Antik dönemde Akdeniz ve 20.yüzyılda Atlantik Okyanusu gibi 21. Yüzyılda Hint- Pasifik deniz bölgesi, uluslararası başat deniz yolu olarak ön plana çıkmıştır. Asya, Afrika, Avrupa, Okyanusya ve Amerika kıtaları arasında enerji ve ticaret konusunda küresel anlamda bağlantıyı gerçekleştirmektedir. Coğrafi açıdan Hint-Batı Pasifik, Hint-Pasifik Asya olarak da anılmaktadır. Tek bir bütünleşmiş jeopolitik alan adı olarak Büyük Hint Okyanusu kavramını da kullananlar vardır. Yaklaşık 38 ülke, dünya karalarının % 44’ü ve dünya nüfusunun % 65’i bu bölgede yer almaktadır.

Bölgenin sınırları çok değişken yapıdadır. Çoğu kaynak da Hint-Pasifik bölgesi, kuzeyde Japonya, güneyde Avustralya, doğu da Batı Pasifik adaları ile batıda Hindistan’ı içine alan bölge olarak gösterilmektedir. Afrika’nın Doğu kıyıları da, sınırlar içerisinde yer almaktadır. Çin/ Afrika’nın bölge sınırları içine dâhil edilme/çıkarılmaları, bu yeni jeopolitik alanı, bir güç rekabet alanı olarak inşa eden politikacılar tarafından yapılmaktadır. Amerika’nın dahil olmadığı bu alansal tanıma rağmen, askeri ve ittifak ilişkileri ile uluslararası politika gündemine yeni jeopolitik alan olarak taşıyan ülke olarak ABD’de bölgenin bir parçası kabul edilmektedir. Bölge Amerikan hükümeti için, ulusal çıkarı açısından stratejik birincil öneme sahiptir. ABD’nin 2017 Ulusal Güvenlik Strateji Belgesinde, bölge sınırları Hindistan’ın batı sahillerinden Amerika’nın batı sahillerine kadar uzanan, dünyanın en büyük nüfusunu barındıran ve ekonomik açıdan en iyi güçlü alan olarak yer almaktadır. (NSS, 2017: 46)

Başkan Obama döneminde “ yeniden dengeleme “politikası kapsamında Asya Pasifik bölgesi, aşağıdaki haritada sarı noktalı alanı kapsamaktaydı. Yeni geliştirilen Hint Pasifik bölgesi ise kırmızılı noktalı alanı göstermektedir. Bu alan içerisinde Hint Okyanusu ve Hindistan’ın da eklenmesiyle hem Orta Doğu hem de Afrika’nın doğu kıyılarını da içine almaktadır. Dünya petrol sevkiyatının güzergâhını da içermesi bakımından önemli bir stratejik alan olarak belirmiştir.

 

Şekil 1 Asya Pasifik ve Hint Pasifik Bölgeleri

Bölgenin jeostratejik önemi, büyük güç rekabeti içerisindeki ABD-Çin arasında yani Atlantik ve Pasifik bölgeleri arasında bir tampon bölge olmasından kaynaklanmaktadır. İlaveten deniz güvenliği konularını ön plana çıkararak, belli geçiş boğazları Babülmendep ve Malakka stratejik açıdan önem kazanmasına ve bölgesel güç çatışma alanlarını özellikle Güney Çin Denizi ve Doğu Çin Denizi konularının da dâhil olmasına neden olmuştur.

Jeoekonomik açıdan dünyanın üç önemli ekonomisi ABD, Çin ve Japonya’nın yer alması, yeni yükselen ekonomik güçler olarak BRICS ülkelerinden Hindistan, Rusya ve diğer önem taşıyan Güney Kore ve Güney Doğu Asya Ülkeleri Birliği (ASEAN) ülkeleri de bölgede bulunmaktadır. En yoğun deniz ticaretinin gerçekleştiği limanların yer aldığı, küresel deniz % ticaretinin %60 nın bu bölgede gerçekleştiği bilinmektedir.

Jeopolitik açıdan dünyanın en geniş nüfusa sahip ülkeleri, Çin ve Hindistan’ın yer aldığı ve en fazla Müslüman’ın yaşadığı bir bölgedir. BM Güvenlik Konseyi’nin üç daimi üyesi ABD-Çin ve Rusya sınırlar içerisindedir. Dünyanın nükleer güç kapasitesine sahip altı ülkesi, ABD, Rusya, Çin, Hindistan, Pakistan, Kuzey Kore’nin bölge sınırları içerisinde bulunması, uluslararası ve bölgesel güvenlik açısından bir nükleer savaş risk bölge alanını oluşturmaktadır. Alt bölgesel diplomatik oluşumlar ASEAN ve Dörtlü Güvenlik Diyaloğu (Avustralya- Japonya- Hindistan –ABD) mevcuttur. Pasifik bölgesinde Fransa’nın siyasi yönetimi altında adalar bulunması ve Avustralya, Yeni Zelanda, Papua Yeni Gine, Solomon adaları ve Tuvalı İngiliz Milletler Topluluğu üyesi olması hem İngiltere hem de Fransa’nın bölgeye dâhil olmasına neden olmaktadır.

