu doğurmuştur. Oluşan göç dalgaları daha çok Türkiye gibi rotada bulunan ülkeleri etkilemiş ve etkilemektedir.

Batı-Hristiyan ülkeleri algı oluşturarak, Doğu-İslam coğrafyasında yeni işgallere hazırlanmaktadır. Mevcut kriz bölgelerinin önümüzdeki yüzyılda da süreceği ilave bazı alanların ekleneceği çok açıktır.

Batı yönetimleri her türlü medya aracını kullanarak ve algıyı gerçeğin önüne geçirerek, halklarını İslam karşıtlığına karşı bloklaştırmaktadır.

 

1.2.Belirlenen topluluğun davranış ve tutumlarını istenilen doğrultuda etkilemektir. 

Meşhur Çinli Stratejist Sun Tzu. Hedef topluluğun ne şekilde etkileneceği ile ilgili olarak; 

 “Mükemmellik yüz savaşın yüzünü de kazanmak değildir. Asıl maharet düşmana hiç savaşmadan boyun eğdirmektir.” “Hasım ülkelerde iyi olan şeyleri gözden düşürünüz. Hasım ülkelerin hakanlarının başarılarını küçük göstererek şöhretlerine gölge düşürünüz ve zamanı geldiğinde de kendi halkının onları hor görmesini sağlayınız. Adi ve aşağılık kişilerin işbirliğinden yararlanınız. Düşman halkın kendi aralarında olan uyuşmazlık ve kavgalarını yayınız. Hasmınızın geleneklerini gülünç hale getiriniz”. demektedir.

Günümüzün savaşlarında hala kullanılmakta olan geleneksel silahlar artık yerini daha ucuz ve etkili bir yöntem olan bilgi ve algı kontrolüne bırakmaktadır.

Toplumun çoğu gerçek ve doğru için değil, gerçek ve doğru olduğuna inandırıldığımız şey için savaşırız. Sorgulayanlar ve karşı çıkanlar ise tarihe geçen isimler olmuştur.

Küresel güçlerin her türlü medya araçlarını kullanarak, doğu toplumlarının düşünce sistemlerini bir cendereye soktukları bilinmektedir. Bu kapsamda dini, milli kavramlar ve ya değerler yerini küresel manipülasyonlara bırakmaya başlamıştır.

Dini ve Milli değerler uygulanan algı yönetimleriyle baskılanmaktadır. Yeni yetişen nesillere, üzeri demokrasi, insan hakları ve özgürlük kavramları ile kaplanmış müstemleke ruhu aşılanmaya çalışılmaktadır.

Algı savaşı örneklerinde açıkladığım şekilde küresel güçler tarafından fiziki veya algısal işgal üzeri renkli jelatinlerle kaplanmış bir hediye paketi gibi sunulmaktadır. Yeni nesiller bu minvalde milliyetçilik ile kafatasçılığı, dindarlık ile bağnazlığın ayrımını yapamayacak ve küresel güçlerin talep ettiği kültür emperyalizmine maruz kalacaklardır. Demokrasi ve özgürlük getirmek bahanesiyle Afganistan ve Irak gibi ülkeler, Hristiyan ülkelerce işgal edilecek ve bu işgal oluşturulan bu aldatıcı kavramlar ile tüm Müslümanlarca mazur görülebilecektir. Bu tam bir algı savaşı örneğidir ve devamının geleceği çok bellidir.

Demokrasi ve Özgürlük bu 2 sihirli kelime dilimizden düşmemektedir. Bu kelimeler bağlamında yapılan işgalleri makul görebilmekteyiz. Özgürlük kelimesi Adalet kelimesiyle neredeyse örtüşen bir kavramdır. Irak’ı özgünleştirdiğini söylene Amerika’nın neyi kastettiği meçhuldür. Zira Adaletin olmadığı yerde özgürlükten söz edilebilir mi? Algı Yönetimi de tam böyle bir şey olsa gerek kelimeler üzerinde toplumları sanal hedefler yönünde köleliğe razı olmasını sağlamak mümkünse Hristiyanlaştırmak.

Balkanlarda ve özellikle Arnavutluk’ta yoğun şekilde Demokrasi ve Özgürlük kavramlarını kullanarak toplumların Hristiyanlaştırma çabaları bilinen bir gerçektir.

2.ALGI SAVAŞI ÖRNEKLERİ

2.1.İstanbulun İşgal Yılları

 

29 Haziran 1923 ‘’General Harrington  Kupası’’ Maçı: İngilizler bu tip maçları yerel halkla sosyalleşmek ve işgal konusunda meşruiyet sağlamak için kullanıyorlardı. Maçlardan sonra maç yapılan kulüp yöneticileriyle pasta yenilip limonata ve çay içildiği partiler düzenleniyordu. Başka bir deyişle İngilizler bu maçlar üzerinden Türklere bir hasım gözüyle değil, hâkimiyet kurdukları tebaalardan birisi olarak baktıklarını gösterdiler. Onlar için sonuç değil, yapılan iş, yani toplumsallaşma, aynı düzeyde yer alma önemliydi.

 

İngilizler bu tip maçları yerel halkla sosyalleşmek ve işgal konusunda meşruiyet sağlamak için kullanıyorlardı. Maçlardan sonra maç yapılan kulüp yöneticileriyle pasta yenilip limonata ve çay içildiği partiler düzenleniyordu. Başka bir deyişle İngilizler bu maçlar üzerinden Türklere bir hasım gözüyle değil, hâkimiyet kurdukları tebaalardan birisi olarak baktıklarını gösterdiler. Onlar için sonuç değil, yapılan iş, yani toplumsallaşma, aynı düzeyde yer alma önemliydi.

 

Aynı şekilde Afganistan’da bulunan NATO birlikleri yerel halkla futbol maçları düzenleyerek, işgal görüntüsünü bu şekilde oluşturulan algı ile değiştirmek istemiştir.

 

2.2.Ermeni Tehciri Olayı

1915 Ermeni tehciri ile ilgili 100 yıldır oluşturulan algı savaşları ve görseller batı medyasını sürekli yer almaktadır.

Ermeni gençlerin, kızların çarmıha gerildiği şeklinde oluşturulan resimler sürekli batı medyasında yer almaktadır. Bu şekilde batı ülkeleri Soykırım’ı tanımaya yönlendirilmektedirler.

STM Savunma Teknolojileri  Mühendislik ve Ticaret  A.Ş. siber inceleme neticesinde oluşturulan raporda Ermeni Tehciri olaylarının yıldönümlerinde bu konuda algı oluşturmak için internet siteleri açıldığı belirtilerek, ‘’Soykırım iddialarını destekleyen dünyanın farklı coğrafyalarındaki sosyal medya hesaplarının 24 Nisan'dan hemen önce açıldığı, bu tarihten sonra ise hesapların ya tamamen kapandığı ya da pasif hale geldiği bilgisi paylaşılıyor.  Aynı hesaplardan, Yahudi soykırımı için Adolf Hitler’in Ermeni olaylarından ilham aldığını iddia eden paylaşımlarda bulunulduğu ve bu paylaşımlarla Yahudilerin desteğinin amaçlandığı değerlendirildi.’’ analizi yapılmıştır.

2.3.Dünya Savaşında Arap İsyanı

Birinci Dünya Savaşında Arapların Devleti Aliyye’ye karşı kışkırtılması sonucunda Türk ordusu savaşın sonunda tüm Arap halkı olduğu bölgeleri terk ederek Gaziantep hattına çekilmiştir. İngilizlerin uyguladığı algı yönetiminde bu sefer mevzuu olduğu çok bilinen bir Hadis Hz. Peygambere atfedilerek Türklerin hilafeti zorla aldıkları, esasen bu hadiste belirtildiği şekilde halifenin mutlaka Kureyş’ten yani peygamber soyundan olması gerektiği işlenmiş ve bu şekilde arap bedevi kabileler Osmanlıya isyana teşvik edilmiştir.

Bu mevzu (sahte,uydurma ) hadisler ve kaynakları;

 

1- “Hilâfet Kureyş'tedir.” [Ahmed b. Hanbel, Müsned, 4, 185; Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, 1, 336, 4, 192]

2- “Emîrler Kureyş'tendir.” [el-Hâkim, el-Müstederek, 4, 501]

3- “İmamlar Kureyş'tendir.” [İmam Ahmed, Müsned, 3, 129, 4, 421]  şeklindedir.          