ABD’nin Özgür ve Açık Hint-Pasifik Politikası (Free and Open Indo-Pacific-FOIP)

Amerikan eski başkanı Barack Obama döneminde, dünyanın yeni ekonomik ve siyasi güç merkezi olan Asya bölgesine ve Çin’in yükselişi karşısında, liderlik ve güç değişimi nedeniyle geliştirdiği Asya-Pasifik politikasını, 2017 seçimlerini kazanan yeni başkan Donald Trump “ Özgür ve Açık Hint-Pasifik Politikası (Free and Open Indo-Pacific-FOIP)” olarak yeniden biçimlendirmiştir. Asya Ekonomik İşbirliği Forumu (APEC) 2017 Vietnam toplantısında duyurulan bu politika, bölgedeki tüm ülkelerin egemenlik haklarına saygı duyarak, sorunları barışçıl bir biçimde çözme, uluslararası hukuk kurallarına uygun, serbest ve adil ticaret dayalı ekonomik gelişmeyi hedeflemektedir. Özgür ifadesiyle tüm ülkelerin ulusal gücüne bakılmaksızın iştirak edebilecekleri, serbest kelimesiyle de hiçbir devletin engellemesi olmadan sürdürülebilir gelişmenin devam etmesi ilişkilendirilmiştir. Her iki kelimede, Çin’in bölgede yapmak istediği tek taraflı egemenlik haklarını genişletme çabalarına karşın konulmuş olduğu görülmektedir. İlaveten hiçbir devletin tek başına, Hint-Pasifik bölgesini kontrol etmesi engelleneceği belirtilmiştir. (FOIP, 2019: 3-4).

Özgür ve Açık Hint- Pasifik Politikası, ekonomi- bölgesel yönetişim- güvenlik olmak üzere üç konu temeline dayanmaktadır. Bölgenin dünya ekonomisi açısından en önemli alan olması, ekonomi güvenliğinin de önem kazanmasına neden olmuştur. Uluslararası deniz ticareti kesintisiz ve güvenli bir şekilde sürdürülmesi temel hedeftir. Malakka boğazı ve Aden Körfezi- Somali açıklarında deniz korsanlarının bulunması, konteyner ticareti için bir tehdit oluşturmaktadır. Sınırları belirli, kurallara ve normlara dayalı bir bölge politikası üzerinden, hem dünya ekonomisinin devamlılığı hem de bölgedeki ülkelerin ulusal ekonomilerinin sürdürülebilirliğinin sağlanması mümkün olacaktır.

ABD’nin “Özgür ve Şeffaf Hint-Pasifik Politikası “altı temel konudan oluşmaktadır; 1) Uluslararası suları ve hava sahasının engellenmeden herkese açık olması 2) Uluslararası ticaret ve yatırımlara yönelik engellerin ortadan kalkması 3) Siyasal liberalleşmenin bölgede sağlanması 4) Bölgede saldırgan davranışların engellenmesi 5) Dost hükümetlerle işbirliği sağlanması 6) II. Dünya Savaşı sonrası ABD’nin kurduğu liberal düzenin devamlılığı.