 

2.4. Çanakkale Savaşları

 

11 Haziran 1915’ de Çanakkale’nin Anadolu tarafına atılan bildirilerde güya Hintli ve Mısırlı Müslümanların ağzından yazılan bildirilerde şöyle denilmekteydi:

 

“Biz Müslümanlar, çok iyi biliriz ki; Almanlar hilekâr bir millettir. Tarih bile onların böyle olduğuna şahittir. Bu halde, Almanlar sizi aldatıyor ve memleketinizi mahvediyorlar. Tüm Müslümanlar, Almanlardan kurtulmanız için dua ediyor!”

             

2.5. Portekiz Kralı Salazar’ın da “3-F”si var. “Futbol olmasaydı ben Portekiz’i bu kadar uzun yönetemezdim” sözü de Salazar’a ait. Bugün Barcelona futbol takımının maçlarını oynadığı Barnebau stadı yapılmıştır.

F-Futbol,

F-Femini,

F-Fiesta

3. ALGI YÖNETİMİ TEKNİKLERİ

Alvin ve Heidi Toffler de, “Savaş ve Karşı Savaş” adlı kitaplarında diğer bazı Algı Yönetimi tekniklerini şu şekilde sıralamaktadırlar:

3.1.Vahşet Suçlamaları (Atrocity Accusations):

Bu yöntemle karşı tarafı ahlaksızca ve vahşice eylemleri işlemekle suçlanır. Böylece karşıt olunan kişi şok edici bir şekilde insanlık dışı eylemleri yapan birisi olarak gösterilir.

Örneğin;

*Dini binaları ya da hastaneleri bombaladığını, yaktığını, yıktığını sürekli vurgularsın.

*Çocuk ya da genç eylemcileri, kadınları ve yaşlıları acımasızca katlettiği propagandasını yaparsın.

*Bir sapığın suçu fiziki yakınlık nedeniyle bütün bir camiaya genellenir ve onun suçu camianın suçu olarak gösterilir.

Bu konuda en önemli ve çarpıcı örnek 1960 darbesi sonrasında Yassıada mahkemelerinde Rahmetli Başbakan Adnan MENDERES için yapılan gençleri kıyma makinasında kıydığı suçlamalarıdır. O kadarki mahkeme sırasında bu konuda heyet kurulmuş ancak bir delil bulunamamıştır. Darbe öncesinde oluşturulan bu algı darbeyi meşru kılmaya yönelik bir algı operasyonuydu.

1950-1960 arasında Darbecilerin Demokrat Parti için uyguladıkları ‘‘Vahşet Suçlaması’’Algı Yönetimi uygulanmıştır. Davalar süresince bu konularla ilgili hiçbir kanıta ulaşılamamıştır.

3. 2. Abartıda Aşırılıklar (Hyperbolic Inflations) :

Bu yöntem, karşı tarafın inançlarını ya da icraatlarını abartıp korkunç hale getirmek için kullanılır. Her zaman herkesin yapabileceği ufak bir hata büyütülür, kişi hakkında abartılı genellemeler yapılır.

Örneğin;

*Karşı tarafın kimi masum söz ve davranışları bilinçli bir şekilde abartılarak vatana ihanet olarak gösterilir.

*Kimi kişilik özelliklerinden yola çıkarak karşı tarafın diktatör olduğu iddia edilir.

Karşı güç bu şekilde algıda kamuoyu oluşturmak için yoğun metotlar kullanmaktadır.

Son yıllarda Türkiye’de yaşanan algı operasyonları bu konuda karşı operasyon yapabilecek, kolluk menşeili güvenlik ve medya bileşeni bir kurumun oluşturulması gerçeğini ortaya çıkarmıştır.

3.3. Canavarlaştırma ve İnsanlıktan Çıkarma (Demonization and Dehumanization)

Bu yöntemle karşı tarafın bütün eylem ve hareketleri hiçbir kurtuluş ya da dönüşüm umudu yokmuşçasına kötü gösterilir. Karşı taraftaki kişi inatla ve ısrarla geçmişin şeytanlaşmış figürlerine benzetilir.

Örneğin;

*Karşı tarafın ismi zalim ve kötü olarak bilinen Hitler, Pol Pot gibi yöneticilerle sürekli yan yana anılır.