1 Haziran 2019’da yayınlanan bu politika kapsamı içerisinde Çin ile ilgili olan bölümde, Çin’e karşı, ABD kendi gücünü arttırmaya çalışarak hem iç dengeleme hem de ittifaklar ve stratejik ortaklıklar geliştirme politikası izleyerek dış dengeleme stratejisi hayata geçirdiğini belirtmiştir (FOIP, 2019: 7-11). Çin bölgedeki liberal bölgesel güvenliğe yönelik, askeri gücüyle egemenlik alanını genişleten, revizyonist bir ülke olarak tehdit görülmektedir. Özellikle ABD yeni politikasında bölgedeki denizlerin ve hava sahasının güvenli olmasını istemektedir. Çin’in Güney Çin Denizinde, BM Deniz Hukuku tarafından onaylanmayan özel imtiyazlı hakları ve 2013 yılında Doğu Çin Denizi üzerinde uçuşa yasak bölge ilanının, ABD tarafından da kabul edilmediğinin bu politika ile ortaya koymaktadır. (FOIP, 2019: 8). Güney Çin Denizi sorunları açısından, bölgeye ulaşmak için Tayvan Boğazı ve Tayvan adası, Amerikan hükümeti için stratejik bir öneme sahiptir. Tayvan Boğazı da, Amerikan siyaseti için uluslararası sular olarak serbest geçişin sağlanması gereken ve burada uyguladıkları güç diplomasisini bu nedenle meşru kılan stratejik bir alandır. Çin’in Tayvan Boğazı’nda ve yakın çevresinde askeri varlığını arttırarak gerek Tayvan’ını bağımsızlığını gerekse bu olaya karışan üçüncü ülkenin caydırılmasına çalışıldığı ve Çin Hava Kuvvetleri’nin ada üzerinde sürekli uçuşları ve Doğu Çin Denizi’nde deniz tatbikatları Tayvan’a yönelik güç gösterisi olarak değerlendirilmektedir. (FOIP, 2019: 31)Vietnam ve Filipinler’le kurduğu diplomatik ittifak ilişkisi de, Tayvan sorunu dışında Güney Çin denizi konusunda da Çin ile ABD’ni askerî açıdan karşı karşıya getirmektedir.

Yeni küresel jeopolitik ortamda, Hint- Pasifik bölgesinin çok kutuplu siyasi yapısı, ABD-Çin arasındaki güç mücadelesi nedeniyle belirsizlik ve istikrarsızlık da yaratmaktadır. Çatışmaların iki güç arasındaki kara/deniz politik etki alanları rekabeti, kendi alan sınırları, yayılmacılık (Çin’in Tayvan’ı ilhak etmesi) , çevreleme stratejisi (ABD’nin Çin’i füzelerle çevrelemesi) , iç işlerine müdahale (Çin için Hong Kong, Tibet ve Uygur özerk bölgeleri) konularında çıkabileceği ileri sürülmektedir. Çatışmayla birlikte yeni ikili ve çoklu ittifak ilişkileri kurulması diplomatik çözüm alanları yaratmaktadır. ABD, Hint – Pasifik bölgesinde, Avustralya, Japonya, Filipinler, Güney Kore ve Tayland ile ittifak birlikteliği oluşturmuştur. Çin ise “ Bir Yol Bir Kuşak” projesi kapsamında 51 ülke ile ekonomik işbirliği gerçekleştirmiş, Fransa, Almanya, İtalya ve İngiltere ile ciddi anlaşmalar yapmıştır. Ancak ABD’nin coğrafi konumu, denizlerde Çin’den daha etkin bir konumda olmasını sağlayarak, Pasifik, Atlantik ve Hint okyanusu olarak üçünü de kontrol edebilmektedir. Küresel bir hegemonya olabilme şartlarından biri olan küresel deniz gücü olma, Amerika’nın lehindedir. İki proje aşağıdaki haritada gösterilmiştir.

Şekil -2: Bir Yol Bir Kuşak Ülkeleri ve Hint Pasifik Bölgesi Haritası

 

Hint- Pasifik Bölgesinde Savaş Olasılığı

Hint-Pasifik bölgesinde Amerika’nın ulusal hedeflerini gerçekleştirmek için, hazırlıklı olma, ülkelerle işbirliğini arttırma ve bölgesel network kurma olarak üçlü bir strateji belirlemiştir. Çin’in bölgede ekonomik ve askeri güçlenmesini kendi çıkarlarına karşı bir rakip/tehdit gören, bölgedeki Amerikan politikalarına yakınlık duyan ülkelerle ekonomik, askeri ve savunma alanlarında işbirliğini geliştirmek üzere yoğun bir çaba harcanmıştır. Japonya, Hindistan, Avustralya birincil öncelikli ülkeler olarak belirlenmiştir. İlaveten Güney Kore, Filipinler, Tayland, Singapur, Vietnam, Endonezya, Malezya, Tayvan, Yeni Zelanda ve Moğolistan ile de işbirliklerini güçlendirilmeye çalışılmıştır. Komünist Vietnam ile işbirliği kurulması, Amerikan dış politikası açısından bir dönüm noktasıdır. Tüm bu ülkeler arasında en kritik ülke, Çin’in birincil yayılma stratejisi üzerinde olan Tayvan’dır. Ülke içerisinde de bağımsızlık ve birleşme yanlıları olarak ikiye ayrılmış bulunan, bu ülke Çin ile ABD’ni karşı karşıya askeri açıdan getirebilecek sıcak çatışma konusu olarak görülmektedir. Pasifik ve Hint Okyanusu bölgesinde ada hâkimiyetleri bulunan Birleşik Krallık, Fransa ve Kanada da, ABD’nin inşa etmek istediği bölgesel güvenlik networku içerisinde düşünülmektedir. Çin karşıtı ittifak ilişkileri, soğuk savaşta olduğu gibi katı bir bloklaşma değil, ekonomik anlamda Çin’in sunduğu fırsatları değerlendiren aynı zamanda güvenlik ve savunma konularında ABD ile işbirliği halinde olan bir karşıtlık ya da dengelemedir.

Güvenlik konusunda en önemlisi, Çin’e karşı stratejik bir ittifak olarak, hem çevrelemek hem de Asya’da tek hâkim olmasını engellemek için, Avustralya- Japonya- Hindistan –ABD’nin oluşturduğu Dörtlü Güvenlik Diyaloğu ya da Güvenlik Elması (QUAD- Diamond Alliance) oluşumudur. Asya’da Çin egemenliğinde tek kutuplu bir yapının oluşmaması birincil önceliklidir. QUAD’a ABD-Japonya-Avustralya ve stratejik bir özerkliğe sahip Hindistan olarak “ Üç Artı Bir “ adı da verilmektedir. Hindistan, Soğuk Savaş döneminde “ Bağlantısızlar” grubunun bir parçasıydı. BRICS içerisinde ve Çin-Rusya-Hindistan ile ekonomik işbirliğinin yanında, bir tarafın tam anlamıyla parçası olmadan dengeli bir şekilde QUAD içerisinde de yer almaktaydı. Eski İngiliz sömürgesi Hindistan bölgesel güç olarak, ABD tarafından ön plana çıkarılırken, ikinci en büyük dünya nüfusuna sahip, düşük işgücü, yüksek teknoloji çalışmaları nedeniyle, 2050 yılında dünya ekonomisinin lideri olarak da adı geçmektedir. Hindistan, Hint okyanusunu, kendi jeopolitik coğrafi etki alanı olarak görmektedir. Yeni Başkanın yardımcısı Hint Afrika kökenli Kamala Harris ile birlikte Hindistan’ın daha fazla ismi uluslararası politikada duyulacağı ve ABD ile birlikte Çin’e karşı önemli bir devlet olacağı söylenilebilir.

Hint – Pasifik bölgesinde konuşlanan Amerikan komutanlığı, USINDOPACOM geniş bir alan üzerinde faaliyet göstermektedir. Amerika’nın askeri savunmada mümkün olduğunca Asya ve Hindistan’a yakın kendi mülkiyetindeki adalar, Guam ve Diego Garcia gibi ve üsleri bulunduğu ülkelerle (Japonya, Avustralya gibi) kendi ülkesine doğru gelişi durdurmaya çalışmaktadır. Savunmanın orta noktasında Hawaii adası yer almakta eğer düşman güçleri bu hattı hızlıca geçerse Amerika’nın doğu sahilleri risk altına girmektedir. Bu nedenle Hawaii adası, Guam ve Japonya topraklarını birleştiren bir stratejik üçgen karşı koyma güç alanı ve Güney Kore, Avustralya, Singapur ve Japonya toprak alanlarını birleştiren eşkenar dörtgen alanda manevra alanı olarak, ABD savunma hattında düşünülmüştür.

Hint – Pasifik bölgesinde ABD dâhil Çin, Rusya, Hindistan, Pakistan, Kuzey Kore olmak üzere altı nükleer silaha sahip güç bulunmaktadır. Hindistan dışında, Çin-Rusya-Kuzey Kore ittifakı içerisinde bir nükleer füze savaşında, Amerikan savunması yetersiz kalabilir. Bu nedenle Kuzey Kore’nin nükleersiz bir ülke haline getirilerek tehdit olmaktan çıkması önem kazanmıştır. Önemli husus ABD’nin bizzat savaşa girmeden, daha önce aralarında savaşmış ve birçok konuda anlaşamayan Çin- Hindistan’ı karşı karşıya getirerek, Çin’i rakip olarak gözden çıkarmaktır. Bu nedenle 2021 den itibaren Hint- Pasifik bölgesinde gerçekleşen olaylar dünya gündeminde yer alacak ve güç değişimi senaryolarını belirleyecektir.

 

 

Kaynaklar

FOIP Indo-Pacific Strategy Report (2019), The Department Of Defense, (01. 06. 2019) https://media.defense.gov/2019/Jul/01/2002152311/-1/-1/1/DEPARTMENT-OF-DEFENSE-INDO-PACIFIC-STRATEGY-REPORT-2019.PDF

NSS (2017) National Security Strategy of the United States, The White House Publishing, https://www.whitehouse.gov/wp-content/uploads/2017/12/NSS-Final-12-18-2017-0905-1.pdf

 

ABD’NİN HİNT PASİFİK POLİTİKASI