*Karşı tarafın her sözü ya da her eylemi sürekli olarak iğrenç, şeref dışı ve menfur olarak nitelendirilir.

*Karşı taraftaki şahsın Deccal olduğunun propagandası yapılır.

3.4. Kutuplaştırma (Polarization):

Karşı tarafın sürekli zıt kutuplarda dolaştığı iddia edilir. Onun inançları, sözleri, yaptıkları kendi  taraftarlarına tamamen zıtmış gibi yansıtılır. Sürekli olarak onun bize benzemediği, farklı inanç, ahlak ve yaşantılara sahip olduğu gösterilir. Bu yöntemi kullananlar kendilerini iyi kahramanlar, karşı tarafı ise çok kötü adamlar olarak gösterir.

Örneğin;

*Onun terörle işbirliği yaptığı, din istismarcısı olduğu ya da vatanı sattığı sürekli vurgulanır.

*Karşı tarafı temsil eden kişinin ya da ailesinin giyinme tarzına tezat teşkil eden kıyafetlerin propagandası yapılır.   

Türkiye’de sürekli irtica tehdidi var şeklinde bir algı ile sürekli bir kesimin suçlanması diğer kesimin ona karşı faaliyet içine girmeye teşvik edilmesi şeklinde özellikle 28 Şubat sürecinde bu algı yönetim şekli kullanılmıştır.

Esasen cumhuriyet dönemi tamamen bu tehlike algısı söylemi ile doludur.27 Mayıs 1960 darbesi ve sonrakiler tamamen irticanın ezilmesi amacını taşımış be şekilde toplum sürekli birbirine vaziyet almış şekilde tutulmuştur. Yani toplumun bir kesiminin sürekli irtica içerikli taleplerinin olduğu bir söylem şeklinde sürekli medyada yer almıştır.

 

3.5. İlahi Yaptırım (Divine Sanction)

Genelde bu yöntemi dini temsil ettiğini iddia eden sözde din adamları kullanır. Ne yapıyorsa bütün o yaptıklarını Allah’ın muradına uygun yaptığına ve yanlış yapmasının mümkün olmadığına insanları inandırmaya çalışır. Karşı taraf da aynı inanca sahip olduğu halde, kendi dini önderinin diğerlerinin siyasi vb. önderinden daha üstün ve kutsal olduğunu göstermeye çalışır.

Örneğin;

*Karşı tarafın bütün eylemlerinin ve sözlerinin haksız, ancak kendi dini liderinin her sözünün ve eyleminin hikmetli olduğunu ortaya koyan yorumları dergi ve gazetelerde sürekli tekrar ederler.  

*Liderleri kendisinin Allah ya da dini bir figür ile sohbet ettiğini söyler. Onun etkisi altındaki taraftarları da bu algıyı yaymak için her yerde propaganda yaparlar.

İslamın ilahi ve temiz mesajına aykırı şekilde insanları putlaştırıp ve İsrailiyattan geçtiği bir çok islam bilgini tarafından ifade edilen mehdilik-kurtarıcılık-rehber imamlık gibi kavramları kullanıp insanları kendisinin Hz.İsa, Mehdi v.b.olduğuna inandırmasıdır. Bu kişinin beyanı ile sabit olan bir şey değildir, hareketleri, dini konulardaki çıkarımlarını dayandırdığı ayet ve hadislerin işareti ve bazen etrafındakilerin ifadesi ve bu ifadeye kişinin ses çıkarmaması, yani sukut ikrardan gelir mantığını kullanmasıdır. Bu şekilde kitleler dillendirmese de bu inanış oluşmaktadır. 

3.6. Meta-Propaganda

Propaganda hakkında propaganda yapmaktır. Kendi söylediklerinin kesin kanıtlara dayandığı iddia edilirken karşı tarafın olay ve durumlara çeşitli makyajlar yaparak insanları kasıtlı bir şekilde aldattığı vurgulanır. Onun propagandası yalan, benimkisi doğru mesajı verilir.

 

Örneğin;

*Havuz medyası, yandaş medya gibi tabirlerle karşı tarafın medyayı kontrol ettiği gösterilir ve böylece psikolojik bir set çekilerek karşı taraf hakkındaki olumlu yorumların vatandaşa ulaşması engellenir.  

*Kendi iddialarını destekleyen ancak karşı tarafın gerçek yüzünü gösterdiği iddia edilen video görüntüleri, montaj ses kasetleri piyasaya sürülür.

17-25 Aralık sürecinde tam manasıyla FETÖ örgütünce kullanılmıştır.

4.ALGI SAVAŞINDA MÜCADELECİ GÜVENLİK BİRİMLERİ

4.1.Milli Güvenlik Kurulu

Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği koordinasyonunda yürütülen 2015 yılı Milli Güvenlik Siyaset Belgesi (MGSB) önümüzdeki 5 yılın ulusal riskleri şunlar:

1.Ayaklanmaya Karşı Koyma,

2.Paralel Devlet Yapılanmaları 

3.Haberleşme Güvenliği

4.Sosyal Medya Tehdidi: Sosyal medyadan halkı kışkırtmaya, manipüle etmeye, etkilemeye ve algı oluşturmaya yönelik tehditler,

5.Bilgi-Teknoloji Güvenliği: Devlet kurumlarına ait stratejik bilgi ve belgeleri teknoloji yoluyla ele geçirmeye, manipüle etmeye yönelik girişimler, sanal terör eylemleri. Sermaye ve Fon Güvenliği: Hükümetin yönetme gücünü etkilemeye yönelik sermaye hareketleri,

6.İstismar Eden Örgütler.

Milli Güvenlik Kurulu tarafından yapılan değerlendirmede sosyal medya üzerinde yapılan halkı kışkırtmaya, manipüle etmeye, etkilemeye ve algı oluşturmaya yönelik tehditlere dikkat çekilmiştir.

4.2 Milli İstihbarat Teşkilatı

Algı Savaşları ve Güvenlik bağlamında Milli İstihbarat Teşkilatının görevlerini incelemek için kanununa baktığımızda MİT Kanununa 4’üncü maddesine göre Milli İstihbarat Teşkilatının görevleri;

Türkiye Cumhuriyetinin ülkesi ve milleti ile bütünlüğüne, varlığına, bağımsızlığına, güvenliğine, Anayasal düzenine ve milli gücünü meydana getiren bütün unsurlarına karşı içten ve dıştan yöneltilen mevcut ve muhtemel faaliyetler hakkında milli güvenlik istihbaratını….şeklinde açıklanmıştır.

 

4.3.Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı

 

2803 Sayılı Kanun, Madde 140 – Jandarmaya geri bölge savunması görevi verildiğinde,

a) Ordu geri bölgesinde; can, ırz ve mal güvenliği sağlamak,

b) Yetkili komutanlık emirlerini uygulamak,

c) Zararlı ve şüphelileri denetim ve gözetim altında tutmak,

d) Propaganda ve psikolojik harp girişimlerini etkisiz kılmaya çalışmak,

e) Genel emniyet ve asayişi sağlayıcı; kamunun ihtiyacı olan gıda, ilaç vb. maddelerin yasadışı kullanım şeklindeki görevleri mevcuttur. Yeni anayasa değişikliğinin 16 Nisan 2017 de kabul edilmesi ile ilgili olarak OHAL uygulamasında Polis ve Jandarmanın görevleri yeniden düzenleneceği düşünülmektedir.

Polis ve Jandarmanın seferde görevlerinden en önemlisi Propaganda ve Psikolojik harp girişimlerini dahilde etkisiz kılmaktır. Ancak bu düzenleme seferberliğe atıf yaptığından bu konuda barış şartlarında algı savaşı ile mücadele de yeni bir görev tanımı ve yapısal düzenleme gerektirdiği açıktır.

SONUÇ

Algı savaşı ile mücadele,  iç güvenliğin, iç istikrarın ve dış kaynaklı iç tehdit hareketlerinin üstesinden gelebilmek bu konuda iyi eğitim almış personel ve yapılanma ile mümkündür. Diğer bir hususta İç güvenlik hizmetlerinde ihtiyaç duyulan istikrarın ve başarının yakalanması, sağlanacak toplum desteğine bağlıdır. Toplumun bu alanda katkısının tam olması, olaylarla ilgili olarak doğru şekilde bilgilendirilmelerine bağlıdır. Bu bilgilendirme sürecinde aksamalar ve yetersizlikler yaşanması, devreye başka unsurların girmesine ve toplumun algılama şeklini kendi istedikleri şekilde değiştirmelerine yol açmaktadır. Bu olumsuzluğun giderilebilmesi için iç güvenlik hizmetlerinde rol alan kuruluşlar bir algılama yönetimi stratejisi geliştirmek zorundadırlar. Bu konuda gerekli yasal zemin de hazırlanmalıdır.

İç güvenlik hizmetlerini sağlayan kuruluşların geliştirecekleri algılama yönetimi stratejisi şu unsurlardan oluşmalıdır:

1.Hedef kitlenin değerleriyle uyum,

2.Hedef kitlenin kültürüyle uyum,

3.Beklentilerin üzerinde yaklaşım sergilemek,

4.Yalın olmak,

5.Sonuca odaklanmak, 

6.Ölçümlemek,

7.Gerçeklere dayanmak 

8.Tekrar etmek,

9.Farklılaşma,

10. Görselliği doğru yönetmek,

11.Düşüncelerden çok duygulara hitap etmek.

Toplum destekli kolluk uygulamaları geliştirilerek Algı Savaşları ile yeterli seviyede mücadele edilmesi ve güvenlik ortamının tesis edilmesi hedeflenmelidir.

Uygulanacak olan toplum destekli kolluk uygulaması ile dış güçlerin ve istihbarat örgütlerinin ülke içinde kaos oluşturabilecek Algı Operasyonlarına girişmesi çok kolay olmayacaktır.

İstihbarat ve harekâtta her türlü teknik yeteneğin kullanıldığı günümüzde gerek düşman unsurların oluşturduğu algıların gerek klasik suç ve suçlulukla mücadelenin, elde edilen teknik imkanlara rağmen toplumdan uzak ve işbirliği olmadan yürütülmesi zor gözükmektedir.

Bu bağlamda klasik kolluk yöntemlerinin teknoloji ve bilgi sistemleriyle harmanlanarak kullanılmasının, Jeostratejik olarak kilit noktada bulunan Türkiye’nin bekası için gerekli olduğu değerlendirilmektedir.

Algıların çok yoğun kullanıldığı, sıcak savaş ortamının olduğu coğrafi bir bölgede bulunmaktayız. Sınırlarımızda meydana gelen terör faaliyetleri, geleceği tahmin edilemeyen bilek güreşleri ve asimetrik meydan okumalar Türkiye’nin hem askeri anlamda hem de algı bağlamında çalışma yürütmesini gerekli kılmaktadır. 

Türkiye’yi DAEŞ’e yardım eden bir ülke olduğu algısının oluşturulma çabaları, Türkiye’nin Suriye’de petrol kaçakçılığı yaptığı veya buna göz yumduğu algısının sürekli pompalanmasının eğer mücadele tam ve etkin yapılmaz ise ülkemize karşı  reel yaptırımları da içeren bir  operasyona dönüşebileceği unutulmamalıdır.

 

KAYNAKÇA

TOFFLER, A. and Toffler, H. (1995). War and Anti-War: Making Sense of Today’s Global Chaos,     .                 Grand  Central Publishing

CÜCELOĞLU, Doğan, İnsan ve Davranışı

https://tr.wikipedia.org/Algı yönetimi

ÖZER Mehmet Akif Doç. Dr. Gazi Ün..İİBF Kamu Yönetimi Bölümü.’’Bir Modern Yönetim Tekniği     .           Olarak Algılama Yönetimi ve İÇ Güvenlik Hizmetleri Karadeniz Arş.Bahar 2012 Sayı 33

 

KARAKAYA Mehmet Akif Algı Savaşları Makalesi

 

BAKAN, İ.,Kefe, İ. (2012). Kurumsal Açıdan Algı ve Algı Yönetimi. Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi Yıl:2012, Cilt: 2, Sayı: 1

 

’’The destruction of the Armenian population by Ottoman Turks, in an illustration from the French newspaper Le Petit Journal, December 12th, 1915. Photograph: Leemage/UIG via Getty Images’’              

 


ALGI SAVAŞLARI VE ÜLKE GÜVENLİĞİ